Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4872 E. 2019/6467 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz temsil edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce, davacının eser üzerinde hak sahibi olduğu, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarını ihlal ettiği, bilirkişilerce belirlenen tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacının tüm, davalının sair istinaf itirazlarının esastan reddine, mahkeme gerekçesinde nota bedeli talep edilebileceği yönündeki gerekçe hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak nota kirası yönünden farklı gerekçe ile mahkeme kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1838 E. 2013/2382 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç bedel · kısıtlılık · münhasırlık · haksız fiil
Benzer bu kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9569 E. 2012/13208 K.
Ortak:temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ilgili ülkelerin vatandaşlarına belge verdiği hususu gözetildiğinde, davalının eser üzerinde hak sahipliğini mutlak suretle veraset yada benzeri misasçılık belgesi «ibrazına» bağlanması hususundaki davalı itirazı yerinde görülmediği, FSEK 11. madde uyarınca dava konusu eserlerin hak sahiplerinin davacı olmadığının aksi ispat edilemediği, FSEK 76/2 ve TRİPS metninin 43. maddesi göz önünde tutularak davacının sunduğu belgelerin aksi davalı tarafından ispat edilemediğinden davacının sunduğu belgelere göre hak sahipliğini ispat ettiği, “Romeo ve Juliet” isimli eserin aralıklarla «temsil» edildiği düşünülürse, işlenen suçun zincirleme suç olduğu, zincirleme (müteselsil) suçlarda «zamanaşımı» fiilin (teselsülün) bittiği tarihte işlemeye başlayacağı, bu yüzden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu, “Spartacus” adlı eser açısından ise, bir defa temsil söz konusu olduğu ve bunun da 30.06.2005 tarihinde gerçekleşmiş bulunduğu için zamanaşımının yine sekiz yıl olarak hesap edilmesi gerektiği, davanın ise 11.06.2008 tarihinde açıldığı anlaşıldığından 8 yıllık sürenin henüz dolmadığı, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, hak takibinin sadece meslek birliği aracılığıyla yapılmasına ilişkin bir düzenleme olmadığı, davacının tek başına dava açmaya yetkili olduğu, davalının izinsiz olarak “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eseri ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsil ettiği, 5 ayrı ihlalin sabit olduğu, davacının «maddi tazminat» istemini FSEK 68/I. maddesine göre talep ettiğinden MESAM tarafından verilen telif bedelinin (ve dolayısıyla Kanunun 68/I hükmüne göre taraflar arasında sözleşme bulunsaydı dikkate alınabilecek bedelin) gişe hâsılatı üzerinden hesaplanması somut uyuşmazlıkta doğru görülmediği, davacının, arada sözleşme bulunsaydı talep edebileceği bedeli hesap ederken, hem eserlerin kullanımına ilişkin bedeli hem de nota kirasını talep ettiği, Türk uygulamasında nota kirasına ilişkin yoğun bir uygulamadan bahsetmenin mümkün olmadığı, nota kirası olarak alınan meblağın, eserin notalarının aktarıldığı kitapçığın kiralanması, geçici süreli yararlanılmasının karşılığı olduğu, TRT Genel Müdürlüğü ‘nün 22.10.2008 tarihli yazısına göre eserlerin TRT tarafından ne «kaydı» ne de yayını yapıldığı bildirildiğinden davacının bu iddiasının subut bulmadığı, davalının davacının eserler üzerinde hak sahibi olduğu eserler açısından eserlerin …
68 madde kapsamındaki her bir eser için davalı ile sözleşme yapmış olsa idi talep edeceği «maddi tazminatın» “Spartacus” isimli eser açısından 4500 Euro, keza “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından İstanbul’daki her üç «temsil» için her biri 8.000 Euro’dan 24.000 Euro, “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından Aspendos’daki temsil için 10.000 Euro olmak üzere toplam 38.500 Euro telif tazminatının FSEK 68.madde gereğince üç katı olan (38.500X3=115.500) 115.500 Euro tazminatın temsil tarihinden itibaren “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eserin ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsili nedeniyle devlet bankaların Euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin …
1-Davacı vekili, müvekkilinin Serge Prokofieff’in “Romeo ve Juliet” isimli eserine ilişkin mali hakları Serge Prokofieff’in «mirasçıları» ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca Aram Khatchatourian’a ait “Spartacus” adlı eserine ilişkin mali hakları Aram Khatchatourian’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, davalı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” ad …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · mevduat hesabı · mirasçılık · tüzel kişilik · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · cy/cy kaydı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… ilgili ülkelerin vatandaşlarına belge verdiği hususu gözetildiğinde, davalının eser üzerinde hak sahipliğini mutlak suretle veraset yada benzeri misasçılık belgesi «ibrazına» bağlanması hususundaki davalı itirazı yerinde görülmediği, FSEK 11. madde uyarınca dava konusu eserlerin hak sahiplerinin davacı olmadığının aksi ispat edilemediği, FSEK 76/2 ve TRİPS metninin 43. maddesi göz önünde tutularak davacının sunduğu belgelerin aksi davalı tarafından ispat edilemediğinden davacının sunduğu belgelere göre hak sahipliğini ispat ettiği, “Romeo ve Juliet” isimli eserin aralıklarla «temsil» edildiği düşünülürse, işlenen suçun zincirleme suç olduğu, zincirleme (müteselsil) suçlarda «zamanaşımı» fiilin (teselsülün) bittiği tarihte işlemeye başlayacağı, bu yüzden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu, “Spartacus” adlı eser açısından ise, bir defa temsil söz konusu olduğu ve bunun da 30.06.2005 tarihinde gerçekleşmiş bulunduğu için zamanaşımının yine sekiz yıl olarak hesap edilmesi gerektiği, davanın ise 11.06.2008 tarihinde açıldığı anlaşıldığından 8 yıllık sürenin henüz dolmadığı, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, hak takibinin sadece meslek birliği aracılığıyla yapılmasına ilişkin bir düzenleme olmadığı, davacının tek başına dava açmaya yetkili olduğu, davalının izinsiz olarak “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eseri ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsil ettiği, 5 ayrı ihlalin sabit olduğu, davacının «maddi tazminat» istemini FSEK 68/I. maddesine göre talep ettiğinden MESAM tarafından verilen telif bedelinin (ve dolayısıyla Kanunun 68/I hükmüne göre taraflar arasında sözleşme bulunsaydı dikkate alınabilecek bedelin) gişe hâsılatı üzerinden hesaplanması somut uyuşmazlıkta doğru görülmediği, davacının, arada sözleşme bulunsaydı talep edebileceği bedeli hesap ederken, hem eserlerin kullanımına ilişkin bedeli hem de nota kirasını talep ettiği, Türk uygulamasında nota kirasına ilişkin yoğun bir uygulamadan bahsetmenin mümkün olmadığı, nota kirası olarak alınan meblağın, eserin notalarının aktarıldığı kitapçığın kiralanması, geçici süreli yararlanılmasının karşılığı olduğu, TRT Genel Müdürlüğü ‘nün 22.10.2008 tarihli yazısına göre eserlerin TRT tarafından ne «kaydı» ne de yayını yapıldığı bildirildiğinden davacının bu iddiasının subut bulmadığı, davalının davacının eserler üzerinde hak sahibi olduğu eserler açısından eserlerin …
68 madde kapsamındaki her bir eser için davalı ile sözleşme yapmış olsa idi talep edeceği «maddi tazminatın» “Spartacus” isimli eser açısından 4500 Euro, keza “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından İstanbul’daki her üç «temsil» için her biri 8.000 Euro’dan 24.000 Euro, “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından Aspendos’daki temsil için 10.000 Euro olmak üzere toplam 38.500 Euro telif tazminatının FSEK 68.madde gereğince üç katı olan (38.500X3=115.500) 115.500 Euro tazminatın temsil tarihinden itibaren “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eserin ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsili nedeniyle devlet bankaların Euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin …
Davalı vekili, 19.01.2009 tarihli dilekçesi ile Devlet Opera Balesi Genel Müdürlüğüne ait 18.03.2008 tarihli İç Genelgeyi sunarak «husumet itirazında» bulunmuş ve davanın İstanbul Devlet Opera Balesi aleyhine açıldığını, oysa müdürlüğün «tüzel kişiliğinin» bulunmadığını, müdürlüğün Devlet Opera ve balesi Genel Müdürlüğüne bağlı olduğunu savunarak davanın öncelikle husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.
1-Davacı vekili, müvekkilinin Serge Prokofieff’in “Romeo ve Juliet” isimli eserine ilişkin mali hakları Serge Prokofieff’in «mirasçıları» ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca Aram Khatchatourian’a ait “Spartacus” adlı eserine ilişkin mali hakları Aram Khatchatourian’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, davalı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” ad …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4500 E. 2024/6779 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin müzik eserleri yayımcısı olduğunu, ...'in "Peter ve Kurt" isimli eserlerine ilişkin mali hakları ...'in «mirasçıları» ile akdedilen sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin "Peter ve Kurt" isimli esere ilişkin diğer mali haklar yanında bu eserin Türkiye'de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, üçüncü kişilere söz konusu eserin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca temsil hakkının belli bir bedel karşılığında kullanma iznini verebilme «yetkisine» sahip olduğunu, davalının müvekkilinin izni olmadan 23 Nisan 2004, 18 Şubat 2007, 4,18 ve 25 Mart 2007, 8,15 ve 23 Nisan 2007, 13 Mayıs 2007, 21 Ekim 2007, 25 Kasım 2007, 16 Aralık 2007, 10,18 Şubat 2008, 20 Ocak 2008, 20 Mart 2008, 6 Nisan 2008, 18 Mayıs 2008 tarihlerinde izinsiz olarak kullanıldığının tespitinin yapıldığını, daha ne kadar kullanıldığının tespitinin yapılamadığını, eser üzerindeki haklara tecavüz anlamına geldiğini, haksız bir menfaat temin ettiğini, notaların izinsiz olarak kullanıldığını bunun içinde 5846 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin sahip olduğu mali haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı yanın yarattığı tecavüz ve elde ettiği haksız menfaat nedeniyle 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca müvekkili ile bir sözleşme yapmış olsaydı ödeyecek olduğu bedelin üç katına kadar bir bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, Türkiye şartlarına göre hesaplama yapılamayacağı, müvekkilinin uğradığı zararın söz konusu esere ya da mali haklarına sahip olunan başka eserlere ilişkin olarak üçüncü kişilere yaptığı sözleşmelerin emsal alınarak belirlenebileceğini, davalı ile sözleşme yapmış olsaydı eserin her bir temsili için 2.300,00 euro, notaların her bir temsildeki kulanım için 500,00 euro talep edebileceğini, davalının müvekkilinin üzerindeki hak sahibi olduğu eseri değişik tarihlerde en az 18 kez izinsiz olarak temsil etmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın en az 50.400,00 euro tutarında olabileceğini, bedelin üç katı olmasının «hakkaniyet» gereği olduğunu belirterek manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.800,00 euronun davalıdan izinsiz temsil tarihinden itibaren bankaların euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
… lı Kanun kapsamında bu talebin borçların teşekkülüne ilişkin hükümler çerçevesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince «haksız fiil sorumluluğuna» dayandığını, buna istinaden söz konusu maddede haksız fiil sorumluluğunun failinin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde davanın açılabileceğinin hüküm altına alındığını, davacının 2004 ve 2007 yılları içerisinde söz konusu hakların «zamanaşımına» uğradığını ve bu nedenle reddinin gerektiğini, dava dosyasına sunulan sözleşmedeki varislerin hukuki statülerinin tespitinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere izinsiz «temsil» hakkının taraflar arasında sözleşme yapılmış olsa idi o rakamın en az üç katını talep edebileceklerini iddia ettiklerini, mahkemeye sunulmuş olan Devlet Opera ve B …
… ilmemiş olsa da davacının dosyaya sunduğu sözleşmelerde, nota kullanılsın ya da kullanılmasın nota kirasının talep edilmiş olduğundan bu hususun dikkate alınmasının «hakkaniyete» uygun olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesi gereğince davacı hak sahibinin nota kirası bedelinin üç katını talep etme hakkının da bulunduğu, nitekim nota kirasının da vasıtalı «temsil» eyleminin karşılığı bir bedel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının, davacının mali haklarının sahibi bulunduğu "Peter ve Kurt" adlı eseri izinsiz bicimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden ... mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu şekilde tecavüzün önlenmesine, davalının tecavüzünün 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesi gereğince sonucunun ortadan kaldırılmasına, 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesine göre izinsiz yayınlanan temsiller için 36.900x3=110.700,00 euro ve nota kiralama hakkı karşılığında tespit edilen 9.225x3=27.675,00 euro olmak üzere toplam temsiller ve nota kiralaması için 138.375,00 euronun temsil tarihinden itibaren bir yıllık «mevduat hesabına» ödenecek en yüksek faiz oranı yürütülerek fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (12.825,00 eur …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iç yönerge · istinaf sebebi · haksız fiil sorumluluğu · kısıtlılık · mevduat hesabı · münhasırlık · hakkaniyet · mirasçılık
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin müzik eserleri yayımcısı olduğunu, ...'in "Peter ve Kurt" isimli eserlerine ilişkin mali hakları ...'in «mirasçıları» ile akdedilen sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin "Peter ve Kurt" isimli esere ilişkin diğer mali haklar yanında bu eserin Türkiye'de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, üçüncü kişilere söz konusu eserin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca temsil hakkının belli bir bedel karşılığında kullanma iznini verebilme «yetkisine» sahip olduğunu, davalının müvekkilinin izni olmadan 23 Nisan 2004, 18 Şubat 2007, 4,18 ve 25 Mart 2007, 8,15 ve 23 Nisan 2007, 13 Mayıs 2007, 21 Ekim 2007, 25 Kasım 2007, 16 Aralık 2007, 10,18 Şubat 2008, 20 Ocak 2008, 20 Mart 2008, 6 Nisan 2008, 18 Mayıs 2008 tarihlerinde izinsiz olarak kullanıldığının tespitinin yapıldığını, daha ne kadar kullanıldığının tespitinin yapılamadığını, eser üzerindeki haklara tecavüz anlamına geldiğini, haksız bir menfaat temin ettiğini, notaların izinsiz olarak kullanıldığını bunun içinde 5846 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin sahip olduğu mali haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı yanın yarattığı tecavüz ve elde ettiği haksız menfaat nedeniyle 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca müvekkili ile bir sözleşme yapmış olsaydı ödeyecek olduğu bedelin üç katına kadar bir bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, Türkiye şartlarına göre hesaplama yapılamayacağı, müvekkilinin uğradığı zararın söz konusu esere ya da mali haklarına sahip olunan başka eserlere ilişkin olarak üçüncü kişilere yaptığı sözleşmelerin emsal alınarak belirlenebileceğini, davalı ile sözleşme yapmış olsaydı eserin her bir temsili için 2.300,00 euro, notaların her bir temsildeki kulanım için 500,00 euro talep edebileceğini, davalının müvekkilinin üzerindeki hak sahibi olduğu eseri değişik tarihlerde en az 18 kez izinsiz olarak temsil etmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın en az 50.400,00 euro tutarında olabileceğini, bedelin üç katı olmasının «hakkaniyet» gereği olduğunu belirterek manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.800,00 euronun davalıdan izinsiz temsil tarihinden itibaren bankaların euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Hak alımları «yönergesine» dayanarak yabacı eserlere ilişkin telif haklarının opera eserlerinin Türkçeye uygulanması için hasılatın %20'si yabancı oratoryo, müzikal, operet, bale eserleri ve diğer müzikli sahne eserlerinin ..., çeviri, prozodi ve adaptasyonunu yapanlara hasılatın %15'i ve yabancı oratoryo, müzikal, operetin yalnızca ... çeviri ve diğer müzikli sahne eserlerinin ... çevirisi ve uygulaması için ise %10'u oranında kararlaştırıldığını, bu yönerge ile iddia edilen rakam arasında farkın çok fahiş olduğunu, Yargıtay ve emsal bilirkişi raporlarında tespit edilmesi gereken tazminat miktarının bu «ihtarnameler» doğrultusunda hesaplandığını, devlet kurumunun ticari amaç gütmediğini çocuklara operayı sevmek amacını taşıdığını, kazanç sağlama amacının olmadığını, dava konusu "Peter ve Kurt" oyununun çocuk oyunu olduğunu, üzerinde telif hakkı sorununun ortaya çıkması halinde sadece bu tür bir sözleşmenin esas alınarak bilirkişi raporunun oluşturulmasının «hakkaniyet» gereği olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde yazarın telif haklarını elinde bulundurduğunu iddia etse de 5846 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince öncelik …
… ilmemiş olsa da davacının dosyaya sunduğu sözleşmelerde, nota kullanılsın ya da kullanılmasın nota kirasının talep edilmiş olduğundan bu hususun dikkate alınmasının «hakkaniyete» uygun olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesi gereğince davacı hak sahibinin nota kirası bedelinin üç katını talep etme hakkının da bulunduğu, nitekim nota kirasının da vasıtalı «temsil» eyleminin karşılığı bir bedel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının, davacının mali haklarının sahibi bulunduğu "Peter ve Kurt" adlı eseri izinsiz bicimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden ... mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu şekilde tecavüzün önlenmesine, davalının tecavüzünün 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesi gereğince sonucunun ortadan kaldırılmasına, 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesine göre izinsiz yayınlanan temsiller için 36.900x3=110.700,00 euro ve nota kiralama hakkı karşılığında tespit edilen 9.225x3=27.675,00 euro olmak üzere toplam temsiller ve nota kiralaması için 138.375,00 euronun temsil tarihinden itibaren bir yıllık «mevduat hesabına» ödenecek en yüksek faiz oranı yürütülerek fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (12.825,00 eur …
… sahibi olduğu musiki eserini davalının izinsiz kullanımının, eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9071 E. 2013/14042 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09.12.2006, 14.10.2006 ve 28.12.2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç bedel · haksız fiil
Benzer bu kararda… CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09.12.2006, 14.10.2006 ve 28.12.2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18807 E. 2013/5624 K.
Ortak:temsil · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDevlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nce tayin edilen vekil aracılığıyla davaya cevap verilerek «husumet itirazında» bulunulduğuna göre, bu durumun esasen «temsilcide hata» niteliğinde olduğu kabul edilerek husumetin «tüzel kişiliğe» haiz ve Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün de bağlı bulunduğu Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi için anılan genel müdürlüğe dava «dilekçesinin tebliğ» ettirilmek suretiyle usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ...
Her ne kadar mahkemece davalının «husumet itirazı» iç genelge ve mevzuat gerekçesiyle reddedilmiş ise de, 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunu'nun 1. maddesinde Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün «tüzel kişiliği» haiz kamu kuruluşu olduğu ve aynı kanunun .... maddesine göre de lüzumu halinde illerde Devlet Opera ve Balesi Müdürlükleri kurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün pasif dava «ehliyeti» bulunduğundan bahisle «husumet itirazının» reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin ....09.2012 gün ve 2010/9569 E., 2012/13208 K. sayılı ilamının (1) numaralı bendinin kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temsilde hata · husumet itirazı · dava dilekçesinin tebliği · tüzel kişilik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaDevlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nce tayin edilen vekil aracılığıyla davaya cevap verilerek «husumet itirazında» bulunulduğuna göre, bu durumun esasen «temsilcide hata» niteliğinde olduğu kabul edilerek husumetin «tüzel kişiliğe» haiz ve Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün de bağlı bulunduğu Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi için anılan genel müdürlüğe dava «dilekçesinin tebliğ» ettirilmek suretiyle usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ...
Her ne kadar mahkemece davalının «husumet itirazı» iç genelge ve mevzuat gerekçesiyle reddedilmiş ise de, 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunu'nun 1. maddesinde Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün «tüzel kişiliği» haiz kamu kuruluşu olduğu ve aynı kanunun .... maddesine göre de lüzumu halinde illerde Devlet Opera ve Balesi Müdürlükleri kurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün pasif dava «ehliyeti» bulunduğundan bahisle «husumet itirazının» reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin ....09.2012 gün ve 2010/9569 E., 2012/13208 K. sayılı ilamının (1) numaralı bendinin kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün «tüzel kişiliği» bulunmamakla birlikte işbu davada adı geçen ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12188 E. 2013/15382 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Suite' eserinin FSEK kapsamında işleme eser niteliğinde olduğu, bestecisinin mali haklarını davacıya devir ettiği, bu eseri davalının çeşitli tarihlerde dokuz kere «temsil» ettiği, her ne kadar davalının eser üzerindeki mali hak sahibinin Mesam olduğu yönünde savunması bulunmaktaysa da sunulan sözleşmelerin sahne temsilini kapsamadığı, UMTE'ye devir edilen haklar arasında da sahne temsili ve nota kiralamasının yer almadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra davacı meslek birliğine üye olsa bile, eser üzerindeki haklarını birlikten bağımsız talep etme hakkının olduğu, dava hakkının bulunduğu, davalı eylemlerinde izinsiz kullanmaya cevaz veren bir duruma rastlanmadığı, ücretin belirlenmesinde emsal sözleşmelerin sunulduğu, bilirkişi kurulu tarafından bunların çeşitli ihtimallere göre değerlendirildiği, davalının izinsiz şekilde eserin temsil hakkını ihlal ettiği, «rayiç bedel» ile nota kiralama bedelinden sorumlu olacağı, davalının savunduğu tarifenin uygulama yerinin bulunmadığı, davacıyı bağlamayacağı, davacının FSEK'nin 68. maddesine göre tazminat talep edebileceği, rayiç bedelin üç katı gibi nota bedelinin de üç katını isteyebileceği, zira nota kiralama bedelinin temsil hakkının bir kısmını oluşturduğu, ancak davacının «ıslah» dilekçesinde temsil bedelinin üç katını ve nota kiralama bedelinin her bir temsil için bir kat olarak talep ettiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, yabancı olan davacının tazminatını yabancı para üzerinden talep edebileceği, sözleşmeleri yabancı para üzerinden yaptığı, istenilen tazminatın yapılan temsiller karşılığı olduğu, muhtemel tecavüzleri önleme «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu yöndeki tecavüzü …
Davacının, orkestrasyonu ve aranjmanı dava dışı Rodion Schhedrin'e ait 'Carmen Suite' adlı işleme eserin Türkiye'de «temsil» hakkı sahibi olduğu ve davalının izin almadan bu eseri dokuz ayrı bale gösteriminde kullandığı dosya kapsamıyla sabittir.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının talep ettiği eserin «temsil» bedeli ile nota kirasının hesaplanmasında üç seçenek üzerinde durulmuş, mahkemece davacının Yeni İsrail Operası ile yaptığı sözleşme esas alınarak düzenlenen seçeneğe itibar edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · rayiç bedel · ispat külfeti · ıslah · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… Suite' eserinin FSEK kapsamında işleme eser niteliğinde olduğu, bestecisinin mali haklarını davacıya devir ettiği, bu eseri davalının çeşitli tarihlerde dokuz kere «temsil» ettiği, her ne kadar davalının eser üzerindeki mali hak sahibinin Mesam olduğu yönünde savunması bulunmaktaysa da sunulan sözleşmelerin sahne temsilini kapsamadığı, UMTE'ye devir edilen haklar arasında da sahne temsili ve nota kiralamasının yer almadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra davacı meslek birliğine üye olsa bile, eser üzerindeki haklarını birlikten bağımsız talep etme hakkının olduğu, dava hakkının bulunduğu, davalı eylemlerinde izinsiz kullanmaya cevaz veren bir duruma rastlanmadığı, ücretin belirlenmesinde emsal sözleşmelerin sunulduğu, bilirkişi kurulu tarafından bunların çeşitli ihtimallere göre değerlendirildiği, davalının izinsiz şekilde eserin temsil hakkını ihlal ettiği, «rayiç bedel» ile nota kiralama bedelinden sorumlu olacağı, davalının savunduğu tarifenin uygulama yerinin bulunmadığı, davacıyı bağlamayacağı, davacının FSEK'nin 68. maddesine göre tazminat talep edebileceği, rayiç bedelin üç katı gibi nota bedelinin de üç katını isteyebileceği, zira nota kiralama bedelinin temsil hakkının bir kısmını oluşturduğu, ancak davacının «ıslah» dilekçesinde temsil bedelinin üç katını ve nota kiralama bedelinin her bir temsil için bir kat olarak talep ettiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, yabancı olan davacının tazminatını yabancı para üzerinden talep edebileceği, sözleşmeleri yabancı para üzerinden yaptığı, istenilen tazminatın yapılan temsiller karşılığı olduğu, muhtemel tecavüzleri önleme «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu yöndeki tecavüzü …
Bu durum karşısında, «rayiç bedelin» tam belirlenemediği dikkate alınıp, varsa benzer nitelikte eserlerin aynı şekilde Türkiye'de «temsili» ve nota kirası için yapılan sözleşmeler «ibrazı» için taraflara imkan tanınması, somut olayın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca, eserin niteliği, kullanım şekli, dokuz ayrı gösterimde kullanılması, bu kullanımın aynı yıl olması, mevcut ve ibrazı mümkün sözleşmeler çerçevesinde uygun rayiç bedel ile nota kirası bedelinin tayin edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
… sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı Kanunun 68/1. maddesinde izni alınmamış eser sahibinin, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebileceğinin hükme bağlanmış olmasına, bu hususun hak sahibinin yetkisi kapsamında kalmasına, Dairemizin ö …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4872 E. , 2019/6467 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/07/2017 tarih ve 2008/677 E. - 2017/507 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 06/06/2018 tarih ve 2017/1830 E. - 2018/955 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, sözleri Forzano'ya bestesi ise Puccini'ye ait Gianni Schicchi isimli eser üzerinde davacının hak sahibi olduğunu, davalı Mersin Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün müvekkilinin izni olmaksızın söz konusu eseri 2008 yılı içerisinde sahnelediğini, bu eylemin kaç kez gerçekleştiğini henüz tespit edemediklerini, davalının eyleminin davacının haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalının tecavüzünün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, FSEK'in 68. maddesi uyarınca taraflar arasındaki farazi sözleşme teorisi gereğince sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek bedelin tespiti ile tespit edilen bedelin üç katının davalı idareden tahsiline, bu aşamada 3.700 Euro mali eser bedeli ile 1.000 Euro nota bedeli olmak üzere toplam 4.700 Euro'nun izinsiz temsil tarihlerinden itibaren Euro'ya uygulanacak en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesiyle, davalının dört kez ihlalde bulunduğunu bildirerek, her bir temsil bedeli 3.666,661 Euro olmak üzere 1.000 Euro 'da nota kirası ile birlikte FSEK'nın 68.maddesi uyarınca tazminatın üç katı olan 55.999,92 Euro’nun davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu eserin eski bir eser olduğunu, davalı kuruma husumet düşmediğini, davacının aktif dava ehliyetinin sorgulanmasının gerektiğini, davalının kazanç sağlama amacının bulunmadığını, eserin notalarının Gürcistan'dan temin edildiğini, davacı tarafça talep edilen tazminat tutarının yüksek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı ... vekili davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz temsil edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68.
maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce, davacının eser üzerinde hak sahibi olduğu, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarını ihlal ettiği, bilirkişilerce belirlenen tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacının tüm, davalının sair istinaf itirazlarının esastan reddine, mahkeme gerekçesinde nota bedeli talep edilebileceği yönündeki gerekçe hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak nota kirası yönünden farklı gerekçe ile mahkeme kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı Bakanlık'tan harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/10/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, FSEK kapsamında eserden doğan mali haklara tecavüz edildiği iddiası ile m. 66 vd hükümleri uyarınca, tecavüzün tespiti, ref’i ve men’i ile eser bedelinin üç katı tutarında tazminatın tahsili taleplerine ilişkin olup, İlk derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesince davacının tüm, davalının ise nota bedeline yönelik istinaf itirazları dışındaki itirazlarının reddine, nota bedeli yönünden ise farklı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu Karar ise taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, kişilerin uğradıkları zararın tazminat hukukunun genel prensiplerine göre giderileceği Anayasanın 19 ncu maddesinde düzenlenmiştir. Tazminat hukukunun genel prensipleri ise TBK m. 49 (e BK m.
41) vd. hükümleri ile düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre, tazminatın amacı uğranılan zararın giderilmesi olduğundan, tazminatın üst sınırı uğranılan zarardır. O nedenle kural olarak zenginleşmeye sebep olacak şekilde zarardan fazla tazminata hükmedilemez. Bu durumda zarardan fazla tazminata hükmedilebilmesi özel bir kanun hükmünü gerekli kılmaktadır. Diğer bir değişle açık bir kanun hükmüne dayanılmadan zararı aşan oranda tazminata hükmedilemez.Bununla birlikte, bazı özel durumlarda hukuk düzeni zararı aşan oranda tazminat talep edilebilmesi hakkını zarar görenlere tanıyabilir (OĞUZMAN/ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 10. Baskı, C. II, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2013, s. 111 vd.; Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 14.
Baskı, Ankara, 212, s. 724 ve 763). Zarardan fazla tazminat talep etme imkanı veren özel hükümlerden biri ise 5846 sayılı FSEK m. 68 hükmüdür.
Bilindiği üzere, özel bir kanun hükmüyle düzenlenmesi gereken böyle tazminatlara, öğretide zararı aşan oranda tazminat, özel hukuk cezası veya medeni cezada denilmektedir. Bu tür tazminatın kabul edilmesinin amacı, uğranılan zararı gidermekle birlikte, zarar görenleri ve özellikle tüketicileri dava açmaya teşvik etmek ve böylece failleri cezalandırmak suretiyle caydırma, zarar miktarının belirlenmesinin güç veya imkansız olması durumunda zarar görenlere kolaylık sağlanması (İ.Yılmaz ASLAN, Rekabet Hukuku, 4. Baskı, Ekin Kitapevi, Ankara 2007, s. 793 vd.; Ateş AKINCI, Rekabetin Yatay Sınırlanması, Rekabet Kurumu, Ankara, 2001, s. 388 vd), dava konusu bakımından bir sebepte fikri mülkiyet haklarının daha etkin korunması ve böylece kişileri yaratıcılığa teşvik etmek ve nihayetinde ülkenin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesine yardımcı olmak (ÜNAL TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.
Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, s. 32 vd.) vs olarak söylenebilir.
Bununla birlikte hükmedilecek tazminatın miktarını hakim tayin etmek durumundadır. Bu belirlemeyi yaparken, yani tazminatın miktarını tayin ederken hakim, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne almak durumundadır (TBK m. 51, f. 1; e BK m. 43, f.1). Diğer taraftan, zarar görenin zararın doğmasına etki etmesi veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış olması yahut tazminat sorumlusu zor durumu düşecekse veyahut hakkaniyet gerektirmesi hallerinden birinin varlığı halinde de hakim, tazminatta indirim yapabilir (TBK m. 52; e BK m.
44) .
Bilindiği üzere hem haksız fiil sorumluluğun da hem de TBK m. 114/2, e BK m. 98/2) hükmü uyarınca sözleşmeye aykırılıklar da tazminatın miktarının belirlenmesinde hakim anılan hükümleri göz önünde bulundurmak durumundadır.
Hemen belirtelim ki, fikri mülkiyet haklarına karşı yapılan tecavüz eylemleri TBK m. 49 (e BK m.
41) vd. hükümleri ile düzenlenen haksız fiil niteliğinde olduğundan, hatta sözleşmeye aykırı davranış sonucu fikri mülkiyet hakları ihlal edilmiş olsa bile hakim, belirtilen hükümleri göz önünde tutarak tazminatı belirlemelidir.
Dava konusu olayda fikri hak sahibi, FSEK m. 68 hükmünde ön görülen 3 kat bedeli tazminat olarak talep etmiştir. Bu hüküm uyarınca üç kat bedelden kasıt, ya sözleşme yapılsaydı hak sahibinin isteyebileceği eser bedeli ya da tespit edilecek rayiç bedeldir. Bu kriterlerden hangisinin ölçü olarak alınacağı hak sahibinin seçimine göre belirlenmelidir. İhlal halinde hak sahibi daha az zarar görmüş olsa bile tazminat olarak farazi sözleşme bedeli/rayiç bedelin üç katına kadarını talep etme hakkına sahiptir. O nedenle bu tazminat zararı aşan tazminat/özel hukuk cezası/medeni ceza niteliğindedir.
Tazminat olarak bedelin üç katına kadarının talep edilmesi halinde de, hüküm altına alınacak tazminatı hakim yukarıda belirtilen Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlemek durumundadır. Zira FSEK m. 68 de böyle bir belirleme yapmaya engel özel hüküm bulunmamaktadır. Nitekim bu hükmün iptali için yapılan bir itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi de, bu hükmün getirdiği kuralın hakimin takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir hüküm içermediğini, hükmün hak sahibinin talebine bir üst sınır getirdiğini, bu sınır içerisinde kalmak koşulu ile tazminatın miktarını belirlemede hakimin takdir yetkisi olduğunu belirtmiştir (T.
28. 02.2013, E. 2012/132, K. 2013/33).
Hal böyle olunca, hem İlk Derece Mahkemesince hem de istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince FSEK m. 68 hükmü ile çizilen sınır içerisinde kalmak ve belirliyse gerçek zarardan da az olmamak koşuluyla dosya kapsamına ve TBK’nın anılan hükümlerinde belirtilen kriterler dikkate alınarak tazminatın miktarını hak sahibinin seçimine göre farazi sözleşme bedeli/rayiç bedelin bir ilâ üç katı arasında, yani ön görülen sınır içerisinde belirlenmesi gerekirken, hiçbir gerekçe göstermeden bedelin üç katına tazminat olarak hükmedilmesi doğru olmadığından, bu yönden temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi Kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun Kararın onanması yönünde ki görüşüne katılmamaktayız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561989100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz