6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi sigortasında ihbar süresinin sözleşmesel görev niteliği ve gerçek satıcı ilişkisinin araştırılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/265 E. 2021/5392 K. · · İlk derece: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Kredi sigortasında poliçedeki ihbar süreleri sözleşmesel görev niteliğindedir ve TTK 1446/2-1449 karşısında süresinde yapılmayan ihbar tek başına teminatı düşürmez; zararın teminat dışında kalıp kalmadığı belirlenirken gerçek satış ilişkisinin tarafı (proforma fatura icap niteliğinde olup satıcının kimliği ticari defterlerle) araştırılmalı ve ön ödemesi yapılmayan/ödeme güçlüğü bilinen alıcıya sevkiyatın genel şartlar kapsamındaki durumu değerlendirilmelidir; likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Temerrüt/ihbar sürelerinin süresinde yapılmamasının teminatı düşürüp düşürmediği → ret

İddia: Davalı sigortacı, vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin poliçe özel şartlarında belirtilen sürede yapılmadığını, faturaların azami faturalandırma dönemine ve dile aykırılığını ileri sürerek zararın teminat dışı kaldığını ve sorumluluğunun müdahaleden 5 ay sonra doğacağını savunmuştur.

Gerekçe: Poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev olup, TTK'nın emredici nitelikteki 1449. maddesinde öngörülen koşullar da gözetildiğinde süresinde yapılmayan ihbar tek başına teminatı düşürmez; nitekim vade tarihinden itibaren belirli süre içinde bildirim yapılmazsa sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğine ilişkin genel şart düzenlemesi, TTK 1446/2 ile hükümsüz kalmış olup, temerrüdün geç bildirilmesi gerçekleşen rizikoya ve zarar miktarına etkili değildir (bu hâlde TTK 1442 uyarınca değerlendirme yapılabilir). 'Azami faturalandırma dönemi' faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiğinden, sevk tarihinden önce ya da yabancı dilde fatura düzenlenmiş olması zararın teminat dışı kaldığı biçiminde yorumlanamaz. Davalının, sorumluluğunun müdahale talebinden 5 ay sonra doğacağına ilişkin savunması da yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Gerçek satış ilişkisinin tarafının (davacı mı, dava dışı firma mı) araştırılması → kabul

Gerekçe: Dosyada, faturalardan önce aynı satışlar için dava dışı bir firma tarafından proforma faturalar düzenlendiği, teslim notunda da o firmanın kaşe ve imzasının bulunduğu, davacının sonradan düzenlediği faturalarda proforma faturadaki şartlara atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmeden önce malın fiyat ve özelliklerini göstermek amacıyla düzenlenen proforma fatura icap niteliğindedir; geçerli satış sözleşmesi yoksa fatura niteliği taşımaz. Fatura ise sözleşmenin ifa aşamasına ilişkindir. Ticari ilişkinin satıcı tarafında davacının mı yoksa dava dışı firmanın mı olduğu, satış ve faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı incelenmediğinden belirsizdir. Bu nedenle proforma fatura, teslim notu ve faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firmaca davacıya satılıp devredilmediğinin ve davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak için fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ön ödemesi yapılmayan/ödeme güçlüğü bilinen alıcıya sevkiyatın teminat kapsamı → kabul

İddia: Davalı, bir kısım faturaların (FA Rodak firmasına düzenlenen) teminat kapsamında olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6 ve A.7.1.7 maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu ya da bulunması gereken yahut ödeme güçlüğünü bildiği alıcılara yaptığı sevkiyatın teminat dışında kalma koşulları düzenlenmiştir. Somut olayda aynı firmaya yapılan ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı belirtilmiş, ancak bu ön ödeme yapılmamış ve davalı durumdan haberdar edilmemiştir. Bu bakımdan söz konusu faturalara dayalı alacağın Genel Şartlar uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilememesi → kabul

Gerekçe: Alacak likit olmadığından davacı yararına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kredi sigortasında ihbar süresinin sözleşmesel görev sayılması, proforma faturanın icap niteliği ve gerçek satıcının ticari defterlerle belirlenmesi yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sigortası ihbar süresi / sözleşmesel görev teminat harici hâller proforma fatura (icap) ticari defterler icra inkar tazminatı alacağın likitliği

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 1442TTK 1446/2TTK 1449

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Dava konusunun devri ile alacağın temliki ayrımı ve temlik alanın sıfatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5984 E. 2024/443 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12202 E. 2018/354 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması | Alacak | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1317 E. 2024/366 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/265 E.  ,  2021/5392 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.05.2018 tarih ve 2014/426 E. - 2018/518 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.10.2019 tarih ve 2018/1593 E. - 2019/1206 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855.- Euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, Lezzet Kebaps Ltd, BBL Financal Services GMBH, FA Rodak Im.Exp.

isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, davacının beş müşterisi yönünden temerrüdün oluştuğu, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği, TTK 1442. maddesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle, İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 Euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça 5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından hasar tazmin taleplerinin hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönündeki düzenlemenin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK’nın 1446/2 maddesi ile hükümsüz kaldığı, sigorta ettirenin temerrüdü gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya, zararın miktarına bir etkisi olmayacağı, yine davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesinin de yerinde olmadığı, ancak davacının başvurusuna gelince, alacak ödenmeyen faturalara ilişkin olup likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 29.

İcra Müdürlüğü'nün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, davacı tarafça BBL Financial Services Gmbh firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli, Lezzet Kebabs Limited firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli ve FA Rodak İmport-Export firmasına yapılan 21.06.2012 tarihli satışlarda vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin poliçe özel şartlarından belirtilen sürede yapılmadığı iddia edilmiş ise de, poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev olup TTK’nın emredici nitelikteki 1449.

maddesinde öngörülen koşullar da gözetildiğinde bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmamasına, yine poliçe özel şartrlarından ifade edilen “azami faturalandırma dönemi”nin faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiği bu sebeple sevk tarihinde önce fatura düzenlenmesinin veya faturanın yabancı dilde düzenlenmemiş olmasının da zararın teminat kapsamının dışında kaldığı şeklinde yorumlanamayacağına, davalının zararın teminat kapsamı dışında kaldığı ve ödenmeyeceği konusundaki yazısı karşısında sorumluluğunun müdahale talebinde bulunulmasından 5 ay sonra doğacağına dair savunmasının da yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, kredi sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine vaki icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tazminat talebi davalı şirket tarafından müdahale talebinin geç yapılması nedeniyle reddedilmiş ise de, süresinden sonra ihbar yapılması halinde TTK 1442. maddesinin uygulama alanı bulacağı, zararın teminat dışı kalmayacağı ancak tazminattan indirim yapılabileceği gerekçesiyle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

Taraflar arasında 08.06.2012 tarihli sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, işbu poliçe 2009 tarihli Kredi Sigortası Genel Şartları, Özel Şartlar ve Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hükümleri kapsamında somut olay çerçevesinde yorumlanmalıdır.

Somut olayda, davacı taraf, öncelikle ticari ilişki kuracağı firmaları davalı tarafa bildirmiş ve davalı tarafça söz konusu alıcı firmalar için poliçe kapsamında ticari limit açılmıştır. Davacı tarafça, dava dışı BBL Financial Services Gmbh, Lezzet Kebabs Limited ve FA Rodak İmport-Export firmalarına farklı tarihlerde mal satışı yapılmış, faturalar düzenlenmiş ve mallar alıcı firmalara sevk edilmiştir. Ancak faturada yazılı vade sonu itibariyle mal bedelleri ödenmediği için davacı taraf, poliçe kapsamında, davalı ... şirketine durumu bildirmiştir. Davalı ... ise, vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale taleplerinin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacının talebini reddetmiş, devamında 14.12.2012 tarihli ihtarnameye cevabında ve davaya cevap dilekçesinde esasen ret sebebinin sadece süresinde yapılmayan ihbarlar olmadığını beyan etmiş ve davacının taleplerinin kredi poliçesi genel şartları ve özel şartlar gereği teminat dışı kaldığını da gerekçeleriyle açıklamıştır.

Ancak gerek ilk derece mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi davalının diğer savunmalarını değerlendirmemiş, sadece davalının süresinde yapılmayan ihbarlar nedeniyle tazminat talebini reddetmesinin yerinde olmadığı ve TTK 1442. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiğine karar gerekçesinde yer vermiştir.

Dosya münderacatına bakıldığında, davacının ticari ilişki kurduğu firmalara farklı tarihlerde faturalar kestiği görülmüş, ancak, bu faturalardan önce aynı satışlar için davadışı Turkuvaz Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından proforma faturalar düzenlendiği, yine teslim notunda da aynı firmanın kaşe ve imzasının yer aldığı, daha sonra davacı tarafça düzenlenen faturalarda da proforma faturadaki şartlara atıf yapıldığı anlaşılmıştır. Uygulamada sıkça rastlanan ve sözleşmenin imzalanmasından önce malın fiyatını, özelliklerini vs. göstermek amacıyla düzenlenen proforma fatura icap niteliğindedir. Geçerli satış sözleşmesinin bulunmadığı hallerde, düzenlenen böyle bir belge fatura niteliği taşımaz, ancak icap mahiyetinde olabilir.

Fatura ise sözleşmenin ifa aşaması ile ilgilidir ve edimlerin içeriğini gösterir. Dava konusu ticari ilişkinin satıcı tarafında, davacı firmanın mı yoksa davadışı Turkuvaz Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin mi olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinde söz konusu satış ve faturaların kayıtlı olup olmadığı ise davacının ticari defteri incelenmediği için bilinmemektedir. Bu nedenle, dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken alıcı lezzet, BBC ve Fa Rodak'a düzenlemeler ile fatura bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3- Davalı vekilinin, FA Rodak İmport-Export firmasına düzenlenen 12.07.2012 tarihli 67.734 Euro ve 21.07.2012 tarihli 25.608 Euro bedelli faturaların teminat kapsamında olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkiyatın teminat dışında kalma koşulları düzenlenmiştir. Somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtilmiş, ancak, ön ödeme tutarı FA Rodak İmport-Export firmasınca ödenmemiş ve davalı durumdan haberdar edilmemiştir.

Bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

4- Alacak likit olmadığından davacı yararına %20 icra inkar tazminatı verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

5- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681147500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1593 E. 2019/1206 K.

Hasar bildiriminin gecikmesi tazminattan indirim koşulu doğurmaz

Gerekçe özeti

Kredi sigortası poliçesinde veya genel şartlarda, sigortalının temerrüt/hasar bildirimini belirli bir sürede yapmaması halinde teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğine ilişkin düzenleme, TTK 1446/2'nin emredici hükmü karşısında hükümsüzdür; bildirimin gecikmesi ancak tazminat miktarında veya rizikonun gerçekleşmesinde bir artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılabilir, aksi halde bildirimdeki gecikme teminat kapsamını ortadan kaldırmaz. Ayrıca gerçekleşen riziko nedeniyle likit hale gelen alacak yönünden icra inkar tazminatı talebinin reddi hatalıdır.

Emsal değeri

Kredi sigortası poliçelerinde/genel şartlarında öngörülen hasar-temerrüt bildirim sürelerine uyulmamasının teminat kaybına yol açacağı yönündeki düzenlemenin TTK 1446/2'nin emredici hükmü karşısında geçersiz olduğu ve bildirim gecikmesinin ancak zarar/riziko üzerinde etkisi varsa indirim nedeni oluşturabileceği yönündeki değerlendirme, benzer kredi sigortası uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: kredi sigortası itirazın iptali temerrüt bildirimi hasar ihbarı müdahale talebi TTK 1446 emredici hüküm icra inkar tazminatı likit alacak muafiyet indirimi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1593

KARAR NO 2019/1206

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2018

NUMARASI 2014/426 E.-2018/518 K.

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/10/2019

İlk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... şirketi ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855-euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, ...

isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını, yapılan ihracatlar için müvekkilinin banka kredisi kullandığını, riski azaltmak için karın büyük bölümünden feragat ederek yüksek meblağlarla kredi sigortası yaptırdığını,belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68.- euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili 10.9.2018 havale tarihli ve hafta sonu nedeniyle süresinde olan istinaf dilekçesinde , dosyaya rapor ibraz eden tüm bilirkişilerin bir rapordaki kurum personeli bilirkişinin görüşü hariç, haklılıkları yönünde görüş bildirdiğini, konunun uzmanı bilirkişilerin raporları karşısında haklılıklarının kanıtlandığını, mahkemenin davanın kısmen kabulü yönünde karar vererek haklılıklarını ilama bağladığını, alacak likit olmasına karşın mahkemenin hükmettiği alacak bakımından icra inkar tazminatına hükmetmediğini, kararın bu yönü ile yanlış olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne, kabul edilen miktar yönünden müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; davacı tarafa peşin nisbi harç eksikliği tamamlattırılmadan yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu, mahkemenin kararının icra dosyasındaki takip talebine açıkça aykırı olduğunu, delillerin değerlendirilmesizin ve eksik incelemeyle verilen kararın usule aykırı olduğunu, davacının taleplerinin sigorta kapsamı içerisinde olmadığını ve teminat dışı olduğunu, davacının iddia ettiği satışlarla ilgili kararlaştırılmış vadeleri ispatlayamadığını, bilirkişi raporlarında temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu, davacının kestiği faturaların usulsüz olduğunu, mahkemenin TTK 1446. maddeyi tatbik etmesinin hatalı olduğunu, yapılan tazminat hesabının doğru olmadığını, davacının 5 aylık bekleme müddetine riayet etmediğini, müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davalı tarafından 08/06/2012 tarihli kredi sigorta poliçesi düzenlendiği, satış kaynaklı rizikolarda her bir hasarda hasara katılım payının %10 ve teminat kapsamında 3.000-euro muafiyet öngörüldüğü, poliçeyle sigortalının alıcısının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal ve hizmet bedeli ödememesi halinin davalı sigortacı tarafından poliçeyle teminat altına alındığı, davacının beş müşterisi yönünden temerrüdün oluştuğu, bir kısım temerrüt ihbarlarının davalıya gecikmeli olarak yapıldığı hususları sabittir.Yargılama sürecinde , 3 ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış olup,bilirkişi raporları benimsenmek suretiyle hesaplanan miktar üzerinden davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.Davalı tarafından 8.6.2012 tarihinde ...firmasına 120.000-euro ,...s'a 50.000-euro, ....ltd.ne 30.000-euro limitler açılmıştır.

Poliçe özel şartlar da 2.7.madde de "temerrüt halinin ,vade veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 30 gün içinde sigortalıya bildirilmelidir.yine hasar ihbarı başlıklı 2.3.1 maddesinde azami müdahale talep süresi fatura vade tarihinden itibaren 90 gün içerisinde yapılacağı öngörülmüştür.5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya davacı tarafından mal sevkedildiği,bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu , temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı tesbit olunmuştur. Davalı şirket hasar tazmin taleplerini hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddetmiştir.2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde "borç ile ilgili bir temerrüt hali ,sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir.Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönünde ki düzenleme 1 temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK nun 1446/2 maddesi ile hükümsüz kalmıştır.TTK nun 1446(1) maddesi riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren ,rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ,ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa ,kusurun ağırlığına göre ,tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." şeklindedir.Buna göre bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır.Sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki eden bir husus olmadığı sonucuna varılmakla davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red gerekçesi TTK nun 1446/2 maddesine aykırı olup,emredici hükme aykırılık nedeniyle bu hususa ilişkin savunmaları ve istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı ,sigorta ettirenin temerrüdün gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya ,zararın miktarına bir etkisi olmadığı kanaatına varılmıştır.Davalı vekili temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu ileri sürmüş ise de yapılan bilirkişi incelemelerinde tüm raporlarda 5 adet satış işlemi için yaptığı vadesi geçmiş borç bildirimlerini KSGŞ B.1 maddesi ve özel şartlar 2.7.madde hilafına gecikmeli olarak yaptığı tesbit olunmuştur.Ancak vadesi geçmiş borç bildirimlerinin rizikoya ve hasar tazminat miktarına bir etkisi olmadığı belirlendiğinden bu iddianın sonuca etkisi olmayıp tazminat talebini zamanında ihbar yapılmadığını gerekçe göstererek yazılı olarak reddeden davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesi yerinde görülmemiş,davalı vekilinin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davanın itirazın iptali davası olduğu, icra takibinde yabancı para üzerinden takip başlatıldığı ve icra takibine itirazın iptali talep edilmekle verilen hükmün icra takibine aykırı bulunduğu iddiası yerinde değildir.Ayrıca itirazın iptali davasında icra takibinde yatırılan harcın mahsup edileceği Harçlar kanunun da öngörülmüştür.Ancak;

gerçekleşen riziko alıcı tarafından ödenmeyen faturalara ilişkin olup alacak likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Talep olunan faturalardan muafiyet indirimi yapılarak 160.999,68.- euro hesaplandığı, bu sebeble davacı vekilinin fazlaya dair istemin reddine yönelik kısma ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin icra inkar tazminatı bakımından başvurusu kabul edilerek hükmün kaldırılmasına yeniden yargılama gerekmediği ancak yeniden hüküm verilmesi gerektiğinden itirazın kısmen iptali takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına , fazla istemin reddine ve likit alacak nedeniyle davacı yararına kabul edilen kısım üzerinden icra takip tarihinde ki kur üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULUNE,İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/426 Esas 2018/518 Karar sayılı ve 10/05/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68.- euro üzerinden devamına,fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına,Takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 25.632,77- TL nispi karar harcından, icra ve mahkeme veznesine yatırılan 6.865,20- TL harcın mahsubu ile bakiye 18.767,57-TL'nin davalıdan alınarak hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 6.893,25- TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 2.600- TL bilirkişi ücreti ve 379,70- TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.979,70-TL yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 2.790-TL yargı giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalının 2.400-TL yargı giderinden davanın reddi oranında hesaplanan 170,40- TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 28.464,52-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 3.439,08-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine"Davalıdan alınması gereken 25.632,77- TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin yatırılan 6.410-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.222,77-TL'nin davalıdan alınarak hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 98,10-TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına.Davacı tarafından yapılan 46,35- TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

03/10/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.