Müdür azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/457 E. 2020/4823 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 626↗ genel kurulun devredilemez yetkileri↗ genel kurulu toplantıya çağırma↗ müdürün azli↗ ttk 630↗ ön inceleme aşaması↗ haklı sebep↗ ba beyannamesi↗ şirket müdürlüğü↗ özen yükümlülüğü↗ esas sözleşme↗ şirketin feshi↗ pay sahipliği↗ olağanüstü genel kurul↗ kısıtlılık↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ ek prim↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ dahili dava↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2009 yılından bu yana şirket müdürü olarak görev yaptığı ve aynı zamanda şirket ortaklarından olduğu, bununla birlikte kendisini şirket çalışanı olarak bildirerek SGK'ya prim ödemesi yapılmasının usulsüz olmakla birlikte şirketi zarara uğratıcı gereksiz bir işlem olduğu, zamanında KDV beyannamesi verilmediği, bu sebeple ödenmeyen vergi ve cezalar ile ödenmeyen SGK borcu ve cezalarından dolayı şirketin zarara uğradığı, davalının şirket müdürü olarak bu zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının şirket adına bankadan yüklü miktarda kredi çekme girişiminde olduğu iddiası ile ilgili herhangi bir somut delil ibraz edilmediği, davalının genel kurul toplantısı yapmadığı iddia edilmişe de, şirketin aktif ya da pasif herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklarının 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde düzenlenen prosedürü işleterek, genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekleri, bu yasal yollara tevessül edilmeden davalı müdürün azlinin istenilemeyeceği, davalının şirket iş ve işlemleri hakkında ortakları bilgilendirmediği iddia edilmişse de, şirketin esas sözleşmesinde gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak bir faaliyetine rastlanmadığı, ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, şirket ortaklarının bilgi haklarının engellenmesi durumunda mahkemeye başvurabilecekleri, davacının bu husustaki yasal yolları tüketmeden davalı müdürün azlini istemesinin doğru olmadığı, davalının, eşini şirkette çalışmadığı halde sigortalı gösterdiği iddiası bakımından delil ibraz edilmediği, davalının şirket yetkilisi olduğu halde kendisini sigortalı olarak göstererek şirketi zarara uğrattığı iddiası yönünden ise davalının şirkete ortak olmadan önce şirketin çalışanı olduğu ve kayıtlara göre halen de öyle gözüktüğü, bu husustaki iddianın gerçeği yansıtmadığı, davalının SGK ve vergi borçlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmişse de, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin gelir elde ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, şirketin parasal anlamda bu borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, şirketin en büyük hissesine sahip davacı ortağının bu borçların ödenmesi ile ilgili ödeme yaptığına dair herhangi bir iddia ve belgenin yer almadığı, bu borcun davalının kusuru nedeniyle ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davalının azli bakımından haklı sebep olarak dayanılan diğer hususların ise davacı ile davalı arasındaki şahsi münasebetten kaynaklanıp, şirket yönetimine ilişkin olmadığı, belirtilen hususlar gözetildiğinde, davacının 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, limited şirket müdürünün haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Limited şirketin zorunlu organlardan olan genel kurul, pay sahiplerinin şirket işlerine ilişkin haklarını kullandıkları bir organdır. Ortaklar, ortaksal haklarını kural olarak genel kurul dışında kullanamazlar. Genel kurula katılma, görüş açıklama ve oy kullanma pay sahipliğinden kaynaklanan haklardandır ve bu hak esas sözleşmeyle dahi kısıtlanamaz. 6102 sayılı TTK’nın 616. maddesinde genel kurulun devredilemez yetkileri sayılmış olup; bu yetkiler, şirketin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi ve pay sahipliğinden kaynaklanan hakların kullanılabilmesi için büyük öneme sahip, müdürlerin atanması ve değiştirilmesi, esas sözleşmenin değiştirilmesi, yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi ve şirketin feshi gibi yetkilerdir. Genel kurul toplantılarının belirtilen önemi nedeniyle, 6102 sayılı TTK’nın 617. maddesiyle, her yıl olağan genel kurul toplantısı yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ise müdürlere aittir. Şirket ortaklarının genel kurulu doğrudan toplantıya çağırma yetkisi bulunmamakta olup, ortaklar bu haklarını ancak müdür aracılığıyla, müdürün çağrıya rağmen toplantı yapmaması halinde ise mahkemeden bu hususta karar alarak kullanabilirler. TTK’nın 625. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendiyle de, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve yürütülmesinin şirket müdürünün devredilemez yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı şirket müdürünün göreve geldiği 2009 yılından işbu davanın açıldığı 2016 yılına kadar yapılması zorunlu olanlar da dahil olmak üzere genel kurul toplantılarını yapmadığı uyuşmazlık konusu değildir. TTK’nın 626. maddesinde, müdürlerin görevleri yerine getirirken gerekli olan tüm özeni göstermekle yükümlü
oldukları belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 630/3. maddesinde de müdürün özen yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal etmesinin azli için haklı sebep sayılacağı düzenlenmiştir. Azlık pay sahiplerinin mahkemeye müracaatla genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilecek olmaları uzun yıllardır toplantı çağrısında bulunmayan davalı müdürün bu konudaki sorumluluğunu ve ağır kusurunu ortadan kaldırmaz. Aynı hususlar ortakların şirket yönetiminden bilgi alma haklarının sürekli ihlali halinde de söz konusudur. Şu halde, görevde bulunduğu 7 yıllık süreçte en temel vazifelerinden olan genel kurulun toplantıya çağrılması şeklindeki görevini yerine getirmeyen, bu husustaki özensizliği ve ihmali sürekli hale gelmiş davalı müdürün azline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürlüğü
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2009 yılından bu yana «şirket müdürü» olarak görev yaptığı ve aynı zamanda şirket ortaklarından olduğu, bununla birlikte kendisini şirket çalışanı olarak bildirerek SGK'ya «prim» ödemesi yapılmasının usulsüz olmakla birlikte «şirketi zarara» uğratıcı gereksiz bir işlem olduğu, zamanında KDV «beyannamesi» verilmediği, bu sebeple ödenmeyen vergi ve cezalar ile ödenmeyen SGK borcu ve cezalarından dolayı şirketin zarara uğradığı, davalının şirket müdürü olarak bu zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · zayi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:haklı sebep · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · uyuşmazlık konusu · limited şirket
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2009 yılından bu yana «şirket müdürü» olarak görev yaptığı ve aynı zamanda şirket ortaklarından olduğu, bununla birlikte kendisini şirket çalışanı olarak bildirerek SGK'ya «prim» ödemesi yapılmasının usulsüz olmakla birlikte «şirketi zarara» uğratıcı gereksiz bir işlem olduğu, zamanında KDV «beyannamesi» verilmediği, bu sebeple ödenmeyen vergi ve cezalar ile ödenmeyen SGK borcu ve cezalarından dolayı şirketin zarara uğradığı, davalının şirket müdürü olarak bu zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
… mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının şirket adına bankadan yüklü miktarda kredi çekme girişiminde olduğu iddiası ile ilgili herhangi bir somut delil «ibraz» edilmediği, davalının genel kurul toplantısı yapmadığı iddia edilmişe de, şirketin aktif ya da pasif herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklarının 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde düzenlenen prosedürü işleterek, genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekleri, bu yasal yollara tevessül edilmeden davalı «müdürün azlinin» istenilemeyeceği, davalının şirket iş ve işlemleri hakkında ortakları bilgilendirmediği iddia edilmişse de, şirketin «esas sözleşmesinde» gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak bir faaliyetine rastlanmadığı, ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, şirket ortaklarının bilgi haklarının engellenmesi durumunda mahkemeye başvurabilecekleri, davacının bu husustaki yasal yolları tüketmeden davalı müdürün azlini istemesinin doğru olmadığı, davalının, eşini şirkette çalışmadığı halde sigortalı gösterdiği iddiası bakımından delil ibraz edilmediği, davalının şirket yetkilisi olduğu halde kendisini sigortalı olarak göstererek «şirketi zarara» uğrattığı iddiası yönünden ise davalının şirkete ortak olmadan önce şirketin çalışanı olduğu ve kayıtlara göre halen de öyle gözüktüğü, bu husustaki iddianın gerçeği yansıtmadığı, davalının SGK ve vergi borçlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmişse de, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin gelir elde ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, şirketin parasal anlamda bu borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, şirketin en büyük hissesine sahip davacı ortağının bu borçların ödenmesi ile ilgili ödeme yaptığına dair herhangi bir iddia ve belgenin yer almadığı, bu borcun davalının «kusuru» nedeniyle ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davalının azli bakımından «haklı sebep» olarak dayanılan diğer hususların ise davacı ile davalı arasındaki şahsi münasebetten kaynaklanıp, şirket yönetimine ilişkin olmadığı, belirtilen hususlar gözetild …
1-) Dava, «limited şirket» müdürünün haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Oysa mahkemece, yazılı şekilde, anılan hususlar gözetilmeden ve davacılar tarafından ileri sürülen hangi fiillerin «haklı sebep» olduğu belirtilmeden sadece davalı ...’in müdür olmadığı döneme ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı gerekçesiyle davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · sözleşmeden doğan dava · zayi · ispat yükü · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:haklı sebep · şirket müdürü · uyuşmazlık konusu · limited şirket
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2009 yılından bu yana «şirket müdürü» olarak görev yaptığı ve aynı zamanda şirket ortaklarından olduğu, bununla birlikte kendisini şirket çalışanı olarak bildirerek SGK'ya «prim» ödemesi yapılmasının usulsüz olmakla birlikte «şirketi zarara» uğratıcı gereksiz bir işlem olduğu, zamanında KDV «beyannamesi» verilmediği, bu sebeple ödenmeyen vergi ve cezalar ile ödenmeyen SGK borcu ve cezalarından dolayı şirketin zarara uğradığı, davalının şirket müdürü olarak bu zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
… mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının şirket adına bankadan yüklü miktarda kredi çekme girişiminde olduğu iddiası ile ilgili herhangi bir somut delil «ibraz» edilmediği, davalının genel kurul toplantısı yapmadığı iddia edilmişe de, şirketin aktif ya da pasif herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklarının 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde düzenlenen prosedürü işleterek, genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekleri, bu yasal yollara tevessül edilmeden davalı «müdürün azlinin» istenilemeyeceği, davalının şirket iş ve işlemleri hakkında ortakları bilgilendirmediği iddia edilmişse de, şirketin «esas sözleşmesinde» gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak bir faaliyetine rastlanmadığı, ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, şirket ortaklarının bilgi haklarının engellenmesi durumunda mahkemeye başvurabilecekleri, davacının bu husustaki yasal yolları tüketmeden davalı müdürün azlini istemesinin doğru olmadığı, davalının, eşini şirkette çalışmadığı halde sigortalı gösterdiği iddiası bakımından delil ibraz edilmediği, davalının şirket yetkilisi olduğu halde kendisini sigortalı olarak göstererek «şirketi zarara» uğrattığı iddiası yönünden ise davalının şirkete ortak olmadan önce şirketin çalışanı olduğu ve kayıtlara göre halen de öyle gözüktüğü, bu husustaki iddianın gerçeği yansıtmadığı, davalının SGK ve vergi borçlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmişse de, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin gelir elde ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, şirketin parasal anlamda bu borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, şirketin en büyük hissesine sahip davacı ortağının bu borçların ödenmesi ile ilgili ödeme yaptığına dair herhangi bir iddia ve belgenin yer almadığı, bu borcun davalının «kusuru» nedeniyle ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davalının azli bakımından «haklı sebep» olarak dayanılan diğer hususların ise davacı ile davalı arasındaki şahsi münasebetten kaynaklanıp, şirket yönetimine ilişkin olmadığı, belirtilen hususlar gözetild …
1-) Dava, «limited şirket» müdürünün haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · sözleşmeden doğan dava · denetime elverişlilik · ispat yükü · husumet yokluğu
Benzer bu kararda1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15418 E. 2014/5288 K.
Ortak:şirket müdürlüğü · şirket müdürü · şirket zararı · ek prim
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2009 yılından bu yana «şirket müdürü» olarak görev yaptığı ve aynı zamanda şirket ortaklarından olduğu, bununla birlikte kendisini şirket çalışanı olarak bildirerek SGK'ya «prim» ödemesi yapılmasının usulsüz olmakla birlikte «şirketi zarara» uğratıcı gereksiz bir işlem olduğu, zamanında KDV «beyannamesi» verilmediği, bu sebeple ödenmeyen vergi ve cezalar ile ödenmeyen SGK borcu ve cezalarından dolayı şirketin zarara uğradığı, davalının şirket müdürü olarak bu zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
… mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının şirket adına bankadan yüklü miktarda kredi çekme girişiminde olduğu iddiası ile ilgili herhangi bir somut delil «ibraz» edilmediği, davalının genel kurul toplantısı yapmadığı iddia edilmişe de, şirketin aktif ya da pasif herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklarının 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde düzenlenen prosedürü işleterek, genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekleri, bu yasal yollara tevessül edilmeden davalı «müdürün azlinin» istenilemeyeceği, davalının şirket iş ve işlemleri hakkında ortakları bilgilendirmediği iddia edilmişse de, şirketin «esas sözleşmesinde» gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak bir faaliyetine rastlanmadığı, ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, şirket ortaklarının bilgi haklarının engellenmesi durumunda mahkemeye başvurabilecekleri, davacının bu husustaki yasal yolları tüketmeden davalı müdürün azlini istemesinin doğru olmadığı, davalının, eşini şirkette çalışmadığı halde sigortalı gösterdiği iddiası bakımından delil ibraz edilmediği, davalının şirket yetkilisi olduğu halde kendisini sigortalı olarak göstererek «şirketi zarara» uğrattığı iddiası yönünden ise davalının şirkete ortak olmadan önce şirketin çalışanı olduğu ve kayıtlara göre halen de öyle gözüktüğü, bu husustaki iddianın gerçeği yansıtmadığı, davalının SGK ve vergi borçlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmişse de, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin gelir elde ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, şirketin parasal anlamda bu borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, şirketin en büyük hissesine sahip davacı ortağının bu borçların ödenmesi ile ilgili ödeme yaptığına dair herhangi bir iddia ve belgenin yer almadığı, bu borcun davalının «kusuru» nedeniyle ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davalının azli bakımından «haklı sebep» olarak dayanılan diğer hususların ise davacı ile davalı arasındaki şahsi münasebetten kaynaklanıp, şirket yönetimine ilişkin olmadığı, belirtilen hususlar gözetild …
Benzer bu karardaU..'ın şirketi yönetirken basiretsiz davranışları nedeni ile «şirketi zarara» uğrattığı, yine anılan davalının SGK «primlerini» ve vergi borçlarını ödemediği, «şirket müdürlüğüne» davacının atanması yönündeki «ıslah» dilekçesine davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı «şirketin müdürü» olan diğer davalının müdürlükten azli ve yerine davacının müdür olarak atanması istemine ilişkin olup, davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen mahkemece, kendisini vekile «temsil» ettiren davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş olması doğru görülmediği gibi davacı tarafından yatırıldığı anlaşılan kayyum ücreti konusunda da bir karar verilmemiş olması doğru bulunmamış, bu ned …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı «şirketin müdürü» olan diğer davalının müdürlükten azli ve yerine davacının müdür olarak atanması istemine ilişkin olup, davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen mahkemece, kendisini vekile «temsil» ettiren davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş olması doğru görülmediği gibi davacı tarafından yatırıldığı anlaşılan kayyum ücreti konusunda da bir karar verilmemiş olması doğru bulunmamış, bu ned …
U..'ın şirketi yönetirken basiretsiz davranışları nedeni ile «şirketi zarara» uğrattığı, yine anılan davalının SGK «primlerini» ve vergi borçlarını ödemediği, «şirket müdürlüğüne» davacının atanması yönündeki «ıslah» dilekçesine davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:haklı sebep · limited şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaTTK’nın 626. maddesinde, müdürlerin «görevleri» yerine getirirken gerekli olan tüm özeni göstermekle yükümlü oldukları belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 630/3. maddesinde de müdürün «özen yükümlülüğünü» ağır bir şekilde ihlal etmesinin azli için «haklı sebep» sayılacağı düzenlenmiştir.
… mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının şirket adına bankadan yüklü miktarda kredi çekme girişiminde olduğu iddiası ile ilgili herhangi bir somut delil «ibraz» edilmediği, davalının genel kurul toplantısı yapmadığı iddia edilmişe de, şirketin aktif ya da pasif herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklarının 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde düzenlenen prosedürü işleterek, genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekleri, bu yasal yollara tevessül edilmeden davalı «müdürün azlinin» istenilemeyeceği, davalının şirket iş ve işlemleri hakkında ortakları bilgilendirmediği iddia edilmişse de, şirketin «esas sözleşmesinde» gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak bir faaliyetine rastlanmadığı, ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, şirket ortaklarının bilgi haklarının engellenmesi durumunda mahkemeye başvurabilecekleri, davacının bu husustaki yasal yolları tüketmeden davalı müdürün azlini istemesinin doğru olmadığı, davalının, eşini şirkette çalışmadığı halde sigortalı gösterdiği iddiası bakımından delil ibraz edilmediği, davalının şirket yetkilisi olduğu halde kendisini sigortalı olarak göstererek «şirketi zarara» uğrattığı iddiası yönünden ise davalının şirkete ortak olmadan önce şirketin çalışanı olduğu ve kayıtlara göre halen de öyle gözüktüğü, bu husustaki iddianın gerçeği yansıtmadığı, davalının SGK ve vergi borçlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmişse de, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin gelir elde ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, şirketin parasal anlamda bu borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, şirketin en büyük hissesine sahip davacı ortağının bu borçların ödenmesi ile ilgili ödeme yaptığına dair herhangi bir iddia ve belgenin yer almadığı, bu borcun davalının «kusuru» nedeniyle ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davalının azli bakımından «haklı sebep» olarak dayanılan diğer hususların ise davacı ile davalı arasındaki şahsi münasebetten kaynaklanıp, şirket yönetimine ilişkin olmadığı, belirtilen hususlar gözetild …
1-) Dava, «limited şirket» müdürünün haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürünün azli · müdahale talebi · asli müdahale · azil · tefrik · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/457 E. , 2020/4823 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.03.2018 tarih ve 2016/353 E- 2018/146 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2019 tarih ve 2018/731 E- 2019/1078 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Ibrahim Adır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların Mersin Homes.. Ltd. Şti'nin ortakları olup, davalının aynı zamanda şirket müdürü olarak da görev yaptığını, davalının müdürlük görevinin gereklerini yerine getirmediğini, 2009 yılından bu yana yapılması zorunlu olanlar da dahil olmak üzere hiçbir şekilde genel kurul toplantılarını yapmadığını ve şirketin mali durumu hakkında müvekkilini bilgilendirmediğini, fiilen şirkette çalışmayan eşini şirkette çalışıyormuş gibi göstererek şirketi zarara uğrattığını, müvekkili adına olan banka hesabından onun bilgisi ve rızası dışında çektiği parayı zimmetine geçirdiğini ve yine müvekkili adına kayıtlı olan bir taşınmazı onun adına kiraladığını ve kira bedelini müvekkiline olması gerekenden az ödediğini ileri sürerek, davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin görevinin gereklerini yerine getirdiğini, şirketi zarara uğratmasının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2009 yılından bu yana şirket müdürü olarak görev yaptığı ve aynı zamanda şirket ortaklarından olduğu, bununla birlikte kendisini şirket çalışanı olarak bildirerek SGK'ya prim ödemesi yapılmasının usulsüz olmakla birlikte şirketi zarara uğratıcı gereksiz bir işlem olduğu, zamanında KDV beyannamesi verilmediği, bu sebeple ödenmeyen vergi ve cezalar ile ödenmeyen SGK borcu ve cezalarından dolayı şirketin zarara uğradığı, davalının şirket müdürü olarak bu zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının şirket adına bankadan yüklü miktarda kredi çekme girişiminde olduğu iddiası ile ilgili herhangi bir somut delil ibraz edilmediği, davalının genel kurul toplantısı yapmadığı iddia edilmişe de, şirketin aktif ya da pasif herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklarının 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde düzenlenen prosedürü işleterek, genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekleri, bu yasal yollara tevessül edilmeden davalı müdürün azlinin istenilemeyeceği, davalının şirket iş ve işlemleri hakkında ortakları bilgilendirmediği iddia edilmişse de, şirketin esas sözleşmesinde gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak bir faaliyetine rastlanmadığı, ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, şirket ortaklarının bilgi haklarının engellenmesi durumunda mahkemeye başvurabilecekleri, davacının bu husustaki yasal yolları tüketmeden davalı müdürün azlini istemesinin doğru olmadığı, davalının, eşini şirkette çalışmadığı halde sigortalı gösterdiği iddiası bakımından delil ibraz edilmediği, davalının şirket yetkilisi olduğu halde kendisini sigortalı olarak göstererek şirketi zarara uğrattığı iddiası yönünden ise davalının şirkete ortak olmadan önce şirketin çalışanı olduğu ve kayıtlara göre halen de öyle gözüktüğü, bu husustaki iddianın gerçeği yansıtmadığı, davalının SGK ve vergi borçlarını ödemeyerek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmişse de, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin gelir elde ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, şirketin parasal anlamda bu borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, şirketin en büyük hissesine sahip davacı ortağının bu borçların ödenmesi ile ilgili ödeme yaptığına dair herhangi bir iddia ve belgenin yer almadığı, bu borcun davalının kusuru nedeniyle ödenmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davalının azli bakımından haklı sebep olarak dayanılan diğer hususların ise davacı ile davalı arasındaki şahsi münasebetten kaynaklanıp, şirket yönetimine ilişkin olmadığı, belirtilen hususlar gözetildiğinde, davacının 6102 sayılı TTK'nın 630/2.
maddesi uyarınca haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, limited şirket müdürünün haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Limited şirketin zorunlu organlardan olan genel kurul, pay sahiplerinin şirket işlerine ilişkin haklarını kullandıkları bir organdır. Ortaklar, ortaksal haklarını kural olarak genel kurul dışında kullanamazlar. Genel kurula katılma, görüş açıklama ve oy kullanma pay sahipliğinden kaynaklanan haklardandır ve bu hak esas sözleşmeyle dahi kısıtlanamaz. 6102 sayılı TTK’nın 616. maddesinde genel kurulun devredilemez yetkileri sayılmış olup; bu yetkiler, şirketin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi ve pay sahipliğinden kaynaklanan hakların kullanılabilmesi için büyük öneme sahip, müdürlerin atanması ve değiştirilmesi, esas sözleşmenin değiştirilmesi, yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi ve şirketin feshi gibi yetkilerdir.
Genel kurul toplantılarının belirtilen önemi nedeniyle, 6102 sayılı TTK’nın 617. maddesiyle, her yıl olağan genel kurul toplantısı yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ise müdürlere aittir. Şirket ortaklarının genel kurulu doğrudan toplantıya çağırma yetkisi bulunmamakta olup, ortaklar bu haklarını ancak müdür aracılığıyla, müdürün çağrıya rağmen toplantı yapmaması halinde ise mahkemeden bu hususta karar alarak kullanabilirler. TTK’nın 625. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendiyle de, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve yürütülmesinin şirket müdürünün devredilemez yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı şirket müdürünün göreve geldiği 2009 yılından işbu davanın açıldığı 2016 yılına kadar yapılması zorunlu olanlar da dahil olmak üzere genel kurul toplantılarını yapmadığı uyuşmazlık konusu değildir. TTK’nın 626. maddesinde, müdürlerin görevleri yerine getirirken gerekli olan tüm özeni göstermekle yükümlü
oldukları belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 630/3. maddesinde de müdürün özen yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal etmesinin azli için haklı sebep sayılacağı düzenlenmiştir. Azlık pay sahiplerinin mahkemeye müracaatla genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilecek olmaları uzun yıllardır toplantı çağrısında bulunmayan davalı müdürün bu konudaki sorumluluğunu ve ağır kusurunu ortadan kaldırmaz. Aynı hususlar ortakların şirket yönetiminden bilgi alma haklarının sürekli ihlali halinde de söz konusudur. Şu halde, görevde bulunduğu 7 yıllık süreçte en temel vazifelerinden olan genel kurulun toplantıya çağrılması şeklindeki görevini yerine getirmeyen, bu husustaki özensizliği ve ihmali sürekli hale gelmiş davalı müdürün azline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/627153700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz