Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6865 E. 2021/3225 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sınırlı sorumluluk ilkesi↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ mal kaçırma↗ başvurunun yapılmamış sayılması↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ organik bağ↗ yapılmamış sayılma↗ sınırlı sorumluluk↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hakkın kötüye kullanılması↗ hakkaniyet↗ ipotek↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ kefil↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartlarının oluşmadığı, ancak borçlu şirket ile davalı şirket arasında iştigal konusu bakımından benzerlik bulunduğu, davalı şirketin ortakları ile asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin ortağı olan ... arasında akrabalık olduğu, asıl borçlu şirketin ortaklarından ...'in, davalı şirketin e-posta adresini kullandığı, asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin diğer bankalara olan borçları için maruz kaldığı icra takiplerinde, bankaların takibe konu alacaklarının bedelini ödeyerek temlik alan ve takiplerde bankaların yerine geçerek alacaklı sıfatını elde eden kişinin davalı ... olduğu, böylelikle paraya çevrilmesi söz konusu olan taşınmaz ve rehinlerin satılmasından elde edilen miktarın İİK m. 100 hükümlerine göre, hacze iştirak eden alacaklılar arasında bölüştürülmesi ve davacı bankanın alacağının azaltılmasının söz konusu olacağı, dava dışı asıl borçlu borçlu şirket ile davalı şirket ve ortakları olan davalılar arasında organik ve fiili bağın mevcut olduğu, davalı ... yönünden banka alacaklarının temlik alınması bakımından nam-ı müstear koşullarının oluştuğu, bu davalının temlik alacaklısı olarak asıl borçlu hesabına hareket etmiş olduğu, TMK'nın 2.maddesindeki dürüstlük kuralı da gözetilerek asıl borçlu Maboteks şirketinin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihi itibariyle belirlenen 3.670.997,72 TL toplam alacağın ana para olan 263.978,29 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %140 oranındaki temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, davalı Aren Moda Tekstil Ltd. Şti. yönünden temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, işbu ek karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin, davalı Aren Moda Tekstil Ltd. Şti. yönünden mahkemece verilen temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 09.09.2020 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin, davalılar ... ve ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafça, kredi borçlusu olan dava dışı Maboteks Maraş Boya Tekstil San. ve Tic. A.Ş. ile davalılar arasında fiili ve organik bağ olduğu ve borçlunun mal kaçırmak amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, nam-ı müstear, dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-/-
Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Asıl borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemez. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir.
Uygulamada ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketi birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borcu karşılamada borçlu şirkete ait sermayenin yetersiz kalması durumunda, kardeş şirketler arasında ya da ortak şirket arasında çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir.
Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (Çamoğlu Ersin - BATİDER C.32.S.2.2016 )
Davacı tarafça, davalılar ile borçlu şirket arasında fiili ve organik bağ bulunduğu, gerek borçlu firmaların ortaklık yapısının olduğu, gerekse ortakların birbirleriyle yakın akraba olduğu ayrıca bu kişiler ve çalışanlar tarafından yeni şirketler kurularak aynı ticari faaliyetlerin bu şirketler tarafından devam ettirildiği, dava dışı borçlu şirketin diğer bankalara olan borçlarının farklı kişiler adına temlikname aldırılarak borçlu şirket ortağının kendisinin ödediği, davalı ...'in de birçok dosyada temlik alacaklısı olduğu, davacı bankaya ipotekli gayrimenkul üzerinde Aren Tekstil firmasının tabelası bulunduğunun tespit edildiği, borçlu şirketin başka nam ve ünvanlarla aynı kişilerce perde arkasından faaliyetlerini devam ettirdiği iddia edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalılar bakımından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması koşulları tam olarak karşılanmasa da iki şirket ve ortakları arasında bir bağ bulunduğu, organik bağın varlığı halinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında olduğu gibi borçlu şirketin tüzel kişiliğinden ayrı, bağımsız bir kişinin sorumluluğuna gidilebileceği, borçlu şirketin iştigal konusu ile davalı şirketin iştigal konularının benzer olduğu, davalı şirketin ortakları ile asıl borçlu şirketin ortağı olan ... arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu, borçlu şirketin taraf olduğu bazı icra dosyalarında davalı ...’in temlik alacaklısı olduğu, böylelikle nam-ı müstear kullanılarak aslında borçlu şirketin kendi aleyhine yapılan takipte başka bir adla alacaklı tarafta da yine kendisinin yer aldığı, ...'in, davalı şirketin çalışanı olarak işe alındığı, her ne kadar "Aren Moda Tekstil Boya Baskı Kasar San. ve Tic. Ltd. Şti'nin, "Aren Moda Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti."nden farklı bir şirket olduğu savunulsa da, faaliyet konuları benzer ve asıl borçlu şirketle bağlantısı olan aynı isimde iki ayrı şirketin kurulmuş olmasının tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, asıl borçlu şirketin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu tutulmaları gerektiğinden bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta, davalıların dava dışı borçlu şirketin ne ortağı, ne kefili, ne de yöneticisi oldukları, icra dosyalarında alacakların temlik alınması, akrabalık bağı, dava dışı şirket ortağı ve kefilinin bir dönem davalı şirkette çalışması, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirketin faaliyet konularının benzer olması, dava dışı şirket borcundan dolayı hacizli taşınmaz üzerinde davalı şirket unvanına benzer bir şirketin faaliyet göstermesinin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ya da organik bağın varlığının kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki; temlik işlemleri nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacının her bir işlemin iptalini talep edebileceği hususları nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2600 E. 2024/763 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · başvurunun yapılmamış sayılması · organik bağ · yapılmamış sayılma · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ipotek · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
… dışı asıl borçlu borçlu şirket ile davalı şirket ve ortakları olan davalılar arasında organik ve fiili bağın mevcut olduğu, davalı ... yönünden banka alacaklarının «temlik» alınması bakımından nam-ı müstear koşullarının oluştuğu, bu davalının temlik alacaklısı olarak asıl borçlu hesabına hareket etmiş olduğu, TMK'nın 2.maddesindeki «dürüstlük kuralı» da gözetilerek asıl borçlu Maboteks şirketinin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların «tahsilde tekerrür olmamak» üzere sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihi itibariyle belirlenen 3.670.997,72 TL toplam alacağın ana para olan 263.978,29 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %140 oranındaki «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, d …
Şti. yönünden temyiz «başvurusunun yapılmamış sayılmasına» karar verilmiş, işbu ek karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün tamamlanması · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tashih · vekalet ücreti
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl karar bakımından, somut olayda «tüzel kişilik perdesinin aralanması» şartlarının oluşup oluşmadığı, ek karar bakımından ise, Mahkemece, «tashih» ve «hükmün tamamlanması» yoluyla hükmün «vekalet ücreti» bakımından düzeltilmesinin isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5447 E. 2021/7321 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · organik bağ · sınırlı sorumluluk · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · hakkaniyet · oy yasağı
İncelediğiniz karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunu yaratmaktadır.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
A.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
Benzer bu karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunun sonucudur.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde «hakkaniyet» gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılması» «yasağını» düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:açık ayıp · tüzel kişilik perdesinin aralanması · güven ilişkisi · yoksun kalınan kâr · ayıp · aktif husumet ehliyeti · keşif · bloke
Benzer bu kararda… ve Türk Standartlarına göre istenilen teknik şartları yerine getirmekle beraber ve ayrı ayrı sorumlu olduğu, A/1 bloğundaki 6 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde «teslimi» hususunda, 18/04/2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile B/1 bloğundaki 10 numaralı dairenin 01/11/2008 tarihinde teslimi hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, talep edilen kira bedeline ilişkin olarak yapılan «keşif» sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davacı tarafın B «blok» 5 numaralı daire ve B blok 8 numaralı daire için kira bedeli talep edebileceği, B blok 8 numaralı dairenin satış fiyatı «sebebi» ile davacının uğradığı «kaybın» olduğu, eksikliklerin giderilmesi için davacının harcama yaptığının anlaşıldığı, davacının B blok 5 numarlı daire için 8.120,00 TL, B blok 8 numaralı daire için 8.120,00 TL kira talep edebileği, B blok 8 numaralı dairenin «garantili» satış fiyati sebebi ile davacının uğradığı kaybın 63.093,51 TL olduğu, iki taşınmazın tamamlanamadığı ve eksikliklerin giderilmesi için davacının 10.878,58 TL harcama yaptığı gerekçesiyle davanın kısmnen kabul ile 90.212,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Şti. arasında akdedilen sözleşmelerin taşınmaz satımına ilişkin olması nedeniyle eksik işlerin «açık ayıp» olarak değerlendirilmesi gerektiği hususu ile taşınmaz satımına ilişkin TBK’nun m.
2-Dava, «alacağın temliki» niteliğinde olan sözleşmeler ile satın alındığı iddia edilen taşınmazlardaki eksik işler, «yoksun kalınan» gelir ve sözleşmede kararlaştırılan «garanti» bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, sözleşmelerin tarafı AC Meridyen Emlak İnşaat Turizm İthalat İhracat San. ve Tic.
Davacılardan Bronsinvestments Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin dayanılan sözleşmelerin tarafı olmadığı ve dolayısıyla «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2384 E. 2019/2653 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · sınırlı sorumluluk · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · malvarlığına ilişkin dava · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
Ticaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi», ortaklardan ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunu yaratmaktadır.
… dışı asıl borçlu borçlu şirket ile davalı şirket ve ortakları olan davalılar arasında organik ve fiili bağın mevcut olduğu, davalı ... yönünden banka alacaklarının «temlik» alınması bakımından nam-ı müstear koşullarının oluştuğu, bu davalının temlik alacaklısı olarak asıl borçlu hesabına hareket etmiş olduğu, TMK'nın 2.maddesindeki «dürüstlük kuralı» da gözetilerek asıl borçlu Maboteks şirketinin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların «tahsilde tekerrür olmamak» üzere sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihi itibariyle belirlenen 3.670.997,72 TL toplam alacağın ana para olan 263.978,29 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %140 oranındaki «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, d …
Benzer bu karardaTicaret şirketlerinde ise «sınırlı sorumluluk ilkesi» ayrı ve bağımsız «malvarlığı» oluşumunu yaratmaktadır.
… rih 2014/756 Esas 2016/651 sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davada davalı kredi borçlusu Tekmar Mermer Madencilik Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. hakkındaki davanın «hukuki yarar» yokluğu sebebiyle «usulden reddine», davalı Tekmar Mermer ve Maden İşletmeleri Üretim İhracat ve Ticaret A.Ş. hakkındaki davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla 4.706.000,00 TL'nın faizi ve faizin % 5'i oranında gider vergisi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Ticaret şirketlerinde «sınırlı sorumluluk» ya da ayrı «malvarlığı» ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve «tüzel kişiliğin» arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarrufun iptali davası · tüzel kişilik perdesinin aralanması · tasarrufun iptali · hakim ortak · yapılandırma protokolü · davanın konusu · muvazaa · müteselsil kefil
Benzer bu karardaA.Ş’nin de borcun tasfiyesine yönelik iradesini ortaya koyup «kefil» olmayı kabul ettiği, kötü niyetle ve «mal kaçırma» gayesi ile mevcudu eksiltmeye yönelik tasarruflarla ilgili olarak yasal şartların varlığı halinde «tasarrufun iptali», «muvazaa» nedeniyle işlemin iptali gibi hukuki sürecin işletilmesinin mümkün olduğu ve davacı bankanın da zaten bazı taşınmazlar için «tasarrufun iptali davası» açtığı, yukarıda ifade edildiği üzere “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol old …
… unvan benzerliği ve ortaklık yapısının doğrudan doğruya perdenin kaldırılması teorisinin uygulanmasını sağlamayacağı, kaldı ki davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve «yönetim kurulu» yapısının kuruluş aşamasında farklı olduğu, yönetim kurulundaki benzerliklerin şirketin yönetim kurulu üyelerinden Ali Avni Balkaner’in «hakim ortak» olduğu dava dışı banka ve dava dışı şirketlerin TMSF’ye devrinden sonra ve 2006 yılında TMSF ile davalılar arasında «yapılan protokol» çerçevesinde oluştuğu, davalının «tüzel kişilik» perdesinin arkasına sığınarak «mal kaçırma» ya da alacağın tahsilini imkansız hale getirme yönünde eylemde bulunduğu iddia edilmiş ise de ortada asıl borçluyu gizleyen bir perde (örtü) bulunmadığı, asıl borç …
İlk Derece Mahkemesince, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
A.Ş.nin müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak imzaladığı 11.08.1997 tarihli «kredi sözleşmesinden» ve davacı banka ile davalı Tekmar Mermer Madencilik San. ve Dış Tic.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2970 E. 2021/1603 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · sınırlı sorumluluk · hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile davalılar arasında fiili ve «organik bağ» olduğu ve borçlunun «mal kaçırmak» amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması», nam-ı müstear, «dürüstlük kuralına aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- Temel hukuk kurallarının en önemlilerin …
Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak «tüzel kişilik» kavramının arkasına saklanılarak «dürüstlük kuralına» aykırı davranıldığı, kendisine tanınan «hakkın kötüye kullanılarak» üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (Çamoğlu Ersin - BATİDER C.32.S.2.2016 ) Davacı tarafça, davalılar ile borçlu şirket arasında fiili ve «organik bağ» bulunduğu, gerek borçlu firmaların ortaklık yapısının olduğu, gerekse ortakların birbirleriyle yakın akraba olduğu ayrıca bu kişiler ve çalışanlar tarafından yeni şirketler kurularak aynı ticari faaliyetlerin bu şirketler tarafından devam ettirildiği, dava dışı borçlu şirketin diğer bankalara olan borçlarının farklı kişiler adına «temlikname» aldırılarak borçlu şirket ortağının kendisinin ödediği, davalı ...'in de birçok dosyada temlik alacaklısı olduğu, davacı bankaya «ipotekli» gayrimenkul üzerinde Aren Tekstil firmasının tabelası bulunduğunun tespit edildiği, borçlu şirketin başka nam ve ünvanlarla aynı kişilerce perde arkasından faaliye …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» şartlarının oluşmadığı, ancak borçlu şirket ile davalı şirket arasında iştigal konusu bakımından benzerlik bulunduğu, davalı şirketin ortakları ile asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin ortağı olan ... arasında akrabalık olduğu, asıl borçlu şirketin ortaklarından ...'in, davalı şirketin e-posta adresini kullandığı, asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin diğer bankalara olan borçları için maruz kaldığı icra takiplerinde, bankaların takibe konu alacaklarının bedelini ödeyerek «temlik» alan ve takiplerde bankaların yerine geçerek alacaklı sıfatını elde eden kişinin davalı ... olduğu, böylelikle paraya çevrilmesi söz konusu olan taşınmaz ve rehinl …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki «organik bağ» nedeniyle «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iktisadi bütünlük kararı · tüzel kişilik perdesinin aralanması · hakim ortak · şirket merkezi mahkemesi · muvazaa · bilirkişi incelemesi · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaŞti.’ne ait «ticari defter» ve belgelerin «bilirkişilere incelettirilmemesi» doğru görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» suretiyle aralarında «organik bağ» olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de «hakim ortak» durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında «iktisadi bütünlük» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştu …
… ılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, «şirket merkezlerinin» birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan «mal kaçırma» amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin «muvazaalı» olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar …
Öğreti ve uygulamada kabul edilen «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6865 E. , 2021/3225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.04.2016 tarih ve 2014/307-2016/362 sayılı hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, davalı Aren Moda Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 29.05.2018 günü hazır bulunan davalılar vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı Maboteks Maraş Boya Tekstil San. ve Tic. A.Ş'ne 27.05.1998 tarihinde 1.100.000 DEM tutarında ihracatçı kredisi kullandırıldığını, kredinin geri ödenmemesi üzerine borçlu firmaya 09.04.1999 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsil edilebilmesi için 2000 yılında başlatılan icra takiplerinin de sonuçsuz kaldığını, davalılar ile borçlu ...arasında organik bağ bulunduğunu, kredinin kullanıldığı, takibe aktarıldığı ve hala devam eden süreçte gerek borçlu firmaların ortakları gerek ortakların yakın akraba oldukları kişiler ve çalışanlar tarafından yeni şirketler kurularak ticari faaliyetlerin bu şirketler tarafından devam ettirildiğini, borçlu şirketin ortağı ...'in şirketin diğer bankalara olan borçlarını farklı kişiler adına temlikname aldırarak kendisinin ödediğini belirttiğini, davalı ...'in de bir çok dosyada temlik alacaklısı olduğunu, ayrıca ...'in e-mail adresinin "[e-posta]" olduğunu, dolayısıyla kredi borçlusu Maboteks A.Ş'nin ortak ve kefili olan ...
ile davalı şirket arasında organik bağ bulunduğunun açık olduğunu, satışı yapılan müvekkili bankaya ipotekli gayrimenkul ile ilgili
-/-
ekspertiz raporunda taşınmaz üzerinde Aren Tekstil firmasının tabelası bulunduğunun belirlendiğini, dava dışı borçlu şirketin hukuki boşluk ve ticari hayatın kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanarak başka nam ve unvanlarla aynı kişilerce perde arkasından faaliyetlerini devam ettirdiğini, bu kapsamda kredi borçlusu ile davalı firma arasında fiili ve organik bağ olduğu ve borçlunun müvekkili bankadan mal kaçırmak amacıyla faaliyetlerini bu şirket üzerinden sürdürdüğünü ileri sürerek, tahsilde tekerrür olmamak üzere 5.500.000,00 TL banka alacağının işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava dışı borçlu şirket ile müvekkilleri arasında hiçbir organik ve ticari bağ bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartlarının oluşmadığı, ancak borçlu şirket ile davalı şirket arasında iştigal konusu bakımından benzerlik bulunduğu, davalı şirketin ortakları ile asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin ortağı olan ... arasında akrabalık olduğu, asıl borçlu şirketin ortaklarından ...'in, davalı şirketin e-posta adresini kullandığı, asıl borçlu Maboteks A.Ş.'nin diğer bankalara olan borçları için maruz kaldığı icra takiplerinde, bankaların takibe konu alacaklarının bedelini ödeyerek temlik alan ve takiplerde bankaların yerine geçerek alacaklı sıfatını elde eden kişinin davalı ... olduğu, böylelikle paraya çevrilmesi söz konusu olan taşınmaz ve rehinlerin satılmasından elde edilen miktarın İİK m.
100 hükümlerine göre, hacze iştirak eden alacaklılar arasında bölüştürülmesi ve davacı bankanın alacağının azaltılmasının söz konusu olacağı, dava dışı asıl borçlu borçlu şirket ile davalı şirket ve ortakları olan davalılar arasında organik ve fiili bağın mevcut olduğu, davalı ... yönünden banka alacaklarının temlik alınması bakımından nam-ı müstear koşullarının oluştuğu, bu davalının temlik alacaklısı olarak asıl borçlu hesabına hareket etmiş olduğu, TMK'nın 2.maddesindeki dürüstlük kuralı da gözetilerek asıl borçlu Maboteks şirketinin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere dava tarihi itibariyle belirlenen 3.670.997,72 TL toplam alacağın ana para olan 263.978,29 TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %140 oranındaki temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiş, Mahkemece 09.09.2020 tarihli ek kararla, davalı Aren Moda Tekstil Ltd.
Şti. yönünden temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, işbu ek karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin, davalı Aren Moda Tekstil Ltd. Şti. yönünden mahkemece verilen temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 09.09.2020 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin, davalılar ... ve ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafça, kredi borçlusu olan dava dışı Maboteks Maraş Boya Tekstil San. ve Tic. A.Ş. ile davalılar arasında fiili ve organik bağ olduğu ve borçlunun mal kaçırmak amacıyla faaliyetlerini davalılar üzerinden sürdürdüğü iddiası ile tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, nam-ı müstear, dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-/-
Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.
Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Asıl borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemez. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir.
Uygulamada ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketi birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borcu karşılamada borçlu şirkete ait sermayenin yetersiz kalması durumunda, kardeş şirketler arasında ya da ortak şirket arasında çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir.
Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (Çamoğlu Ersin - BATİDER C.32.S.2.2016 )
Davacı tarafça, davalılar ile borçlu şirket arasında fiili ve organik bağ bulunduğu, gerek borçlu firmaların ortaklık yapısının olduğu, gerekse ortakların birbirleriyle yakın akraba olduğu ayrıca bu kişiler ve çalışanlar tarafından yeni şirketler kurularak aynı ticari faaliyetlerin bu şirketler tarafından devam ettirildiği, dava dışı borçlu şirketin diğer bankalara olan borçlarının farklı kişiler adına temlikname aldırılarak borçlu şirket ortağının kendisinin ödediği, davalı ...'in de birçok dosyada temlik alacaklısı olduğu, davacı bankaya ipotekli gayrimenkul üzerinde Aren Tekstil firmasının tabelası bulunduğunun tespit edildiği, borçlu şirketin başka nam ve ünvanlarla aynı kişilerce perde arkasından faaliyetlerini devam ettirdiği iddia edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalılar bakımından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması koşulları tam olarak karşılanmasa da iki şirket ve ortakları arasında bir bağ bulunduğu, organik bağın varlığı halinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında olduğu gibi borçlu şirketin tüzel kişiliğinden ayrı, bağımsız bir kişinin sorumluluğuna gidilebileceği, borçlu şirketin iştigal konusu ile davalı şirketin iştigal konularının benzer olduğu, davalı şirketin ortakları ile asıl borçlu şirketin ortağı olan ... arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu, borçlu şirketin taraf olduğu bazı icra dosyalarında davalı ...’in temlik alacaklısı olduğu, böylelikle nam-ı müstear kullanılarak aslında borçlu şirketin kendi aleyhine yapılan takipte başka bir adla alacaklı tarafta da yine kendisinin yer aldığı, ...'in, davalı şirketin çalışanı olarak işe alındığı, her ne kadar "Aren Moda Tekstil Boya Baskı Kasar San.
ve Tic. Ltd. Şti'nin, "Aren Moda Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti."nden farklı bir şirket olduğu savunulsa da, faaliyet konuları benzer ve asıl borçlu şirketle bağlantısı olan aynı isimde iki ayrı şirketin kurulmuş olmasının tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, asıl borçlu şirketin davacı bankaya olan kredi borcundan davalıların tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu tutulmaları gerektiğinden bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta, davalıların dava dışı borçlu şirketin ne ortağı, ne kefili, ne de yöneticisi oldukları, icra dosyalarında alacakların temlik alınması, akrabalık bağı, dava dışı şirket ortağı ve kefilinin bir dönem davalı şirkette çalışması, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirketin faaliyet konularının benzer olması, dava dışı şirket borcundan dolayı hacizli taşınmaz üzerinde davalı şirket unvanına benzer bir şirketin faaliyet göstermesinin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ya da organik bağın varlığının kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki; temlik işlemleri nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacının her bir işlemin iptalini talep edebileceği hususları nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin mahkemece verilen 09.09.2020 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ... ve ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı Aren Moda Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden ek karar yönünden davalı Aren Moda Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd.
Şti.'den alınmasına, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657107700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz