Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1868 E. 2023/4123 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo takibi↗ gerekçeli karar tebliği↗ mal kaçırma↗ infazda tereddüt↗ ibraname↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ciranta↗ muvazaa↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ ibra↗ ciro↗ mirasçılık↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ kazanılmış hak↗ ispat yükü↗ bono↗ havale↗ tebligat↗ geçersizlik↗ terkin↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davalılardan ... tarafından Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 E. sayılı dosyası ile davacılar aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını, davalı ...'ün bonoda lehtar ve ciranta olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün mirasçıları olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün mal kaçırma ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ... vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın havale ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, davalı ... tarafından davacılara 23.10.2015 tarihli ibra içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin muvazaa nedeniyle geçersiz ve bedelsiz olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'ün davalıların abisi olduğunu, davacılardan ...'ün, ...'e karşı boşanma davası açtığını, tüm aile bireyleri tarafından terk edilen ...'ün boşanma davası devam ederken evinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, yaşanan olaylar nedeniyle aile bağlarının zayıfladığını, davalılardan ...'ün abisinin hatırasına olan saygıdan bir süre bonodan kaynaklanan alacağını istemediğini ancak sonrasında icra takibine koyduğunu, bonodan kaynaklanan alacağı ispat yükünün davalılara ait olmadığını, bononun davalı ...'ün, ...'e verdiği borç nedeniyle düzenlendiğini, davalı ...' ün kızını evlendirirken yaptığı harcamalar nedeniyle diğer davalı ...'den borç para aldığını, bonoyu ...'e ciro ettiğini, bononun davalı ...'e ciro edilmesinde şaibeli bir durum olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2018 tarih, 2017/2189 E. ve 2018/196 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2019 tarih, 2018/646 E. ve 2019/588 K. sayılı kararıyla; istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.04.2021 tarih, 2020/5001 E. ve 2021/3188 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi’nce takipte kötü niyetli olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip infazda da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2017/3983 sayılı dosyası ile takibe konulan düzenleyeni ... olan 24.12.2012 tanzim tarihli 30.12.2015 ödeme tarihli ... emrine düzenlenen 350.000,00 TL tutarlı bonodan dolayı davacıların davalılara borçlu olmadıklarının tespitine, 70.000,00 TL tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece 10.01.2022 tarihinde temyiz başvurusunun değerlendirilmesi konulu ek karar ile Av. ... tarafından davalı ... adına yapılan temyiz isteminin bu vekilin 21.10.2021 tarihinde azledilmesi nedeni ile reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ek kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, mahkemece ibranamenin hatalı değerlendirildiğini, davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, takip dayanağı senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine, mahkemece temyiz eden avukatın azledildiği ve bu suretle temyiz isteminin reddine karar vermek gerektiğine gerekçesi ile temyiz isteminin değerlendirilmesi başlıklı 13.01.2022 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, azledilmiş avukata yapılan tebligat geçerli olmayıp davalı ...'ün kendisine 21.01.2022 tarihinde gerekçeli karar ve ek karar tebliğ edilmiş, yeni avukat 25.01.2022 tarihinde vekâletname sunarak 28.01.2022 tarihinde ise kararların temyizini istemiştir. Bu sebeple mahkemenin 13.01.2022 tarihli ek kararının bozularak kaldırılıp davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukta imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5001 E. 2021/3188 K.
Ortak:borçlu olunmadığının tespiti · muvazaa · lehtar · ibra · infaz · bono · geçersizlik · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Menfi tespit, Menfi tespit | Tazminat
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 E. sayılı dosyası ile davacılar aleyhine «kambiyo takibi» başlatıldığını, davalı ...'ün «bonoda» «lehtar» ve «ciranta» olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün «mirasçıları» olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün «mal kaçırma» ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ... vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın «havale» ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, davalı ... tarafından davacılara 23.10.2015 tarihli «ibra» içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin «muvazaa» nedeniyle «geçersiz» ve «bedelsiz» olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
… valılar vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'ün davalıların abisi olduğunu, davacılardan ...'ün, ...'e karşı boşanma davası açtığını, tüm aile bireyleri tarafından «terk» edilen ...'ün boşanma davası devam ederken evinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, yaşanan olaylar nedeniyle aile bağlarının zayıfladığını, davalılardan ...'ün abisinin hatırasına olan saygıdan bir süre bonodan kaynaklanan alacağını istemediğini ancak sonrasında icra takibine koyduğunu, bonodan kaynaklanan alacağı «ispat yükünün» davalılara ait olmadığını, «bononun» davalı ...'ün, ...'e verdiği borç nedeniyle düzenlendiğini, davalı ...' ün kızını evlendirirken yaptığı harcamalar nedeniyle diğer davalı ...'den borç para aldığını, bonoyu ...'e «ciro» ettiğini, bononun davalı ...'e ciro edilmesinde şaibeli bir durum olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
… . aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip «infazda» da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozu …
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin «muvazaalı» olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı «geçersizlik» iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı «ibra» belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu «bononun» 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile «lehtar» ve «son hamil» ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… nısına varıldığından davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2)Dava, takip dayanağı senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesi’nce takipte kötü niyetli olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip «infazda» da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:son hamil · peşin harç · tespit davası · def'i · hamil · harç · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu senedin «muvazaalı» olarak düzenlendiği iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça senedin gerçekte borçlanma iradesiyle düzenlenmediği konusunda senet sunulmadığı, bu nedenle muvazaa nedenine dayalı «geçersizlik» iddiasının ispatlanamadığı, 23.10.2015 tarihli belgenin geniş kapsamlı «ibra» belgesi olduğu, belge ile ...'ün, ..., ..., ... ve ...'dan 23.10.2015 tarihinden önce doğmuş hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ettiği, davaya konu «bononun» 24.12.2012 tarihinde düzenlendiğinden ibra belgesi kapsamında olduğu, davalı tarafın ibra belgesinin bonoyu kapsamadığı yönündeki savunmasını HMK'nın 200 ve 201. maddesi uyarınca senetle ispatlaması gerektiği, davalı tarafın bu konuda yazılı senet sunmadığı, TBK'nın 132. maddesi uyarınca bonodan kaynaklanan isteminin ibra belgesi ile davalı ... açısından sona erdiği sonucuna varıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 687. maddesinde "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan «def»'ileri başvuran «hamile» karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda ..., ... ve ...’ün kardeş olduğu, ... ile ... arasında bir boşanma davası olduğu ve dava bitmeden ...'ün vefat ettiği, bonoyu düzenleyen ile «lehtar» ve «son hamil» ...’ün kardeş olması dikkate alındığında davalı ...’ün, gerçekleşen bu vakaları bilmemesinin mümkün görülmediği, bu nedenlerle davalı ...’ün bonoyu iktisap ederken iyi niyetli olmadığı, bu savunmanın ona da yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetten dolayı davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'si oranında tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Menfi «tespit davası» da senet bedeli 350.000,00 TL üzerinden «peşin harç» yatırılarak açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13249 E. 2016/9536 K.
Ortak:muvazaa
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 E. sayılı dosyası ile davacılar aleyhine «kambiyo takibi» başlatıldığını, davalı ...'ün «bonoda» «lehtar» ve «ciranta» olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün «mirasçıları» olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün «mal kaçırma» ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ... vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın «havale» ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, davalı ... tarafından davacılara 23.10.2015 tarihli «ibra» içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin «muvazaa» nedeniyle «geçersiz» ve «bedelsiz» olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı eşin, açılan boşanma davasında aleyhine hükmedilecek nafaka ve tazminata ilişkin davacının haklarını bertaraf etmek için «muvazaalı» olarak ortağı olduğu şirkete borçlandığı senetlerin iptali istemine ilişkindir.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/7781 Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yolu ile icra takibi yapıldığı, «ödeme emrinin» borçlu tarafından ertesi günü icra müdürlüğünde elden tebellüğ edildiği, aile konutunun takip nedeniye haczedildiği, eldeki davada davacı tarafından «muvazaa» nedeniyle icra takibinin dayanağı senetlerin iptali ile tedbiren aile konutunun satışının durdurulmasının istenmesine rağmen yerel mahkemece davadaki asıl talep olan muvazaa nedeniyle senet iptaline ilişkin istem gözardı edilerek, fer'i nitelikteki «ihtiyati tedbire» ilişkin talebin asıl talep gibi değerlendirilmek suretiyle, boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte tedbir konulan taşınmazın «aile konutu» niteliğini kaybettiği, davacının dava ve taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Oysa, davacının asıl talebi, davalılar arasında düzenlenen senetlerin «muvazaa» nedeni ile iptali istemidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aile konutu · ödeme emri · dava şartı yokluğu · ihtiyati tedbir · taraf ehliyeti · usulden reddi · hukuki yarar · haciz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2010/7781 Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yolu ile icra takibi yapıldığı, «ödeme emrinin» borçlu tarafından ertesi günü icra müdürlüğünde elden tebellüğ edildiği, aile konutunun takip nedeniye haczedildiği, eldeki davada davacı tarafından «muvazaa» nedeniyle icra takibinin dayanağı senetlerin iptali ile tedbiren aile konutunun satışının durdurulmasının istenmesine rağmen yerel mahkemece davadaki asıl talep olan muvazaa nedeniyle senet iptaline ilişkin istem gözardı edilerek, fer'i nitelikteki «ihtiyati tedbire» ilişkin talebin asıl talep gibi değerlendirilmek suretiyle, boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte tedbir konulan taşınmazın «aile konutu» niteliğini kaybettiği, davacının dava ve taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacının, boşanma davasında lehine hükmedilen ve tahsil edemediğini iddia ettiği nafaka, maddi ve manevi tazminat vs. hakları yönünden eldeki davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, bu nedenle davacının dava ve taraf «ehliyetine» sahip olduğu kuşkusuzdur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1868 E. , 2023/4123 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/458 Esas, 2021/784 Karar
HÜKÜM
Temyiz başvurusunun reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davalılardan ... tarafından Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3983 E. sayılı dosyası ile davacılar aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını, davalı ...'ün bonoda lehtar ve ciranta olduğunu, davacıların bonoyu düzenleyen ...'ün mirasçıları olduğunu, davalıların da murisin kardeşleri olduğunu, davacı ...'ün sağlığında ...'e karşı boşanma ve katkı ve katılma alacağı davaları açtığını, bu nedenle muris ...'ün mal kaçırma ve nafaka yükümlülüğünü asgariye düşürme amacıyla gerçeğe uygun olmayan hukuki işlemler gerçekleştirdiğini, bu işlemlerden birinin de gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmayan ve kardeşi ...'e kendisini göstermelik borçlandırdığı takibe konu senet olduğunu, murisin davalılara bir borcu bulunmadığını, davalıların borcun varlığını ispatlaması gerektiğini, dava konusu senedin ilk olarak boşanma davasında ...
vekili tarafından dosyaya sunulduğunu, senedin verildiği iddia edilen 24.12.2012 tarihinde ...'ün Türkiye'de, ...'ün ise Almanya'da olduğunu, paranın havale ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, davalı ... tarafından davacılara 23.10.2015 tarihli ibra içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'ün doğmuş ve doğacak hiçbir hakkı olmadığını açıkça imza altına alıp davacıları ibra ederek belge düzenlediği dikkate alındığında, sonradan senedin diğer kardeş tarafından piyasaya sürülüp hak iddia edilmesinin hukuken korunabilir bir talep olmadığını, davalı ...'ün hem bonoyu düzenleyen ...’ün hem lehtar-ciranta ...’ün kardeşi olduğundan iyi niyetli olmadığını, takip konusu senedin muvazaa nedeniyle geçersiz ve bedelsiz olduğunu iddia ederek bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'ün davalıların abisi olduğunu, davacılardan ...'ün, ...'e karşı boşanma davası açtığını, tüm aile bireyleri tarafından terk edilen ...'ün boşanma davası devam ederken evinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, yaşanan olaylar nedeniyle aile bağlarının zayıfladığını, davalılardan ...'ün abisinin hatırasına olan saygıdan bir süre bonodan kaynaklanan alacağını istemediğini ancak sonrasında icra takibine koyduğunu, bonodan kaynaklanan alacağı ispat yükünün davalılara ait olmadığını, bononun davalı ...'ün, ...'e verdiği borç nedeniyle düzenlendiğini, davalı ...' ün kızını evlendirirken yaptığı harcamalar nedeniyle diğer davalı ...'den borç para aldığını, bonoyu ...'e ciro ettiğini, bononun davalı ...'e ciro edilmesinde şaibeli bir durum olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2018 tarih, 2017/2189 E. ve 2018/196 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2019 tarih, 2018/646 E. ve 2019/588 K. sayılı kararıyla; istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.04.2021 tarih, 2020/5001 E. ve 2021/3188 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi’nce takipte kötü niyetli olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine senet bedeli olan 350.000,00 TL üzerinden % 20 oranında tazminata karar verilmesi gerekirken takip konusu alacak üzerinden % 20 oranında tazminat denilip infazda da tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2017/3983 sayılı dosyası ile takibe konulan düzenleyeni ... olan 24.12.2012 tanzim tarihli 30.12.2015 ödeme tarihli ... emrine düzenlenen 350.000,00 TL tutarlı bonodan dolayı davacıların davalılara borçlu olmadıklarının tespitine, 70.000,00 TL tazminatın davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece 10.01.2022 tarihinde temyiz başvurusunun değerlendirilmesi konulu ek karar ile Av. ... tarafından davalı ... adına yapılan temyiz isteminin bu vekilin 21.10.2021 tarihinde azledilmesi nedeni ile reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ek kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, mahkemece ibranamenin hatalı değerlendirildiğini, davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, takip dayanağı senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine, mahkemece temyiz eden avukatın azledildiği ve bu suretle temyiz isteminin reddine karar vermek gerektiğine gerekçesi ile temyiz isteminin değerlendirilmesi başlıklı 13.01.2022 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, azledilmiş avukata yapılan tebligat geçerli olmayıp davalı ...'ün kendisine 21.01.2022 tarihinde gerekçeli karar ve ek karar tebliğ edilmiş, yeni avukat 25.01.2022 tarihinde vekâletname sunarak 28.01.2022 tarihinde ise kararların temyizini istemiştir. Bu sebeple mahkemenin 13.01.2022 tarihli ek kararının bozularak kaldırılıp davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukta imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple
1.Temyiz olunan ilk derece mahkemesi ek kararına yönelik davalı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile13.01.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA,
2.Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003507100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz