Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5900 E. 2021/3916 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ borç ikrarı↗ teminat senedi↗ yemin teklifi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ bedelsizlik↗ yemin↗ ikrar↗ ispat yükü↗ bono↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin bedelsizliğini kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya yemin de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK. 72/4 md. gereğince alacaklı lehine tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının ispat yükünün davacıda olduğu, icra takibine konu bono üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin bedelsiz kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının yemin deliline açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacının istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5091 E. 2022/6381 K.
Ortak:kayıtsız şartsız borç ikrarı · borç ikrarı · borçlu olunmadığının tespiti · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · ispat yükü · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Bunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin «bedelsizliğini» «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir «yazılı delil» sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya «yemin» de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK.
Benzer bu karardaBunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti olmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» davalıların «ikrahı» nedeniyle sakatlanan irade sonucu imzalandığının iddia edildiği, iddianın ispatı için dinlenen tanığın beyanında davacının bonoyu tanzim iradesinin ikrah yolu ile sakatlandığına dair görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, soruşturma dosyası içeriğinde de davacı iddiasını destekler kanıt mevcut olmadığı, «irade sakatlığı» iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... tarafından dava konusu bononun davacıya verilen 1.000.000,00 TL nakit nedeniyle tanzim edildiğinin savunulduğu, senet metnindeki "«nakden" kaydı» karşısında, bononun veriliş nedeninin «talil» edilmediği, bu halde bononun bu davalıya başka bir sebeple verildiğini «yazılı delil» ile «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu ancak davacının bu yönde bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde açıkça «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · ikrah · nakden kaydı · talil · isticvap · ara karar · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» davalıların «ikrahı» nedeniyle sakatlanan irade sonucu imzalandığının iddia edildiği, iddianın ispatı için dinlenen tanığın beyanında davacının bonoyu tanzim iradesinin ikrah yolu ile sakatlandığına dair görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, soruşturma dosyası içeriğinde de davacı iddiasını destekler kanıt mevcut olmadığı, «irade sakatlığı» iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... tarafından dava konusu bononun davacıya verilen 1.000.000,00 TL nakit nedeniyle tanzim edildiğinin savunulduğu, senet metnindeki "«nakden" kaydı» karşısında, bononun veriliş nedeninin «talil» edilmediği, bu halde bononun bu davalıya başka bir sebeple verildiğini «yazılı delil» ile «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu ancak davacının bu yönde bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3- Davacı vekili delil istesinde «isticvap» deliline de dayanmış olup, duruşmada her iki davalıya isticvap davetiyesi gönderilmesini talep etmiş, mahkemece kurulan «ara» kararda bu talebin bir sonraki celse değerlendirileceği kararlaştırıldığı halde, bu hususta herhangi bir karar verilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 169. ve devamı maddeleri uyarınca davalıların «isticvabı» talebi hakkında da bir karar verilmeden davanın reddi doğru görülmemiş kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4623 E. 2013/21219 K.
Ortak:kayıtsız şartsız borç ikrarı · borç ikrarı · teminat senedi · borçlu olunmadığının tespiti · yemin delili · yemin · ikrar · bono · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Bunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
O halde, davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde «teminat» olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
O halde, davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde «teminat» olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ltd.Şti. unvanı altında bir şirket kurdukları, davalının bu «şirketin müdürü» olduğu, anılan şirketin faaliyetlerini yasal olarak devam ettiremeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı gerçek kişinin kurduğu diğer davacı şirket bünyesinde tarafların ortaklıklarına devam ettikleri, ancak bu sırada ortakların rakip firmalara geçmelerini veya ortaklıktan ayrılarak ayrı faaliyette bulunmalarını önlemeye yönelik olarak ortaklardan boş «teminat» senetleri alındığı, daha sonra «ortaklık ilişkilerinin» bozulduğu, davalının başka bir firmaya geçtiği ve davacının müstakilen taşımacılık faaliyetine devam etmek istemesi üzerine bu «teminat senedinin» davalı tarafından takibe konulduğu, Rekabetin Korunmasına Dair Kanun'un 4, 56 ve 59. maddeleri uyarınca rekabeti önleyici anlaşma ve uygulamaların hukuka aykırı ve yasak oldukları gibi bu tür anlaşmaların her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu «bononun» da rekabeti önleme amacıyla düzenlendiği ve takibe konulduğu, öte yandan takibe dayanak bononun borçlusunun ... olarak gösterildiği, imzaların ise Özaylar Tur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık · şirket müdürü · ortaklık ilişkisi · taşıyan
Benzer bu karardaLtd.Şti. unvanı altında bir şirket kurdukları, davalının bu «şirketin müdürü» olduğu, anılan şirketin faaliyetlerini yasal olarak devam ettiremeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı gerçek kişinin kurduğu diğer davacı şirket bünyesinde tarafların ortaklıklarına devam ettikleri, ancak bu sırada ortakların rakip firmalara geçmelerini veya ortaklıktan ayrılarak ayrı faaliyette bulunmalarını önlemeye yönelik olarak ortaklardan boş «teminat» senetleri alındığı, daha sonra «ortaklık ilişkilerinin» bozulduğu, davalının başka bir firmaya geçtiği ve davacının müstakilen taşımacılık faaliyetine devam etmek istemesi üzerine bu «teminat senedinin» davalı tarafından takibe konulduğu, Rekabetin Korunmasına Dair Kanun'un 4, 56 ve 59. maddeleri uyarınca rekabeti önleyici anlaşma ve uygulamaların hukuka aykırı ve yasak oldukları gibi bu tür anlaşmaların her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu «bononun» da rekabeti önleme amacıyla düzenlendiği ve takibe konulduğu, öte yandan takibe dayanak bononun borçlusunun ... olarak gösterildiği, imzaların ise Özaylar Tur.
Zira RKHK'nun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya «kısıtlayıcı» anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olup davalı tarafın, davacıdan sadır olan bonodan kaynaklanan yasal haklarını kullanması bu kapsamda değerlendirilemez.
Yine davacı şirketin unvanı ile «bono» altındaki şirket unvanının farklı olması nedeniyle davacı şirketin bu bonodan sorumlu tutulamayacağı hükme gerekçe yapılmış ise de bono altındaki unvanda, davacının tescilli unvanından farklı olarak yalnızca "Tur" ibaresi yazılı olup bu unvanı «taşıyan» başka bir şirketin varlığı da ileri sürülmediğinden sırf bu nedenle davacı şirketin bonodan sorumlu olmadığı söylenemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12803 E. 2017/6416 K.
Ortak:yemin teklifi · yemin · ispat yükü · bono
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
O halde, davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde «teminat» olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin «bedelsizliğini» «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir «yazılı delil» sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya «yemin» de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK.
Benzer bu karardaDava, «zamanaşımına» uğramış «bonoya» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının «ödeme savunmasını», sunduğu dekontlar ve tanık beyanlarıyla ispat ettiği, «ispat yükünün» davacı üzerinde kaldığı ve davacının iddiasını ispat edemediği gibi «yemin teklifinde» de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her nekadar davalı tarafça «havale» dekontları delil olarak gösterilmiş ise de, «üçüncü kişiler» tarafından davacnın banka hesabına yapılan havalelerin, dava konusu senedin ödenmesi amacıyla yapılmış olduğuna dair dekontlarda bir ibare bulunmadığı gözetildiğinde, davalının savunmasını bu dekontlar ile ispat edemediği, kaldı ki davacının senede bağlı iddialarına karşı tanık da dinletemeyeceği, bu durumda usulüne uygun delillerle savunmasını «ispat yükünün» halen davalı tarafta olduğunun kabulü ile değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ispat yükünün davacı tarafa yüklenmesi ve «yemin teklifinin» hatırlatılması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bankasına «havale» işlemine ilişkin dekontların sorulduğu ancak on yıl geçtiği için dekontların bulunmadığı, bu ödemelerin davalının borcu için olmadığını savunan davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, ancak karşı tarafa «yemin» de teklif etmeyi reddettiği, bu durumda ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanıkla ispat yasağı · senetle ispat kuralı · senede karşı senetle ispat · ödeme savunması · senetle ispat · üçüncü kişi · oy yasağı · havale
Benzer bu karardaBu kurala, «senede karşı senetle ispat kuralı» yahut senede karşı «tanıkla ispat yasağı» denir.
Somut olayda davacının davaya konu ettiği alacağı senede bağlı olduğundan davalının da savunmasını «senede karşı senetle ispat kuralı» gereğince senetle ispatlaması gerekir.
Her nekadar davalı tarafça «havale» dekontları delil olarak gösterilmiş ise de, «üçüncü kişiler» tarafından davacnın banka hesabına yapılan havalelerin, dava konusu senedin ödenmesi amacıyla yapılmış olduğuna dair dekontlarda bir ibare bulunmadığı gözetildiğinde, davalının savunmasını bu dekontlar ile ispat edemediği, kaldı ki davacının senede bağlı iddialarına karşı tanık da dinletemeyeceği, bu durumda usulüne uygun delillerle savunmasını «ispat yükünün» halen davalı tarafta olduğunun kabulü ile değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ispat yükünün davacı tarafa yüklenmesi ve «yemin teklifinin» hatırlatılması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bankasına «havale» işlemine ilişkin dekontların sorulduğu ancak on yıl geçtiği için dekontların bulunmadığı, bu ödemelerin davalının borcu için olmadığını savunan davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, ancak karşı tarafa «yemin» de teklif etmeyi reddettiği, bu durumda ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9011 E. 2018/2806 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanıkla ispat yasağı · oy yasağı · işlemiş faiz · uyuşmazlık konusu · ticari defter · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defter» ve belgeleri üzerinde bilirkişi marifeti ile yapılan inceleme neticesinde, davacının davalı şirketten 16.012,52 TL «asıl alacak» ve takip tarihine kadar 2.170,01 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 18.182,53 TL bakiye alacağının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, takibin bu miktar üzerinden devamına, 16.012,52 TL asıl alacağın %20 oranındaki «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nin “Senede karşı «tanıkla ispat yasağı»” başlıklı 201. maddesi “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” hükmünü haizdir.
Ödeme makbuzu borcu söndüren belgelerden olup, bu belge ile «uyuşmazlık konusu» taşıma bedellerinin ödendiğine karinedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13739 E. 2010/11839 K.
Ortak:kayıtsız şartsız borç ikrarı · borç ikrarı · ikrar
İncelediğiniz karardaBunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» isteminin reddine itiraz niteliğinde olup mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın bir «para alacağı» ve «muaccel» olması ayrıca rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para alacağı · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi · ihtarname
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» isteminin reddine itiraz niteliğinde olup mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın bir «para alacağı» ve «muaccel» olması ayrıca rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan alacağın varlığı konusunda mahkemede kanaat oluşması da yeterli olup somut olayda, dosya içinde mevcut «ihtarnamenin», borç dökümü ile birlikte borçlulara tebliğ edildiği anlaşılmakla, talebin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5900 E. , 2021/3916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.12.2018 tarih ve 2018/23 E. - 2018/740 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.06.2020 tarih ve 2019/510 E. - 2020/633 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin oğlunun davalı taraftan almış olduğu 355.500,00-TL borcu ödeyemediğini, bu sebeple davalı taraf ile hiçbir ticari iş ilişkisi olmayan müvekkilinin, oğlunun borcunu taksitli olarak ödemek için davalı taraf ile anlaşması üzerine davalının alacaklı, müvekkilinin ise borçlu olduğu, 08.02.2016 tanzim, 10.05.2016 ödeme tarihli 543.000,00 TL bedelli bononun düzenlendiğini, bu bononun taksitler halinde ödenmek üzere teminat amacıyla imzalanarak oğlunun borcuna karşılık davalıya verildiğini, asıl borç ödendiğinde teminat olarak verilen yüksek bedelli bononun hükümsüz kalacağının sözlü olarak dile getirildiğini, yine taksitler şeklinde ödenmesi kararlaştırılan bonolar karşılığında toplam 220.000,00 TL ödendiğini, yapılan bu ödemeler dışında davalının ...
Bankası'nda bulunan hesabına havale yoluyla 53.000,00 TL ödeme yapıldığını ve bunun haricinde fiilen müvekkiline ait ancak bir başkası adına kayıtlı aracın satışı sonucu 82.500,00 TL bedelin de davalıya ödenmek suretiyle toplamda davalı tarafa 355.500,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemelere karşılık borcun bitmesine rağmen senedin iade edilmediğini, müvekkilinin sürekli oyalandığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını ileri sürerek, müvekkilinin Erzincan İcra Müdürlüğü'nün 2017/6489 esas sayılı dosyasında takibe konu 08.02.2016 düzenleme 10.05.2016 ödeme tarihli olarak 543.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, haksız ve kötü niyetli yapılan takip nedeniyle alacak miktarı üzerinden davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının dava konusu olan bono bedeli kadar müvekkiline vadesi gelmiş ve gelmemiş borçlarının bulunduğunu, davacının dava konusu bononun teminat senedi olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının iddialarının soyut iddialar olup gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddi ile haksız ve kötü niyetli dava nedeniyle takip miktarının % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin bedelsizliğini kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya yemin de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK. 72/4 md. gereğince alacaklı lehine tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının ispat yükünün davacıda olduğu, icra takibine konu bono üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin bedelsiz kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının yemin deliline açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacının istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670742800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz