6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali davasında yürütmenin geri bırakılması talebi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/229 E. 2023/481 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir Talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

İlgili mesele: ◆ TTK 449 yürütmenin geri bırakılması (yaklaşık ispat)

Gerekçe özeti

TTK 449 uyarınca genel kurul kararının iptali davasında kararın yürütmesinin geri bırakılması talebinde, TTK 449'da özel koşul düzenlenmediğinden tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK 389 ve 390/3'teki ihtiyati tedbir koşulları uygulanır; talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek ve tedbir kararı verilmemesi halinde hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya ciddi bir zarar doğacağı hususunu ortaya koymak zorundadır. İddia konusu hususların (finansal tabloların gerçeğe aykırılığı, izin koşullarının oluşup oluşmadığı) yargılamayı gerektirmesi ve bu aşamada kanaat verici delil bulunmaması halinde yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiş sayılır ve tedbir talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması (ihtiyati tedbir) talebinin koşulları → ret

İddia: Genel kurul kararlarının ağır hukuka aykırılıklarla alındığı, finansal tabloların ve raporların gerçeği yansıtmadığı, ibra oylamasının TTK 436/2'ye, izin oylamasının TTK 436/1'e aykırı olduğu, şirketin zarara uğratılmasının devam ettiği ileri sürülerek kararların icrasının geri bırakılması istenmiştir.

Gerekçe: TTK 449. madde, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açılması halinde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğini düzenlemekte, ancak bu geçici hukuki korumanın hangi hallerde verileceğini özel olarak belirlememektedir. Bu nedenle tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK 389 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkânsız hale geleceği veya gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi hallerinde tedbir kararı verilebilir; HMK 390/3 uyarınca talep eden taraf, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. İptali istenen kararlardan bilanço/kâr-zarar onayı ve ibraya ilişkin olanlar yönünden, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına veya imkânsız hale geleceğine ilişkin kanaat verici delil bulunmamaktadır; finansal tabloların ve faaliyet raporlarının gerçeğe aykırı düzenlenip düzenlenmediği konusunda eldeki davada henüz bir belirleme yapılmamıştır. Yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. maddeler kapsamında izin verilmesine ilişkin karar yönünden ise koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılama sonucunda verilecek hükümle belirleneceği, iddiaların yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada HMK 390/3 anlamında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği ve tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emare bulunmadığı anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul kararının iptali davasında TTK 449 uyarınca yürütmenin geri bırakılması talebinin, TTK'da özel koşul düzenlenmediği için HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleri (m.389, 390/3) ile tamamlanarak değerlendirileceğine ve yaklaşık ispat koşulunun somut olayda nasıl uygulanacağına ilişkin ilke niteliğinde bir değerlendirme içermektedir; bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali yürütmenin geri bırakılması ihtiyati tedbir yaklaşık ispat ibra şirketle işlem ve rekabet yasağı izni

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 449TTK 395TTK 396TTK 436TTK 515TTK 516 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/229

KARAR NO 2023/481

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/10/2022 (Ara Karar)

NUMARASI 2021/625 Esas

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/04/2023

13/10/2022 tarihli ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, 23 Haziran 2021 GK Toplantısı’nda alınan (3) sayılı gündem maddesi uyarınca 2020 yılı bilanço ve kâr/zarar hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanması hakkında alınan kararın, (4) sayılı gündem maddesi uyarınca alınan kararın ...’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396’ncı maddeleri kapsamında şirketle işlem yapma ve şirketle rekabet izni verilmesine ilişkin (6) sayılı gündem maddesi uyarınca alınan kararın icrasının geri bırakılmasını tedbiren talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI

Mahkemece, 23/06/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve dava konu edilen kararların yürürlüğünün durdurulmasını gerektirir somu bir vakıa bulunmadığı ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız veya güç bir durumun doğmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili; 23 Haziran 2021 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların ağır hukuk ihlalleriyle kanuna aykırı olarak alındığını, alınan kararların şirket açısından 2017 mali yılından bu yana zarar oluşturduğunu ve bu kararların alınmasında etkili olan kişilerin de şirkete zarar vermeye devam ettiklerini, geçmiş yıllarda alınan kararların mahkemelerce iptal edilmelerine rağmen şirketin zararlarının giderilmesine yönelik girişimde bulunmadıklarını, bu kararların uygulanmasına devam edilecek olursa şirketin zararının artacağını, ilk derece mahkemesince delillerin yeterince değerlendirilmediğini, şirket finansal tabloları ve raporlarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında daha önce açılan davalarda da şirketin önceki genel kurulunda alınan finansal ve mali tabloların tasdiki, ibra, yönetim kurulu üyelerine şirket işlem yapılmasına izin verilmesi gibi kararların iptaline karar verildiğini, Genel Kurul Toplantısı gündemin 4 ve 6 no.lu maddelerince şirketin ibra edilen Yönetim Kurulu üyelerinin ibra oylamasının TTK’nın 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına, yine Yönetim Kurulu üyelerine şirketle TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında izinlerin verilmesi oylamasının TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğunu, Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların şirket açısından 2017 mali yılından bu yana zarar oluşturduğunu ve şirket üzerinden başka şirketlerin finanse edilmeye devam edildiğini, ayrıca şirketin 2017 mali yılından beri aynı kişiler tarafından yönetildiğini, şirketi açıkça zarara sokan ve zararı gizleyici faaliyetlerin devam etmesi nedeniyle daha fazla zararın artmaması için yürütmenin geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptali istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkindir. TTK'nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.

Aynı yasanın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davalı şirketin 23/06/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan ve iptali istenen 3 no'lu kararın 2020 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunması, müzakeresine ve onaylanmasına; 4 no'lu kararının ... hariç yönetim kurulu üyelerinin ibrasına; 6 no'lu kararının yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yönetim kurulu üyelerinin görüşünü alarak talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafça kar zarar tablolarının ve bilançonun, bağımsız denetim ve faaliyet raporlarının gerçeği yansıtmadığı ve TTK m.515 ve 516'ya aykırı olarak düzenlendiği, ibraya ilişkin oylamada ise TTK m.436'da öngörülen usule uyulmadığı ileri sürülmektedir. Oysa 3 no'lu karar bilanço ve kar/zarar hesaplarının müzakeresine ve onaylanmasına, 4 no'lu karar ise ibraya ilişkindir. İptal istemine konu olan bu kararlar yönünden tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda bu aşamada bir kanaat verici bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca finansal tablolar ve faaliyet raporlarının gerçeğe aykırı düzenlenip düzenlenmediği hususunda eldeki davada henüz bir belirleme yapılmamıştır.

Diğer taraftan dava konusu edilen yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin 6 no'lu karar ile ilgili koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılama sonucunda verilecek hükümle belirleneceği, iddiaların yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada HMK'nın 390/3. maddesi anlamında yaklaşık olarak kanıtlanamadığı, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından ihtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından peşin yatırılan 620,40-TL (179,90-TL+179,90-TL+179,90-TL+80,70-TL) harcın mahsubu ile bakiye 440,5‬0-TL fazla harcın talep halinde davacılara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/04/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71536 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.