Ortaklıktan Çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5336 E. 2020/3796 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarruf yetkisi↗ belirsiz alacak davası↗ yerleşim yeri↗ ortaklıktan çıkarılma↗ tebliğ tarihi↗ tebligat kanunu m.35↗ tahkikat↗ davanın konusu↗ tazminat davası↗ yargılama giderleri↗ alacak davası↗ protokol↗ feragat↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ sulh↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ harç↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, taraf vekillerinin beyanları nedeniyle ortaklıktan çıkarılma ve maddi tazminat davalarının konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat istemli olarak açılan dava geri alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili vekalet ücreti ve yargılama masrafları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce, hisselerin dava sırasında 3. kişiye devredilerek dava konusuz kaldığından ve söz konusu hak üzerinde tarafların tasarruf yetkisi bulunmadığından ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin davada haklı veya haksız olma durumunun kalmadığı, buna göre yargılama giderleri konusunda karar verilmesine olanak bulunmadığı, maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak 10.000,00 TL bedel gösterilmek suretiyle açıldığı, tarafların haricen anlaştığı ve harici anlaşmayı protokol haline getirmediği, duruşmada mahkemeden talepleri ile ilgili olarak haricen sulh olduklarını ve söz konusu taleplerle ilgili davanın konusunun kalmadığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istedikleri, dava değerinin belirlenmesi taraflara ait olduğundan ve HMK'nın 107/2. maddesine göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin belirlenebilir olduğu anda dava değerinin arttırılması davacıya bırakıldığından mahkemece bu hususta yapılabilecek bir işlem bulunmadığı, davacının maddi tazminat davasında dava değerini belirleyerek buna göre harç ikmalinde bulunmadığı için dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat davasının davalının onayı ile davacı tarafça geri alındığı, davalı vekilinin bu dava ile ilgili vekalet ücreti talebinden feragat ettiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı, HMK'nın 332/1. maddesine göre yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedileceğinden bu dava ile ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 18.11.2019 tarihli ek karar ile, kararın davacı vekiline 17.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra 11.11.2019 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Bölge Adliye Mahkemesi’nin 18.11.2019 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde verilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Muhatabın adreste bulunmaması hâlinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüştür. Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hâkim tarafından denetlenebilecektir. Somut olayda tebligat mazbatasında komşu olarak ismi geçen “Mert Hakkı” isimli kişinin kaç numaralı dairede komşu olduğunun belirli olmadığı, bunun yanında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan muhtarlık yazısı ve bina yönetimi yazılarından ilgili binada “Mert Hakkı” isimli birisinin bulunmadığının anlaşıldığı, kaldı ki haber verildiği ileri sürülen “Mert” isimli kişinin soy isminin mazbatada okunaklı olmadığı, bu itibarla tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında usulüne uygun olmadığı dikkate alınarak bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun reddine dair 18.11.2019 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına ve davacının temyiz itirazlarının esastan incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2019 tarihli istinaf başvurunun esastan reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2597 E. 2013/10714 K.
Ortak:tebliğ tarihi · tahkikat · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır.” hükmü yer almaktadır.
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi, "Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Buna göre, muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa tebliğ memurunun adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından «tahkik» ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalaması, imzadan çekinmeleri halinde de durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." hükmünü haiz olup, madde bu hali ile iki durumu birlikte düzenlemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 34. maddesi uyarınca davacı ... şirketinin «ticari defter» ve belgelerinin delil olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, defterlerin incelenmesinden davalı şirketin davacı ... şirketine 63.619.444.941 TL borçlu olduğunun tesbit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 63.619.44 TL’nın faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
O halde mahkemece davalılar ..., ... ve ...’ya yeniden dava «dilekçesi tebliğ» ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6889 E. 2013/6383 K.
Ortak:tahkikat · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “«tahkik» etme” görevini yüklemiştir.
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı şirketin «tebligat» adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen en yakın komşu, kapıcı veya yöneticinin isim ve imzasının bulunmaması karşısında gerekçeli kararın davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve bu durumda da temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · ihbar · ıslah · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDavalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen güvenlik «görevlisinin» isim ve imzasının tebliğ tutağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...'nın 434. maddesinde düzenlenen feshe hükmedilmesini gerektiren fiili şartların oluştuğu, şirketin maksadını gerçekleştirmesinin ve «ıslahının» mümkün olmadığı, şirketin sermayesinin tamamen karşılıksız kaldığı, sözleşmede belirtilen amaç ve konusunun gerçekleşmesinin veya yeniden oluşmasının imkansız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17595 E. 2013/10936 K.
Ortak:tahkikat · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “«tahkik» etme” görevini yüklemiştir.
Benzer bu karardaTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve «tebligatın» Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet görevinin kötüye kullanılması · tebligat usulsüzlüğü · savunma hakkının kısıtlanması · delillerin toplanmaması · savunma hakkı · kısıtlılık · şirket müdürü · ihbar
Benzer bu karardaBu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
… e "evin parasının şirket hesabındaki paranın kendi hesabına yatırıldığını, ardından davaya konu dairenin bu para ile alındığını" ifade ettiği, evin alındığı tarihte «şirket müdürü» olduğu, taşınmazı alırken sözleşmeyi şirket adına aktetmediği ancak parasını şirket kaynaklarından ödediği, bunun «vekalet görevinin kötüye kullanılması» anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1920 E. 2013/20927 K.
Ortak:feragat · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Hukuk Dairesi’nce, hisselerin dava sırasında 3. kişiye devredilerek dava konusuz kaldığından ve söz konusu hak üzerinde tarafların «tasarruf yetkisi» bulunmadığından «ortaklıktan çıkarılmaya» ilişkin davada haklı veya haksız olma durumunun kalmadığı, buna göre «yargılama giderleri» konusunda karar verilmesine olanak bulunmadığı, «maddi tazminat» davasının «belirsiz alacak davası» olarak 10.000,00 TL bedel gösterilmek suretiyle açıldığı, tarafların haricen anlaştığı ve harici anlaşmayı «protokol» haline getirmediği, duruşmada mahkemeden talepleri ile ilgili olarak haricen «sulh» olduklarını ve söz konusu taleplerle ilgili davanın konusunun kalmadığını belirterek karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesini istedikleri, dava değerinin belirlenmesi taraflara ait olduğundan ve HMK'nın 107/2. maddesine göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin belirlenebilir olduğu anda dava değerinin arttırılması davacıya bırakıldığından mahkemece bu hususta yapılabilecek bir işlem bulunmadığı, davacının maddi tazminat davasında dava değerini belirleyerek buna göre «harç» ikmalinde bulunmadığı için dava değeri üzerinden «vekalet ücretine» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat davasının davalının onayı ile davacı tarafça geri alındığı, davalı vekilinin bu dava ile ilgili vekalet ücreti talebinden «feragat» ettiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı, HMK'nın 332/1. maddesine göre «yargılama giderlerine» mahkemece resen hükmedileceğinden bu dava ile ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili …
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle, tebligatla ilgili evrakın mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildiği, keyfiyeti bildiren ihbarnamenin adresin kapısına asıldığı, durumu muhataba haber vermesi için en yakın komşusu ...'ya haber bırakıldığı” yazılı bulunsa da mazbatada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırıldığına dair bir «kaydın» bulunmadığı, buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmadığı, imzadan çekinilmesi halinde bu durumun yazılarak tebligat memurunca imzalanmadığı anl …
… Tebligat Kanunun 21., Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30., yürürlükten kaldırılan Tebligat Tüzüğünün ise 28. maddesi hükümlerine göre de, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
… tahsil etmek üzere avukatlık bürosuna tevdi edilen emre muharrer senetlerin, avukatlık bürosunda sigortalı olarak çalışan avukat ... tarafından dosyasından alınarak «ciro» yoluyla daha önceden tanıdığı davalılar ... ve ...'a devredildiği gerekçesiyle, dava konusu üç adet 20.000,00 TL bedelli «bononun» bedelinin ... ve ...'tan «temerrüt» faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine («istirdadına»), davalı ... hakkındaki davanın «feragat» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · delillerin toplanmaması · usulüne uygun tebliğ · savunma hakkı · kısıtlılık · ciro
Benzer bu karardaBu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
… tahsil etmek üzere avukatlık bürosuna tevdi edilen emre muharrer senetlerin, avukatlık bürosunda sigortalı olarak çalışan avukat ... tarafından dosyasından alınarak «ciro» yoluyla daha önceden tanıdığı davalılar ... ve ...'a devredildiği gerekçesiyle, dava konusu üç adet 20.000,00 TL bedelli «bononun» bedelinin ... ve ...'tan «temerrüt» faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine («istirdadına»), davalı ... hakkındaki davanın «feragat» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
1982 Anayasasının 36., HUMK'nun 73., 6100 sayılı HMK'nun 27. maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, «hukuki dinlenilme hakkı» nazara alınmadan karar verilemeyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15640 E. 2012/5606 K.
Ortak:tahkikat · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “«tahkik» etme” görevini yüklemiştir.
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davacının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması karşısında, duruşma gününün davacıya usulünce tebliğ edilmediği ve bu durumda da dava dosyasının «işlemden kaldırılmasının» mümkün bulunmadığı anlaşıldığından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · takipsizlik kararı · bozma sonrası karar · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece, «bozma sonrası» yapılan yargılama sırasında davanın «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Taraflarca «takipsiz» bırakılması nedeniyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilebilmesi öncelikle tarafların usulüne uygun biçimde oturuma çağrılmaları şartına bağlıdır.
Usulüne uygun çağrıda bulunulmadığı takdirde «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilemez.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın bozulması sonrasında yapılan yargılama sonucunda, davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle HUMK'un 409. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5336 E. , 2020/3796 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.03.2018 tarih ve 2017/1080 E.- 2018/232 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/11/2019 tarih ve 2018/856 E.- 2019/1122 K. sayılı ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin %75 hissesinin dava dışı ... ve %25 hissesinin davalıya ait olduğunu, ...'un 2015 yılı Nisan ayında beyin kanaması geçirmesi neticesinde eşi ...'un vesayeti altına alındığını, bu tarihten sonra şirket müdürü durumunda olan davalının şirkete zarar vermek, şirketin içini boşaltmak amacıyla eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek, davalının bedelsiz olarak ortaklıktan çıkarılmasını ve şirketin tek ortaklı olarak devamına karar verilmesini, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraf vekillerinin beyanları nedeniyle ortaklıktan çıkarılma ve maddi tazminat davalarının konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat istemli olarak açılan dava geri alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili vekalet ücreti ve yargılama masrafları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce, hisselerin dava sırasında 3. kişiye devredilerek dava konusuz kaldığından ve söz konusu hak üzerinde tarafların tasarruf yetkisi bulunmadığından ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin davada haklı veya haksız olma durumunun kalmadığı, buna göre yargılama giderleri konusunda karar verilmesine olanak bulunmadığı, maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak 10.000,00 TL bedel gösterilmek suretiyle açıldığı, tarafların haricen anlaştığı ve harici anlaşmayı protokol haline getirmediği, duruşmada mahkemeden talepleri ile ilgili olarak haricen sulh olduklarını ve söz konusu taleplerle ilgili davanın konusunun kalmadığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istedikleri, dava değerinin belirlenmesi taraflara ait olduğundan ve HMK'nın 107/2.
maddesine göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin belirlenebilir olduğu anda dava değerinin arttırılması davacıya bırakıldığından mahkemece bu hususta yapılabilecek bir işlem bulunmadığı, davacının maddi tazminat davasında dava değerini belirleyerek buna göre harç ikmalinde bulunmadığı için dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat davasının davalının onayı ile davacı tarafça geri alındığı, davalı vekilinin bu dava ile ilgili vekalet ücreti talebinden feragat ettiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı, HMK'nın 332/1. maddesine göre yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedileceğinden bu dava ile ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 18.11.2019 tarihli ek karar ile, kararın davacı vekiline 17.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra 11.11.2019 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Bölge Adliye Mahkemesi’nin 18.11.2019 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde verilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Muhatabın adreste bulunmaması hâlinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hâkim tarafından denetlenebilecektir. Somut olayda tebligat mazbatasında komşu olarak ismi geçen “Mert Hakkı” isimli kişinin kaç numaralı dairede komşu olduğunun belirli olmadığı, bunun yanında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan muhtarlık yazısı ve bina yönetimi yazılarından ilgili binada “Mert Hakkı” isimli birisinin bulunmadığının anlaşıldığı, kaldı ki haber verildiği ileri sürülen “Mert” isimli kişinin soy isminin mazbatada okunaklı olmadığı, bu itibarla tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21.
maddesi kapsamında usulüne uygun olmadığı dikkate alınarak bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun reddine dair 18.11.2019 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına ve davacının temyiz itirazlarının esastan incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2019 tarihli istinaf başvurunun esastan reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin 18.11.2019 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz başvurusunun reddine dair ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 11.09.2019 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.09.2019 tarihli kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612643900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz