İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/533 E. 2020/3711 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıma işleri organizatörü↗ sovtaj↗ hmk 297↗ istinaf sebebi↗ taşıtan↗ infazda tereddüt↗ konişmento↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ tahsilde tekerrür↗ depo kararı↗ zayi↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satış FOB esasına göre yapıldığından malın deniz yolu ile taşınmasının yurtdışındaki alıcı davadışı Shoppers Drug tarafından organize edildiği, alıcının bu organizasyon için davadışı Delmar İnt. ile anlaştığı ancak organizasyonun fiili olarak Borusan Loj. A.Ş. tarafından yerine getirildiği, konişmentoda taşıtanın Borusan Loj. A.Ş., gönderilenin/alıcının Delmar İnt. olarak gösterildiği, bu durumda gerçek gönderilen ve alıcının Shoppers Drug iken taşıma işleri organizatörleri olan Delmar ve Borusan'ın konişmentoda yer aldığı, konteyner tedariki yapan ve malı kendi saklama/depo alanında tutan Borusan Loj. A.Ş. ile Delmar'ın birlikte hareket ettikleri, konteyner rezervasyonunda Borusan Lojistik A.Ş. tarafından Safmarine Container'den iki adet 40'lık konteynerin tedarik edilerek, konişmento talimatına göre planlanan taşıma için konteyner ısısının +18 derece olarak öngörüldüğü, yükün Borusan Lojistik A.Ş.'nin Mersin deposundan Maersk tarafından teslim alınarak gemiye yüklenmek üzere Mersin Limanı'na götürüldüğü, emtianın Borusan'ın deposunda beş gün süre ile +18 derece yerine -18 derecede muhafaza edilmesi üzerine % 100 oranında bozulduğu, sovtaj bırakmayacak şekilde tam zayi olduğu, asıl ve birleşen dava davalılarının birlikte sorumlu oldukları, asıl davada TL üzerinden talepte bulunulduğu, birleşen dosyaya konu icra takibinde talebin USD üzerinden yapıldığı, davacının ilk talebini TL olarak kullandığı gözetilerek birleşen davada da TL üzerinden hüküm kurmak gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür etmemek üzere davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile icra takibine itirazların kısmen iptaline, 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Asıl davanın davalısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava davalısının diğer istinaf itirazlarının yerinde görülmeği, ancak reddedilen kısım için davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile asıl davaya ilişkin hükümde vekalet ücretine ilişkin a.4 bendinin kaldırılmasına, 7.488,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davalısı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında taleplerin her biri hakkında verilen karar açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Yine aynı Kanunun istinaf incelemesi neticesinde verilebilecek kararları düzenleyen 353. maddesinin 1.b bendinde, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğuna kanaat edilmesi halinde istinaf başvurusunun esastan reddine; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise tespit edilen hata düzeltilerek yeniden esas hakkında; yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceğine yer verilmiştir. Buna göre, HMK'nın 297/2 ile 353/1.b hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunması üzerine istinaf başvurusunun esastan reddedilmesiyle birlikte ilk derece mahkemesi kararının, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında veya kararın gerekçesinde hata edilmesi üzerine tespit edilen hata düzeltilerek ya da yargılamada eksiklik bulunması halinde tespit edilen eksiklik giderildikten sonra bölge adliye mahkemesince yeniden verilen kararın infaza elverişli, yargıda açıklık ve netlik prensibine uygun, şüphe ve tereddüt uyandırmaktan uzak olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ilk derece mahkemesince verilen kararın asıl davanın davalısı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, esasa ilişkin istinaf sebeplerini yerinde görmemiş, ancak vekalet ücretine yönelik istinaf sebebini haklı bularak İlk Derece Mahkemesi kararını tümüyle kaldırıp esas hakkında bir hüküm kurmaksızın “İlk Derece Mahkemesince tesis edilen asıl davaya ilişkin hükmün HMK 353(1)b-2 maddesi gereği, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin bendin kaldırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı vekili için takdir olunun 7.488,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar vermiştir.
Şu halde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen dahi olsa yerinde görülmemesi halinde karar tamamen ortadan kaldırılarak yeniden davanın esası hakkında, gerekçesiyle birlikte, karar verilmesi ve bu şekilde aynı uyuşmazlığın çözümünü sağlayan icra edilebilir tek bir karar oluşturulması gerekirken, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)b-2 bendine aykırı olarak istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden haklı bulunup hükmün kısmen sadece bu bent yönünden kaldırılması ve bu doğrultuda infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, asıl davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBuna göre, HMK'nın 297/2 ile 353/1.b hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, «istinaf incelemesi» sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunması üzerine istinaf başvurusunun esastan reddedilmesiyle birlikte ilk derece mahkemesi kararının, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında veya kararın gerekçesinde hata edilmesi üzerine tespit edilen hata düzeltilerek ya da yargılamada eksiklik bulunması halinde tespit edilen eksiklik giderildikten sonra bölge adliye mahkemesince yeniden verilen kararın «infaza» elverişli, yargıda açıklık ve netlik prensibine uygun, şüphe ve tereddüt uyandırmaktan uzak olması gerektiği anlaşılmaktadır.
… rı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen dahi olsa yerinde görülmemesi halinde karar tamamen ortadan «kaldırılarak yeniden» davanın esası hakkında, gerekçesiyle birlikte, karar verilmesi ve bu şekilde aynı uyuşmazlığın çözümünü sağlayan icra edilebilir tek bir karar oluşturulması gerekirken, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)b-2 bendine aykırı olarak istinaf başvurusunun «vekalet ücreti» yönünden haklı bulunup hükmün kısmen sadece bu bent yönünden kaldırılması ve bu doğrultuda «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece HMK 297/2. maddesi uyarınca açık, tereddüte mahal vermeyecek ve «infaza» elverişli şekilde hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · hisse devir sözleşmesi · ıslah · dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı .... vekili ve «dahili» davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dilekçesinde ....ne karşı açılmış olup, yargılama sırasında davalı vekilince sunulan dilekçelerle ...'nin de davaya davalı olarak «dahil» edilmesi gerektiği şeklinde talepte bulunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBuna göre, HMK'nın 297/2 ile 353/1.b hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, «istinaf incelemesi» sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunması üzerine istinaf başvurusunun esastan reddedilmesiyle birlikte ilk derece mahkemesi kararının, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında veya kararın gerekçesinde hata edilmesi üzerine tespit edilen hata düzeltilerek ya da yargılamada eksiklik bulunması halinde tespit edilen eksiklik giderildikten sonra bölge adliye mahkemesince yeniden verilen kararın «infaza» elverişli, yargıda açıklık ve netlik prensibine uygun, şüphe ve tereddüt uyandırmaktan uzak olması gerektiği anlaşılmaktadır.
… rı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen dahi olsa yerinde görülmemesi halinde karar tamamen ortadan «kaldırılarak yeniden» davanın esası hakkında, gerekçesiyle birlikte, karar verilmesi ve bu şekilde aynı uyuşmazlığın çözümünü sağlayan icra edilebilir tek bir karar oluşturulması gerekirken, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)b-2 bendine aykırı olarak istinaf başvurusunun «vekalet ücreti» yönünden haklı bulunup hükmün kısmen sadece bu bent yönünden kaldırılması ve bu doğrultuda «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · menfi tespit
Benzer bu karardaDava «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6328 E. 2023/1148 K.
Ortak:sovtaj · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · icra takibine itiraz · kaldırma ve yeniden hüküm · dava sebebi · avans faizi · teslim
İncelediğiniz kararda… lmar'ın birlikte hareket ettikleri, konteyner rezervasyonunda Borusan Lojistik A.Ş. tarafından Safmarine Container'den iki adet 40'lık konteynerin tedarik edilerek, «konişmento» talimatına göre planlanan taşıma için konteyner ısısının +18 derece olarak öngörüldüğü, yükün Borusan Lojistik A.Ş.'nin Mersin deposundan Maersk tarafından «teslim» alınarak gemiye yüklenmek üzere Mersin Limanı'na götürüldüğü, emtianın Borusan'ın deposunda beş gün süre ile +18 derece yerine -18 derecede muhafaza edilmesi üzerine % 100 oranında bozulduğu, «sovtaj» bırakmayacak şekilde tam «zayi» olduğu, asıl ve birleşen dava davalılarının birlikte sorumlu oldukları, asıl davada TL üzerinden talepte bulunulduğu, birleşen dosyaya konu icra takibinde talebin USD üzerinden yapıldığı, davacının ilk talebini TL olarak kullandığı gözetilerek birleşen davada da TL üzerinden hüküm kurmak gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte «tahsilde tekerrür» etmemek üzere davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile «icra takibine itirazların» kısmen iptaline, 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte «tahsilde tekerrür olmamak» üzere davalılardan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… kemesince verilen kararın asıl davanın davalısı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, esasa ilişkin istinaf sebeplerini yerinde görmemiş, ancak «vekalet ücretine» yönelik «istinaf sebebini» haklı bularak İlk Derece Mahkemesi kararını tümüyle kaldırıp esas hakkında bir hüküm kurmaksızın “İlk Derece Mahkemesince tesis edilen asıl davaya ilişkin hükmün H …
… rı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen dahi olsa yerinde görülmemesi halinde karar tamamen ortadan «kaldırılarak yeniden» davanın esası hakkında, gerekçesiyle birlikte, karar verilmesi ve bu şekilde aynı uyuşmazlığın çözümünü sağlayan icra edilebilir tek bir karar oluşturulması gerekirken, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)b-2 bendine aykırı olarak istinaf başvurusunun «vekalet ücreti» yönünden haklı bulunup hükmün kısmen sadece bu bent yönünden kaldırılması ve bu doğrultuda «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit edilen «hasar» bedelinin «sorumluluk sınırı» altında kaldığı, ancak hasara uğrayan emtia bedelinin 2.500,00 euro «sovtaj» indirimi sonucunda 26.084,05 euro olduğu, davacı tarafından davadışı sigortalı ile arasında imzalanan «sigorta sözleşmesi» gereği ödenen 2.608,40 euronun davalılardan talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacının talep edilebileceği «gerçek zarar» tutarının 26.084,05 euro olduğu ve TL karşılığının ise 89.395,25 TL olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine yönelik itirazlarının kısmen iptali ile «tahsilde tekerrür olmamak» üzere takibin 89.395,25 TL «asıl alacak» üzerinden ve bu tutara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «taşıyıcılar» tarafından «ambalaj yetersizliği», yükleme ve «istif» hatasına ilişkin herhangi bir çekince konulmadığı, artık ambalaj yetersizliği, yükleme ve istif hatasının «hasara» sebep olduğunu davalıların ispatla yükümlü olduğu, davalılar tarafından buna ilişkin herhangi bir delilin «ibraz» edilmediği, alınan bilirkişi raporunda da hasar «sebebinin» ambalaj yetersizliği olmadığının belirtildiği, davalıların sorumlu olduğu bedelin ise CMR Konvansiyonu'nun 23 ve 25 inci maddeleri gereğince 97.065,60 TL olarak hesaplandığı, faizin icra takip tarihinden itibaren yürütülmesine hükmedildiği ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına yönelik itirazların kısmen iptaline, takibin 97.065,60 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, takip tarihinden itibaren 97.065,60 TL asıl alacağa işleyecek ve avans esasına göre hesaplanacak «temerrüt faizinin» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talebinin «zamanaşımına» uğradığını, dava konusu malların «istifine» ilişkin atıfta bulunan mailler ve raporların bulunduğunu, dava dışı sigortalı tarafından istifin doğru yapılmadığının açık olduğunu, bilirkişilerce müvekkiline «kusur» yüklenmesinin hatalı olduğunu, CMR Konvansiyonu uyarınca istifin yanlış yapılması sonucu ortaya çıkan zarardan «taşıyıcının sorumluluğunun» bulunmadığını, gümrük memurları tarafından tutulan tutanakta, tamamı indirilip geri yüklenen mallara maddi manevi bir zararın verilmediğinin belirtildiği, işbu tutanakta şoförün imzasının bulunduğunu, şoförün emtianın yeniden yüklenmesine müdahale etme imkanının olmadığını, müvekkilinin sözleşmesel veya CMR Konvansiyonu uyarınca ambalajlama, yükleme ve istiflemeden dolayı herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, buna rağmen müvekkilinin yüke «nezaret yükümlüğüne» aykırı davrandığı iddiasıyla %100 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, oluşan «hasarın» ambalaj kifayetsizliği ve tertipleme hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, malın «teslim şekline» göre risk sorumluluğunun alıcıda mı satıcıda mı olduğu hususlarının sigorta hukuk bilirkişinin ekleneceği yeni bir bilirkişi heyetinden alınacak rapor içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kârlı «fatura» fiyatından zarar hesaplaması yapılmasına yönelik değerlendirmenin de kabulünün mümkün olmadığını, «gerçek zarar» miktarının hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teslim şekli · nezaret yükümlülüğü · ambalaj yetersizliği · sorumluluk sınırı · taşıyıcının sorumluluğu · istifa · rücuen tahsil · gerçek zarar
Benzer bu karardaA.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talebinin «zamanaşımına» uğradığını, dava konusu malların «istifine» ilişkin atıfta bulunan mailler ve raporların bulunduğunu, dava dışı sigortalı tarafından istifin doğru yapılmadığının açık olduğunu, bilirkişilerce müvekkiline «kusur» yüklenmesinin hatalı olduğunu, CMR Konvansiyonu uyarınca istifin yanlış yapılması sonucu ortaya çıkan zarardan «taşıyıcının sorumluluğunun» bulunmadığını, gümrük memurları tarafından tutulan tutanakta, tamamı indirilip geri yüklenen mallara maddi manevi bir zararın verilmediğinin belirtildiği, işbu tutanakta şoförün imzasının bulunduğunu, şoförün emtianın yeniden yüklenmesine müdahale etme imkanının olmadığını, müvekkilinin sözleşmesel veya CMR Konvansiyonu uyarınca ambalajlama, yükleme ve istiflemeden dolayı herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, buna rağmen müvekkilinin yüke «nezaret yükümlüğüne» aykırı davrandığı iddiasıyla %100 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, oluşan «hasarın» ambalaj kifayetsizliği ve tertipleme hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, malın «teslim şekline» göre risk sorumluluğunun alıcıda mı satıcıda mı olduğu hususlarının sigorta hukuk bilirkişinin ekleneceği yeni bir bilirkişi heyetinden alınacak rapor içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kârlı «fatura» fiyatından zarar hesaplaması yapılmasına yönelik değerlendirmenin de kabulünün mümkün olmadığını, «gerçek zarar» miktarının hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «taşıyıcılar» tarafından «ambalaj yetersizliği», yükleme ve «istif» hatasına ilişkin herhangi bir çekince konulmadığı, artık ambalaj yetersizliği, yükleme ve istif hatasının «hasara» sebep olduğunu davalıların ispatla yükümlü olduğu, davalılar tarafından buna ilişkin herhangi bir delilin «ibraz» edilmediği, alınan bilirkişi raporunda da hasar «sebebinin» ambalaj yetersizliği olmadığının belirtildiği, davalıların sorumlu olduğu bedelin ise CMR Konvansiyonu'nun 23 ve 25 inci maddeleri gereğince 97.065,60 TL olarak hesaplandığı, faizin icra takip tarihinden itibaren yürütülmesine hükmedildiği ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına yönelik itirazların kısmen iptaline, takibin 97.065,60 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, takip tarihinden itibaren 97.065,60 TL asıl alacağa işleyecek ve avans esasına göre hesaplanacak «temerrüt faizinin» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit edilen «hasar» bedelinin «sorumluluk sınırı» altında kaldığı, ancak hasara uğrayan emtia bedelinin 2.500,00 euro «sovtaj» indirimi sonucunda 26.084,05 euro olduğu, davacı tarafından davadışı sigortalı ile arasında imzalanan «sigorta sözleşmesi» gereği ödenen 2.608,40 euronun davalılardan talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacının talep edilebileceği «gerçek zarar» tutarının 26.084,05 euro olduğu ve TL karşılığının ise 89.395,25 TL olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine yönelik itirazlarının kısmen iptali ile «tahsilde tekerrür olmamak» üzere takibin 89.395,25 TL «asıl alacak» üzerinden ve bu tutara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı sigortacı tarafından dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın davalılardan «rücuen tahsili» davasında, davalıların bu tazminattan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
-
Düzelterek yeniden hükümde ilk derece kararı tamamen kaldırılmalıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2409 E. 2020/592 K.
Ortak:infazda tereddüt
İncelediğiniz kararda… rı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen dahi olsa yerinde görülmemesi halinde karar tamamen ortadan «kaldırılarak yeniden» davanın esası hakkında, gerekçesiyle birlikte, karar verilmesi ve bu şekilde aynı uyuşmazlığın çözümünü sağlayan icra edilebilir tek bir karar oluşturulması gerekirken, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)b-2 bendine aykırı olarak istinaf başvurusunun «vekalet ücreti» yönünden haklı bulunup hükmün kısmen sadece bu bent yönünden kaldırılması ve bu doğrultuda «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAksi hal, aynı dosyada «infazı» kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297. maddesine aykırı olarak «infazda tereddüte» sebebiyet verilebilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/533 E. , 2020/3711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.11.2017 tarih ve 2015/234 E- 2017/411 K. sayılı kararın asıl davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.11.2018 tarih ve 2018/282 E- 2018/1395 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.09.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ile asıl davada davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, dava dışı Şölen Çikolata Gıda San. Tic. A.Ş.'nin Kanada'ya ihraç ettiği 26.933,35 Kg. çikolatanın müvekkilince nakliye rizikolarına karşı sigortalandığını, taşımanın davalı yanca üstlenildiğini, emtianın Mersin Limanındaki tesislerde gemiye yüklenmek üzere bekletildiği esnada +18 yerine -18 derecede saklandığından donmak suretiyle kristallenip çikolata niteliğini kaybettiğini, müvekkilinin sigortalısına 274.271,80 USD ödediğini ileri sürerek (karşılığı olan) 602.054.- TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, alıcı Kanada firmasının emtianın taşınması için Delmar International Inc. ile, Delmar'ın ise deniz taşıması kısmı için Safmarine Con. ile, müvekkilinin ise Delmar ile sadece emtianın Safmarine'ye tesliminin organizasyonu ve yükleme evraklarının düzenlenmesi için anlaştığını, malların Mersin Limanına kadar sigortalının taşımacısı olan Rannak Nakliyatça getirildiğini, gemiye Safmarine tarafından depolandığını, evrak tanzimi dışında bir işlem yapmayan müvekkilinin taşımayı üstlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşımacı sıfatı bulunmayan müvekkilince navlun faturası düzenlenmediğini, çikolatanın +18 derecede depolanması işinin Safmarine ve Maersk Denizcilik A.Ş.'ce üstlenildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya da konu edilen taşımanın üstlenici Borusan Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.'nin anlaşması üzerine davalılara verildiğini, hasarın davalıların sorumluluğunda meydana geldiğini, sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için 278.659,34 USD üzerinden başlatılan icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili, konişmentoda yükletenin asıl davanın davalısı Borusan Lojistik Dağıtım A.Ş., alıcının ise Delmar International Inc. olarak göründüğünü, müvekkillerinin taşıyan ya da donatan olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını, FOB satış sebebiyle yük üzerindeki nefi ve hasarın alıcıya ait olduğunu, satıcının gereksiz yere sigorta ve taşıma yükünü üstlendiğini, davacının, müvekkilinin taşımanın hangi aşamasında sorumluluk aldığını ve hangi yükümünü yerine getirmediğini ispatlaması gerekiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satış FOB esasına göre yapıldığından malın deniz yolu ile taşınmasının yurtdışındaki alıcı davadışı Shoppers Drug tarafından organize edildiği, alıcının bu organizasyon için davadışı Delmar İnt. ile anlaştığı ancak organizasyonun fiili olarak Borusan Loj. A.Ş. tarafından yerine getirildiği, konişmentoda taşıtanın Borusan Loj. A.Ş., gönderilenin/alıcının Delmar İnt. olarak gösterildiği, bu durumda gerçek gönderilen ve alıcının Shoppers Drug iken taşıma işleri organizatörleri olan Delmar ve Borusan'ın konişmentoda yer aldığı, konteyner tedariki yapan ve malı kendi saklama/depo alanında tutan Borusan Loj. A.Ş.
ile Delmar'ın birlikte hareket ettikleri, konteyner rezervasyonunda Borusan Lojistik A.Ş. tarafından Safmarine Container'den iki adet 40'lık konteynerin tedarik edilerek, konişmento talimatına göre planlanan taşıma için konteyner ısısının +18 derece olarak öngörüldüğü, yükün Borusan Lojistik A.Ş.'nin Mersin deposundan Maersk tarafından teslim alınarak gemiye yüklenmek üzere Mersin Limanı'na götürüldüğü, emtianın Borusan'ın deposunda beş gün süre ile +18 derece yerine -18 derecede muhafaza edilmesi üzerine % 100 oranında bozulduğu, sovtaj bırakmayacak şekilde tam zayi olduğu, asıl ve birleşen dava davalılarının birlikte sorumlu oldukları, asıl davada TL üzerinden talepte bulunulduğu, birleşen dosyaya konu icra takibinde talebin USD üzerinden yapıldığı, davacının ilk talebini TL olarak kullandığı gözetilerek birleşen davada da TL üzerinden hüküm kurmak gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür etmemek üzere davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile icra takibine itirazların kısmen iptaline, 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Asıl davanın davalısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava davalısının diğer istinaf itirazlarının yerinde görülmeği, ancak reddedilen kısım için davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile asıl davaya ilişkin hükümde vekalet ücretine ilişkin a.4 bendinin kaldırılmasına, 7.488,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davalısı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında taleplerin her biri hakkında verilen karar açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Yine aynı Kanunun istinaf incelemesi neticesinde verilebilecek kararları düzenleyen 353. maddesinin 1.b bendinde, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğuna kanaat edilmesi halinde istinaf başvurusunun esastan reddine; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise tespit edilen hata düzeltilerek yeniden esas hakkında;
yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceğine yer verilmiştir. Buna göre, HMK'nın 297/2 ile 353/1.b hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunması üzerine istinaf başvurusunun esastan reddedilmesiyle birlikte ilk derece mahkemesi kararının, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında veya kararın gerekçesinde hata edilmesi üzerine tespit edilen hata düzeltilerek ya da yargılamada eksiklik bulunması halinde tespit edilen eksiklik giderildikten sonra bölge adliye mahkemesince yeniden verilen kararın infaza elverişli, yargıda açıklık ve netlik prensibine uygun, şüphe ve tereddüt uyandırmaktan uzak olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ilk derece mahkemesince verilen kararın asıl davanın davalısı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, esasa ilişkin istinaf sebeplerini yerinde görmemiş, ancak vekalet ücretine yönelik istinaf sebebini haklı bularak İlk Derece Mahkemesi kararını tümüyle kaldırıp esas hakkında bir hüküm kurmaksızın “İlk Derece Mahkemesince tesis edilen asıl davaya ilişkin hükmün HMK 353(1)b-2 maddesi gereği, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin bendin kaldırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı vekili için takdir olunun 7.488,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar vermiştir.
Şu halde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen dahi olsa yerinde görülmemesi halinde karar tamamen ortadan kaldırılarak yeniden davanın esası hakkında, gerekçesiyle birlikte, karar verilmesi ve bu şekilde aynı uyuşmazlığın çözümünü sağlayan icra edilebilir tek bir karar oluşturulması gerekirken, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)b-2 bendine aykırı olarak istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden haklı bulunup hükmün kısmen sadece bu bent yönünden kaldırılması ve bu doğrultuda infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, asıl davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, (2) bozma neden ve şekline göre, asıl davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davalı vekiline verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalıya iadesine, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/613047200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz