Bilgi alma hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1740 E. 2020/23 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilgi alma hakkı↗ ttk 445↗ ttk 446↗ muhalefet şerhi↗ iyiniyet kuralı↗ olağanüstü genel kurul↗ ibra↗ iyiniyet↗ cy/cy şerhi↗ dava şartı yokluğu↗ olumsuz oy↗ iptal davası↗ kâr dağıtımı↗ usulden reddi↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davacıların muhalefet şerhi verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların bilgi alma hakkının engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr dağıtımına ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik olumsuz görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan iptali istenen 4 ve 6 nolu genel kurul kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekili, davalı şirketin 26.11.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptalini istemiş olup ilk derece mahkemesince 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun muhalefet şerhi verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nin 393/1 maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin kendileriyle alakalı ibra oylamasında müzakereye katılma ve oy kullanma imkanları bulunmamaktadır. Bu itibarla davacılar ... ve ... şahsi menfaatlerini ilgilendiren bir konuda oy kullanamayacaklarına göre kendileri hakkında alınan genel kurulun 5. maddesine ilişkin ibra edilmeme kararına karşı iptal davası açmak için muhalefet şerhi koymalarına da gerek bulunmamaktadır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi hakkında dava şartının mevcut olduğu dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu madde yönünden de dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/867 E. 2014/11619 K.
Ortak:muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · olumsuz oy · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun «muhalefet şerhlerinin» bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik «olumsuz» görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, davacıların «muhalefet şerhi» verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların «bilgi alma hakkının» engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr «dağıtımına» ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun «muhalefet şerhi» verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının iptalini istediği 22.10.2012 ve 26.11.2012 tarihli genel kurul kararlarına karşı davacı vekilinin «olumsuz» oy verdiği anlaşılmakta ise de, oylamadan önce davacı vekilinin "yazılı şerhimizde belirttiğimiz üzere divana sunuyoruz" şeklinde yazılı beyan dilekçesi verdiği veya «muhalefet şerhini» toplantı başkanlığına sunduğu belirtilerek bu dilekçeler genel kurul tutanağına eklenmiş olup, 22.10.2012 tarihli genel kurul toplantısında iptali istenen 2 ve 5. …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin muhalefet · özel denetçi · genel kurul kararının iptali · anonim şirket
Benzer bu kararda… a göre, 26.11.2012 tarihli davalı genel kurul kararının 5. gündem maddesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, diğer davacı iddialarının reddi gerektiği, davalı şirkete «özel denetçi» atanması şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 26.11.2012 tarihli genel kurul toplantısının 5 nolu gündem maddesinin iptaline, diğer …
1-Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir.
Dairemizin yerleşmiş kararlarında da oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağı istikrarlı bir şekilde kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5250 E. 2012/4756 K.
Ortak:muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · ibra · iyiniyet · cy/cy şerhi · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun «muhalefet şerhlerinin» bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik «olumsuz» görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla davacılar ... ve ... şahsi menfaatlerini ilgilendiren bir konuda oy kullanamayacaklarına göre kendileri hakkında alınan genel kurulun 5. maddesine ilişkin «ibra» edilmeme kararına karşı «iptal davası» açmak için «muhalefet şerhi» koymalarına da gerek bulunmamaktadır.
İlk derece mahkemesince, davacıların «muhalefet şerhi» verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların «bilgi alma hakkının» engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr «dağıtımına» ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin kâr dağıtmama kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, bir şirkete sermaye koyarak ortak olan kişilerin kâr elde etmek düşüncesi dışında bir düşünceye sahip olmalarının düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davacı tarafından, davalı şirketin dava konusu 15.04.2008 tarihli genel kurulunda gündeme ilişkin maddeler görüşülürken, henüz oylamalara geçilmeden önce muhalefet edilmiş olup «muhalefet şerhi» TTK'nun 381. maddesinde öngörüldüğü şekilde tutanağa geçirilmiş değildir.
… asına, davaya konu edilen genel kurula yalnızca 80 payın katılmış olmasına, bu paylardan 70 payın yönetim kuruluna ait bulunmasına, diğer 10 payın yönetim kurulunun «ibrası» aleyhinde oy kullanmasına, bu bağlamda mevcut yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olmasına nazaran davalı vekilinin yönetim kurulunun ibrasına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · genel kurul kararının iptali · anonim şirket · geçersizlik · ilan
Benzer bu karardaOysa anonim ortaklıkların genel kurullarında alınan kararların, «geçersiz» olması hali ile oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, «çağrının usulsüzlüğü», gündemin gereği gibi «ilan» veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırıl …
2- Davalı vekilinin iptale konu diğer hükümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9351 E. 2014/18769 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davacıların «muhalefet şerhi» verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların «bilgi alma hakkının» engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr «dağıtımına» ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nin 393/1 maddesi gereğince «yönetim kurulu» üyelerinin kendileriyle alakalı «ibra» oylamasında müzakereye katılma ve oy kullanma imkanları bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının toplantıya katılması nedeniyle TTK'nın 370. maddesinde belirtilen «çağrısız genel kurul» şartları oluştuğundan bu hususa dayanılarak iptal talebinde bulunulamayacağı, dava konusu genel kurul kararı ile şirket ana sözleşmesinin 6-7-8. maddelerinin değiştirildiği, şirket ana sözleşmesinin değiştirilmesiyle «imtiyazlı pay» sahiplerinin imtiyazları ortadan kalktığından imtiyazlı «pay sahipleri» genel kurulu yapılarak imtiyazların kaldırılması onaylanmadığı sürece imtiyazlı pay sahiplerinin imtiyazlarının kaldırılmasının mümkün olmadığı, «sermaye artırımının» iç kaynaklardan yapılmasıyla davacının ortaklık «payının» haksız şekilde indirildiği, genel kurul kararının 7. maddesi ile hisse devirlerinin hukuka aykırı olarak sınırlandırıldığı, imtiyazlı pay sahiplerinin yönetim kuruluna şirket ana sözleşmesinde belirtildiği şekilde «yönetim kurulu» üyesi belirlemeden doğrudan yönetim kurulu üyelerinin tamamının genel kurulca seçilmesinin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile g …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imtiyazlı pay · genel kurul kararının yokluğu · peşin muhalefet · çağrısız genel kurul · pay sahipliği · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının toplantıya katılması nedeniyle TTK'nın 370. maddesinde belirtilen «çağrısız genel kurul» şartları oluştuğundan bu hususa dayanılarak iptal talebinde bulunulamayacağı, dava konusu genel kurul kararı ile şirket ana sözleşmesinin 6-7-8. maddelerinin değiştirildiği, şirket ana sözleşmesinin değiştirilmesiyle «imtiyazlı pay» sahiplerinin imtiyazları ortadan kalktığından imtiyazlı «pay sahipleri» genel kurulu yapılarak imtiyazların kaldırılması onaylanmadığı sürece imtiyazlı pay sahiplerinin imtiyazlarının kaldırılmasının mümkün olmadığı, «sermaye artırımının» iç kaynaklardan yapılmasıyla davacının ortaklık «payının» haksız şekilde indirildiği, genel kurul kararının 7. maddesi ile hisse devirlerinin hukuka aykırı olarak sınırlandırıldığı, imtiyazlı pay sahiplerinin yönetim kuruluna şirket ana sözleşmesinde belirtildiği şekilde «yönetim kurulu» üyesi belirlemeden doğrudan yönetim kurulu üyelerinin tamamının genel kurulca seçilmesinin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile g …
1-Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir.
Dairemizin yerleşmiş kararlarında da oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağı istikrarlı bir şekilde kabul edilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibinin genel kurul kararının iptalini isteyememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18887 E. 2015/13122 K.
Ortak:muhalefet şerhi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davacıların «muhalefet şerhi» verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların «bilgi alma hakkının» engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr «dağıtımına» ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun «muhalefet şerhlerinin» bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik «olumsuz» görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun «muhalefet şerhi» verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacının iptali istenilen genel kurul kararları yönünden açıklanan biçimde bir «muhalefet şerhinin» bulunmamasına, bu durumda 25.03.2013 tarihli genel kurulda alınan 1,2,3 ve 4 nolu kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenl …
Ancak, söz konusu karar yönünden davacının usulüne uygun biçimde bir «muhalefet şerhi» bulunmayıp yukarıda açıklandığı üzere oylama öncesi muhalefetin de kabul edilmesinin mümkün bulunmaması ve iptal davasının ancak karara muhalif kalıp bu keyfiyeti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin muhalefet · genel kurul kararının iptali · özel denetçi
Benzer bu kararda… irkete ortak olduğu, şirket ortakları arasında kişisel çekişmelerin bulunduğu ve bunun da genel kurul toplantılarına yansıdığı, davacının makul bir gerekçe sunmadan «peşin muhalefette» bulunmasının «objektif iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı, davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenilen 1,2,3 ve 4. nolu kararların «azlık hakkını» ihlal edici nitelikte olmadıkları, toplantının «kar dağıtılmamasına» ilişkin 5. nolu kararının ise haksız görüldüğü, davacının bu karara karşı muhalefetini tutanağa geçirttiği, kaldı ki «kar payı dağıtılmamasına» ilişkin karara karşı önceden veya oylama sonrası karşı çıkılmasının da farklı sonuç doğurmayacağı, feshi istenilen davalı şirketin ekonomik sıkıntı yaşamamasına rağmen daha fazla yatırım amacıyla kar payı dağıtmamasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gibi azlık hakkını da ihlal edeceği, dolayısıyla bu maddeye yönelik iptal talebinin yerinde bulunduğu, davacının şirket «defter» ve bilançolarını yeterince inceleme fırsatı bulduğu, Manavgat 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile uzman muhasebeci eliyle «defterleri» incelediği, «özel denetçi» atanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere yönalik iptal talebi ile özel denetçi atanması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.
1- 6102 sayılı TTK'nın 440/2 maddesi uyarınca, mahkemece şirkete «özel denetçi» atanması talepleri hakkında verilen kararlar kesindir.
HUMK’nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin «özel denetçi» atanması talebinin reddine ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15040 E. 2015/3881 K.
Ortak:muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davacıların «muhalefet şerhi» verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların «bilgi alma hakkının» engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr «dağıtımına» ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun «muhalefet şerhlerinin» bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik «olumsuz» görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun «muhalefet şerhi» verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, iptali istenilen kararların, yasada ya da anasözleşmede yazılı karar yetersayısı ile alınmaması halinde söz konusu karar «yoklukla malul» olacağından böyle bir durumda ortaklar «muhalefet şerhi» koymamış olsalar bile bu kararlara karşı dava açabilirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin muhalefet · yoklukla malul karar · yokluk · genel kurul kararının iptali · maddi hata · anonim şirket
Benzer bu karardaAncak, iptali istenilen kararların, yasada ya da anasözleşmede yazılı karar yetersayısı ile alınmaması halinde söz konusu karar «yoklukla malul» olacağından böyle bir durumda ortaklar «muhalefet şerhi» koymamış olsalar bile bu kararlara karşı dava açabilirler.
… ilamında, davacı vekilinin mürafaa talebinin dava konusu meblağın 18.563 TL'nin altında bulunduğundan bahisle reddedildiği yazılmış ise de söz konusu ret nedeninin «maddi hataya» dayalı olmasına ve esasen duruşma pulları dosyaya eklenmediğinden temyiz incelemesinin mürafaalı olarak yapılmamasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı ve …
2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.06.2014 …
Gerçekten de Dairemizin söz konusu bozma ilamında da açıklandığı üzere «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptali isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nun 446. maddesi gereğince toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1740 E. , 2020/23 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/12/2017 tarih ve 2016/23 E- 2017/1202 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/01/2019 tarih ve 2018/607 E- 2019/95 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin kuruluşundan sonra % 51 hissesinin ... Yatırım Holding A.Ş.'ye satıldığını, bu satıştan sonra ortaklar arasında sorunlar başladığını, davacıların planlı olarak yönetimden uzaklaştırılmaya çalışıldığını, şirket içindeki çalışmalarının engellendiğini, 10/02/2015 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olmalarına rağmen yapılan ödemelerden, yapılan sözleşmelerden, satışlardan, kesilen faturalardan, toplanan gelirlerden 2014 yılı Mayıs ayından beri haberdar edilmediklerini, 26/11/2015 tarihli genel kurul toplantısı öncesinde detaylı mizan ve belgelerin incelemeye sunulmadığını, diğer ortakların bilgi, belge, defter, sözleşmeleri saklayıp davacılara vermediğini, şirket adına alınan teminat mektuplarının nerelerde kullanıldığının ve çekilen kredilerin bilgisinin verilmediğini, 2013 yılı kârı 890.000,00 TL iken 2014 yılı kârının 160.000,00 TL'ye düştüğünü ileri sürerek 26/11/2015 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iddiaların asılsız olduğunu, davacıların yönetim kurulu üyesi olarak uymakla zorunlu oldukları sadakat yükümlülüklerine hiçbir şekilde riayet etmediklerini, davacıların haklı nedenle fesih ve tazminat davasına konu eylem ve işlemleri nedeniyle yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluklarının doğabileceği çekincesi ile 10/02/2015 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine aday olmadıklarını, davacıların kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacıların muhalefet şerhi verme iradelerinin tutanaktan anlaşıldığı, bu nedenle dava şartının mevcut olduğu, TTK 437. maddesi gereğince ilgili belgeler davacıların incelemesine sunulmayarak davacıların bilgi alma hakkının engellendiği, bu durumunun 26/11/2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6. maddesindeki kararlara TTK’nin 446. maddesi kapsamında etkili olduğu, diğer kararların iptalini gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle şirketin 2014 yılına ait bilançosunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu ve kâr dağıtımına ilişkin 6 nolu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptallerine, genel kurulda alınan diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin zorunlu olduğu, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı, bu kapsamda kararlarda davacıların usulune uygun muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, davacılar gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik olumsuz görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, oylama öncesi görüşme esnasında toplantıya katılan üyenin öneriye karşı olduğunu belirtmesinin alınan karara muhalif olduğu anlamını taşımadığı, bu itibarla dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan iptali istenen 4 ve 6 nolu genel kurul kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekili, davalı şirketin 26.11.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptalini istemiş olup ilk derece mahkemesince 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince usulüne uygun muhalefet şerhi verilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nin 393/1 maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin kendileriyle alakalı ibra oylamasında müzakereye katılma ve oy kullanma imkanları bulunmamaktadır.
Bu itibarla davacılar ... ve ... şahsi menfaatlerini ilgilendiren bir konuda oy kullanamayacaklarına göre kendileri hakkında alınan genel kurulun 5. maddesine ilişkin ibra edilmeme kararına karşı iptal davası açmak için muhalefet şerhi koymalarına da gerek bulunmamaktadır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dava konusu genel kurul kararlarının 5. maddesi hakkında dava şartının mevcut olduğu dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu madde yönünden de dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu gelen kurulun 5. maddesine yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine,
06/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587236000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz