İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2996 E. 2023/5355 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari kredi sözleşmesi↗ adi ortaklık↗ ticari kredi↗ ilamsız icra takibi↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ denetime elverişlilik↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının kefil olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2019 tarih, 2018/134 E. ve 2019/346 K. sayılı kararıyla; davalının kefil olarak açıkca imzasını inkar etmediği genel kredi sözleşmesinin yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun denetime elverişli olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 TL olduğu, mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplama hataları dikkate alınıp davalının dava konusu icra takibinde tespit edilen bu alacağa yönelik takibe itirazının haksız olduğu gözetilerek davanın bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 03.03.2021 tarih, 2020/4940 E. ve 2021/1933 K. sayılı kararıyla araştırma yapılması gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde kefil olarak yer almadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporlarının hatalı hesaplamalar içerdiğini, itirazların dikkate alınmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 inci madde.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4940 E. 2021/1933 K.
Ortak:ilamsız icra takibi · müteselsil kefil · denetime elverişlilik · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · ihtarname · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2019 tarih, 2018/134 E. ve 2019/346 K. sayılı kararıyla; davalının «kefil» olarak açıkca imzasını inkar etmediği «genel kredi sözleşmesinin» yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının «ihtarname» ile «temerrüde» düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun «denetime elverişli» olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için davalı «kefil» hakkında başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, davalının «kefil» olarak açıkca imzasını inkar etmediği «genel kredi sözleşmesinin» yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının «ihtarname» ile «temerrüde» düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun «denetime elverişli» olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 …
Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için davalı «kefil» hakkında başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının «kefil» olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaDavalı, «uyuşmazlık konusu» kredi borcunun başka «kredi sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş ancak banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadığından bu durum net olarak tespit edilememiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8997 E. 2012/15484 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5903 E. 2015/8083 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2996 E. , 2023/5355 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı Değirmencioğlu ..Gıda Ltd. Şt ile aralarında akdedilen 05.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine davalının müşterek müteselsil kefil olduğunu, kullandırılan kredilerin geri ödemesinin yapılmadığını, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ...Ltd. Şti.’ne kullandırdığı ticari kredi sözleşmesinde kefalet imzasının bulunmadığını ve takibe konu sözleşmede k imzalı nüshanın sonradan eklendiğini, davalının kefili olduğu ...ticaret unvanlı adi ortaklığın ise sona erdiğini ve borçlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde davalının imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının kefil olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2019 tarih, 2018/134 E. ve 2019/346 K. sayılı kararıyla; davalının kefil olarak açıkca imzasını inkar etmediği genel kredi sözleşmesinin yasaya uygun olduğunu, sözleşmeye sonradan eklenti yapılmadığını, davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü ancak mahkemece rapora dayalı hesaplamada hataya düşüldüğününü, raporun denetime elverişli olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve yapılan inceleme sonunda davalının borçlu olduğu tutarın davacı talebi ile bağlı kalınarak 1.057.231,88 TL olduğu, mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplama hataları dikkate alınıp davalının dava konusu icra takibinde tespit edilen bu alacağa yönelik takibe itirazının haksız olduğu gözetilerek davanın bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 03.03.2021 tarih, 2020/4940 E. ve 2021/1933 K. sayılı kararıyla araştırma yapılması gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde kefil olarak yer almadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporlarının hatalı hesaplamalar içerdiğini, itirazların dikkate alınmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 inci madde.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988782200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz