Sınırlı sorumluluk ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2970 E. 2021/1603 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sınırlı sorumluluk ilkesi↗ iktisadi bütünlük kararı↗ tüzel kişilik perdesinin aralanması↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ mal kaçırma↗ hakim ortak↗ organik bağ↗ sınırlı sorumluluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ muvazaa↗ hakkın kötüye kullanılması↗ dürüstlük kuralı↗ tüzel kişilik↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının dava dışı Akros .... Ltd. Şti.'nden mahkeme kararıyla kesinleşen alacağını, dava dışı şirket ile aralarında organik bağ olduğunu iddia ettiği davalı şirketten talep ettiği, borcu doğuran
sözleşmelerin tarihi olan 11.09.2008 tarihinde davalı şirketin 7 hissedarı olduğu, % 61 hisseyle David Rafelov’un en büyük hissedar olduğu, dava dışı Akros .... Ltd. Şti.’nin ise 2 hissedarı olup % 75 hisseyle Mahmut Akışkalı’nın büyük hissedar olduğu, her iki şirkette ortak olan tek hissedarın Mahmut Akışkalı olduğu, diğer ortaklar yönünden müştereklik olmadığı, bu nedenle borcun doğumu tarihi itibarıyla bu şirketler arasında organik bağ olmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında başkaca borç doğurucu bir sözleşme olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle aralarında organik bağ olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de hakim ortak durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında iktisadi bütünlük olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. ( ... - BATİDER C.32.S.2.2016)
Somut uyuşmazlık yönünden mahkemece alınan bilirkişi raporu ve yapılan inceleme yetersizdir. Öncelikle davacıyla ticari ilişkisi bulunan dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti.’ne ait ticari defter ve belgelerin bilirkişilere incelettirilmemesi doğru görülmemiştir. Mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı, davalı ve dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti.’nin borcun oluştuğu 2008 yılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, şirket merkezlerinin birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan mal kaçırma amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin muvazaalı olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması | Alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1317 E. 2024/366 K.
Ortak:iktisadi bütünlük kararı · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · hakim ortak · organik bağ · şirket merkezi mahkemesi · muvazaa · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
… ılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, «şirket merkezlerinin» birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan «mal kaçırma» amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin «muvazaalı» olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar …
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… dışı şirketin ise 2 hissedarı olup %75 hisseyle ... ...’nın büyük hissedar olduğu, her iki şirkette ... ... dışında diğer ortaklar yönünden müştereklik bulunmadığı, «şirket merkezlerinin» aynı olmasının, tasarruf saikiyle veya başka bir saikle olabileceği, bunun şirketler arasında «organik bağ» olduğu anlamına gelmeyeceği, davalı şirket ve dava dışı şirketin internet sitelerinde karşılıklı olarak gurup şirketleri olduğu «ilan» edilmiş, şirket yetkilileri tarafından basına verilen demeçlerde de bu husus vurgulanmışsa da bu şekilde bilgilendirmenin, şirket ve bağlı grup şirketleri hakkında 3 üncü kişileri bilgilendirme amaçlı olduğu kanaatine varıldığı, Akros lmport Export Ltd.Şti.'nin orman ürünleri ithalat ve ihracatı ile faaliyet konusunun bulunduğu ve her iki şirketin faaliyet konularının benzer olmadığı, aynı sektörde iştigal etmedikleri, bu anlamda «üçüncü kişiler» nezdinde sanki ... bir şirketle işlem yapılıyor algısı yaratılamayacağı, yine davalı ve dava dışı şirketler arasında mevcudu eksiltme yönünde kötü niyetli ya da «dürüstlük kuralına» aykırı herhangi bir işlem yapmış olduklarının tespit edilemediği, dava dışı şirketin davalı şirket ile aralarında kira faturası dışında başka bir faturalaşmanın olmadığı bu nedenle dava dışı şirketin aktiflerini davalı şirket lehine azaltıcı bir işlem yapmadığı, ayrıca davacının dava dışı şirket ile davalı şirket arasında «iktisadi bütünlük» olduğu, büyük kredi imkanlarının ve yüksek ödeme gücü bulunduğu kanısının yaratıldığı iddiasının sözleşme tarihinde davalı şirketin 1 yıllık bir şirket olması ve h …
… avalı şirket arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava dışı şirketin borcunun davalı şirketten tahsil edilemeyeceğini, işin esasına girilmeden davanın «husumetten» reddi gerektiğini, dava dışı şirketle müvekkilinin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, davacının şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu yönündeki iddialarının tamamen ... dışı olduğunu, «ticaret sicil» «kaydına» bakıldığında ... ... dışında iki şirkette de hisse sahibi bulunan başka kimse olmadığını, «muvazaalı» hareket etme, «mal kaçırma» gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, «iflasına» karar verilen dava dışı şirketten olan alacağı semeresiz kaldığından, davacıyla hiçbir ticari ilişkisi olmayan müvekkilinden alacak talebinde bulunamayacağını savu …
… ılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, «şirket merkezlerinin» birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan «mal kaçırma» amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin «muvazaalı» olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · müteselsil sorumluluk · üçüncü kişi · kazanılmış hak · ticaret sicili · iflas · ıslah · ilan
Benzer bu kararda… ,35 TL (372.770 USD karşılığı) tutarında alacaklı olduklarına hükmedildiğini, dava dışı şirket aleyhinde başlatılan takipte borçlu şirketin borca yeter herhangi bir «malvarlığı» bulunmadığından «iflasına» karar verildiğini, dava dışı şirketle arasında «organik bağ» bulunan davalının borçtan «müteselsilen sorumlu» olduğunu ileri sürerek, dava dışı şirket aleyhine hükmedilen (372.770 USD karşılığı) 1.617.459,35 TL alacaktan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik …
… avalı şirket arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava dışı şirketin borcunun davalı şirketten tahsil edilemeyeceğini, işin esasına girilmeden davanın «husumetten» reddi gerektiğini, dava dışı şirketle müvekkilinin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, davacının şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu yönündeki iddialarının tamamen ... dışı olduğunu, «ticaret sicil» «kaydına» bakıldığında ... ... dışında iki şirkette de hisse sahibi bulunan başka kimse olmadığını, «muvazaalı» hareket etme, «mal kaçırma» gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, «iflasına» karar verilen dava dışı şirketten olan alacağı semeresiz kaldığından, davacıyla hiçbir ticari ilişkisi olmayan müvekkilinden alacak talebinde bulunamayacağını savu …
… dışı şirketin ise 2 hissedarı olup %75 hisseyle ... ...’nın büyük hissedar olduğu, her iki şirkette ... ... dışında diğer ortaklar yönünden müştereklik bulunmadığı, «şirket merkezlerinin» aynı olmasının, tasarruf saikiyle veya başka bir saikle olabileceği, bunun şirketler arasında «organik bağ» olduğu anlamına gelmeyeceği, davalı şirket ve dava dışı şirketin internet sitelerinde karşılıklı olarak gurup şirketleri olduğu «ilan» edilmiş, şirket yetkilileri tarafından basına verilen demeçlerde de bu husus vurgulanmışsa da bu şekilde bilgilendirmenin, şirket ve bağlı grup şirketleri hakkında 3 üncü kişileri bilgilendirme amaçlı olduğu kanaatine varıldığı, Akros lmport Export Ltd.Şti.'nin orman ürünleri ithalat ve ihracatı ile faaliyet konusunun bulunduğu ve her iki şirketin faaliyet konularının benzer olmadığı, aynı sektörde iştigal etmedikleri, bu anlamda «üçüncü kişiler» nezdinde sanki ... bir şirketle işlem yapılıyor algısı yaratılamayacağı, yine davalı ve dava dışı şirketler arasında mevcudu eksiltme yönünde kötü niyetli ya da «dürüstlük kuralına» aykırı herhangi bir işlem yapmış olduklarının tespit edilemediği, dava dışı şirketin davalı şirket ile aralarında kira faturası dışında başka bir faturalaşmanın olmadığı bu nedenle dava dışı şirketin aktiflerini davalı şirket lehine azaltıcı bir işlem yapmadığı, ayrıca davacının dava dışı şirket ile davalı şirket arasında «iktisadi bütünlük» olduğu, büyük kredi imkanlarının ve yüksek ödeme gücü bulunduğu kanısının yaratıldığı iddiasının sözleşme tarihinde davalı şirketin 1 yıllık bir şirket olması ve h …
Davacı vekili, 16.01.2018 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, talebini 542.860 USD karşılığı 2.039.307 TL ve 35.664 TL olmak üzere toplam 2.074.971 TL 'ye ıslah etmiştir.
-
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6034 E. 2024/9437 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · muvazaa · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak «tüzel kişilik» kavramının arkasına saklanılarak «dürüstlük kuralına» aykırı davranıldığı, kendisine tanınan «hakkın kötüye kullanılarak» üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durum …
Benzer bu karardaGrup Turizm İşletmeleri A.Ş. ile davalı şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu ve alacaklılardan «mal kaçırmak» amacıyla bu şirketlerin iş birliği yaptığı gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» suretiyle davacı alacağının davalı şirketlerden tahsili talebine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/30 E. sayılı dosyasında «iflas erteleme» talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, bu şirket ile davalı şirketler arasında «organik bağ» olduğunu, alacaktan davalı şirketlerin de sorumlu olduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini ileri sürerek tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile 398.106,63 TL'nin 11.02.2007 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil «masrafı» ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.' nin «borca batıklıktan» çıktığının tespit ile «iflas erteleme» davasının reddine karar verildiği, bu itibarla borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünde herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında «organik bağ» bulunduğu gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borca batıklık · iflas erteleme · sermaye artırımı · müteselsil sorumluluk · ticaret sicili · iflas · yönetim kurulu kararı · dosya masrafı
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2015/30 E. sayılı dosyasında «iflas erteleme» talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, bu şirket ile davalı şirketler arasında «organik bağ» olduğunu, alacaktan davalı şirketlerin de sorumlu olduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini ileri sürerek tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile 398.106,63 TL'nin 11.02.2007 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil «masrafı» ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.' nin «iflas erteleme» sürecinde «sermaye artırımına» gittiğini, şirketler arasında «organik bağ» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
A.Ş.' nin «borca batıklıktan» çıktığının tespit ile «iflas erteleme» davasının reddine karar verildiği, bu itibarla borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünde herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında «organik bağ» bulunduğu gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/3 E., 2017/103 K. sayılı ilamına dayalı olarak 398.106,63 TL alacaklı olduğunu, borçlu şirket hakkında «iflas erteleme» tedbir kararı bulunduğundan icra takibine geçilemediğini, borçlu şirketin Bakırköy 6.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4234 E. 2022/8380 K.
Ortak:iktisadi bütünlük kararı · sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · sınırlı sorumluluk · muvazaa
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Mal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaHemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda sakınılarak uygulanması gereken bir teoridir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirket ile asıl borçlu şirket arasında «organik bağ» olduğu, bu şirketlerin kurucularının faaliyet konularının ve adreslerinin aynı olduğu, dolayısıyla dava dışı borçlu Heta A.Ş.'nin borcundan dolayı «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» ilkesi gereğince davacının da sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Yine «muvazaa», «kanuna karşı hile» gibi durumlarda da bazen «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · ilamsız takip · kanuna karşı hile · sorumluluktan kurtulma · borçlu olunmadığının tespiti · malvarlığına ilişkin dava · ilamsız icra takibi · cari hesap
Benzer bu karardaA.Ş. arasında ticari mal satışına dair ilişki bulunduğu, davalının bu satışları «cari hesap ekstresi» ile izlediği, davalının sattığı malların bedelinin söz konusu dava dışı şirket tarafından ödenmemesi üzerine, davalı alacaklının bu şirket ile davacının da aralarında bulunduğu 3 şirket aleyhine «ilamsız takip» yaptığı, bu takip sırasında davacıdan 14.411,64 TL tahsil edildiği, oysa ki bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere her iki şirket «ticari defter» ve belgelerine göre taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin ve satışın olmadığı, davalı ile dava dışı başka şirket arasında bu ilişkinin bulunduğu, davalı …
Dava, «ilamsız icra takibi» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
Davalı tarafından davacı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi», davacının itirazda bulunmaması üzerine kesinleşmiş olmakla davacı tarafından takipten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talep edilmiştir.
Ticaret şirketleri «tüzel kişiliğe» sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket «malvarlığının», aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6865 E. 2021/3225 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · sınırlı sorumluluk · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.
Benzer bu karardaA.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak «tüzel kişilik» kavramının arkasına saklanılarak «dürüstlük kuralına» aykırı davranıldığı, kendisine tanınan «hakkın kötüye kullanılarak» üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (Çamoğlu Ersin - BATİDER C.32.S.2.2016 ) Davacı tarafça, davalılar ile borçlu şirket arasında fiili ve «organik bağ» bulunduğu, gerek borçlu firmaların ortaklık yapısının olduğu, gerekse ortakların birbirleriyle yakın akraba olduğu ayrıca bu kişiler ve çalışanlar tarafından yeni şirketler kurularak aynı ticari faaliyetlerin bu şirketler tarafından devam ettirildiği, dava dışı borçlu şirketin diğer bankalara olan borçlarının farklı kişiler adına «temlikname» aldırılarak borçlu şirket ortağının kendisinin ödediği, davalı ...'in de birçok dosyada temlik alacaklısı olduğu, davacı bankaya «ipotekli» gayrimenkul üzerinde Aren Tekstil firmasının tabelası bulunduğunun tespit edildiği, borçlu şirketin başka nam ve ünvanlarla aynı kişilerce perde arkasından faaliye …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» şartlarının oluşmadığı, ancak borçlu şirket ile davalı şirket arasında iştigal konusu bakımından benzerlik bulunduğu, davalı şirketin ortakları ile asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin ortağı olan ... arasında akrabalık olduğu, asıl borçlu şirketin ortaklarından ...'in, davalı şirketin e-posta adresini kullandığı, asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin diğer bankalara olan borçları için maruz kaldığı icra takiplerinde, bankaların takibe konu alacaklarının bedelini ödeyerek «temlik» alan ve takiplerde bankaların yerine geçerek alacaklı sıfatını elde eden kişinin davalı ... olduğu, böylelikle paraya çevrilmesi söz konusu olan taşınmaz ve rehinl …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:başvurunun yapılmamış sayılması · dürüstlük kuralına aykırılık · yapılmamış sayılma · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · malvarlığına ilişkin dava · hakkaniyet · ipotek
Benzer bu kararda… dışı asıl borçlu borçlu şirket ile davalı şirket ve ortakları olan davalılar arasında organik ve fiili bağın mevcut olduğu, davalı ... yönünden banka alacaklarının «temlik» alınması bakımından nam-ı müstear koşullarının oluştuğu, bu davalının temlik alacaklısı olarak asıl borçlu hesabına hareket etmiş olduğu, TMK'nın 2.maddesindeki «dürüstlük kuralı» da gözetilerek asıl borçlu Maboteks şirketinin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların «tahsilde tekerrür olmamak» üzere sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihi itibariyle belirlenen 3.670.997,72 TL toplam alacağın ana para olan 263.978,29 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %140 oranındaki «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, d …
Şti. yönünden temyiz «başvurusunun yapılmamış sayılmasına» karar verilmiş, işbu ek karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şti. yönünden mahkemece verilen temyiz «başvurusunun yapılmamış sayılmasına» dair 09.09.2020 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5447 E. 2021/7321 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · organik bağ · sınırlı sorumluluk · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaMal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak «tüzel kişilik» kavramının arkasına saklanılarak «dürüstlük kuralına» aykırı davranıldığı, kendisine tanınan «hakkın kötüye kullanılarak» üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durum …
Ticaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunun sonucudur.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açık ayıp · güven ilişkisi · yoksun kalınan kâr · ayıp · aktif husumet ehliyeti · keşif · malvarlığına ilişkin dava · bloke
Benzer bu kararda… ve Türk Standartlarına göre istenilen teknik şartları yerine getirmekle beraber ve ayrı ayrı sorumlu olduğu, A/1 bloğundaki 6 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde «teslimi» hususunda, 18/04/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile B/1 bloğundaki 10 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde teslimi hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, talep edilen kira bedeline ilişkin olarak yapılan «keşif» sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davacı tarafın B «blok» 5 numaralı daire ve B blok 8 numaralı daire için kira bedeli talep edebileceği, B blok 8 numaralı dairenin satış fiyatı «sebebi» ile davacının uğradığı «kaybın» olduğu, eksikliklerin giderilmesi için davacının harcama yaptığının anlaşıldığı, davacının B blok 5 numarlı daire için 8.120,00 TL, B blok 8 numaralı daire için 8.120,00 TL kira talep edebileği, B blok 8 numaralı dairenin «garantili» satış fiyati sebebi ile davacının uğradığı kaybın 63.093,51 TL olduğu, iki taşınmazın tamamlanamadığı ve eksikliklerin giderilmesi için davacının 10.878,58 TL harcama yaptığı gerekçesiyle davanın kısmnen kabul ile 90.212,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Şti. arasında akdedilen sözleşmelerin taşınmaz satımına ilişkin olması nedeniyle eksik işlerin «açık ayıp» olarak değerlendirilmesi gerektiği hususu ile taşınmaz satımına ilişkin TBK’nun m.
2-Dava, «alacağın temliki» niteliğinde olan sözleşmeler ile satın alındığı iddia edilen taşınmazlardaki eksik işler, «yoksun kalınan» gelir ve sözleşmede kararlaştırılan «garanti» bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, sözleşmelerin tarafı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic.
Davacılardan Bronsinvestments Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin dayanılan sözleşmelerin tarafı olmadığı ve dolayısıyla «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2970 E. , 2021/1603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.01.2018 tarih ve 2016/1017 E- 2018/124 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.04.2019 tarih ve 2018/846 E- 2019/269 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti. arasında 11.09.2008 tarihinde bir alacak sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeden doğan alacakların davacıya ödenmemesi üzerine, davacının, dava dışı Akros ... Ltd. Şti.'ne dava açtığını, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.06.2015 tarih, 2012/59 esas ve 2015/569 karar sayılı kararı ile 1.617.459,35 TL (372.770 USD karşılığı) tutarında alacaklı olduklarına hükmedildiği, Akros ... Ltd. Şti. hakkında başlatılan takipte, borçlu şirketin borca yeter herhangi bir malvarlığı bulunmadığından iflasına karar verildiği, dava dışı Akros .... Ltd. Şti. ile arasında organik bağ bulunan davalı Akros Çimento San. A.Ş.'nin davacıya karşı bu borç nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, dava dışı Akros ...
Ltd. Şti. aleyhine hükmedilen (372.770 USD karşılığı) 1.617.459,35 TL alacaktan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'lık kısmının muvazaa ile mal kaçırmayı amaçlayan davalı Akros Çimento San. A.Ş.'nden faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 16.01.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, davasını 542.860 USD karşılığı 2.039.307-TL ve 35.664 TL olmak üzere toplam 2.074.971.-TL 'ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava dışı Akros .... Ltd. Şti.’nin borcunun davalı şirketten tahsil edilemeyeceğini, işin esasına girilmeden davanın husumetten reddi gerektiğini, dava dışı Akros ... Ltd. Şti. ile davalı şirketin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, davacının şirketler arasında organik bağ bulunduğu yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, ticaret sicil kaydına bakıldığında Mahmut Akıskalı dışında iki şirkette de hisse sahibi bulunan başka kimse olmadığını, muvazaalı hareket etme, mal kaçırma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, iflasına karar verilen dava dışı şirketten olan alacağı semeresiz kaldığından, davacıyla hiçbir ticari ilişkisi olmayan davalıdan alacak talebinde bulunamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının dava dışı Akros .... Ltd. Şti.'nden mahkeme kararıyla kesinleşen alacağını, dava dışı şirket ile aralarında organik bağ olduğunu iddia ettiği davalı şirketten talep ettiği, borcu doğuran
sözleşmelerin tarihi olan 11.09.2008 tarihinde davalı şirketin 7 hissedarı olduğu, % 61 hisseyle David Rafelov’un en büyük hissedar olduğu, dava dışı Akros .... Ltd. Şti.’nin ise 2 hissedarı olup % 75 hisseyle Mahmut Akışkalı’nın büyük hissedar olduğu, her iki şirkette ortak olan tek hissedarın Mahmut Akışkalı olduğu, diğer ortaklar yönünden müştereklik olmadığı, bu nedenle borcun doğumu tarihi itibarıyla bu şirketler arasında organik bağ olmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında başkaca borç doğurucu bir sözleşme olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle aralarında organik bağ olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de hakim ortak durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında iktisadi bütünlük olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır.
( ... - BATİDER C.32.S.2.2016)
Somut uyuşmazlık yönünden mahkemece alınan bilirkişi raporu ve yapılan inceleme yetersizdir. Öncelikle davacıyla ticari ilişkisi bulunan dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti.’ne ait ticari defter ve belgelerin bilirkişilere incelettirilmemesi doğru görülmemiştir. Mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı, davalı ve dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti.’nin borcun oluştuğu 2008 yılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, şirket merkezlerinin birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan mal kaçırma amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin muvazaalı olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657447300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz