Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5001 E. 2021/3188 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 132↗ hmk 200↗ son hamil↗ peşin harç↗ infazda tereddüt↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ muvazaa↗ lehtar↗ ibra↗ tespit davası↗ infaz↗ tbk 99↗ def'i↗ hamil↗ bono↗ geçersizlik↗ harç↗ menfi tespit↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin muvazaalı olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı geçersizlik iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı ibra belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu bononun 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile lehtar ve son hamil ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak
davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2)Dava, takip dayanağı senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davası da senet bedeli 350.000,00 TL üzerinden peşin harç yatırılarak açılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesi’nce takipte kötü niyetli olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip infazda da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2668 E. 2015/4008 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · def'i · hamil · menfi tespit
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin «muvazaalı» olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı «geçersizlik» iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı «ibra» belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu «bononun» 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile «lehtar» ve «son hamil» ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Menfi «tespit davası» da senet bedeli 350.000,00 TL üzerinden «peşin harç» yatırılarak açılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, borçlular arasında görülen ve «ihtiyati haciz» talep eden bankanın taraf olmadığı «menfi tespit davası» sonucu talebe konu çekin iptaline karar verildiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
… yı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan ve senet metninden anlaşılmayan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremeyeceğinden, yazılı gerekçelerle «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · keşideci · haciz · çek
Benzer bu karardaDayanıklı Tüketim Malları A.Ş.’nin borçlu olmadığının tespit edildiği ve çekin iptaline karar verildiği, ihtiyati hacze konu «çek» yönünden borçlu olunmadığı gerekçesiyle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talebine konu çekle ilgili İstanbul Anadolu 2.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3159 E. 2010/8922 K.
Ortak:son hamil · menfi tespit davası · tespit davası · def'i · hamil · bono · menfi tespit · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin «muvazaalı» olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı «geçersizlik» iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı «ibra» belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu «bononun» 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile «lehtar» ve «son hamil» ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Menfi «tespit davası» da senet bedeli 350.000,00 TL üzerinden «peşin harç» yatırılarak açılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, bonoyu keşide eden davacının haricen yaptığı ödeme nedeniyle kendisi açısından «bononun» «bedelsiz» duruma geldiğinden «son hamil» olan davalı ...’in bono bedelini «cirantasından» talep etmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 690. maddesi delaletiyle «bonolar» hakanda da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 599. maddesinde belirtildiği gibi, kambiyo senedinden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, «keşideci» veya önceki hamillerden biri ile kendi arasında doğrudan doğruya mevcut münasebetlere dayanan «def»’ileri müracaatta bulunan «hamile» karşı ileri süremez.
Hamilin kötü niyetli olduğu iddiasının ise umumi mahkemelerde «menfi tespit davası» şeklinde ileri sürülerek ispatı gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyetli hamil · ciranta · bedelsizlik · ciro · keşideci · vade · kötüniyet
Benzer bu karardaSomut olayda dosya içeriğinden davaya konu «bononun» «vade» tarihinden önce davalılara «ciro» edildiği ve davalıların «kötüniyetli hamil» olmadıkları davacı tanıklarının beyanlarıyla anlaşıldığından ve mahkemece de mümeyyiz davalının kötüniyetli olmadığı benimsendiğinden yukarıda açıklanan yasal düze …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, bonoyu keşide eden davacının haricen yaptığı ödeme nedeniyle kendisi açısından «bononun» «bedelsiz» duruma geldiğinden «son hamil» olan davalı ...’in bono bedelini «cirantasından» talep etmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 690. maddesi delaletiyle «bonolar» hakanda da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 599. maddesinde belirtildiği gibi, kambiyo senedinden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, «keşideci» veya önceki hamillerden biri ile kendi arasında doğrudan doğruya mevcut münasebetlere dayanan «def»’ileri müracaatta bulunan «hamile» karşı ileri süremez.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1868 E. 2023/4123 K.
Ortak:borçlu olunmadığının tespiti · muvazaa · lehtar · ibra · infaz · bono · geçersizlik · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Menfi tespit, Menfi tespit | Tazminat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin «muvazaalı» olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı «geçersizlik» iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı «ibra» belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu «bononun» 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile «lehtar» ve «son hamil» ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… nısına varıldığından davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2)Dava, takip dayanağı senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesi’nce takipte kötü niyetli olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip «infazda» da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 E. sayılı dosyası ile davacılar aleyhine «kambiyo takibi» başlatıldığını, davalı ...'ün «bonoda» «lehtar» ve «ciranta» olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün «mirasçıları» olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün «mal kaçırma» ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ... vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın «havale» ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, davalı ... tarafından davacılara 23.10.2015 tarihli «ibra» içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin «muvazaa» nedeniyle «geçersiz» ve «bedelsiz» olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
… valılar vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'ün davalıların abisi olduğunu, davacılardan ...'ün, ...'e karşı boşanma davası açtığını, tüm aile bireyleri tarafından «terk» edilen ...'ün boşanma davası devam ederken evinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, yaşanan olaylar nedeniyle aile bağlarının zayıfladığını, davalılardan ...'ün abisinin hatırasına olan saygıdan bir süre bonodan kaynaklanan alacağını istemediğini ancak sonrasında icra takibine koyduğunu, bonodan kaynaklanan alacağı «ispat yükünün» davalılara ait olmadığını, «bononun» davalı ...'ün, ...'e verdiği borç nedeniyle düzenlendiğini, davalı ...' ün kızını evlendirirken yaptığı harcamalar nedeniyle diğer davalı ...'den borç para aldığını, bonoyu ...'e «ciro» ettiğini, bononun davalı ...'e ciro edilmesinde şaibeli bir durum olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
… . aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip «infazda» da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo takibi · mal kaçırma · ibraname · ciranta · bedelsizlik · ciro · mirasçılık · kazanılmış hak
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 E. sayılı dosyası ile davacılar aleyhine «kambiyo takibi» başlatıldığını, davalı ...'ün «bonoda» «lehtar» ve «ciranta» olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün «mirasçıları» olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün «mal kaçırma» ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ... vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın «havale» ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, davalı ... tarafından davacılara 23.10.2015 tarihli «ibra» içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin «muvazaa» nedeniyle «geçersiz» ve «bedelsiz» olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
… valılar vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'ün davalıların abisi olduğunu, davacılardan ...'ün, ...'e karşı boşanma davası açtığını, tüm aile bireyleri tarafından «terk» edilen ...'ün boşanma davası devam ederken evinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, yaşanan olaylar nedeniyle aile bağlarının zayıfladığını, davalılardan ...'ün abisinin hatırasına olan saygıdan bir süre bonodan kaynaklanan alacağını istemediğini ancak sonrasında icra takibine koyduğunu, bonodan kaynaklanan alacağı «ispat yükünün» davalılara ait olmadığını, «bononun» davalı ...'ün, ...'e verdiği borç nedeniyle düzenlendiğini, davalı ...' ün kızını evlendirirken yaptığı harcamalar nedeniyle diğer davalı ...'den borç para aldığını, bonoyu ...'e «ciro» ettiğini, bononun davalı ...'e ciro edilmesinde şaibeli bir durum olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ek kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, mahkemece «ibranamenin» hatalı değerlendirildiğini, davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukta imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8039 E. 2010/7230 K.
Ortak:lehtar · def'i · hamil · bono
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin «muvazaalı» olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı «geçersizlik» iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı «ibra» belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu «bononun» 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile «lehtar» ve «son hamil» ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı banka «hamili» bulunduğu «bonoya» dayalı olarak «keşideci» davalı hakkında «ihtiyati haciz» isteminde bulunmuş, verilen ihtiyati haciz kararına davalı tarafından bono bedelinin «lehtara» ödendiği itirazında bulunularak buna ilişkin belge «ibraz» edilmiş, mahkemece bono bedelinin ödendiği gerekçesiyle ihtiyati haciz kararı kaldırılmıştır.
Borçlu... vekili, «bono» bedelinin «lehtar» şirkete haricen ödendiğini, lehtar şirket tarafından bono nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin yazı verildiğini ileri sürerek, «ihtiyati haciz» kararının iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, borçlu... tarafından «bono» bedelinin «lehtara» banka havalesi ile ödendiği ve bu bono nedeniyle borçlunun her hangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesiyle,... yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · keşideci · haciz · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı banka «hamili» bulunduğu «bonoya» dayalı olarak «keşideci» davalı hakkında «ihtiyati haciz» isteminde bulunmuş, verilen ihtiyati haciz kararına davalı tarafından bono bedelinin «lehtara» ödendiği itirazında bulunularak buna ilişkin belge «ibraz» edilmiş, mahkemece bono bedelinin ödendiği gerekçesiyle ihtiyati haciz kararı kaldırılmıştır.
Mahkemece, borçluların yokluğunda «ihtiyati haciz» kararı verilmiştir.
Borçlu... vekili, «bono» bedelinin «lehtar» şirkete haricen ödendiğini, lehtar şirket tarafından bono nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin yazı verildiğini ileri sürerek, «ihtiyati haciz» kararının iptalini talep etmiştir.
Bu itibarla, mahkemece «lehtar» olan dava dışı şirkete, «keşidecinin» ödeme yapıp yapmadığının sorulması doğru olmadığı gibi, gelen bu cevaba göre «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5001 E. , 2021/3188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.02.2018 tarih ve 2017/2189 E. - 2018/196 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.05.2019 tarih ve 2018/646 E. - 2019/588 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2021 günü hazır bulunan davacılardan ..., ... ile davacılar vekili Av. ... ile davalılar vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalılardan ... tarafından Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 esas sayılı dosyası ile davacılar aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını, davalı ...'ün bonoda lehtar ve ciranta olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün mirasçıları olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün mal kaçırma ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ...
vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın havale ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, murisin, boşanma davasında parayı borçlanma gerekçesi olarak taşınmaz alımı nedeniyle bankadan çektiği kredi olarak gösterdiğini, murisin senedin düzenlenme tarihinde Ziraat -/-
Bankası'nda 977.597,00 TL nakit mevduatı olduğunu, paranın vadesinin dolmasından sonra kredinin bu hesaptan ödendiğini, murisin, davalı ...'e borçlanma ihtiyacı içerisinde olmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, murisin ölümünden sonra yapılan görüşmelerde böyle bir senet olmadığının davalı ... tarafından defalarca davacılara ikrar edildiğini, davalı ... tarafından davacılar 23.10.2015 tarihli ibra içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin muvazaa nedeniyle geçersiz ve bedelsiz olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ...'ün davalıların abisi olduğunu, davacılardan ...'ün, ...'e karşı boşanma davası açtığını, tüm aile bireyleri tarafından terk edilen ...'ün boşanma davası devam ederken evinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, yaşanan olaylar nedeniyle aile bağlarının zayıfladığını, davalılardan ...'ün abisinin hatırasına olan saygıdan bir süre bonodan kaynaklanan alacağını istemediğini ancak sonrasında icra takibine koyduğunu, bonodan kaynaklanan alacağı ispat yükünün davalılara ait olmadığını, bononun davalı ...'ün, ...'e verdiği borç nedeniyle düzenlendiğini, davalı ...' ün kızını evlendirirken yaptığı harcamalar nedeniyle diğer davalı ...'den borç para aldığını, bonoyu ...'e ciro ettiğini, bononun davalı ...'e ciro edilmesinde şaibeli bir durum olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin muvazaalı olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı geçersizlik iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı ibra belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu bononun 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132.
maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile lehtar ve son hamil ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak
davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2)Dava, takip dayanağı senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davası da senet bedeli 350.000,00 TL üzerinden peşin harç yatırılarak açılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesi’nce takipte kötü niyetli olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip infazda da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin
davacılardan alınarak davalılara verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/669811800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz