6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bilgi alma hakkı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1740 E. 2020/23 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilgi alma hakkı ttk 445 ttk 446 muhalefet şerhi iyiniyet kuralı olağanüstü genel kurul ibra iyiniyet cy/cy şerhi dava şartı yokluğu olumsuz oy iptal davası kâr dağıtımı usulden reddi yönetim kurulu kararı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 1TTK 393TTK 437TTK 445TTK 446 · HMK — HMK 355HMK 369

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, davacıların muhalefet şerhi verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların bilgi alma hakkının engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr dağıtımına ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik olumsuz görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan iptali istenen 4 ve 6 nolu genel kurul kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davacılar vekili, davalı şirketin 26.11.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptalini istemiş olup ilk derece mahkemesince 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun muhalefet şerhi verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nin 393/1 maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin kendileriyle alakalı ibra oylamasında müzakereye katılma ve oy kullanma imkanları bulunmamaktadır. Bu itibarla davacılar ... ve ... şahsi menfaatlerini ilgilendiren bir konuda oy kullanamayacaklarına göre kendileri hakkında alınan genel kurulun 5. maddesine ilişkin ibra edilmeme kararına karşı iptal davası açmak için muhalefet şerhi koymalarına da gerek bulunmamaktadır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi hakkında dava şartının mevcut olduğu dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu madde yönünden de dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/867 E. 2014/11619 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5250 E. 2012/4756 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9351 E. 2014/18769 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibinin genel kurul kararının iptalini isteyememesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18887 E. 2015/13122 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15040 E. 2015/3881 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/1740 E.  ,  2020/23 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/12/2017 tarih ve 2016/23 E- 2017/1202 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/01/2019 tarih ve 2018/607 E- 2019/95 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin kuruluşundan sonra % 51 hissesinin ... Yatırım Holding A.Ş.'ye satıldığını, bu satıştan sonra ortaklar arasında sorunlar başladığını, davacıların planlı olarak yönetimden uzaklaştırılmaya çalışıldığını, şirket içindeki çalışmalarının engellendiğini, 10/02/2015 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olmalarına rağmen yapılan ödemelerden, yapılan sözleşmelerden, satışlardan, kesilen faturalardan, toplanan gelirlerden 2014 yılı Mayıs ayından beri haberdar edilmediklerini, 26/11/2015 tarihli genel kurul toplantısı öncesinde detaylı mizan ve belgelerin incelemeye sunulmadığını, diğer ortakların bilgi, belge, defter, sözleşmeleri saklayıp davacılara vermediğini, şirket adına alınan teminat mektuplarının nerelerde kullanıldığının ve çekilen kredilerin bilgisinin verilmediğini, 2013 yılı kârı 890.000,00 TL iken 2014 yılı kârının 160.000,00 TL'ye düştüğünü ileri sürerek 26/11/2015 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, iddiaların asılsız olduğunu, davacıların yönetim kurulu üyesi olarak uymakla zorunlu oldukları sadakat yükümlülüklerine hiçbir şekilde riayet etmediklerini, davacıların haklı nedenle fesih ve tazminat davasına konu eylem ve işlemleri nedeniyle yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluklarının doğabileceği çekincesi ile 10/02/2015 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine aday olmadıklarını, davacıların kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davacıların muhalefet şerhi verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların bilgi alma hakkının engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr dağıtımına ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik olumsuz görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan iptali istenen 4 ve 6 nolu genel kurul kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davacılar vekili, davalı şirketin 26.11.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptalini istemiş olup ilk derece mahkemesince 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun muhalefet şerhi verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nin 393/1 maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin kendileriyle alakalı ibra oylamasında müzakereye katılma ve oy kullanma imkanları bulunmamaktadır.

Bu itibarla davacılar ... ve ... şahsi menfaatlerini ilgilendiren bir konuda oy kullanamayacaklarına göre kendileri hakkında alınan genel kurulun 5. maddesine ilişkin ibra edilmeme kararına karşı iptal davası açmak için muhalefet şerhi koymalarına da gerek bulunmamaktadır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi hakkında dava şartının mevcut olduğu dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu madde yönünden de dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu gelen kurulun 5. maddesine yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine,

06/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587236000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.