Sınırlı sorumluluk ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5447 E. 2021/7321 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sınırlı sorumluluk ilkesi↗ açık ayıp↗ tüzel kişilik perdesinin aralanması↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ güven ilişkisi↗ yoksun kalınan kâr↗ organik bağ↗ ayıp↗ sınırlı sorumluluk↗ aktif husumet ehliyeti↗ keşif↗ malvarlığına ilişkin dava↗ bloke↗ alacağın temliki↗ hakkın kötüye kullanılması↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ hakkaniyet↗ satım sözleşmesi↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ garantörlük↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 31/10/2007 ve 18/04/2008 tarihli sözleşmelerin düzenlendiği, 31/10/2007 tarihli sözleşmede projenin ve teknik şartların yerine getirilmesinde sorumluluğun satıcı ve inşaatçı, inşaat projesi ve Türk Standartlarına göre istenilen teknik şartları yerine getirmekle beraber ve ayrı ayrı sorumlu olduğu, A/1 bloğundaki 6 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde teslimi hususunda, 18/04/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile B/1 bloğundaki 10 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde teslimi hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, talep edilen kira bedeline ilişkin olarak yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davacı tarafın B blok 5 numaralı daire ve B blok 8 numaralı daire için kira bedeli talep edebileceği, B blok 8 numaralı dairenin satış fiyatı sebebi ile davacının uğradığı kaybın olduğu, eksikliklerin giderilmesi için davacının harcama yaptığının anlaşıldığı, davacının B blok 5 numarlı daire için 8.120,00 TL, B blok 8 numaralı daire için 8.120,00 TL kira talep edebileği, B blok 8 numaralı dairenin garantili satış fiyati sebebi ile davacının uğradığı kaybın 63.093,51 TL olduğu, iki taşınmazın tamamlanamadığı ve eksikliklerin giderilmesi için davacının 10.878,58 TL harcama yaptığı gerekçesiyle davanın kısmnen kabul ile 90.212,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 31/10/2007 ve 18/04/2008 tarihli gayrimenkul satım sözleşmeleri incelendiğinde; taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satımına ilişkin olduğu, taşınmaz satımından kaynaklanan davaların 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, Hollanda uyruklu iki gerçek kişinin aynı sebeplerle açtığı davada mahkemece davalı şirketler arasında organik bağ olduğuna ve her iki şirketinde davacılara karşı sorumlu olduğuna hükmedildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/1237 Esas sayılı dava dosyasında davacılar farklı kişiler ise de, davalılar eldeki davada davalı olan şirketler olduğu, Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin kararı bu dava dosyası yönünden kesin hüküm teşkil etmese de, güçlü delil teşkil ettiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da davalı şirketler arasında organik bağ olduğu bildirildiği gerekçesiyle davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı SHS Gayrimenkul... Ltd. Şti.vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davalı SHS Gayrimenkul.. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, alacağın temliki niteliğinde olan sözleşmeler ile satın alındığı iddia edilen taşınmazlardaki eksik işler, yoksun kalınan gelir ve sözleşmede kararlaştırılan garanti bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, sözleşmelerin tarafı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile AB Wagenborgen […]V. limited şirketi olup, satıcı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile birlikte sözleşmelerde taraf olmayan SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine davanın açıldığı, mahkemece Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 06/05/2014 tarih 2012/1237 Esas- 2014/195 Karar sayılı kararına dayanılarak davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu, bu iki şirketin birbirinin devamı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılardan Bronsinvestments Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin dayanılan sözleşmelerin tarafı olmadığı ve dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden biri sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunun sonucudur. Diğer bir ifadeyle tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Borç yükümlüsü olarak bir tüzel kişilik bulunmakta iken, şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı borçtan dolayı yönelinemez. Ancak, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir.
Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir.
Belirtmek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (ÇAMOĞLU, Ersin , ‘’ Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması’’, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.32, .S.2, BATIDER, 2016, s.11-15 )
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde görülebilmektedir. İlki tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması, bu hal şirket borcundan dolayı şirket yönetici ve ortaklarına gidilme olanağı sağlamaktadır. İkincisi tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması, bu hal şirket yönetici veya ortağının borcundan dolayı şirket tüzel kişiliğine gidilmesini sağlamaktadır. Üçüncüsü ise tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması olup, bu hal ise hakim şirketler topluluğunda söz konusu olabilmektedir.
İkinci konu ise, Güven Teorisidir. Güven kavramı; temelinde, dürüstlük, samimiyet kavramlarını barındıran hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel bir kavramdır. Hukuk, uyuşmazlıkların çözümünü zaman zaman kaynağını dürüstlük kuralından alan taraflar arasındaki güven ilişkisinde bulmaktadır. Güven teorisi, tarafların menfaatleri arasında denge kurmayı amaçlar ve kaynağını dürüstlük kuralından alır. Kendine özgü mahiyet arz eden güven sorumluluğu bir kişinin veya kuruluşun davranışlarıyla başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle oluşan güven ilişkisinden kaynaklanır. Temeli Alman Borçlar Kanunu’na dayanan bu teorinin, borçlar hukuku mevzuatımızda düzenlemesi bulunmamakla birlikte, gerek Türk hukukunda gerekse İsviçre hukukunda kendisine uygulama yeri bulan bu teori bir kimsenin kendi yarattığı dış görünüşün meydana getirdiği sonuçlara kendisinin katlanmasının gerekliliği, aksi yönde bir düşüncenin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulüne dayanır. Bu kapsamda yorum sırasında güven teorisinin uygulanması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesinin gereğidir. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin hükümler yanında, tarafların sözlü veya yazılı davranışları bu güven ortamını sağlayabilir. Sağlanan güvenin, güven sorumluluğu kapsamında, hukuken korunması gerekir. Güven sorumluluğunda taraflar birbirlerinden bekledikleri güveni boşa çıkarmamalıdır. Bu itibarla güven teorisi hukuki güven, istikrar ve hakkaniyet düşüncesini esas alır. Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse devletle olan ilişkilerinde güven ve sürekliliği sağlamaktır. Yasa'ya aykırı sakat bir işlemin uzun bir süre sonra geri alınması adalet, hakkaniyet, kamu düzeni ve istikrar ilkelerine dolayısıyla hukuka aykırı olur. Topluma ve kişiye hizmetle yükümlü bir hukuk devleti kişiye haksızlık yapmamak ve kendisinin yararlandığı bir süreden kişiyi de yararlandırmak zorundadır. (HGK, T. 06.10.2020, S:2016/(21)10-1602 E, 2020/711 K)
Somut olayda; eksik işlerden kaynaklı talep edilen alacağa ilişkin olarak davacı ...V. ile davalı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşmelerin taşınmaz satımına ilişkin olması nedeniyle eksik işlerin açık ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği hususu ile taşınmaz satımına ilişkin TBK’nun m. 244/3 hükmünde belirtilen süre gözetilip değerlendirilmeden talep edilen bu alacağa hükmedilmesi doğru olmayıp bu yönden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece güçlü delil olarak belirtilip gerekçeye esas alınan Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 06/05/2014 tarih 2012-1237/195 sayılı kararından anlaşıldığına göre, tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluna gidilmediği, davalı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yapmış olduğu broşürlerde hem kendi ünvanına hem de diğer davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ünvanına yer verdiği, bu nedenle davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, bununda tüketici hukuku kapsamında verilen güven esas alınarak sözleşmenin tarafı olmayan davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sorumluluğuna da gidilmiştir. Tüketici Mahkemesi bu kararını tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisine dayanarak değil, belirtilen şekilde oluşturulan güveni esas alarak verdiği anlaşılmaktadır. Zira, iki ayrı tüzel kişiliği olan şirketlerden uyuşmazlığa konu sözleşmelerin tarafı olmayan davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sorumlu tutabilmesi için yukarıda açıklanan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hallerinden hiç birisine uymadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken davacı alıcıya sözleşmelerin tarafı olan davalı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı şirketin birlikte güven verip vermediğinin belirlenip sonucuna göre bir karar vermekten ibaret olduğu halde tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2384 E. 2019/2653 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · organik bağ · sınırlı sorumluluk · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · hakkaniyet · dava şartı
İncelediğiniz karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunun sonucudur.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve «malvarlıklarının» birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir.
Benzer bu karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi» ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunu yaratmaktadır.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
A.Ş.’nin müşterek borçluluğunun kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de yukarıda ifade edildiği üzere «tüzel kişilik perdesinin aralanması» ilkesinin «sınırlı sorumluluk» ilkesinden «kötüniyetle» yararlanmak isteyen şirket ortaklarına yönelmeyi sağlayan bir teori olduğu davacı bankanın işbu davada davalı Tekmar Mermer Madencilik San. ve Dış Tic.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarrufun iptali davası · mal kaçırma · tasarrufun iptali · hakim ortak · yapılandırma protokolü · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · davanın konusu
Benzer bu kararda… unvan benzerliği ve ortaklık yapısının doğrudan doğruya perdenin kaldırılması teorisinin uygulanmasını sağlamayacağı, kaldı ki davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve «yönetim kurulu» yapısının kuruluş aşamasında farklı olduğu, yönetim kurulundaki benzerliklerin şirketin yönetim kurulu üyelerinden Ali Avni Balkaner’in «hakim ortak» olduğu dava dışı banka ve dava dışı şirketlerin TMSF’ye devrinden sonra ve 2006 yılında TMSF ile davalılar arasında «yapılan protokol» çerçevesinde oluştuğu, davalının «tüzel kişilik» perdesinin arkasına sığınarak «mal kaçırma» ya da alacağın tahsilini imkansız hale getirme yönünde eylemde bulunduğu iddia edilmiş ise de ortada asıl borçluyu gizleyen bir perde (örtü) bulunmadığı, asıl borç …
A.Ş’nin de borcun tasfiyesine yönelik iradesini ortaya koyup «kefil» olmayı kabul ettiği, kötü niyetle ve «mal kaçırma» gayesi ile mevcudu eksiltmeye yönelik tasarruflarla ilgili olarak yasal şartların varlığı halinde «tasarrufun iptali», «muvazaa» nedeniyle işlemin iptali gibi hukuki sürecin işletilmesinin mümkün olduğu ve davacı bankanın da zaten bazı taşınmazlar için «tasarrufun iptali davası» açtığı, yukarıda ifade edildiği üzere “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol old …
… rih 2014/756 Esas 2016/651 sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davada davalı kredi borçlusu Tekmar Mermer Madencilik Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. hakkındaki davanın «hukuki yarar» yokluğu sebebiyle «usulden reddine», davalı Tekmar Mermer ve Maden İşletmeleri Üretim İhracat ve Ticaret A.Ş. hakkındaki davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla 4.706.000,00 TL'nın faizi ve faizin % 5'i oranında gider vergisi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından asıl davada davacı .... vekili, «dava konusu» genel Kredi Sözleşmelerinden birinin tarafı ve dava dışı Derby Lastik Fabrikası A.Ş. ile imzalanan «kredi sözleşmesinin» «kefili» olan Tekmar Mermer Madencilik San. ve Dış.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4234 E. 2022/8380 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · organik bağ · sınırlı sorumluluk · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı
İncelediğiniz karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunun sonucudur.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılması» «yasağını» düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Benzer bu karardaHemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda sakınılarak uygulanması gereken bir teoridir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirket ile asıl borçlu şirket arasında «organik bağ» olduğu, bu şirketlerin kurucularının faaliyet konularının ve adreslerinin aynı olduğu, dolayısıyla dava dışı borçlu Heta A.Ş.'nin borcundan dolayı «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» ilkesi gereğince davacının da sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle «kanuna karşı hile» yapılması, ayrı «tüzel kişilik» kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonrada tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük ve kuralı «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · ilamsız takip · kanuna karşı hile · sorumluluktan kurtulma · borçlu olunmadığının tespiti · ilamsız icra takibi · muvazaa · cari hesap
Benzer bu karardaA.Ş. arasında ticari mal satışına dair ilişki bulunduğu, davalının bu satışları «cari hesap ekstresi» ile izlediği, davalının sattığı malların bedelinin söz konusu dava dışı şirket tarafından ödenmemesi üzerine, davalı alacaklının bu şirket ile davacının da aralarında bulunduğu 3 şirket aleyhine «ilamsız takip» yaptığı, bu takip sırasında davacıdan 14.411,64 TL tahsil edildiği, oysa ki bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere her iki şirket «ticari defter» ve belgelerine göre taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin ve satışın olmadığı, davalı ile dava dışı başka şirket arasında bu ilişkinin bulunduğu, davalı …
Dava, «ilamsız icra takibi» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
Davalı tarafından davacı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi», davacının itirazda bulunmaması üzerine kesinleşmiş olmakla davacı tarafından takipten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talep edilmiştir.
Yine «muvazaa», «kanuna karşı hile» gibi durumlarda da bazen «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5148 E. 2017/7084 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaUygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve «malvarlıklarının» birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılması» «yasağını» düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · ticari faiz · çek
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6865 E. 2021/3225 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · organik bağ · sınırlı sorumluluk · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · hakkaniyet · oy yasağı
İncelediğiniz karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunun sonucudur.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılması» «yasağını» düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Benzer bu karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunu yaratmaktadır.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
A.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mal kaçırma · başvurunun yapılmamış sayılması · dürüstlük kuralına aykırılık · yapılmamış sayılma · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ipotek · kefil
Benzer bu kararda… dışı asıl borçlu borçlu şirket ile davalı şirket ve ortakları olan davalılar arasında organik ve fiili bağın mevcut olduğu, davalı ... yönünden banka alacaklarının «temlik» alınması bakımından nam-ı müstear koşullarının oluştuğu, bu davalının temlik alacaklısı olarak asıl borçlu hesabına hareket etmiş olduğu, TMK'nın 2.maddesindeki «dürüstlük kuralı» da gözetilerek asıl borçlu Maboteks şirketinin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların «tahsilde tekerrür olmamak» üzere sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihi itibariyle belirlenen 3.670.997,72 TL toplam alacağın ana para olan 263.978,29 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %140 oranındaki «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, d …
Şti. yönünden temyiz «başvurusunun yapılmamış sayılmasına» karar verilmiş, işbu ek karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şti. yönünden mahkemece verilen temyiz «başvurusunun yapılmamış sayılmasına» dair 09.09.2020 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
A.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2970 E. 2021/1603 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · organik bağ · sınırlı sorumluluk · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · tüzel kişilik
İncelediğiniz kararda… ek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak «tüzel kişilik» kavramının arkasına saklanılarak «dürüstlük kuralına» aykırı davranıldığı, kendisine tanınan «hakkın kötüye kullanılarak» üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durum …
Ticaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunun sonucudur.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Benzer bu karardaMal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iktisadi bütünlük kararı · mal kaçırma · hakim ortak · şirket merkezi mahkemesi · muvazaa · bilirkişi incelemesi · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaŞti.’ne ait «ticari defter» ve belgelerin «bilirkişilere incelettirilmemesi» doğru görülmemiştir.
… ılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, «şirket merkezlerinin» birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan «mal kaçırma» amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin «muvazaalı» olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar …
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5447 E. , 2021/7321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.10.2018 tarih ve 2015/249 E- 2018/601 K. sayılı kararın davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.02.2020 tarih ve 2019/781 E- 2020/267 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı ...V. ile davalılardan A-C Meridyen Eml. İnş. Turizm. İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti arasında Antalya Kepez'de kurulmakta olan Kaynak Sitesinden 2 adet daire satın alınması için 31/10/2007 ve 18/04/2008 tarihli gayrimenkul alım sözleşmelerinin imzalandığını, davalı A-C Meridyen ... Ltd. Şti.'nin taşınmazları sözleşmede belirtilen günde teslim etmediğini, sözleşmede davalı şirketin getiri garantisi taahhüdünde bulunduğunu, 8 nolu bölümün 128.000,00 TL bedelle satılabildiğini, garanti taahhütnamesine göre davacının 63.093,50 TL zararının olduğunu, davacının geç teslim nedeniyle kira gelirinden mahrum kaldığını, taşınmazların tamamlanmadan satıldığını, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek, dairelerin tam teslim edilmemesinden dolayı yönetime ödenen 10.870,58 TL, yoksun kalınan kira bedeli olarak 19.440,00 TL, getiri garantisi taahhütnamesi gereğince 63.093,50 TL olmak üzere toplam 93.404,08 TL'nin değişen oranlarda işyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı SHS Gayrimenkul ... Ltd. Şti. vekili, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin 31/10/2007 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını ve imzasının bulunmadığını, sözleşmenin muhatabının AC Meridyen Tic. Ltd. Şti. olduğunu, sıfat yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin sahibi olan ... Van Tetering'in davaya konu edilen daireler, sözleşmeler, hak ve borçları ile ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı A-C Meridyen Emlak İnşaat Turizm İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 31/10/2007 ve 18/04/2008 tarihli sözleşmelerin düzenlendiği, 31/10/2007 tarihli sözleşmede projenin ve teknik şartların yerine getirilmesinde sorumluluğun satıcı ve inşaatçı, inşaat projesi ve Türk Standartlarına göre istenilen teknik şartları yerine getirmekle beraber ve ayrı ayrı sorumlu olduğu, A/1 bloğundaki 6 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde teslimi hususunda, 18/04/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile B/1 bloğundaki 10 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde teslimi hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, talep edilen kira bedeline ilişkin olarak yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davacı tarafın B blok 5 numaralı daire ve B blok 8 numaralı daire için kira bedeli talep edebileceği, B blok 8 numaralı dairenin satış fiyatı sebebi ile davacının uğradığı kaybın olduğu, eksikliklerin giderilmesi için davacının harcama yaptığının anlaşıldığı, davacının B blok 5 numarlı daire için 8.120,00 TL, B blok 8 numaralı daire için 8.120,00 TL kira talep edebileği, B blok 8 numaralı dairenin garantili satış fiyati sebebi ile davacının uğradığı kaybın 63.093,51 TL olduğu, iki taşınmazın tamamlanamadığı ve eksikliklerin giderilmesi için davacının 10.878,58 TL harcama yaptığı gerekçesiyle davanın kısmnen kabul ile 90.212,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 31/10/2007 ve 18/04/2008 tarihli gayrimenkul satım sözleşmeleri incelendiğinde; taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satımına ilişkin olduğu, taşınmaz satımından kaynaklanan davaların 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, Hollanda uyruklu iki gerçek kişinin aynı sebeplerle açtığı davada mahkemece davalı şirketler arasında organik bağ olduğuna ve her iki şirketinde davacılara karşı sorumlu olduğuna hükmedildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/1237 Esas sayılı dava dosyasında davacılar farklı kişiler ise de, davalılar eldeki davada davalı olan şirketler olduğu, Antalya 1.
Tüketici Mahkemesinin kararı bu dava dosyası yönünden kesin hüküm teşkil etmese de, güçlü delil teşkil ettiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da davalı şirketler arasında organik bağ olduğu bildirildiği gerekçesiyle davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı SHS Gayrimenkul... Ltd. Şti.vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davalı SHS Gayrimenkul.. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, alacağın temliki niteliğinde olan sözleşmeler ile satın alındığı iddia edilen taşınmazlardaki eksik işler, yoksun kalınan gelir ve sözleşmede kararlaştırılan garanti bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, sözleşmelerin tarafı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile AB Wagenborgen […]V. limited şirketi olup, satıcı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile birlikte sözleşmelerde taraf olmayan SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine davanın açıldığı, mahkemece Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 06/05/2014 tarih 2012/1237 Esas- 2014/195 Karar sayılı kararına dayanılarak davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu, bu iki şirketin birbirinin devamı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San.
ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılardan Bronsinvestments Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin dayanılan sözleşmelerin tarafı olmadığı ve dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden biri sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunun sonucudur. Diğer bir ifadeyle tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Borç yükümlüsü olarak bir tüzel kişilik bulunmakta iken, şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı borçtan dolayı yönelinemez. Ancak, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir.
Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir.
Belirtmek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (ÇAMOĞLU, Ersin , ‘’ Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması’’, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.32, .S.2, BATIDER, 2016, s.11-15 )
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde görülebilmektedir. İlki tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması, bu hal şirket borcundan dolayı şirket yönetici ve ortaklarına gidilme olanağı sağlamaktadır. İkincisi tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması, bu hal şirket yönetici veya ortağının borcundan dolayı şirket tüzel kişiliğine gidilmesini sağlamaktadır. Üçüncüsü ise tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması olup, bu hal ise hakim şirketler topluluğunda söz konusu olabilmektedir.
İkinci konu ise, Güven Teorisidir. Güven kavramı; temelinde, dürüstlük, samimiyet kavramlarını barındıran hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel bir kavramdır. Hukuk, uyuşmazlıkların çözümünü zaman zaman kaynağını dürüstlük kuralından alan taraflar arasındaki güven ilişkisinde bulmaktadır. Güven teorisi, tarafların menfaatleri arasında denge kurmayı amaçlar ve kaynağını dürüstlük kuralından alır. Kendine özgü mahiyet arz eden güven sorumluluğu bir kişinin veya kuruluşun davranışlarıyla başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle oluşan güven ilişkisinden kaynaklanır. Temeli Alman Borçlar Kanunu’na dayanan bu teorinin, borçlar hukuku mevzuatımızda düzenlemesi bulunmamakla birlikte, gerek Türk hukukunda gerekse İsviçre hukukunda kendisine uygulama yeri bulan bu teori bir kimsenin kendi yarattığı dış görünüşün meydana getirdiği sonuçlara kendisinin katlanmasının gerekliliği, aksi yönde bir düşüncenin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulüne dayanır.
Bu kapsamda yorum sırasında güven teorisinin uygulanması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesinin gereğidir. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin hükümler yanında, tarafların sözlü veya yazılı davranışları bu güven ortamını sağlayabilir. Sağlanan güvenin, güven sorumluluğu kapsamında, hukuken korunması gerekir. Güven sorumluluğunda taraflar birbirlerinden bekledikleri güveni boşa çıkarmamalıdır. Bu itibarla güven teorisi hukuki güven, istikrar ve hakkaniyet düşüncesini esas alır. Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse devletle olan ilişkilerinde güven ve sürekliliği sağlamaktır. Yasa'ya aykırı sakat bir işlemin uzun bir süre sonra geri alınması adalet, hakkaniyet, kamu düzeni ve istikrar ilkelerine dolayısıyla hukuka aykırı olur.
Topluma ve kişiye hizmetle yükümlü bir hukuk devleti kişiye haksızlık yapmamak ve kendisinin yararlandığı bir süreden kişiyi de yararlandırmak zorundadır. (HGK, T.
06. 10.2020, S:2016/(21)10-1602 E, 2020/711 K)
Somut olayda; eksik işlerden kaynaklı talep edilen alacağa ilişkin olarak davacı ...V. ile davalı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşmelerin taşınmaz satımına ilişkin olması nedeniyle eksik işlerin açık ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği hususu ile taşınmaz satımına ilişkin TBK’nun m. 244/3 hükmünde belirtilen süre gözetilip değerlendirilmeden talep edilen bu alacağa hükmedilmesi doğru olmayıp bu yönden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece güçlü delil olarak belirtilip gerekçeye esas alınan Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 06/05/2014 tarih 2012-1237/195 sayılı kararından anlaşıldığına göre, tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluna gidilmediği, davalı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yapmış olduğu broşürlerde hem kendi ünvanına hem de diğer davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ünvanına yer verdiği, bu nedenle davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, bununda tüketici hukuku kapsamında verilen güven esas alınarak sözleşmenin tarafı olmayan davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San.
ve Tic. Ltd. Şti.’nin sorumluluğuna da gidilmiştir. Tüketici Mahkemesi bu kararını tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisine dayanarak değil, belirtilen şekilde oluşturulan güveni esas alarak verdiği anlaşılmaktadır. Zira, iki ayrı tüzel kişiliği olan şirketlerden uyuşmazlığa konu sözleşmelerin tarafı olmayan davalı SHS Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sorumlu tutabilmesi için yukarıda açıklanan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hallerinden hiç birisine uymadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken davacı alıcıya sözleşmelerin tarafı olan davalı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı şirketin birlikte güven verip vermediğinin belirlenip sonucuna göre bir karar vermekten ibaret olduğu halde tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı SHS Gayrimenkul.. Ltd. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle de davalı SHS Gayrimenkul.. Ltd. Şti vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı SHS Gayrimenkul... Ltd. Şti.'ne iadesine, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729281400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz