Kredi sigortasında ihbar süresinin sözleşmesel görev niteliği ve gerçek satıcı ilişkisinin araştırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/265 E. 2021/5392 K. · · İlk derece: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kredi sigortasında poliçedeki ihbar süreleri sözleşmesel görev niteliğindedir ve TTK 1446/2-1449 karşısında süresinde yapılmayan ihbar tek başına teminatı düşürmez; zararın teminat dışında kalıp kalmadığı belirlenirken gerçek satış ilişkisinin tarafı (proforma fatura icap niteliğinde olup satıcının kimliği ticari defterlerle) araştırılmalı ve ön ödemesi yapılmayan/ödeme güçlüğü bilinen alıcıya sevkiyatın genel şartlar kapsamındaki durumu değerlendirilmelidir; likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Ele alınan sorunlar
Temerrüt/ihbar sürelerinin süresinde yapılmamasının teminatı düşürüp düşürmediği → ret
İddia: Davalı sigortacı, vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin poliçe özel şartlarında belirtilen sürede yapılmadığını, faturaların azami faturalandırma dönemine ve dile aykırılığını ileri sürerek zararın teminat dışı kaldığını ve sorumluluğunun müdahaleden 5 ay sonra doğacağını savunmuştur.
Gerekçe: Poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev olup, TTK'nın emredici nitelikteki 1449. maddesinde öngörülen koşullar da gözetildiğinde süresinde yapılmayan ihbar tek başına teminatı düşürmez; nitekim vade tarihinden itibaren belirli süre içinde bildirim yapılmazsa sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğine ilişkin genel şart düzenlemesi, TTK 1446/2 ile hükümsüz kalmış olup, temerrüdün geç bildirilmesi gerçekleşen rizikoya ve zarar miktarına etkili değildir (bu hâlde TTK 1442 uyarınca değerlendirme yapılabilir). 'Azami faturalandırma dönemi' faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiğinden, sevk tarihinden önce ya da yabancı dilde fatura düzenlenmiş olması zararın teminat dışı kaldığı biçiminde yorumlanamaz. Davalının, sorumluluğunun müdahale talebinden 5 ay sonra doğacağına ilişkin savunması da yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Gerçek satış ilişkisinin tarafının (davacı mı, dava dışı firma mı) araştırılması → kabul
Gerekçe: Dosyada, faturalardan önce aynı satışlar için dava dışı bir firma tarafından proforma faturalar düzenlendiği, teslim notunda da o firmanın kaşe ve imzasının bulunduğu, davacının sonradan düzenlediği faturalarda proforma faturadaki şartlara atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmeden önce malın fiyat ve özelliklerini göstermek amacıyla düzenlenen proforma fatura icap niteliğindedir; geçerli satış sözleşmesi yoksa fatura niteliği taşımaz. Fatura ise sözleşmenin ifa aşamasına ilişkindir. Ticari ilişkinin satıcı tarafında davacının mı yoksa dava dışı firmanın mı olduğu, satış ve faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı incelenmediğinden belirsizdir. Bu nedenle proforma fatura, teslim notu ve faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firmaca davacıya satılıp devredilmediğinin ve davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak için fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ön ödemesi yapılmayan/ödeme güçlüğü bilinen alıcıya sevkiyatın teminat kapsamı → kabul
İddia: Davalı, bir kısım faturaların (FA Rodak firmasına düzenlenen) teminat kapsamında olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6 ve A.7.1.7 maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu ya da bulunması gereken yahut ödeme güçlüğünü bildiği alıcılara yaptığı sevkiyatın teminat dışında kalma koşulları düzenlenmiştir. Somut olayda aynı firmaya yapılan ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı belirtilmiş, ancak bu ön ödeme yapılmamış ve davalı durumdan haberdar edilmemiştir. Bu bakımdan söz konusu faturalara dayalı alacağın Genel Şartlar uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilememesi → kabul
Gerekçe: Alacak likit olmadığından davacı yararına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kredi sigortasında ihbar süresinin sözleşmesel görev sayılması, proforma faturanın icap niteliği ve gerçek satıcının ticari defterlerle belirlenmesi yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sigortası↗ ihbar süresi / sözleşmesel görev↗ teminat harici hâller↗ proforma fatura (icap)↗ ticari defterler↗ icra inkar tazminatı↗ alacağın likitliği↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Dava konusunun devri ile alacağın temliki ayrımı ve temlik alanın sıfatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5984 E. 2024/443 K.
Ortak:kredi sigortası
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça 5 ayrı «fatura» ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal «teslim» tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, «temerrüt» durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından «hasar» tazmin taleplerinin «hasar ihbarının» geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli «kredi sigortası» genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından «vade tarihi» veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir.
2- Dava, «kredi sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine vaki icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tazminat talebi davalı şirket tarafından «müdahale talebinin» geç yapılması nedeniyle reddedilmiş ise de, süresinden sonra «ihbar» yapılması halinde TTK 1442. maddesinin uygulama alanı bulacağı, zararın «teminat» dışı kalmayacağı ancak tazminattan indirim yapılabileceği gerekçesiyle kararın «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2019 tarih, 2018/1593 E. ve 2019/1206 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça 5 ayrı «fatura» ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal «teslim» tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, «temerrüt» durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından «hasar» tazmin taleplerinin «hasar ihbarının» geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli «kredi sigortası» genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından «vade tarihi» veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kredi sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan «sigorta tazminatının» tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın temliki · aktif husumet ehliyeti · temlik yasağı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince «alacağı temlik» alan davacılar bakımından davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından «fatura» edilen ve kayıtlanan 5 adet faturanın, proforma faturaları incelendiğinde Lezzet Kebabs, BBL Financial ve Rodak'a düzenlenen ilk tarihli proforma faturalarının Turkuvaz Danışmanlık şirketi tarafından düzenlendiği, ancak sözkonusu faturaların ihracat işlemleri ve asıl faturaların davacı tarafından düzenlendiği, davacı şirket kayıtlarında Turkuvaz Danışmanlık adına 20.06.2012 tarihli alış «kaydının» mevcut olduğu, proforma faturalar davadışı şirket tarafından düzenlense de davacı şirket kayıtlarında alış faturası ile kayıt bulunması, ihracatın davacı tarafından yapıldığının sabit olması karşısında davacı vekilinin davadışı şirketin kayıtlarının incelenmediğine yönelik itirazının yerinde olmadığı, davacının sigorta himayesi sağlamak üzere hareket ettiğinin belirlenemediği, «temlik yasağı» nedeniyle geçerli bir temlik yapılmadığı kabul edilerek temlik alanların davasının «aktif husumet yokluğundan» reddi gerektiği, davacının alıcı Fa.
Rodak firmasına yaptığı 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal «tesliminde» yapılacağının «proforma fatura» ve asıl faturada belirtildiği, ancak ön ödeme tutarının bu firma tarafından ödenmediği ve davalının durumdan haberdar edilmediği, bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca «teminat kapsamında» kalmadığı, «sigorta teminatı kapsamında» kalan faturalar bakımından davanın kabulünün gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; «temlik» alan davacılar bakımından «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine; davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile takibin 82.991,88 euro üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren euro cinsi alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazla talebin reddine, koşulları oluşmadığından «icra inkar tazminatı» ve «kötü niyet tazminat» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda «alacağın temlikinin» değil dava «konusunun devrinin» söz konusu olduğunu, tazminat hesabına «dahil» edilmeyen iki adet «fatura» yönünden kararın, 6100 sayılı Kanun'un «emredici» nitelikteki 1446 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12202 E. 2018/354 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekişmesiz yargı · re'sen gözetilme · ihbar olunan · ticari dava niteliği · kamu düzeni · ihbar · hukuki yarar · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… vunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı tarafından gönderilen havalenin alıcısı dışında bir şahsa ödenmesinde, sistemin güvenli bir şekilde işlemesini sağlamayan «ihbar olunan» finans kuruluşunun %50 oranında kusurlu olduğu, davacıya verilen MTCN numarasının davacı tarafından gizliliğinin ve güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle davacının %50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.052,75 EURO'nun dava tarihinden itibaren EURO'ya uygulanan «yasal faizi» ile birlikte aynen veya ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «ihbar olunan» vekili temyiz etmiştir. ./..
Union Financial Services GMBH talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
… 2 sayılı ...'nın 5. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile «ticari nitelikteki» «çekişmesiz yargı» işlerine bakmakla «görevli» olduğu, 5/3. maddesinde de, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda g …
-
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması | Alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1317 E. 2024/366 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iktisadi bütünlük kararı · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · hakim ortak · organik bağ · şirket merkezi mahkemesi · malvarlığına ilişkin dava · muvazaa
Benzer bu kararda… avalı şirket arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava dışı şirketin borcunun davalı şirketten tahsil edilemeyeceğini, işin esasına girilmeden davanın «husumetten» reddi gerektiğini, dava dışı şirketle müvekkilinin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, davacının şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu yönündeki iddialarının tamamen ... dışı olduğunu, «ticaret sicil» «kaydına» bakıldığında ... ... dışında iki şirkette de hisse sahibi bulunan başka kimse olmadığını, «muvazaalı» hareket etme, «mal kaçırma» gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, «iflasına» karar verilen dava dışı şirketten olan alacağı semeresiz kaldığından, davacıyla hiçbir ticari ilişkisi olmayan müvekkilinden alacak talebinde bulunamayacağını savu …
… ılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, «şirket merkezlerinin» birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan «mal kaçırma» amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin «muvazaalı» olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar …
… dışı şirketin ise 2 hissedarı olup %75 hisseyle ... ...’nın büyük hissedar olduğu, her iki şirkette ... ... dışında diğer ortaklar yönünden müştereklik bulunmadığı, «şirket merkezlerinin» aynı olmasının, tasarruf saikiyle veya başka bir saikle olabileceği, bunun şirketler arasında «organik bağ» olduğu anlamına gelmeyeceği, davalı şirket ve dava dışı şirketin internet sitelerinde karşılıklı olarak gurup şirketleri olduğu «ilan» edilmiş, şirket yetkilileri tarafından basına verilen demeçlerde de bu husus vurgulanmışsa da bu şekilde bilgilendirmenin, şirket ve bağlı grup şirketleri hakkında 3 üncü kişileri bilgilendirme amaçlı olduğu kanaatine varıldığı, Akros lmport Export Ltd.Şti.'nin orman ürünleri ithalat ve ihracatı ile faaliyet konusunun bulunduğu ve her iki şirketin faaliyet konularının benzer olmadığı, aynı sektörde iştigal etmedikleri, bu anlamda «üçüncü kişiler» nezdinde sanki ... bir şirketle işlem yapılıyor algısı yaratılamayacağı, yine davalı ve dava dışı şirketler arasında mevcudu eksiltme yönünde kötü niyetli ya da «dürüstlük kuralına» aykırı herhangi bir işlem yapmış olduklarının tespit edilemediği, dava dışı şirketin davalı şirket ile aralarında kira faturası dışında başka bir faturalaşmanın olmadığı bu nedenle dava dışı şirketin aktiflerini davalı şirket lehine azaltıcı bir işlem yapmadığı, ayrıca davacının dava dışı şirket ile davalı şirket arasında «iktisadi bütünlük» olduğu, büyük kredi imkanlarının ve yüksek ödeme gücü bulunduğu kanısının yaratıldığı iddiasının sözleşme tarihinde davalı şirketin 1 yıllık bir şirket olması ve h …
… ,35 TL (372.770 USD karşılığı) tutarında alacaklı olduklarına hükmedildiğini, dava dışı şirket aleyhinde başlatılan takipte borçlu şirketin borca yeter herhangi bir «malvarlığı» bulunmadığından «iflasına» karar verildiğini, dava dışı şirketle arasında «organik bağ» bulunan davalının borçtan «müteselsilen sorumlu» olduğunu ileri sürerek, dava dışı şirket aleyhine hükmedilen (372.770 USD karşılığı) 1.617.459,35 TL alacaktan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/265 E. , 2021/5392 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.05.2018 tarih ve 2014/426 E. - 2018/518 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.10.2019 tarih ve 2018/1593 E. - 2019/1206 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855.- Euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, Lezzet Kebaps Ltd, BBL Financal Services GMBH, FA Rodak Im.Exp.
isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, davacının beş müşterisi yönünden temerrüdün oluştuğu, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği, TTK 1442. maddesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle, İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 Euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça 5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından hasar tazmin taleplerinin hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönündeki düzenlemenin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK’nın 1446/2 maddesi ile hükümsüz kaldığı, sigorta ettirenin temerrüdü gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya, zararın miktarına bir etkisi olmayacağı, yine davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesinin de yerinde olmadığı, ancak davacının başvurusuna gelince, alacak ödenmeyen faturalara ilişkin olup likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 29.
İcra Müdürlüğü'nün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, davacı tarafça BBL Financial Services Gmbh firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli, Lezzet Kebabs Limited firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli ve FA Rodak İmport-Export firmasına yapılan 21.06.2012 tarihli satışlarda vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin poliçe özel şartlarından belirtilen sürede yapılmadığı iddia edilmiş ise de, poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev olup TTK’nın emredici nitelikteki 1449.
maddesinde öngörülen koşullar da gözetildiğinde bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmamasına, yine poliçe özel şartrlarından ifade edilen “azami faturalandırma dönemi”nin faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiği bu sebeple sevk tarihinde önce fatura düzenlenmesinin veya faturanın yabancı dilde düzenlenmemiş olmasının da zararın teminat kapsamının dışında kaldığı şeklinde yorumlanamayacağına, davalının zararın teminat kapsamı dışında kaldığı ve ödenmeyeceği konusundaki yazısı karşısında sorumluluğunun müdahale talebinde bulunulmasından 5 ay sonra doğacağına dair savunmasının da yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kredi sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine vaki icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tazminat talebi davalı şirket tarafından müdahale talebinin geç yapılması nedeniyle reddedilmiş ise de, süresinden sonra ihbar yapılması halinde TTK 1442. maddesinin uygulama alanı bulacağı, zararın teminat dışı kalmayacağı ancak tazminattan indirim yapılabileceği gerekçesiyle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Taraflar arasında 08.06.2012 tarihli sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, işbu poliçe 2009 tarihli Kredi Sigortası Genel Şartları, Özel Şartlar ve Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hükümleri kapsamında somut olay çerçevesinde yorumlanmalıdır.
Somut olayda, davacı taraf, öncelikle ticari ilişki kuracağı firmaları davalı tarafa bildirmiş ve davalı tarafça söz konusu alıcı firmalar için poliçe kapsamında ticari limit açılmıştır. Davacı tarafça, dava dışı BBL Financial Services Gmbh, Lezzet Kebabs Limited ve FA Rodak İmport-Export firmalarına farklı tarihlerde mal satışı yapılmış, faturalar düzenlenmiş ve mallar alıcı firmalara sevk edilmiştir. Ancak faturada yazılı vade sonu itibariyle mal bedelleri ödenmediği için davacı taraf, poliçe kapsamında, davalı ... şirketine durumu bildirmiştir. Davalı ... ise, vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale taleplerinin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacının talebini reddetmiş, devamında 14.12.2012 tarihli ihtarnameye cevabında ve davaya cevap dilekçesinde esasen ret sebebinin sadece süresinde yapılmayan ihbarlar olmadığını beyan etmiş ve davacının taleplerinin kredi poliçesi genel şartları ve özel şartlar gereği teminat dışı kaldığını da gerekçeleriyle açıklamıştır.
Ancak gerek ilk derece mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi davalının diğer savunmalarını değerlendirmemiş, sadece davalının süresinde yapılmayan ihbarlar nedeniyle tazminat talebini reddetmesinin yerinde olmadığı ve TTK 1442. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiğine karar gerekçesinde yer vermiştir.
Dosya münderacatına bakıldığında, davacının ticari ilişki kurduğu firmalara farklı tarihlerde faturalar kestiği görülmüş, ancak, bu faturalardan önce aynı satışlar için davadışı Turkuvaz Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından proforma faturalar düzenlendiği, yine teslim notunda da aynı firmanın kaşe ve imzasının yer aldığı, daha sonra davacı tarafça düzenlenen faturalarda da proforma faturadaki şartlara atıf yapıldığı anlaşılmıştır. Uygulamada sıkça rastlanan ve sözleşmenin imzalanmasından önce malın fiyatını, özelliklerini vs. göstermek amacıyla düzenlenen proforma fatura icap niteliğindedir. Geçerli satış sözleşmesinin bulunmadığı hallerde, düzenlenen böyle bir belge fatura niteliği taşımaz, ancak icap mahiyetinde olabilir.
Fatura ise sözleşmenin ifa aşaması ile ilgilidir ve edimlerin içeriğini gösterir. Dava konusu ticari ilişkinin satıcı tarafında, davacı firmanın mı yoksa davadışı Turkuvaz Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin mi olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinde söz konusu satış ve faturaların kayıtlı olup olmadığı ise davacının ticari defteri incelenmediği için bilinmemektedir. Bu nedenle, dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken alıcı lezzet, BBC ve Fa Rodak'a düzenlemeler ile fatura bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı vekilinin, FA Rodak İmport-Export firmasına düzenlenen 12.07.2012 tarihli 67.734 Euro ve 21.07.2012 tarihli 25.608 Euro bedelli faturaların teminat kapsamında olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkiyatın teminat dışında kalma koşulları düzenlenmiştir. Somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtilmiş, ancak, ön ödeme tutarı FA Rodak İmport-Export firmasınca ödenmemiş ve davalı durumdan haberdar edilmemiştir.
Bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4- Alacak likit olmadığından davacı yararına %20 icra inkar tazminatı verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681147500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz