6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4623 E. 2013/21219 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayıtsız şartsız borç ikrarı borç ikrarı teminat senedi borçlu olunmadığının tespiti yemin delili kısıtlılık şirket müdürü yemin ikrar bono ortaklık ilişkisi taşıyan teminat

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 290 · İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların diğer ortakları ile birlikte Kaymaklı Tur. Ltd.Şti. unvanı altında bir şirket kurdukları, davalının bu şirketin müdürü olduğu, anılan şirketin faaliyetlerini yasal olarak devam ettiremeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı gerçek kişinin kurduğu diğer davacı şirket bünyesinde tarafların ortaklıklarına devam ettikleri, ancak bu sırada ortakların rakip firmalara geçmelerini veya ortaklıktan ayrılarak ayrı faaliyette bulunmalarını önlemeye yönelik olarak ortaklardan boş teminat senetleri alındığı, daha sonra ortaklık ilişkilerinin bozulduğu, davalının başka bir firmaya geçtiği ve davacının müstakilen taşımacılık faaliyetine devam etmek istemesi üzerine bu teminat senedinin davalı tarafından takibe konulduğu, Rekabetin Korunmasına Dair Kanun'un 4, 56 ve 59. maddeleri uyarınca rekabeti önleyici anlaşma ve uygulamaların hukuka aykırı ve yasak oldukları gibi bu tür anlaşmaların her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu bononun da rekabeti önleme amacıyla düzenlendiği ve takibe konulduğu, öte yandan takibe dayanak bononun borçlusunun ... olarak gösterildiği, imzaların ise Özaylar Tur. Tarım. Ür. Ltd. Şti. kaşesi altında atıldığı, ancak bono altındaki şirket unvanı ile davacı şirketin unvanının aynı olmadığı, bu nedenle davacı şirketin bu bonodan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların söz konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nun 290. maddesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacının işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Öte yandan, her ne kadar mahkemece Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca rekabeti önleme amacı ile düzenlenen bononun hukuka aykırı olduğu ve bu durumun her türlü delille ispat edilebileceği kabul edilmiş ise de söz konusu Kanunun dava konusu uyuşmazlığa uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Zira RKHK'nun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olup davalı tarafın, davacıdan sadır olan bonodan kaynaklanan yasal haklarını kullanması bu kapsamda değerlendirilemez. Yine davacı şirketin unvanı ile bono altındaki şirket unvanının farklı olması nedeniyle davacı şirketin bu bonodan sorumlu tutulamayacağı hükme gerekçe yapılmış ise de bono altındaki unvanda, davacının tescilli unvanından farklı olarak yalnızca "Tur" ibaresi yazılı olup bu unvanı taşıyan başka bir şirketin varlığı da ileri sürülmediğinden sırf bu nedenle davacı şirketin bonodan sorumlu olmadığı söylenemez. O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/4623 E.  ,  2013/21219 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/01/2012 tarih ve 2009/304-2012/6 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.11.2013 günü hazır bulunan davalı vekili Av. ... .... davacı asil ..., davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkili ile birlikte davalının da içinde bulunduğu 9 kişi tarafından 2004 yılında Kaymaklı Tur. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu, şirket müdürü olarak davalının seçildiğini, şirket müdürü olan davalının, ortakların şirketi terk edip araçlarıyla rakip firmaya geçmelerini engellemek ve rekabeti devam ettirmeyi sağlamak için ortakların hepsinden açık senet aldığını, 2004 yılı sonunda idare mahkemesinin kararı nedeniyle bu şirketin faaliyette bulunamayacak konuma geldiğini, bunun üzerine ortakların şirketi tasfiye etmeye karar verdiklerini, daha sonra müvekkilinin eşi ile birlikte diğer davacı şirketi kurduğunu, kendi aracı ile birlikte Kaymaklı Tur Şirketi ortağı olan 8 kişinin araçlarını kiralamak suretiyle taşımacılık faaliyetine yeniden başladığını, bir müddet geçtikten sonra davalı ile birlikte 5 kişinin, müvekkili şirketin rakibi olan kooperatif ile anlaştıklarını, rakip firmaya geçen davalının elinde bulundurduğu açık senedi doldurarak icra takibine koyduğunu, icra takibinin, müvekkili şirketin faaliyetinin engellenmesi amacıyla başlatıldığını, rekabetin engellenmesinin istenildiğini, halbuki söz konusu teminat senedinin sadece kişileri borçlandırmak amacıyla düzenlendiğini, düzenlenme tarihinde müvekkili şirketin henüz kurulmadığını, bilet olarak kullanılmak için düzenlenen çay fişlerine vurulmak üzere hazırlanan kaşeyi elde eden davalının, bu kaşeyi anılan teminat senedinde kullanarak müvekkili şirketi de borçlu olarak göstermek istediğini, ancak kaşedeki unvan ile müvekkili şirketin tescilli unvanın dahi farklı bulunduğunu ileri sürerek, müvekkillerinin söz konusu teminat senedine dayalı olarak başlatılan takip dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili tarafından başlatılan icra takibine dayanak bononun teminat senedi olmadığını ve böyle bir iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini, davacıların borçlarını ödememek amacıyla hareket ettiklerini, davacı şirketin unvanı ile bono üzerindeki unvan arasında farklılık var ise bundan davacıların sorumlu olmalarının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların diğer ortakları ile birlikte Kaymaklı Tur. Ltd.Şti. unvanı altında bir şirket kurdukları, davalının bu şirketin müdürü olduğu, anılan şirketin faaliyetlerini yasal olarak devam ettiremeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı gerçek kişinin kurduğu diğer davacı şirket bünyesinde tarafların ortaklıklarına devam ettikleri, ancak bu sırada ortakların rakip firmalara geçmelerini veya ortaklıktan ayrılarak ayrı faaliyette bulunmalarını önlemeye yönelik olarak ortaklardan boş teminat senetleri alındığı, daha sonra ortaklık ilişkilerinin bozulduğu, davalının başka bir firmaya geçtiği ve davacının müstakilen taşımacılık faaliyetine devam etmek istemesi üzerine bu teminat senedinin davalı tarafından takibe konulduğu, Rekabetin Korunmasına Dair Kanun'un 4, 56 ve 59.

maddeleri uyarınca rekabeti önleyici anlaşma ve uygulamaların hukuka aykırı ve yasak oldukları gibi bu tür anlaşmaların her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu bononun da rekabeti önleme amacıyla düzenlendiği ve takibe konulduğu, öte yandan takibe dayanak bononun borçlusunun ... olarak gösterildiği, imzaların ise Özaylar Tur. Tarım. Ür. Ltd. Şti. kaşesi altında atıldığı, ancak bono altındaki şirket unvanı ile davacı şirketin unvanının aynı olmadığı, bu nedenle davacı şirketin bu bonodan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların söz konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı taraf, icra takibine dayanak yapılan bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nun 290. maddesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacının işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.

Öte yandan, her ne kadar mahkemece Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca rekabeti önleme amacı ile düzenlenen bononun hukuka aykırı olduğu ve bu durumun her türlü delille ispat edilebileceği kabul edilmiş ise de söz konusu Kanunun dava konusu uyuşmazlığa uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Zira RKHK'nun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olup davalı tarafın, davacıdan sadır olan bonodan kaynaklanan yasal haklarını kullanması bu kapsamda değerlendirilemez.

Yine davacı şirketin unvanı ile bono altındaki şirket unvanının farklı olması nedeniyle davacı şirketin bu bonodan sorumlu tutulamayacağı hükme gerekçe yapılmış ise de bono altındaki unvanda, davacının tescilli unvanından farklı olarak yalnızca "Tur" ibaresi yazılı olup bu unvanı taşıyan başka bir şirketin varlığı da ileri sürülmediğinden sırf bu nedenle davacı şirketin bonodan sorumlu olmadığı söylenemez. O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 22.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046150000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.