İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4940 E. 2021/1933 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamsız icra takibi↗ müteselsil kefil↗ denetime elverişlilik↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının kefil olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davalının kefil olarak açıkca imzasını inkar etmediği genel kredi sözleşmesinin yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun denetime elverişli olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 TL olduğu, mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplama hataları dikkate alınıp davalının dava konusu icra takibinde tespit edilen bu alacağa yönelik takibe itirazının haksız olduğu gözetilerek davanın bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava dosyası içinde bulunan 05.07.2012 tarihli sözleşme fotokopisinin incelenmesinden, sözleşmenin bütünlük içinde olduğu ve bu sözleşmede davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, eş rızasının da alınmış olduğu görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, davalının kefaletinin geçerli olduğu ifade edilmiş ise de davalı, takibe konu kredi borçlarından sorumlu olmadığını, kendisinin kefaleti ile bir kredi kullandırılmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya üzerinden yapılan inceleme ile verilmiş olup, banka kayıt ve belgeleri mahallinde incelenmemiştir. Davalı, uyuşmazlık konusu kredi borcunun başka kredi sözleşmesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ancak banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadığından bu durum net olarak tespit edilememiştir.
İcra takibine konu kredi borcunun davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve buna bağlı olarak icra takip tarihi itibariyle alacak tutarının tespiti için yerinde inceleme ile bilirkişiden ek rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken davalının itirazlarını karşılamayan rapor sonucuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2996 E. 2023/5355 K.
Ortak:ilamsız icra takibi · müteselsil kefil · denetime elverişlilik · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · ihtarname · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davalının «kefil» olarak açıkca imzasını inkar etmediği «genel kredi sözleşmesinin» yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının «ihtarname» ile «temerrüde» düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun «denetime elverişli» olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 …
Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için davalı «kefil» hakkında başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2019 tarih, 2018/134 E. ve 2019/346 K. sayılı kararıyla; davalının «kefil» olarak açıkca imzasını inkar etmediği «genel kredi sözleşmesinin» yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının «ihtarname» ile «temerrüde» düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun «denetime elverişli» olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için davalı «kefil» hakkında başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak
Benzer bu karardaTemyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2729 E. 2011/14858 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8997 E. 2012/15484 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5903 E. 2015/8083 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4939 E. 2021/2007 K.
Ortak:ilamsız icra takibi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · kefil · kredi sözleşmesi · ihtarname · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davalının «kefil» olarak açıkca imzasını inkar etmediği «genel kredi sözleşmesinin» yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının «ihtarname» ile «temerrüde» düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun «denetime elverişli» olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 …
Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için davalı «kefil» hakkında başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefalet» imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 1.058.592,97 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 oranında 205.807,59 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için davalı «kefil» hakkında başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava dosyası içinde bulunan 05.07.2012 tarihli sözleşme fotokopisinin incelenmesinden, sözleşmenin bütünlük içinde olduğu ve bu sözleşmede davalının «müteselsil kefil» olarak imzasının bulunduğu, eş rızasının da alınmış olduğu görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ihtiyati haciz · işlemiş faiz · haciz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2016/5129 esas sayılı takip dosyasında 1.029.037,97 TL «asıl alacak», 25.446,71 TL «işlemiş faiz», 1.272,32 TL BSMV, 993,28 TL «ihtarname» gideri, 81,60 TL «ihtiyati haciz» «masrafı», 400,00 TL ihtiyati haciz «vekalet ücreti» olmak üzere toplam 1.057.231,88 TL'lik alacağa yaptığı itirazın iptali ile takibin bu bedeller üzerinden takip talebinde yer alan diğer borçlularla «tahsilde tekerrür olmamak» üzere takip talebindeki koşullarla devamına, hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 205.807,59 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… ama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefalet» imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 1.058.592,97 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 oranında 205.807,59 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4940 E. , 2021/1933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.01.2017 tarih ve 2016/385 E. - 2017/58 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 20.03.2019 tarih ve 2018/134 E. - 2019/346 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı Değirmencioğlu ..Gıda Ltd.Şt ile aralarında akdedilen 05.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine davalının müşterek müteselsil kefil olduğunu, kullandırılan kredilerin geri ödemesinin yapılmadığını, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Değirmencioğlu Ltd.Şti’ne kullandırdığı ticari kredi sözleşmesinde kefalet imzasının bulunmadığını ve takibe konu sözleşmede k imzalı nüshanın sonradan eklendiğini, davalının kefili olduğu Değirmencioğlu ticaret unvanlı adi ortaklığın ise sona erdiğini ve borçlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının kefil olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davalının kefil olarak açıkca imzasını inkar etmediği genel kredi sözleşmesinin yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun denetime elverişli olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 TL olduğu, mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplama hataları dikkate alınıp davalının dava konusu icra takibinde tespit edilen bu alacağa yönelik takibe itirazının haksız olduğu gözetilerek davanın bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava dosyası içinde bulunan 05.07.2012 tarihli sözleşme fotokopisinin incelenmesinden, sözleşmenin bütünlük içinde olduğu ve bu sözleşmede davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, eş rızasının da alınmış olduğu görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, davalının kefaletinin geçerli olduğu ifade edilmiş ise de davalı, takibe konu kredi borçlarından sorumlu olmadığını, kendisinin kefaleti ile bir kredi kullandırılmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya üzerinden yapılan inceleme ile verilmiş olup, banka kayıt ve belgeleri mahallinde incelenmemiştir. Davalı, uyuşmazlık konusu kredi borcunun başka kredi sözleşmesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ancak banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadığından bu durum net olarak tespit edilememiştir.
İcra takibine konu kredi borcunun davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve buna bağlı olarak icra takip tarihi itibariyle alacak tutarının tespiti için yerinde inceleme ile bilirkişiden ek rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken davalının itirazlarını karşılamayan rapor sonucuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657135300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz