Borçlu bulunmadığının da tespitini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4804 E. 2020/3687 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ciro zinciri↗ nispi harç↗ nispi karar harcı↗ kesin mehil↗ avalist↗ harç tamamlama↗ maktu harç↗ eksik harç↗ imza inkarı↗ sorumluluktan kurtulma↗ ek mehil↗ yetkili hamil↗ icra hukuk mahkemesi↗ ciranta↗ sahtecilik↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ temlik↗ geçersizlik↗ harç↗ menfi tespit↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak imza inkarı nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında zamanaşımından düşme ve beraat kararı verildiği, temlik işleminin icra hukuk mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini ibraz ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacakları, geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, ciro zincirini de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural gereği, geçerli imzanın sahiplerinin geçersiz imzaları ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 72. maddesine göre borçlu bulunmadığının tespiti davasıdır. Uyuşmazlığa ilişkin olayları anlatma taraflara, hukuki tasvif ile davanın niteliğinin tespiti mahkemeye aittir. Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların yetkili hamil olmadığı,sahtecilik yolu ile ele geçirilen bonoya dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, menfi tespit istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir.
Dava maktu harç yatırılarak açılmış olup,mahkemece Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca nispi harcın yatırılması konusunda kesin mehil verilmesi ve yatırılmadığında ise bu madde hükümlerince işlem yapılması gerekirken eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam olunması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12338 E. 2014/19089 K.
Ortak:ciro zinciri · avalist · sorumluluktan kurtulma · icra hukuk mahkemesi · ciranta · ciro · hamil · keşideci
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak «imza inkarı» nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında «zamanaşımından» düşme ve beraat kararı verildiği, «temlik» işleminin «icra hukuk» mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini «ibraz» ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile «bonolarda» da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacakları», geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, «ciro zincirini» de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural …
Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların «yetkili hamil» olmadığı,«sahtecilik» yolu ile ele geçirilen «bonoya» dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, «menfi tespit» istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca «nispi harç» alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaGeçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının «geçersiz» olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamazlar», geçersiz imza, «ciro zincirini» de koparmaz. “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senedin asıl borçlusu olan «keşidecinin» imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin («lehtarının» veya diğer «cirantaların») senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder.
… ait olduğunun Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/1064 esas sayılı soruşturma dosyasında anlaşıldığını belirttiği, ilgili soruşturma dosyasında her hangi bir «bilirkişi incelemesinin» yapılmadığı anlaşılmakla «takipsizlik» kararında geçen hususun sehven geçtiğinin değerlendirildiği, Devrek İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/141 esas sayılı dosyasında adli tıp kurumunun 31/08/2010 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu çekteki imzanın senedin «keşide tarihi» itibariyle «keşideci» görünen ..Isı Yalıtımlı Cam ve Boya San. ve Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo vasfı · yazılı delil başlangıcı · keşide tarihi · delil başlangıcı · takipsizlik kararı · şahsi sorumluluk · yazılı delil · lehtar
Benzer bu karardaMocan'a ait olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle çekin geçerli olmayıp «kambiyo vasfını» taşımadığı, çekin bu haliyle «yazılı delil başlangıcı» olarak da kabulü olmadığından davacının tanık dinletme talebinin yasal olarak imkanı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ait olduğunun Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/1064 esas sayılı soruşturma dosyasında anlaşıldığını belirttiği, ilgili soruşturma dosyasında her hangi bir «bilirkişi incelemesinin» yapılmadığı anlaşılmakla «takipsizlik» kararında geçen hususun sehven geçtiğinin değerlendirildiği, Devrek İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/141 esas sayılı dosyasında adli tıp kurumunun 31/08/2010 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu çekteki imzanın senedin «keşide tarihi» itibariyle «keşideci» görünen ..Isı Yalıtımlı Cam ve Boya San. ve Tic.
Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının «geçersiz» olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamazlar», geçersiz imza, «ciro zincirini» de koparmaz. “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senedin asıl borçlusu olan «keşidecinin» imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin («lehtarının» veya diğer «cirantaların») senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
B.. olması halinde yukarıda açıklanan ilke kapsamında adı geçen davalının sorumluluğu söz konusu olacak, «kambiyo senedine» imza atan «keşidecinin» «şahsi sorumluluğu» gündeme gelecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8878 E. 2023/521 K.
Ortak:ciro zinciri · nispi harç · avalist · imza inkarı · sorumluluktan kurtulma · yetkili hamil · icra hukuk mahkemesi · ciranta · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak «imza inkarı» nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında «zamanaşımından» düşme ve beraat kararı verildiği, «temlik» işleminin «icra hukuk» mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini «ibraz» ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile «bonolarda» da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacakları», geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, «ciro zincirini» de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural …
Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların «yetkili hamil» olmadığı,«sahtecilik» yolu ile ele geçirilen «bonoya» dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, «menfi tespit» istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca «nispi harç» alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece 28.04.2014 tarihli ve 2013/107 E., 2014/131 K. sayılı kararda; davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak «imza inkarı» nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında «zamanaşımından» düşme ve beraat kararı verildiği, «temlik» işleminin «icra hukuk» mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini «ibraz» ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollaması ile «bonolarda» da uygulanması gereken aynı Kanun'un 677 nci maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacakları», geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı; ancak «ciro zincirini» de koparmayacağı, bu nedenle davacılar başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle dava …
Bozma Kararı Dairemizin 30.09.2020 tarihli ve 2020/4804 E., 2020/3687 K. sayılı kararıyla «menfi tespit» istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi uyarınca «nispi harç» alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
2018/567) sayılı dosyası ile dava açtığı ve yargılamanın devam ettiği, geçerli imzanın sahiplerinin «geçersiz» imzaları ileri süremeyip «keşideci» «lehtarın» «imza sahteliğine» veya «cirantaların» imza sahteliğine dayanarak «borçtan kurtulamayacağı», her iki davalının da vekilleri aracılığıyla davaya cevap verdikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:imza sahteliği · borçtan kurtulma · garanti sözleşmesi · şekil şartı · sahtelik · lehtar · garantörlük
Benzer bu kararda2018/567) sayılı dosyası ile dava açtığı ve yargılamanın devam ettiği, geçerli imzanın sahiplerinin «geçersiz» imzaları ileri süremeyip «keşideci» «lehtarın» «imza sahteliğine» veya «cirantaların» imza sahteliğine dayanarak «borçtan kurtulamayacağı», her iki davalının da vekilleri aracılığıyla davaya cevap verdikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda davalı ve kanun yoluna ilişkin bilgilerin hatalı olduğunu, dava konusu «bononun» da içerisinde zikredildiği «garanti sözleşmesindeki» «keşideci» imzasının «sahteliğini» inceleyen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, davalı ...’ın «ciranta» imzasının kendisine ait olmadığını beyan ettiği ifadelerinin olduğunu, davalı ...’nin okur yazar olmadığına dair ifadeleri olmasına rağmen yapılan «temlik» işleminin okur yazar olmayanların hukuki işlemlerinde uygulanacak «şekil şartlarını» taşımadığını beyan ederek hükmün bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/584 E. sayılı dosyasında müteveffanın imzasının inkarı nedeniyle yargılama sonucunda imzanın «keşideciye» ait olduğunun kesinleştiği, davacı tarafın «temlik» alan dosyamız davalısı ...'a ait temlik imzası ve «sahteliği» hususunda İstanbul 2.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11173 E. 2012/2787 K.
Ortak:yetkili hamil · ciranta · ciro · hamil · keşideci · menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak «imza inkarı» nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında «zamanaşımından» düşme ve beraat kararı verildiği, «temlik» işleminin «icra hukuk» mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini «ibraz» ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile «bonolarda» da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacakları», geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, «ciro zincirini» de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural …
Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların «yetkili hamil» olmadığı,«sahtecilik» yolu ile ele geçirilen «bonoya» dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, «menfi tespit» istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca «nispi harç» alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının çeklerin ilk «cirantası» olduğu, ancak imzanın yetkilisine ait olmadığı, TTK'nın 589. maddesi gereği çeklerdeki «ciro silsilesi» düzenli olduğuna göre TTK'nun 598 maddesi uyarınca, davalının iyi niyetli «yetkili hamil» sayılacağı, davacının çeklerin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği ancak bunu kanıtlayamadığı, davacı çeklerden dolayı davalıya borçlu değil ise de, davalının çeklerin yetkili hamili olduğu, icra dosyasına çeklerin «keşidecisi» tarafından yatırılan bedeli «istirdat» isteminin yerinde bulunmadığı, ayrıca çeklerin iadesi isteminin de haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez" amir hükmü karşısında ve dava konusu çekteki «ciro silsilesi» düzenli olduğuna göre TTK.'nın 598. maddesi uyarınca, davalı «iyiniyetli» «yetkili hamil» sayılır.
Ancak çeklerdeki «ciro» imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığı bilirkişi raporu ile belirlendiğine göre, TTK.'nın 589. maddesindeki bu düzenleme uyarınca «imzaların istiklali prensibi» gereği mahkemece, dava konusu çeklere ilişkin icra takip dosyalarına yapılan «çek» bedeli ödemelerinin kim tarafından yapıldığı açıklığa kavuşturularak, davacı tarafça bu ödemeler yapılmışsa, davacı vekilinin talebi doğrultusunda bu bedellerin «istirdadına», olmadığı takdirde davacı vekili «menfi tespit» isteminde bulunduğuna göre bu isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığı kabul edilmesine rağmen davanın ta …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imzaların istiklali prensibi · çekin istirdadı · kötü niyetli iktisap · ciro silsilesi · sahtelik · iyiniyet · eş rızası · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının çeklerin ilk «cirantası» olduğu, ancak imzanın yetkilisine ait olmadığı, TTK'nın 589. maddesi gereği çeklerdeki «ciro silsilesi» düzenli olduğuna göre TTK'nun 598 maddesi uyarınca, davalının iyi niyetli «yetkili hamil» sayılacağı, davacının çeklerin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği ancak bunu kanıtlayamadığı, davacı çeklerden dolayı davalıya borçlu değil ise de, davalının çeklerin yetkili hamili olduğu, icra dosyasına çeklerin «keşidecisi» tarafından yatırılan bedeli «istirdat» isteminin yerinde bulunmadığı, ayrıca çeklerin iadesi isteminin de haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Davacı vekili, çeklerin müvekkilinin «rızası» hilafına elinden çıktığını ve çekteki «ciro» imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek çeklerin iadesini, «çek» bedellerinin «istirdadını», davalıya borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.
… ısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez" amir hükmü karşısında ve dava konusu çekteki «ciro silsilesi» düzenli olduğuna göre TTK.'nın 598. maddesi uyarınca, davalı «iyiniyetli» «yetkili hamil» sayılır.
Bu nedenle davacı yan, «çekin istirdadı» isteminde bulunamaz.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/48 E. 2018/7230 K.
Ortak:ciranta · ciro · hamil · keşideci · temlik · geçersizlik · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak «imza inkarı» nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında «zamanaşımından» düşme ve beraat kararı verildiği, «temlik» işleminin «icra hukuk» mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini «ibraz» ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile «bonolarda» da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacakları», geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, «ciro zincirini» de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural …
Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların «yetkili hamil» olmadığı,«sahtecilik» yolu ile ele geçirilen «bonoya» dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, «menfi tespit» istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca «nispi harç» alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaŞirketine yapılan «cironun» «geçersiz» olduğu, şirketin o tarihteki yetkilisi ... bu durumu bilerek davacıdan ele geçirdiği senetleri «rehin» cirosuyla bankaya devrettiği, senedi iyi niyetle iktisap edenlerin haklarının korunacağı, ancak «rehin cirosu» yapan «ciranta» senedin maliki olmakta devam edeceğinden rehin cirosunun «temlik» fonksiyonu olmadığı, davalı banka tarafından yapılan temlikin de bu nedenle geçersiz olduğu, davalı banka vekilinin dosya arasına alınan dosyalarda verilen dilekçe …
Şirketine iade edildiğinde, kooperatif tarafından yapılan «ciro» «geçersiz» olacağından, kooperatifin ... şirketinden bu senetlerin iadesini talep etme hakkı olduğu, davalı bankanın senetleri iade etmediğinden davacının zararına neden olduğu gerekçesiyle, davalı banka davacının oluşan zararını karşılamakla sorumlu olduğu, «ıslah» edilen tutarın «zamanaşımı» yönünden reddine, 5.000,00 TL'nin davalı bankadan tahsiline, diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
598. maddesi ''Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, «son» «ciro» «beyaz ciro» olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli «hamil» sayılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imzaların istiklali ilkesi · bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · rehin cirosu · beyaz ciro · kötü niyetli iktisap · kabul beyanı · bankacılık işlemleri · rehin
Benzer bu karardaŞirketine yapılan «cironun» «geçersiz» olduğu, şirketin o tarihteki yetkilisi ... bu durumu bilerek davacıdan ele geçirdiği senetleri «rehin» cirosuyla bankaya devrettiği, senedi iyi niyetle iktisap edenlerin haklarının korunacağı, ancak «rehin cirosu» yapan «ciranta» senedin maliki olmakta devam edeceğinden rehin cirosunun «temlik» fonksiyonu olmadığı, davalı banka tarafından yapılan temlikin de bu nedenle geçersiz olduğu, davalı banka vekilinin dosya arasına alınan dosyalarda verilen dilekçe …
Şirket borcunun ... tarafından ödendiğine ilişkin «kabul beyanı» bulunduğu, bu durumda «rehin» cirosuyla alınan senetlerin borç ödendikten sonra dava dışı ...
1- Dava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
598. maddesi ''Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, «son» «ciro» «beyaz ciro» olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli «hamil» sayılır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4942 E. 2013/21568 K.
Ortak:ciro zinciri · avalist · imza inkarı · sorumluluktan kurtulma · ciranta · sahtecilik · ciro · hamil
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak «imza inkarı» nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında «zamanaşımından» düşme ve beraat kararı verildiği, «temlik» işleminin «icra hukuk» mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini «ibraz» ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile «bonolarda» da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın («keşidecinin», «cirantanın», «avalistin», kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, «geçersiz» imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacakları», geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, «ciro zincirini» de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural …
Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların «yetkili hamil» olmadığı,«sahtecilik» yolu ile ele geçirilen «bonoya» dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, «menfi tespit» istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca «nispi harç» alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaAncak, «ciro zincirini» de koparmaz. “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senedin asıl borçlusu olan «keşidecinin» imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin («lehtarının» veya diğer «cirantaların») senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Başka bir anlatımla, «ciro silsilesinin» (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, «cirantalardan» birinin imzasının sahte olması veya «temsilci» sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza «yetkisinden» yoksun olması «ciro zincirini» etkilemez (Hulusi Gürbüz, Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, sh.295; İsmail Doğanay; …
1-Davacı vekili, «keşidecisi» Atabay İlaç Fabrikası A.Ş., «lehtarı» Atabay Dış Ticaret A.Ş. ve «cirantası» ... olan «bononun» vadesinde ödenmediğini, müvekkilinin bu bonoyu «ciro» yoluyla aldığını ve ciro eden ...'e bono bedelini karşılayacak şekilde ödeme yaptığını ileri sürerek bono bedelinin tahsili için kısmi dava açmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imzaların istiklali ilkesi · beyaz ciro · resmi belgede sahtecilik · ciro silsilesi · güveni kötüye kullanma · imzaya itiraz · karine · lehtar
Benzer bu kararda… osyasında ... tarafından, davaya konu senet hakkında ... aleyhine ... ve ... isimli firma yetkilisi Abdi Ulusoy’un ... ile anlaşmak ve ortak hareket etmek suretiyle «resmi belgede sahtecilik», hizmet nedeniyle «güveni kötüye kullanmak» ve bu suçlara iştirak suçundan dava açıldığı, davanın «derdest» olduğu görülmüş ise de işbu davada Zeki Atabay aleyhine açılmış bir dava bulunmadığından beklenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Zincirleme ve birbirine bağlı, «lehtardan» «hamile» değin tam ve düzenli yani kesintisiz «cirolar» hak sahipliğine «karine» sayılır.
Yukarıda açıklanan «imzaların istiklali ilkesi» karşısında «keşideci» imzası ve «lehtarın» cirosu sahte olsa dahi bu durum «cirantaları» sorumluluktan kurtarmaz.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «keşideci» şirketin yetkili «temsilcisi» ... ve Atabay Dış Ticaret A.Ş.'nin ise müşterek imza ile ... ve ...olduğu ve bu iki şahsın müşterek imza ile şirketi temsil edebileceği, grofoloji uzmanı bilirkişinin yaptığı inceleme sonucu her iki şirketin kaşesi üzerinde bulunan imzaların ...'ın elinin mahsülü olmadığı anlaşıldığı gibi, Atabay Dış Ticaret A.Ş.'nin kaşesi üzerinde de müşterek imza ile ilzam gerekmesine rağmen tek imzanın olduğu, «bononun», kurucu unsuru olan keşideci imzasını taşımadığından geçerli olmadığı, yetkili temsilci dışında bir başka şahsın imzasının bonoya geçerlilik kazandırabilmesi için özel olarak bono imzalama «yetkisinin» şirketin yetkili kurullarınca verilmiş olması gerektiği, imzanın ait olduğu iddia edilen ...’a davalı ... şirketleri için bono tanzim yetkisi verilmediği, ...'un yetkili temsilcileri olduğuna dair güven verici bir davranışlarının bulunduğunun da iddia ve ispat edilmediği, «imzaya itirazın» herkese karşı ileri sürülebileceği, öte yandan Kadıköy 2.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4804 E. , 2020/3687 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.04.2014 tarih ve 2013/107-2014/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların murisi yanında çalışan senet lehdarı dava dışı ... tarafından hırsızlık yapılarak çalınan senetlerden 25.05.1998 tanzim ve 30.08.1999 vade tarihli 250.000 USD bedelli senedin davalı ...’e ciro edildiğini ve 200.000 USD’lik kısmının İstanbul 2. İcra Dairesi'nin 2002/13200 Esas sayılı dosyası ile davalı ... tarafından takibe konulduğunu, dolandırıcılık ve hırsızlık suçundan davalı ... ve lehdar ...’in beraat ettiklerini, alacağın 02.03.2004 tarihinde diğer davalı ...'a temlik edildiğini, bu kez ..., ... hakkında sahtecilikten şikayetçi olduğunu ancak davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini, davalı ...’in ceza dosyalarında talimatla alınan ifadesinde, senet lehdarı ve temlik edileni tanımadığını ve bu senetlere ilişkin bilgisinin olmadığını beyan ettiğini, davalı ...’in vekilinin geçerli vekaletname ile icra takibi başlatmadığını, davalı ...'ın da ceza dosyasında alınan ifadesinde, okuma yazma bilmediğini ve imza atamadığını beyan etmesine rağmen temlik işleminde imza attığını, yapılan temliknamenin geçersiz olduğunu belirterek davalıların HMK 106/1.
maddesi uyarınca yetkili hamil olmadıklarının ve bonodaki ... imzasının sahte olduğunun tesbiti ile İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün 2002/13200 Esas sayılı dosyasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalının icra dosyasındaki alacağını temlik etmekle dosya ile ilgisinin kalmadığını, davalının icra takibine dayanak vekaletname sonrası vekil tayin ettiği yeni tarihli vekaletname tanzim edildiğini ve temlik işleminin gerçekleştirildiği icra işlemlerine muvafakat ettiğini, icra işleminin ve vekaletnamenin sahteliğinin iddia edilmesinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıların İstanbul 2. İcra Dairesi'nin 2002/13200 Esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak daha önce İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/584 Esas sayılı dosyası ile imza inkarına dayalı açtıkları menfi tespit davası sonucunda imzanın keşideciye ait olduğunun tespit olduğunu, temliknamenin geçersizliği konusunda davacıların şikayeti üzerine İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2004/719 Esas ve 2004/810 Karar sayılı ve 27.05.2004 tarihli karar ile temlik alanın açık kimliğinin yazılı olmasını yeterli görerek şikayetin reddine karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların davaya ve icra takibine konu senet ile ilgili olarak imza inkarı nedeniyle menfi tesbit davası açtıkları ve yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davacılar murisine ait olduğu tesbit edildiğinden davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalılar hakkında açılan ceza davalarında zamanaşımından düşme ve beraat kararı verildiği, temlik işleminin icra hukuk mahkemesi kararı ile geçerli bulunduğunun tesbit edildiği, davalı ... vekilinin yeni tarihli vekaletnamesini ibraz ettiği, TTK'nın 778. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 677. maddesi uyarınca, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmeyeceği, imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilkenin poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade ettiği, geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacakları, geçersiz bir imzanın sahibini bağlamayacağı, ancak, ciro zincirini de koparmayacağı, bu nedenle davacıların başka imzaların geçersizliği iddiasına dayanamayacaklarından tespit isteminde hukuki yararları bulunmadığı ve genel kural gereği, geçerli imzanın sahiplerinin geçersiz imzaları ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 72. maddesine göre borçlu bulunmadığının tespiti davasıdır. Uyuşmazlığa ilişkin olayları anlatma taraflara, hukuki tasvif ile davanın niteliğinin tespiti mahkemeye aittir. Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında davalıların yetkili hamil olmadığı,sahtecilik yolu ile ele geçirilen bonoya dayalı icra takibinin iptalinin istenilmiş olması söz konusu davanın, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, menfi tespit istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir.
Dava maktu harç yatırılarak açılmış olup,mahkemece Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca nispi harcın yatırılması konusunda kesin mehil verilmesi ve yatırılmadığında ise bu madde hükümlerince işlem yapılması gerekirken eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam olunması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/613017700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz