Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4031 E. 2020/1198 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aşkın zarar↗ zararın ispatı↗ munzam zarar↗ terkin↗ dosya masrafı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi, tüm dosya kapsamına göre; tazminat ödeme tarihi olan 2012 itibariyle aşkın zararın bulunduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, hasardan sonra davacının tekneyi tümüyle terk ettiği, gerekli bakımları yapmadığı, hasar bedelinin geç ödenmesi teknenin mevcut halinin korunması için bakımın yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, bu şekilde bakım yapma görevinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; HMK m.353/1.b.1. uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zarar gören yat için yat sigorta poliçesi kapsamında talep edilen tazminatın geç ödenmesi ve bu süreçte artan tamir masrafları nedeniyle faizle karşılanamayan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacıya ait yat 2007 yılında hasarlanmış, poliçe kapsamında davalı yanca 27.07.2012 tarihinde tazminat ödenmiştir. Davacı taraf işbu davada, 27.07.2012 tarihinde yapılan ödemenin yatın tamiri için yetersiz olduğunu ileri sürmüş ancak yatın bu tarih itibariyle tamir masraflarına dair bir tespit yaptırmamıştır. 30.09.2014 tarihli tespit raporunda ise, artık yatın onarılmasının mümkün olmadığı, denize inme ve yüzme olasılığının bulunmadığı yönünde tespitlere yer verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının zararını ispat edemediği ve yatın maliki olarak gerekli bakımları yapmadığından yatın mevcut halini koruyamadığı, davacının yatı terkettiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Bölge Adliye Mahkemesi'nce de kabul görmüş ve davacının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Ancak, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesi zarar sigortası niteliğinde olup, dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere sigortalı mal üzerinde hasar gerçekleşmiştir. Gerçekleşen hasar nedeniyle davacının tazminat talep etme hakkı vardır. Davacı taraf, hasar tarihi ile tazminatın ödenme tarihi arasında sürede yatın tamir masraflarının arttığını yapılan ödeme ve faizi ile karşılanamayan munzam zararı olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda mahkemece, hasarlı yatın 27.07.2012 tarihi itibariyle tamir edilebilmesi için gereken tutarın piyasa rayiç fiyatlarına göre tespiti ile davacıya ödenen tazminatın karşılaştırılıp değerlendirilmesi suretiyle davacının munzam zararının mevcut olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2066 E. 2024/519 K.
Ortak:zararın ispatı · munzam zarar · dosya masrafı · sigorta poliçesi · hasar · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, «hasar» tarihi ile tazminatın ödenme tarihi arasında sürede yatın tamir «masraflarının» arttığını yapılan ödeme ve faizi ile karşılanamayan «munzam zararı» olduğunu iddia etmektedir.
Dava, zarar gören yat için yat «sigorta poliçesi» kapsamında talep edilen tazminatın geç ödenmesi ve bu süreçte artan tamir «masrafları» nedeniyle faizle karşılanamayan zararların tazmini istemine ilişkindir.
Ancak, taraflar arasında düzenlenen «sigorta poliçesi» zarar sigortası niteliğinde olup, dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere sigortalı mal üzerinde «hasar» gerçekleşmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin 11.02.2020 tarih, 2018/4031 E.ve 2020/1198 K. sayılı kararıyla taraflar arasında düzenlenen «sigorta poliçesinin» zarar sigortası niteliğinde olup, sigortalı mal üzerinde «hasar» gerçekleştiği, gerçekleşen hasar nedeniyle davacının tazminat talep etme hakkı olduğu, davacı tarafın hasar tarihi ile tazminatın ödenme tarihi arasında sürede yatın tamir «masraflarının» arttığını yapılan ödeme ve faizi ile karşılanamayan «munzam zararı» olduğunu iddia ettiği, bu durumda mahkemece, hasarlı yatın 27.07.2012 tarihi itibariyle tamir edilebilmesi için gereken tutarın piyasa rayiç fiyatlarına göre tespiti ile davacıya ödenen tazminatın karşılaştırılıp değerlendirilmesi suretiyle davacının munzam zararının mevcut olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilm …
… yetinin arttığını, faiz tahsil edilmiş ise de davanın uzaması sebebiyle tahsil edilen faizin müvekkilinin zararını karşılamadığını, dolayısıyla faizle karşılanmayan «munzam zararlarının» bulunduğunu, teknenin yaklaşık 5 yıl 4 ay karada kaldığını, bakım maliyeti ile tamir «masrafının» arttığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla tahsil edilen faizin teknenin tamir masraflarını karşılamadığından, şimdilik 5.000,00 TL …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maruz kaldığı «munzam zarar» olduğunun Yargıtay bozması karşısında «usulü kazanılmış hak» niteliğinde olması nedeniyle bilirkişilerce uğranılmış olan munzam zarar miktarının tam olarak belirlenememesi nedeniyle kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) 42 nci maddesi gereği «zararı ispat» etmek iddia edene düşmekle birlikte zararın ... miktarının tespit etmek mümkün olmadığı takdirde hakimin halin mutap cereyanı ve zarar gören tarafın almış olduğu tedbirler ve «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporları ile ödemenin yapıldığı tarihteki teknenin «rayiç bedeli» esas alınmak suretiyle yapılmış olan munzam zarar belirlemesi de nazara alınmak suretiyle zarar miktarının takdiren 19.579,54 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 19.579,54 TL munzam zararın 25.08.2014 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç bedel · bozma sonrası karar · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · kusur · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maruz kaldığı «munzam zarar» olduğunun Yargıtay bozması karşısında «usulü kazanılmış hak» niteliğinde olması nedeniyle bilirkişilerce uğranılmış olan munzam zarar miktarının tam olarak belirlenememesi nedeniyle kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) 42 nci maddesi gereği «zararı ispat» etmek iddia edene düşmekle birlikte zararın ... miktarının tespit etmek mümkün olmadığı takdirde hakimin halin mutap cereyanı ve zarar gören tarafın almış olduğu tedbirler ve «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporları ile ödemenin yapıldığı tarihteki teknenin «rayiç bedeli» esas alınmak suretiyle yapılmış olan munzam zarar belirlemesi de nazara alınmak suretiyle zarar miktarının takdiren 19.579,54 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 19.579,54 TL munzam zararın 25.08.2014 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin «zamanaşımı» sebebiyle reddi gerektiğini, yapılan ödeme ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği «munzam zararı» somut olarak ispat etmek zorunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından talep edilen munzam zararın ancak fiili ödeme tarihindeki ... zarar i …
… işi raporlarında dava konusu teknenin 27.12.2012 tarihi itibari ile tamir edilebilmesi için gereken tutarın tespiti mümkün olamadığının tespit edildiğini, davacının «munzam zararını» somut olarak ispat edemediğini, mahkemece de ödeme tarihi itibari ile davacı tarafın ... zararının bulunmadığı kabul edildiğine göre bu durumda davanın reddi gerektiğini, zararın artmasında davacının «kusur» ve ihmali dikkate alınmadan ... tamamen hurda kabul edilerek maliyet belirlenmesi yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödeme …
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8135 E. 2011/1584 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1036 E. 2021/2025 K.
Ortak:hasar · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi, tüm dosya kapsamına göre; tazminat ödeme tarihi olan 2012 itibariyle «aşkın zararın» bulunduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, hasardan sonra davacının tekneyi tümüyle «terk» ettiği, gerekli bakımları yapmadığı, «hasar» bedelinin geç ödenmesi teknenin mevcut halinin korunması için bakımın yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, bu şekilde bakım yapma görevinin davacıya ait olduğu ger …
Ancak, taraflar arasında düzenlenen «sigorta poliçesi» zarar sigortası niteliğinde olup, dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere sigortalı mal üzerinde «hasar» gerçekleşmiştir.
Gerçekleşen «hasar» nedeniyle davacının tazminat talep etme hakkı vardır.
Benzer bu karardaDava, sigortalı yatta meydana gelen «hasarın» sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, sigortalı yatın bilinmeyen bir sebeple tamamen yanarak battığını ileri sürerek «tam ziya» nedeniyle oluşan «hasarın» tazminini talep etmiş; davalı vekili ise yatın hususi yat olarak sigortalanmasına karşın ticari yat olarak kullanıldığının tespit edildiği ve bu nedenle «rizikonun» «teminat» dışı olduğunu savunmuştur.
İtiraz «hakem» Heyetince, toplanan deliller yeterli görülerek ve davaya konu yatın olay günü kiralık olarak kullanıldığı yönünde mevcut bir belge bulunmadığı gerekçesiyle yatın ticari amaçlı kullanılmadığı ve «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu kabul edilmişse de yapılan inceleme ve araştırma bu sonuca varmak için yeterli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · ticari defter ibrazı · ziya · teminat kapsamı · hakem kararı · riziko · ticari defter · geçersizlik
Benzer bu karardaDavacı vekili, sigortalı yatın bilinmeyen bir sebeple tamamen yanarak battığını ileri sürerek «tam ziya» nedeniyle oluşan «hasarın» tazminini talep etmiş; davalı vekili ise yatın hususi yat olarak sigortalanmasına karşın ticari yat olarak kullanıldığının tespit edildiği ve bu nedenle «rizikonun» «teminat» dışı olduğunu savunmuştur.
İtiraz «hakem» Heyetince, toplanan deliller yeterli görülerek ve davaya konu yatın olay günü kiralık olarak kullanıldığı yönünde mevcut bir belge bulunmadığı gerekçesiyle yatın ticari amaçlı kullanılmadığı ve «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu kabul edilmişse de yapılan inceleme ve araştırma bu sonuca varmak için yeterli değildir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK 222/1 maddesinde; "Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” düzenlemesi mevcuttur.
Davalı tarafından düzenlenen ve olay zamanında geçerli olduğu anlaşılan poliçe incelendiğinde, “Kullanım Amacı” başlığı altında, sigortalı yatın özel amaçlar ile kullanılacağının sigortalı tarafından beyan edildiği, yatın ticari amaçlar ile kullanılması halinde bu durumun en seri vasıta ile sigortacıya bildirileceği, aksi halde poliçe ile verilen «teminatın» «geçersiz» olacağı şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/979 E. 2011/11613 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, zarar gören yat için yat «sigorta poliçesi» kapsamında talep edilen tazminatın geç ödenmesi ve bu süreçte artan tamir «masrafları» nedeniyle faizle karşılanamayan zararların tazmini istemine ilişkindir.
Ancak, taraflar arasında düzenlenen «sigorta poliçesi» zarar sigortası niteliğinde olup, dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere sigortalı mal üzerinde «hasar» gerçekleşmiştir.
Benzer bu karardaDava, yat «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen yat «sigorta poliçesine» konu yatın sigorta değerinin takselendiğine ilişkin bir beyan dosya içeriğinde bulunmayıp davalı taraf da talep edilen tazminat miktarına savunmasında itiraz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amortisman · riziko
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK’nun 1352. maddesi uyarınca sigorta değerinden %20 oranında «amortisman» tenzili sonucu bulunacak rakamın «riziko» değeri olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, TTK'nun 1352. maddesi uyarınca davaya konu yatın «rizikonun» başladığı andaki değerinin sigorta değeri olduğu nazara alınarak konusunda uzman bilirkişiden alınacak raporla tazmini gereken miktarın belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olrak poliçede yazılı bedelin sigorta değeri olarak kabulüyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6660 E. 2011/5599 K.
Ortak:dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava, zarar gören yat için yat «sigorta poliçesi» kapsamında talep edilen tazminatın geç ödenmesi ve bu süreçte artan tamir «masrafları» nedeniyle faizle karşılanamayan zararların tazmini istemine ilişkindir.
Davacı taraf işbu davada, 27.07.2012 tarihinde yapılan ödemenin yatın tamiri için yetersiz olduğunu ileri sürmüş ancak yatın bu tarih itibariyle tamir «masraflarına» dair bir tespit yaptırmamıştır.
Davacı taraf, «hasar» tarihi ile tazminatın ödenme tarihi arasında sürede yatın tamir «masraflarının» arttığını yapılan ödeme ve faizi ile karşılanamayan «munzam zararı» olduğunu iddia etmektedir.
Benzer bu kararda… aliki olmadığı halde müvekkiline satmaya çalıştığını ve bu amaçla müvekkilinden 80.000 USD tahsil ettiğini ileri sürmüş, davalı-karşı davacı vekili ise müvekkilinin «broker» olarak görev yaptığını savunmuş ve taraflar arasında düzenlenen «satım sözleşmesine» rağmen davacı tarafından satıma konu yatın «teslim» alınmaması nedeniyle müvekkili tarafından yapılan «masrafların» tahsilini talep etmiştir.
… sözleşme bulunduğu göz önüne alınarak, davacının söz konusu yatı kendi adına alıp almadığı, vekil sıfatı ile hareket ediyorsa bu konuda kendisine verilmiş olan bir «yetki» belgesinin bulunup bulunmadığı davacı vekilinden sorulup tespit edildikten sonra, davalının söz konusu satımda «broker» olarak görev alıp almadığı, bu satıştan dava dışı yat maliki Stone Shipping firmasının haberdar olup olmadığı adı geçen firmadan sorulup, dava dosyasındaki banka «havale» dekontları, «satış sözleşmeleri» ve diğer belgeler değerlendirilip davanın esasına girilip girilmeyeceği tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:brokerlik · sözleşmenin iptali · satış sözleşmesi · satım sözleşmesi · fesih · taraf ehliyeti · havale · yetki
Benzer bu kararda… sözleşme bulunduğu göz önüne alınarak, davacının söz konusu yatı kendi adına alıp almadığı, vekil sıfatı ile hareket ediyorsa bu konuda kendisine verilmiş olan bir «yetki» belgesinin bulunup bulunmadığı davacı vekilinden sorulup tespit edildikten sonra, davalının söz konusu satımda «broker» olarak görev alıp almadığı, bu satıştan dava dışı yat maliki Stone Shipping firmasının haberdar olup olmadığı adı geçen firmadan sorulup, dava dosyasındaki banka «havale» dekontları, «satış sözleşmeleri» ve diğer belgeler değerlendirilip davanın esasına girilip girilmeyeceği tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… ce, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan 22.03.2003 tarihli ön sözleşmeye konu yatın davacı tarafından «teslim» günü olan 01.06.2003 tarihine kadar teslim alınmadığı, ön «satış sözleşmesinin» tarafların edimlerini yerine getirmemeleri nedeniyle sona erdiği, davacının 73.000 USD ödediğini kanıtlayabildiği, davalının ise bu miktarın 25.000 USD lik bölümünü davacıya iade ettiği, davalı-karşı davacının taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı karşı davalının davasının kısmen kabulü ile taraflar arasında imzalanan 23.02.2003 tarihli ön sözleşme ve eklerinin «fesih» ve iptali ile 48.000 USD nin 12.07.2003 tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının «yasal faizi» ile birlikte davalı-karşı davacıdan tahsiline, davalı karşı davacının davasının ise reddine karar verilmiştir.
1- Dava, yat «satış sözleşmenin iptali» ve alacak istemine ilişkindir.
… aliki olmadığı halde müvekkiline satmaya çalıştığını ve bu amaçla müvekkilinden 80.000 USD tahsil ettiğini ileri sürmüş, davalı-karşı davacı vekili ise müvekkilinin «broker» olarak görev yaptığını savunmuş ve taraflar arasında düzenlenen «satım sözleşmesine» rağmen davacı tarafından satıma konu yatın «teslim» alınmaması nedeniyle müvekkili tarafından yapılan «masrafların» tahsilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7457 E. 2014/13709 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, hasarlı yatın 27.07.2012 tarihi itibariyle tamir edilebilmesi için gereken tutarın piyasa rayiç fiyatlarına göre tespiti ile davacıya ödenen tazminatın karşılaştırılıp değerlendirilmesi suretiyle davacının «munzam zararının» mevcut olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemece davalının ciddi nitelikteki itirazlarını da karşılayacak şekilde sigortalı yatın gerçek değerinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu belirlenen bedele göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · zayi · yasal faiz · ilan · teminat
Benzer bu kararda… poruna göre, davacıya ait ticari teknenin davalı tarafından geçerli şekilde sigorta örtüsüne alındığı, makine dairesinde çıkan yangın sonucu denizde batarak tamamen «zayi» olduğu, belirlenen 900.000 TL piyasa değerinin «teminat kapsamında» bulunduğu gerekçesiyle 900.000 TL'nin 06.08.2010 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa uyarınca değişen oranlarda «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar, bilirkişi kurulu değerin belirlenmesine yönelik olarak, bu tip yatların alım satımlarının istikrarlı olmadığı, acil ihtiyaçta çok düşük bedelle satılabileceği, 2007'de teknenin 737.000 TL'den satışa çıktığı, bunun acil ihtiyaca yönelik bir «ilan» olduğu yönünde belirlemelerde bulunmuşsa da, eksperlerin belirlediği değerin bu kadar üstünde bir değer bulunmasının nedeni somut emsallere dayalı bir şekilde açıklanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4031 E. , 2020/1198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/11/2017 tarih ve 2014/1200 E. - 2017/866 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/07/2018 tarih ve 2018/132 E. - 2018/742 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 11.02.2020 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket nezdinde yat sigorta poliçesi ile sigortalı 1987 yapımı ABD ... isimli yatın bağlı bulunduğu Marmaris Limanında meydana gelen fırtına sebebiyle 28/01/2007 tarihinde hasarlandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/208 esas sayılı dava dosyasında 50.000,00 TL asıl alacağa hükmedildiğini, faizi ile birlikte 27/07/2012 tarihinde 107.729,45 TL tahsil ettiklerini, teknenin tamiri için limana gidildiğini, teklif alındığını, ancak teknenin artık öldüğünü, kullanılamaz hale geldiğinin beyan edildiğini, davanın uzun bir süre devam etmesi sebebiyle teknenin yapım maliyetinin arttığını, faiz tahsil edilmiş ise de davanın uzaması sebebiyle tahsil edilen faizin müvekkilinin zararını karşılamadığını, dolayısıyla faizle karşılanmayan munzam zararlarının bulunduğunu, teknenin yaklaşık 5 yıl 4 ay karada kaldığını, bakım maliyeti ile tamir masrafının arttığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla tahsil edilen faizin teknenin tamir masraflarını karşılamadığından, şimdilik 5.000TL olmak üzere oluşan munzam zararın bilirkişi tarafından tespiti ile bu miktarın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu talebin zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini,yapılan ödeme ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği munzam zararı somut olarak ispat etmek zorunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından talep edilen munzam zararın ancak fiili ödeme tarihindeki gerçek zarar ile tahsil edilen faizli tutar arasındaki farktan ibaret olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, tüm dosya kapsamına göre; tazminat ödeme tarihi olan 2012 itibariyle aşkın zararın bulunduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, hasardan sonra davacının tekneyi tümüyle terk ettiği, gerekli bakımları yapmadığı, hasar bedelinin geç ödenmesi teknenin mevcut halinin korunması için bakımın yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, bu şekilde bakım yapma görevinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; HMK m.353/1.b.1. uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zarar gören yat için yat sigorta poliçesi kapsamında talep edilen tazminatın geç ödenmesi ve bu süreçte artan tamir masrafları nedeniyle faizle karşılanamayan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacıya ait yat 2007 yılında hasarlanmış, poliçe kapsamında davalı yanca 27.07.2012 tarihinde tazminat ödenmiştir. Davacı taraf işbu davada, 27.07.2012 tarihinde yapılan ödemenin yatın tamiri için yetersiz olduğunu ileri sürmüş ancak yatın bu tarih itibariyle tamir masraflarına dair bir tespit yaptırmamıştır.
30. 09.2014 tarihli tespit raporunda ise, artık yatın onarılmasının mümkün olmadığı, denize inme ve yüzme olasılığının bulunmadığı yönünde tespitlere yer verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının zararını ispat edemediği ve yatın maliki olarak gerekli bakımları yapmadığından yatın mevcut halini koruyamadığı, davacının yatı terkettiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Bölge Adliye Mahkemesi'nce de kabul görmüş ve davacının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Ancak, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesi zarar sigortası niteliğinde olup, dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere sigortalı mal üzerinde hasar gerçekleşmiştir. Gerçekleşen hasar nedeniyle davacının tazminat talep etme hakkı vardır. Davacı taraf, hasar tarihi ile tazminatın ödenme tarihi arasında sürede yatın tamir masraflarının arttığını yapılan ödeme ve faizi ile karşılanamayan munzam zararı olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda mahkemece, hasarlı yatın 27.07.2012 tarihi itibariyle tamir edilebilmesi için gereken tutarın piyasa rayiç fiyatlarına göre tespiti ile davacıya ödenen tazminatın karşılaştırılıp değerlendirilmesi suretiyle davacının munzam zararının mevcut olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587312300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz