Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5091 E. 2022/6381 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
irade sakatlığı↗ kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ ikrah↗ nakden kaydı↗ yazılı delil ile ispat↗ talil↗ borç ikrarı↗ isticvap↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ yemin↗ ara karar↗ ikrar↗ ispat yükü↗ bono↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu bononun davalıların ikrahı nedeniyle sakatlanan irade sonucu imzalandığının iddia edildiği, iddianın ispatı için dinlenen tanığın beyanında davacının bonoyu tanzim iradesinin ikrah yolu ile sakatlandığına dair görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, soruşturma dosyası içeriğinde de davacı iddiasını destekler kanıt mevcut olmadığı, irade sakatlığı iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... tarafından dava konusu bononun davacıya verilen 1.000.000,00 TL nakit nedeniyle tanzim edildiğinin savunulduğu, senet metnindeki "nakden" kaydı karşısında, bononun veriliş nedeninin talil edilmediği, bu halde bononun bu davalıya başka bir sebeple verildiğini yazılı delil ile ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ancak davacının bu yönde bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıda yazılı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan bononun iradesi sakatlanarak düzenlendiğini ve karşılıksız olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun davacının iradesinin sakatlanarak alındığını kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun karşılıksız olduğunu yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti olmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekili delil istesinde isticvap deliline de dayanmış olup, duruşmada her iki davalıya isticvap davetiyesi gönderilmesini talep etmiş, mahkemece kurulan ara kararda bu talebin bir sonraki celse değerlendirileceği kararlaştırıldığı halde, bu hususta herhangi bir karar verilmeden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 169. ve devamı maddeleri uyarınca davalıların isticvabı talebi hakkında da bir karar verilmeden davanın reddi doğru görülmemiş kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5900 E. 2021/3916 K.
Ortak:kayıtsız şartsız borç ikrarı · borç ikrarı · borçlu olunmadığının tespiti · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · ispat yükü · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti olmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» davalıların «ikrahı» nedeniyle sakatlanan irade sonucu imzalandığının iddia edildiği, iddianın ispatı için dinlenen tanığın beyanında davacının bonoyu tanzim iradesinin ikrah yolu ile sakatlandığına dair görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, soruşturma dosyası içeriğinde de davacı iddiasını destekler kanıt mevcut olmadığı, «irade sakatlığı» iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... tarafından dava konusu bononun davacıya verilen 1.000.000,00 TL nakit nedeniyle tanzim edildiğinin savunulduğu, senet metnindeki "«nakden" kaydı» karşısında, bononun veriliş nedeninin «talil» edilmediği, bu halde bononun bu davalıya başka bir sebeple verildiğini «yazılı delil» ile «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu ancak davacının bu yönde bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, davacı taraf, dava konusu «bononun» iddia edildiği şekilde verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde açıkça «yemin deliline» dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Bunun dışında elinde «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerir bir «bono» bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin «bedelsizliğini» «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir «yazılı delil» sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya «yemin» de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bedelsizlik · teminat · kesin hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığından borçlu olmadığının «ispat yükünün» davacıda olduğu, icra takibine konu «bono» üzerinde «teminat senedi» olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu ve senedin «bedelsiz» kaldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği ve davacının «yemin deliline» açıkça dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının iddiasını yani senedin «bedelsizliğini» «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin aksini ispat edecek herhangi bir «yazılı delil» sunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya «yemin» de teklif edilmediği, bu nedenlerle yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğu, İİK.
Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan «bononun» «teminat senedi» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacının istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf, takibe dayanak «bononun» «teminat senedi» olduğunu kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8169 E. 2013/23009 K.
Ortak:isticvap
İncelediğiniz kararda3- Davacı vekili delil istesinde «isticvap» deliline de dayanmış olup, duruşmada her iki davalıya isticvap davetiyesi gönderilmesini talep etmiş, mahkemece kurulan «ara» kararda bu talebin bir sonraki celse değerlendirileceği kararlaştırıldığı halde, bu hususta herhangi bir karar verilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 169. ve devamı maddeleri uyarınca davalıların «isticvabı» talebi hakkında da bir karar verilmeden davanın reddi doğru görülmemiş kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece HMK'nın 169 vd. maddeleri uyarınca sözleşme ile ilgili olarak davalı «temsilcisinin» «isticvabı» ve sözleşmenin bu isticvabın sonucuna göre değerlendirilmesi ve davacı dava dilekçesinde tarafların «ticari defterlerine» de dayandığına göre, davalı tarafa ticari defter ve kayıtları sunması için «kesin mehil» verildikten sonra, tarafların ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · borca itiraz · ek mehil · itirazın iptali davası · yetki itirazı · icra takibine itiraz · iptal davası · ticari defter
Benzer bu kararda1- Dava lisans sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın iptali davası» olup, davalı vekili icra takip dosyasına sunduğu «borca itiraz» dilekçesinde takibin dayanağı temel ilişkiyi kabul etmediğini beyan etmiş, bu davada ise davayı takip etmemek sureti ile davayı inkar etmiştir.
Mahkemece HMK'nın 169 vd. maddeleri uyarınca sözleşme ile ilgili olarak davalı «temsilcisinin» «isticvabı» ve sözleşmenin bu isticvabın sonucuna göre değerlendirilmesi ve davacı dava dilekçesinde tarafların «ticari defterlerine» de dayandığına göre, davalı tarafa ticari defter ve kayıtları sunması için «kesin mehil» verildikten sonra, tarafların ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… çekişmesiz bulunan 31.08.2006 tarihli “Radyo ile Yayın İzni Sözleşmesi"nin "Yetki" başlıklı 14. maddesi ile uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin «yetkisinin» özel olarak kabul edildiğinden, davalı borçlunun Konya İcra Müdürlüğü'nün yetkili bulunduğundan bahisle yapmış olduğu «yetki itirazı» yerinde görülmediği, davacının davalıdan takibe konu miktarda alacaklı bulunduğu, takibe konu alacak miktarının likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar v …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5091 E. , 2022/6381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.11.2020 tarih ve 2019/71 E. - 2020/633 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul'da bulunan bir dairesini satılığa çıkardığını, daireyi satın almak isteyen davalılarla buluştuğunu, müvekkiline silah gösterilip tehdit edilerek davaya konu senedin boş olarak imzalattırıldığını, söz konusu senedin davalı tarafından üzeri doldurulmak suretiyle İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2016/2266 E. sayılı dosyasından takip başlatıldığını ileri sürerek icra takibi nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı ... ile ...'in davacının Silivri İlçesi ... Köyü'ndeki arsasının ...'e 1.400.000.- TL bedelle satılması konusunda anlaşmaları üzerine diğer davalı ...'in müvekkilden borç para istemesi üzerine müvekkilinin ...'e 1.000.000.-TL borç para verdiğini ve bunun karşılığında dava konusu senedi aldığını, davacının senet bedelini ödememesi üzerine davacı ve diğer davalı hakkında icra takibi başlatıldığını davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacının Silivri İlçesi ... Köyü'ndeki arsasının 1.400.000.-TL bedelle satın aldığını, diğer davalı ...'tan borç olarak aldığı 1.000.000,00 TL'yi verip karşılığında dava konusu senedi cirolayarak ...'a verdiğini, geri kalan 400.000,00 TL'yi tapuyu aldıktan sonra vereceğini ancak davacının kendisini oyaladığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu bononun davalıların ikrahı nedeniyle sakatlanan irade sonucu imzalandığının iddia edildiği, iddianın ispatı için dinlenen tanığın beyanında davacının bonoyu tanzim iradesinin ikrah yolu ile sakatlandığına dair görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, soruşturma dosyası içeriğinde de davacı iddiasını destekler kanıt mevcut olmadığı, irade sakatlığı iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... tarafından dava konusu bononun davacıya verilen 1.000.000,00 TL nakit nedeniyle tanzim edildiğinin savunulduğu, senet metnindeki "nakden" kaydı karşısında, bononun veriliş nedeninin talil edilmediği, bu halde bononun bu davalıya başka bir sebeple verildiğini yazılı delil ile ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ancak davacının bu yönde bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıda yazılı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan bononun iradesi sakatlanarak düzenlendiğini ve karşılıksız olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun davacının iradesinin sakatlanarak alındığını kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun karşılıksız olduğunu yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti olmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekili delil istesinde isticvap deliline de dayanmış olup, duruşmada her iki davalıya isticvap davetiyesi gönderilmesini talep etmiş, mahkemece kurulan ara kararda bu talebin bir sonraki celse değerlendirileceği kararlaştırıldığı halde, bu hususta herhangi bir karar verilmeden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 169. ve devamı maddeleri uyarınca davalıların isticvabı talebi hakkında da bir karar verilmeden davanın reddi doğru görülmemiş kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nederlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.09.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/843601400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz