Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6657 E. 2018/496 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ infazda tereddüt↗ infaz↗ ayırt edicilik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın davacısına ait 2003/00044 sayılı tasarım ile davalısına ait 2013/05602 sayılı tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı gözüyle belirgin farklılıkların bulunduğu, asıl davanın davacısı, karşı davanın davalısı adına tescilli olan 2003/00044-3 sayılı tasarımın başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davacısı, karşı davanın davalısı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, hükmün infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, davalı-karşı davacı vekili, davacı-karşı davalı adına tescilli 2003/00044 sayılı çoklu endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiş, mahkemece, karar gerekçesinde bilirkişilerin 2003/00044-3 sayılı tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadığını bildirir raporunun dosya arasında alındığı belirtilmiş ve hüküm kısmında “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilmiştir. Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve infazı kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek infazda tereddüte sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı- karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4107 E. 2021/4644 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu durumda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği kabul edilemeyeceğinden «infaz» olanağı bulunmayacak biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · dosya masrafı
Benzer bu kararda… emece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu aracın sağlam ve eksiksiz geri verilmesi mümkün olmadığından davalının araç için yaptığı gerekli «masrafları» ve icra takibiyle elde ettiği menfaatleri, geri vermesi gereken araç bedelinden mahsubuyla miktarın 45.000.- TL olarak değerlendirildiği, hal böyle iken davacının …
1-Dava, bonodan kaynaklanan «istirdat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2007 E. 2017/4741 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
… u itibarla, mahkeme kararının hüküm fıkrasında, davacının marka haklarına tecavüzün önlenmesi talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verildikten sonra «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde “davacının «yargılama giderlerinin» ½’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak yargılama giderlerinin ne olduğu ve miktarı açık ve net olarak ifade edilmemiş, ayrıca hüküm fıkrasında tarafların sorumlu oldukları «harç» miktarları da belirtilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · yargılama gideri · harç · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalı tarafından TTK’nın 52. maddesi kapsamında haksız şekilde «ticaret unvanı» kullanımının ve tescilinin söz konusu olduğu, dolayısıyla da tescilli olan davalı ticaret unvanından "Selva" ibaresinin terkininin gerektiği, davalı kullanımının tescilli ticaret unvanının tescil olunduğu haliyle TTK hükümlerine uygun bir kullanım niteliğinde olduğu ve bu durumda ticaret unvanındaki “SELVA” sözcüğünün davacının tescilli markasına tecavüz eder şekilde markasal bir kullanım bulunmadığı öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 55. maddesi kapsamında «iltibasa» yol açan bir eylemin varlığı da belirlenmediği gerekçesiyle marka haklarına tecavüzün önlenmesi talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine ve diğer hususlar bozma kapsamı dışında kaldığından ve kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u itibarla, mahkeme kararının hüküm fıkrasında, davacının marka haklarına tecavüzün önlenmesi talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verildikten sonra «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde “davacının «yargılama giderlerinin» ½’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak yargılama giderlerinin ne olduğu ve miktarı açık ve net olarak ifade edilmemiş, ayrıca hüküm fıkrasında tarafların sorumlu oldukları «harç» miktarları da belirtilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4938 E. 2015/11857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · limited şirket hisse devri · ticaret sicili tescili · hisse devri · limited şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile, «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4257 E. 2020/2291 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemenin dava konusu talep ile ilgili olumlu ya da «olumsuz» karar vermeksizin, bozma ilamına uyulduğunu belirtmekle yetinmesi doğru olmayıp kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8866 E. 2015/12218 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Benzer bu kararda… hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı «şirket müdürü» ...'in davalı ....'ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığından reddine'' ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde verilen ve «infaz kabiliyeti» bulunmadığı anlaşılan kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · el koyma · bloke · şirket müdürü
Benzer bu kararda… hükme esas alınan bilirkişi raporunun karara aynen yazılması suretiyle gerekçe oluşturulması doğru olmadığı gibi, “davacı tarafından açılan davanın reddi ile davalı «şirket müdürü» ...'in davalı ....'ne hiçbir borcu bulunmadığından bankaca hesabında «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan bu davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığından ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığından reddine'' ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden, işbu, hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, hüküm fıkrası da kendi içerisinde çelişkili olan, davanın reddine karar verilmesine rağmen aynı zamanda paranın iadesine de hükmedilmesi nedeniyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde verilen ve «infaz kabiliyeti» bulunmadığı anlaşılan kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «şirket müdürü» ...’in davalı bankaya bir borcu bulunmadığından bankaca «bloke» edilen 19.682,19 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... hakkında açılan davanın bankaya hiçbir borcu bulunmadığı ve bankaca el «koyma» işleminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infazda tereddüt · infaz
İncelediğiniz kararda1- Mahkemece, hükmün «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve «infazı» kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek «infazda tereddüte» sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6657 E. , 2018/496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.01.2016 tarih ve 2013/497-2016/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davanın davacısı-karşı davanın davalısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, 2003/00044 sayılı Endüstriyel Tasarım Belgesinin müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının BİEV markalı ürünleri ile bu tasarıma tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespitini, tasarım hakkının korunmasını, 20.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacı adına tescilli 2003/00044 sayılı endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırtedicilik vasfının bulunmadığını, müvekkilinin imal ettiği ürünlerin davacının tasarımından farklı olduğunu savunarak asıl davanın reddini, karşı davanın kabulü ile 2003/00044 sayılı endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili tasarımının özgün ve ayırt edici vasıfta olduğunu savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın davacısına ait 2003/00044 sayılı tasarım ile davalısına ait 2013/05602 sayılı tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı gözüyle belirgin farklılıkların bulunduğu, asıl davanın davacısı, karşı davanın davalısı adına tescilli olan 2003/00044-3 sayılı tasarımın başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davacısı, karşı davanın davalısı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, hükmün infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, davalı-karşı davacı vekili, davacı-karşı davalı adına tescilli 2003/00044 sayılı çoklu endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiş, mahkemece, karar gerekçesinde bilirkişilerin 2003/00044-3 sayılı tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadığını bildirir raporunun dosya arasında alındığı belirtilmiş ve hüküm kısmında “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilmiştir. Bu bakımdan, mahkemece, hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve infazı kabil olacak şekilde gösterilmesi gerekirken “Davalının karşı davasının kabulüne” karar verilmekle yetinilerek infazda tereddüte sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı- karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı- karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı- karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406606600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz