Tapu İptali Ve Tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17595 E. 2013/10936 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet görevinin kötüye kullanılması↗ tebligat usulsüzlüğü↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ delillerin toplanmaması↗ tebligat kanunu m.35↗ tahkikat↗ savunma hakkı↗ kısıtlılık↗ şirket müdürü↗ ihbar↗ tebligat↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının emniyet ifadesinde "evin parasının şirket hesabındaki paranın kendi hesabına yatırıldığını, ardından davaya konu dairenin bu para ile alındığını" ifade ettiği, evin alındığı tarihte şirket müdürü olduğu, taşınmazı alırken sözleşmeyi şirket adına aktetmediği ancak parasını şirket kaynaklarından ödediği, bunun vekalet görevinin kötüye kullanılması anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dilekçesi, davalı adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Tebliğe ilişkin mazbatadan, davalı adresinin kapalı olması nedeniyle 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca evrakın muhtara tebliğ edildiği, 2 numaralı haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı, ancak en yakın komşusu/kapıcısı/yöneticisine haber verilmediği, mahalle muhtarının imzasının alınmadığı anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. tahkik ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna teslim edilmesi, 2 numaralı ihbar fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından
birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir. O halde, davalının adreste bulunmama sebebinin araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan tebligatların usulsüz olduğunun ve davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. Öte yandan 1982 Anayasası'nın 36'ncı ve HUMK’nIn 73. maddelerine göre kural olarak; her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun biçimde çağrılmaları zorunludur. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6889 E. 2013/6383 K.
Ortak:tahkikat · ihbar · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz karardaTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve «tebligatın» Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı şirketin «tebligat» adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen en yakın komşu, kapıcı veya yöneticinin isim ve imzasının bulunmaması karşısında gerekçeli kararın davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve bu durumda da temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · ıslah · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDavalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen güvenlik «görevlisinin» isim ve imzasının tebliğ tutağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...'nın 434. maddesinde düzenlenen feshe hükmedilmesini gerektiren fiili şartların oluştuğu, şirketin maksadını gerçekleştirmesinin ve «ıslahının» mümkün olmadığı, şirketin sermayesinin tamamen karşılıksız kaldığı, sözleşmede belirtilen amaç ve konusunun gerçekleşmesinin veya yeniden oluşmasının imkansız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15640 E. 2012/5606 K.
Ortak:tahkikat · ihbar · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz karardaTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve «tebligatın» Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davacının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması karşısında, duruşma gününün davacıya usulünce tebliğ edilmediği ve bu durumda da dava dosyasının «işlemden kaldırılmasının» mümkün bulunmadığı anlaşıldığından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · takipsizlik kararı · bozma sonrası karar · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, «bozma sonrası» yapılan yargılama sırasında davanın «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Taraflarca «takipsiz» bırakılması nedeniyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilebilmesi öncelikle tarafların usulüne uygun biçimde oturuma çağrılmaları şartına bağlıdır.
Usulüne uygun çağrıda bulunulmadığı takdirde «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilemez.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın bozulması sonrasında yapılan yargılama sonucunda, davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle HUMK'un 409. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/471 E. 2010/12459 K.
Ortak:tahkikat · ihbar · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz karardaTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve «tebligatın» Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMaddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Uyuşmazlık konusu olayda davalıya duruşma gününü bildirir «tebligat» parçasının incelenmesinde adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmadığı ve bu duruma ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmadığı anlaşılmaktadır.
Anılan yasal düzenlemede muhatabın adreste geçici bulunmama halinde «tebligatın» nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1-Dava, emtia taşıma «sigorta poliçesine» dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir.
O halde, dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14350 E. 2012/4724 K.
Ortak:tahkikat · ihbar · tebligat · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz karardaTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve «tebligatın» Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… 12.1993 tarih,18/778-876 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Tebligat Kanunu’nun 21 ve Tebligat Tüzüğü’nün 28 nci maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar v.s.'den «tahkik» ederek, beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakını, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» etmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Anılan kanuni düzenlemede, muhatabın adreste geçici bulunmama halinde, «tebligatın» nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Tüzüğü’nün 28 inci maddesinde de, muhatabın adreste geçici bulunmaması halinde, «tebligat» memurunun nasıl davranacağı düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · davadan feragat · taşıma sözleşmesi · yenileme · feragat · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ... hakkındaki «davadan feragat» edildiği, diğer davalıların zarardan sorumlu olduğu, zararın belirlendiği gerekçesiyle, bu davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi, «yenileme» istemi ve «ıslah» dilekçesi davalı ...’a Tebligat Kanunu’nun 21 nci maddesi uyarınca tebliğ edilerek hüküm kurulmuştur.
1-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, dava dilekçesinin davalı ...’a «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1920 E. 2013/20927 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · savunma hakkının kısıtlanması · delillerin toplanmaması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat · dava sebebi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve «tebligatın» Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaBu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
Somut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle, tebligatla ilgili evrakın mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildiği, keyfiyeti bildiren ihbarnamenin adresin kapısına asıldığı, durumu muhataba haber vermesi için en yakın komşusu ...'ya haber bırakıldığı” yazılı bulunsa da mazbatada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırıldığına dair bir «kaydın» bulunmadığı, buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmadığı, imzadan çekinilmesi halinde bu durumun yazılarak tebligat memurunca imzalanmadığı anl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · usulüne uygun tebliğ · ciro · bono · istirdat · feragat · geçersizlik · temerrüt
Benzer bu kararda… tahsil etmek üzere avukatlık bürosuna tevdi edilen emre muharrer senetlerin, avukatlık bürosunda sigortalı olarak çalışan avukat ... tarafından dosyasından alınarak «ciro» yoluyla daha önceden tanıdığı davalılar ... ve ...'a devredildiği gerekçesiyle, dava konusu üç adet 20.000,00 TL bedelli «bononun» bedelinin ... ve ...'tan «temerrüt» faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine («istirdadına»), davalı ... hakkındaki davanın «feragat» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
1982 Anayasasının 36., HUMK'nun 73., 6100 sayılı HMK'nun 27. maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, «hukuki dinlenilme hakkı» nazara alınmadan karar verilemeyecektir.
Bu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17595 E. , 2013/10936 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.04.2012 tarih ve 2011/69-2012/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, 25.02.2010 tarihine kadar müvekkil şirketin münferiden yetki ile müdürlüğünü yaptığını, bu esnada şirkete ait parayı kullanarak alınan taşınmazı adına tescil ettirdiğini ileri sürerek İstanbul İli, ...İlçesi,... Mahallesi, 1538 Ada, 2 Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin evi, kendi birikimi ve ailesinin yardımı ile aldığını, şirket parasının kullanılmadığını, şirket ortağı olan eşi... ile müvekkili arasına görülen boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi davasında dahi evin edinilmiş mal olduğunun belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının emniyet ifadesinde "evin parasının şirket hesabındaki paranın kendi hesabına yatırıldığını, ardından davaya konu dairenin bu para ile alındığını" ifade ettiği, evin alındığı tarihte şirket müdürü olduğu, taşınmazı alırken sözleşmeyi şirket adına aktetmediği ancak parasını şirket kaynaklarından ödediği, bunun vekalet görevinin kötüye kullanılması anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dilekçesi, davalı adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Tebliğe ilişkin mazbatadan, davalı adresinin kapalı olması nedeniyle 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca evrakın muhtara tebliğ edildiği, 2 numaralı haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı, ancak en yakın komşusu/kapıcısı/yöneticisine haber verilmediği, mahalle muhtarının imzasının alınmadığı anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs.
tahkik ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna teslim edilmesi, 2 numaralı ihbar fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından
birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir. O halde, davalının adreste bulunmama sebebinin araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalıya yapılan tebligatların usulsüz olduğunun ve davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. Öte yandan 1982 Anayasası'nın 36'ncı ve HUMK’nIn 73. maddelerine göre kural olarak; her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun biçimde çağrılmaları zorunludur. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008228100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz