Haklı sebeple ortaklıktan çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2320 E. 2020/295 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkarılma↗ limited şirket ortağı↗ limited şirket ortaklığı↗ i̇i̇k 167↗ ortaklıktan çıkarılma↗ esas sözleşme↗ olağanüstü genel kurul↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ortaklıktan çıkarılma davası açılabilmesi için alınmış genel kurul kararının sunulması veya bu yönde usulüne uygun olarak karar alınması için davacı vekiline kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin 20/06/2016 tarihinde alınan genel kurul kararının yeterli olduğunu belirterek başkaca bir karar sunmadığı, dava açıldıktan sonra 20/06/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar verildiği, ancak mahkeme kararı olmadan çıkarma işlemi yapılamayacağı, dolayısıyla bu kararın usulüne uygun olmadığı, dava şartının tamamlanamadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan değerlendirmede; Dairemizin 27/04/2017 tarihli 2017/130 E., 2017/167 K. sayılı kararından sonra, ilk derece mahkemesince davacı tarafa yukarıda belirtilen mahiyette usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararını sunması yönünde kesin süre verildiği ve sonuçları ihtar edildiği halde, daha önce dosyada mevcut olan 20/06/2016 tarihli kararı sunmakla yetinildiği, bu durumda ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi yönünde vermiş olduğu kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağının 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 1. fıkrası şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebeplerin öngörülebileceğini düzenlemiş olup, maddenin 3. fıkrasında şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hali saklı tutulmuştur. Maddenin birinci fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmüş ise, şirket genel kurul kararı ilgili ortak ortaklıktan çıkarılabilir. TTK'nın 640/1. maddesi uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmemiş ve ortağın şirketten çıkarılmasına mesnet durum, vakıa esas sözleşemede öngörülen hallerden birinin kapsamına girmiyor ise, ilgili ortağın ortaklıktan çıkarılması mahkeme kararı ile mümkündür. TTK'nın 640/3. maddesine uyarınca, şirketin istemi üzerine bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun bu yönde bir karar alması gerekir. Zira Kanun'un 616/1-h ve 621/1-h maddelerinden böyle bir kararın alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca TTK 616/1-h maddesi bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hali şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olup, bir ortağın haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkarılması için genel kurul kararı alınmadan açılan davalarda eksikliğin giderilmesi için mahkemece şirkete verilen kesin süreye rağmen eksiklik giderilmez ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı limited şirketin esas sözleşmesinde TTK'nın 640/1 maddesi uyarınca bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için sebeplerin öngörülmediği, davacı şirketin 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurulunda, şirket ortaklarından ...'in şirket ortaklığından TTK'nın 616/1-h ve 640 maddeleri uyarınca çıkarılması kararı alındığı anlaşılmıştır. 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararında, ortağın şirketten ''çıkarılmasına'' karar verilmiş olup, sırf ''ortağın şirketten çıkarılabilmesi için dava açılması'' kararı alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Bu durumda, dava dosyasına sunulan 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararının 6102 sayılı TTK'nın 616/1-h ve 640/3 maddeleri uyarınca bir ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması için mahkemeden istemde bulunma yetkisini içermekte olduğunun kabulü ile mahkemece dava şartı eksikliğinin tamamlandığı gözetilerek, davanın esası hakkında iddiaların değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3658 E. 2015/11650 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1685 E. 2017/4592 K.
Ortak:limited şirket ortağı · usulden reddi · limited şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket ortağının» 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkindir.
Ayrıca TTK 616/1-h maddesi bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hali şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olup, bir ortağın haklı sebeple «limited şirket ortaklığından çıkarılması» için genel kurul kararı alınmadan açılan davalarda eksikliğin giderilmesi için mahkemece şirkete verilen «kesin süreye» rağmen eksiklik giderilmez ise davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ortaklıktan çıkarılma» davası açılabilmesi için alınmış genel kurul kararının sunulması veya bu yönde usulüne uygun olarak karar alınması için davacı vekiline «kesin süre» verildiği, ancak davacı vekilinin 20/06/2016 tarihinde alınan genel kurul kararının yeterli olduğunu belirterek başkaca bir karar sunmadığı, dava açıldıktan sonra 20/06/2016 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar verildiği, ancak mahkeme kararı olmadan çıkarma işlemi yapılamayacağı, dolayısıyla bu kararın usulüne uygun olmadığı, dava şartının tamamlanamadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Karşı dava; «limited şirket ortağının» şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece davanın şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de davalı şirket ortağı tarafından «limited şirketin» diğer ortağı ve müdürüne karşı, karşı dava açıldığından karşı dava tarihinde «şirket müdürü» olan ...’ın «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığından ...’a yönelik davanın reddi doğru ise de «limited şirketin ortağı» tarafından diğer ortağı olan ...’na karşı da «fesih» davası yöneltildiğinden husumet eksikliğinin bulunmadığı gözetilerek karşı davanın esasının incelenmesi gerekirken karşı davalı ...’na yönelik «şirketin feshi davası» yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış davalı/karşı davacının karşı davalı ...’na yönelik karşı davaya ilişkin temyiz itirazının kabulü ile karşı …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nin 640/3. maddesi ve 636/3. maddeleri uyarınca; «haklı sebepler» ile ortağın, şirket ortaklığından çıkartılmasının ancak şirket tarafından talep edilebileceği diğer yandan, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilebilmesi için davanın şirket «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerektiği gerekçesiyle her iki davanın da «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi davası · haklı sebep · pasif husumet ehliyeti · şirketin feshi · şirket müdürü · husumet ehliyeti · pasif husumet · fesih
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece davanın şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de davalı şirket ortağı tarafından «limited şirketin» diğer ortağı ve müdürüne karşı, karşı dava açıldığından karşı dava tarihinde «şirket müdürü» olan ...’ın «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığından ...’a yönelik davanın reddi doğru ise de «limited şirketin ortağı» tarafından diğer ortağı olan ...’na karşı da «fesih» davası yöneltildiğinden husumet eksikliğinin bulunmadığı gözetilerek karşı davanın esasının incelenmesi gerekirken karşı davalı ...’na yönelik «şirketin feshi davası» yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış davalı/karşı davacının karşı davalı ...’na yönelik karşı davaya ilişkin temyiz itirazının kabulü ile karşı …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nin 640/3. maddesi ve 636/3. maddeleri uyarınca; «haklı sebepler» ile ortağın, şirket ortaklığından çıkartılmasının ancak şirket tarafından talep edilebileceği diğer yandan, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilebilmesi için davanın şirket «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerektiği gerekçesiyle her iki davanın da «usulden reddine» karar verilmiştir.
2-Karşı dava; «limited şirket ortağının» şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
-
Ortaklığından çıkarma | Pay devri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5410 E. 2019/4147 K.
Ortak:limited şirket ortağı · dava şartı yokluğu · limited şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket ortağının» 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan değerlendirmede; Dairemizin 27/04/2017 tarihli 2017/130 E., 2017/«167» K. sayılı kararından sonra, ilk derece mahkemesince davacı tarafa yukarıda belirtilen mahiyette usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararını sunması yönünde «kesin süre» verildiği ve sonuçları «ihtar» edildiği halde, daha önce dosyada mevcut olan 20/06/2016 tarihli kararı sunmakla yetinildiği, bu durumda ilk derece mahkemesince davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» yönünde vermiş olduğu kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ayrıca TTK 616/1-h maddesi bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hali şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olup, bir ortağın haklı sebeple «limited şirket ortaklığından çıkarılması» için genel kurul kararı alınmadan açılan davalarda eksikliğin giderilmesi için mahkemece şirkete verilen «kesin süreye» rağmen eksiklik giderilmez ise davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, esasen davacı şirketin iki ortaklı bir «limited şirket» olmasına, 6102 sayılı TTK'nın 616/1-h ve 621/1-h bentleri çerçevesinde iki ortaklı limited şirkette davalı ortağın haklı nedenlerle şirketten çıkarılması talebiyle mahkemeye başvurulması için alınan «ortaklar kurulu» kararının karar «nisabını» taşımaması nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddinin gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar nisabı · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, esasen davacı şirketin iki ortaklı bir «limited şirket» olmasına, 6102 sayılı TTK'nın 616/1-h ve 621/1-h bentleri çerçevesinde iki ortaklı limited şirkette davalı ortağın haklı nedenlerle şirketten çıkarılması talebiyle mahkemeye başvurulması için alınan «ortaklar kurulu» kararının karar «nisabını» taşımaması nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddinin gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
… e davacı şirket tarafından iktisabına, davalıya ait bakiye şirket hissesinin davacı şirket tarafından iktisabında ise TTK'nın 612. maddesi gereğince davacı şirketin «ortaklar kurulu» yetkili olmakla ortaklar kurulunca alınacak karar ile belirlenmesine dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2320 E. , 2020/295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/05/2018 tarih ve 2017/949 E.- 2018/519 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ...Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/03/2019 tarih ve 2018/2129 E.- 2019/445 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; dört ortaklı olan müvekkili şirketin iştigal alanının Kuaför ve Güzellik Salonu İşletmeciliği olduğunu, ancak davalının işyerindeki çalışma düzenine aykırı davranışlar içerisine girdiğini, bu nedenle şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilmesinin olanaksız hale geldiğini, şirketin ana sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceğine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından TTK’nın 640/3 maddesi uyarınca ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanarak çıkarılmasını isteme zorunluluğunun doğduğunu, bu amaçla şirket genel kurulunun 26/06/2015 tarihinde toplandığını ve davalı ortağa durumun yazılı olarak tebliği, şirketten çıkma isteğini bildirmemesi halinde ortaklıktan çıkarılması için dava açılması yolunda karar alındığını, bu kararın ihtarname ile davalıya bildirildiğini, ancak davalının çıkma yolunda bir irade göstermediğini ileri sürerek davalının müvekkili şirketten çıkarılmasına, ayrılma akçesinin hesaplanıp kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılması yönünde dava açılmasına ilişkin almış olduğu genel kurul kararının bulunmadığını, ayrıca davacı iddialarının haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ortaklıktan çıkarılma davası açılabilmesi için alınmış genel kurul kararının sunulması veya bu yönde usulüne uygun olarak karar alınması için davacı vekiline kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin 20/06/2016 tarihinde alınan genel kurul kararının yeterli olduğunu belirterek başkaca bir karar sunmadığı, dava açıldıktan sonra 20/06/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar verildiği, ancak mahkeme kararı olmadan çıkarma işlemi yapılamayacağı, dolayısıyla bu kararın usulüne uygun olmadığı, dava şartının tamamlanamadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan değerlendirmede; Dairemizin 27/04/2017 tarihli 2017/130 E., 2017/167 K. sayılı kararından sonra, ilk derece mahkemesince davacı tarafa yukarıda belirtilen mahiyette usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararını sunması yönünde kesin süre verildiği ve sonuçları ihtar edildiği halde, daha önce dosyada mevcut olan 20/06/2016 tarihli kararı sunmakla yetinildiği, bu durumda ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi yönünde vermiş olduğu kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağının 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 1. fıkrası şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebeplerin öngörülebileceğini düzenlemiş olup, maddenin 3. fıkrasında şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hali saklı tutulmuştur. Maddenin birinci fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmüş ise, şirket genel kurul kararı ilgili ortak ortaklıktan çıkarılabilir. TTK'nın 640/1. maddesi uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmemiş ve ortağın şirketten çıkarılmasına mesnet durum, vakıa esas sözleşemede öngörülen hallerden birinin kapsamına girmiyor ise, ilgili ortağın ortaklıktan çıkarılması mahkeme kararı ile mümkündür.
TTK'nın 640/3. maddesine uyarınca, şirketin istemi üzerine bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun bu yönde bir karar alması gerekir. Zira Kanun'un 616/1-h ve 621/1-h maddelerinden böyle bir kararın alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca TTK 616/1-h maddesi bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hali şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olup, bir ortağın haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkarılması için genel kurul kararı alınmadan açılan davalarda eksikliğin giderilmesi için mahkemece şirkete verilen kesin süreye rağmen eksiklik giderilmez ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı limited şirketin esas sözleşmesinde TTK'nın 640/1 maddesi uyarınca bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için sebeplerin öngörülmediği, davacı şirketin 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurulunda, şirket ortaklarından ...'in şirket ortaklığından TTK'nın 616/1-h ve 640 maddeleri uyarınca çıkarılması kararı alındığı anlaşılmıştır.
20. 06.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararında, ortağın şirketten ''çıkarılmasına'' karar verilmiş olup, sırf ''ortağın şirketten çıkarılabilmesi için dava açılması'' kararı alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Bu durumda, dava dosyasına sunulan 20.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararının 6102 sayılı TTK'nın 616/1-h ve 640/3 maddeleri uyarınca bir ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması için mahkemeden istemde bulunma yetkisini içermekte olduğunun kabulü ile mahkemece dava şartı eksikliğinin tamamlandığı gözetilerek, davanın esası hakkında iddiaların değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587166800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz