Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1838 E. 2013/2382 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rayiç bedel↗ kısıtlılık↗ münhasırlık↗ haksız fiil↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu musiki eserinin Türkiye'de malî haklarının kullanılabilmesi için (malî) hak sahibi davacıdan izin alınması gerektiği, davalının malî hak sahibinden FSEK'in 48 ve 52. maddesi hükümlerine uygun biçimde malî hakları devir almaksızın izinsiz şekilde Piano Concerto No 1 adlı eserin, İlkbahar Tangosu isimli bale gösterisi sırasında, yurtdışından getirilen bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde temsilini sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kirası karşılığında mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Dava, davacının mali hak sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin temsil kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini münhasıran belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde kısıtlanmış olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, nota kirası olarak alınan bedel eser notalarının yer aldığı kartonların veya kitapların fiziki nüshalarının geçici süreli kullanılması karşılığında alınan bir ücret olup, dava konusu eserin "İlkbahar Tangosu" isimli bale eseri içerisinde herhangi bir orkestra eşliği olmaksızın "CD" ortamında kullanıldığının, başka bir deyişle eserin kullanımının canlı performans şeklinde gerçekleşmediğinin dosya kapsamı ile sabit ve taraflar arasında çekişmesiz olması karşısında artık nota kirası isteminin kabulü ilke olarak olanaklı değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının nota kirasına ilişkin isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9071 E. 2013/14042 K.
Ortak:rayiç bedel · haksız fiil · temsil
İncelediğiniz kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09.12.2006, 14.10.2006 ve 28.12.2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4872 E. 2019/6467 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, davaya konu eserin davacıdan izinsiz «temsil» edildiği, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davacının temsil bedeli ve nota bedeli talep etmek hakkı olduğu, her bir temsilinin 850 Euro kullanım ücreti karşılığında mümkün olduğu, davacının tespit olunan telif bedelinin üç katını talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacının mali haklarının sahibi olduğu “Gianni Schicchi”adlı eseri izinsiz biçimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüzünün sonucunun FSEK'in 68. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, toplam 10.200 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, Mersin Opera ve Balesi Müdürlüğüne yönelik davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4500 E. 2024/6779 K.
Ortak:kısıtlılık · münhasırlık · haksız fiil · temsil
İncelediğiniz kararda… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
Benzer bu kararda… sahibi olduğu musiki eserini davalının izinsiz kullanımının, eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
… lı Kanun kapsamında bu talebin borçların teşekkülüne ilişkin hükümler çerçevesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince «haksız fiil sorumluluğuna» dayandığını, buna istinaden söz konusu maddede haksız fiil sorumluluğunun failinin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde davanın açılabileceğinin hüküm altına alındığını, davacının 2004 ve 2007 yılları içerisinde söz konusu hakların «zamanaşımına» uğradığını ve bu nedenle reddinin gerektiğini, dava dosyasına sunulan sözleşmedeki varislerin hukuki statülerinin tespitinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere izinsiz «temsil» hakkının taraflar arasında sözleşme yapılmış olsa idi o rakamın en az üç katını talep edebileceklerini iddia ettiklerini, mahkemeye sunulmuş olan Devlet Opera ve B …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin müzik eserleri yayımcısı olduğunu, ...'in "Peter ve Kurt" isimli eserlerine ilişkin mali hakları ...'in «mirasçıları» ile akdedilen sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin "Peter ve Kurt" isimli esere ilişkin diğer mali haklar yanında bu eserin Türkiye'de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, üçüncü kişilere söz konusu eserin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca temsil hakkının belli bir bedel karşılığında kullanma iznini verebilme «yetkisine» sahip olduğunu, davalının müvekkilinin izni olmadan 23 Nisan 2004, 18 Şubat 2007, 4,18 ve 25 Mart 2007, 8,15 ve 23 Nisan 2007, 13 Mayıs 2007, 21 Ekim 2007, 25 Kasım 2007, 16 Aralık 2007, 10,18 Şubat 2008, 20 Ocak 2008, 20 Mart 2008, 6 Nisan 2008, 18 Mayıs 2008 tarihlerinde izinsiz olarak kullanıldığının tespitinin yapıldığını, daha ne kadar kullanıldığının tespitinin yapılamadığını, eser üzerindeki haklara tecavüz anlamına geldiğini, haksız bir menfaat temin ettiğini, notaların izinsiz olarak kullanıldığını bunun içinde 5846 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin sahip olduğu mali haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı yanın yarattığı tecavüz ve elde ettiği haksız menfaat nedeniyle 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca müvekkili ile bir sözleşme yapmış olsaydı ödeyecek olduğu bedelin üç katına kadar bir bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, Türkiye şartlarına göre hesaplama yapılamayacağı, müvekkilinin uğradığı zararın söz konusu esere ya da mali haklarına sahip olunan başka eserlere ilişkin olarak üçüncü kişilere yaptığı sözleşmelerin emsal alınarak belirlenebileceğini, davalı ile sözleşme yapmış olsaydı eserin her bir temsili için 2.300,00 euro, notaların her bir temsildeki kulanım için 500,00 euro talep edebileceğini, davalının müvekkilinin üzerindeki hak sahibi olduğu eseri değişik tarihlerde en az 18 kez izinsiz olarak temsil etmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın en az 50.400,00 euro tutarında olabileceğini, bedelin üç katı olmasının «hakkaniyet» gereği olduğunu belirterek manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.800,00 euronun davalıdan izinsiz temsil tarihinden itibaren bankaların euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iç yönerge · istinaf sebebi · haksız fiil sorumluluğu · mevduat hesabı · hakkaniyet · mirasçılık · ihtarname · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin müzik eserleri yayımcısı olduğunu, ...'in "Peter ve Kurt" isimli eserlerine ilişkin mali hakları ...'in «mirasçıları» ile akdedilen sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin "Peter ve Kurt" isimli esere ilişkin diğer mali haklar yanında bu eserin Türkiye'de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, üçüncü kişilere söz konusu eserin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi uyarınca temsil hakkının belli bir bedel karşılığında kullanma iznini verebilme «yetkisine» sahip olduğunu, davalının müvekkilinin izni olmadan 23 Nisan 2004, 18 Şubat 2007, 4,18 ve 25 Mart 2007, 8,15 ve 23 Nisan 2007, 13 Mayıs 2007, 21 Ekim 2007, 25 Kasım 2007, 16 Aralık 2007, 10,18 Şubat 2008, 20 Ocak 2008, 20 Mart 2008, 6 Nisan 2008, 18 Mayıs 2008 tarihlerinde izinsiz olarak kullanıldığının tespitinin yapıldığını, daha ne kadar kullanıldığının tespitinin yapılamadığını, eser üzerindeki haklara tecavüz anlamına geldiğini, haksız bir menfaat temin ettiğini, notaların izinsiz olarak kullanıldığını bunun içinde 5846 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin sahip olduğu mali haklara tecavüz oluşturduğunu, davalı yanın yarattığı tecavüz ve elde ettiği haksız menfaat nedeniyle 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca müvekkili ile bir sözleşme yapmış olsaydı ödeyecek olduğu bedelin üç katına kadar bir bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, Türkiye şartlarına göre hesaplama yapılamayacağı, müvekkilinin uğradığı zararın söz konusu esere ya da mali haklarına sahip olunan başka eserlere ilişkin olarak üçüncü kişilere yaptığı sözleşmelerin emsal alınarak belirlenebileceğini, davalı ile sözleşme yapmış olsaydı eserin her bir temsili için 2.300,00 euro, notaların her bir temsildeki kulanım için 500,00 euro talep edebileceğini, davalının müvekkilinin üzerindeki hak sahibi olduğu eseri değişik tarihlerde en az 18 kez izinsiz olarak temsil etmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın en az 50.400,00 euro tutarında olabileceğini, bedelin üç katı olmasının «hakkaniyet» gereği olduğunu belirterek manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.800,00 euronun davalıdan izinsiz temsil tarihinden itibaren bankaların euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Hak alımları «yönergesine» dayanarak yabacı eserlere ilişkin telif haklarının opera eserlerinin Türkçeye uygulanması için hasılatın %20'si yabancı oratoryo, müzikal, operet, bale eserleri ve diğer müzikli sahne eserlerinin ..., çeviri, prozodi ve adaptasyonunu yapanlara hasılatın %15'i ve yabancı oratoryo, müzikal, operetin yalnızca ... çeviri ve diğer müzikli sahne eserlerinin ... çevirisi ve uygulaması için ise %10'u oranında kararlaştırıldığını, bu yönerge ile iddia edilen rakam arasında farkın çok fahiş olduğunu, Yargıtay ve emsal bilirkişi raporlarında tespit edilmesi gereken tazminat miktarının bu «ihtarnameler» doğrultusunda hesaplandığını, devlet kurumunun ticari amaç gütmediğini çocuklara operayı sevmek amacını taşıdığını, kazanç sağlama amacının olmadığını, dava konusu "Peter ve Kurt" oyununun çocuk oyunu olduğunu, üzerinde telif hakkı sorununun ortaya çıkması halinde sadece bu tür bir sözleşmenin esas alınarak bilirkişi raporunun oluşturulmasının «hakkaniyet» gereği olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde yazarın telif haklarını elinde bulundurduğunu iddia etse de 5846 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince öncelik …
… ilmemiş olsa da davacının dosyaya sunduğu sözleşmelerde, nota kullanılsın ya da kullanılmasın nota kirasının talep edilmiş olduğundan bu hususun dikkate alınmasının «hakkaniyete» uygun olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesi gereğince davacı hak sahibinin nota kirası bedelinin üç katını talep etme hakkının da bulunduğu, nitekim nota kirasının da vasıtalı «temsil» eyleminin karşılığı bir bedel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının, davacının mali haklarının sahibi bulunduğu "Peter ve Kurt" adlı eseri izinsiz bicimde umuma açık olarak temsil ettirmesi eyleminin davacının eserden ... mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu şekilde tecavüzün önlenmesine, davalının tecavüzünün 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesi gereğince sonucunun ortadan kaldırılmasına, 5846 sayılı Kanun'un 68 nci maddesine göre izinsiz yayınlanan temsiller için 36.900x3=110.700,00 euro ve nota kiralama hakkı karşılığında tespit edilen 9.225x3=27.675,00 euro olmak üzere toplam temsiller ve nota kiralaması için 138.375,00 euronun temsil tarihinden itibaren bir yıllık «mevduat hesabına» ödenecek en yüksek faiz oranı yürütülerek fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (12.825,00 eur …
… lı Kanun kapsamında bu talebin borçların teşekkülüne ilişkin hükümler çerçevesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince «haksız fiil sorumluluğuna» dayandığını, buna istinaden söz konusu maddede haksız fiil sorumluluğunun failinin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde davanın açılabileceğinin hüküm altına alındığını, davacının 2004 ve 2007 yılları içerisinde söz konusu hakların «zamanaşımına» uğradığını ve bu nedenle reddinin gerektiğini, dava dosyasına sunulan sözleşmedeki varislerin hukuki statülerinin tespitinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere izinsiz «temsil» hakkının taraflar arasında sözleşme yapılmış olsa idi o rakamın en az üç katını talep edebileceklerini iddia ettiklerini, mahkemeye sunulmuş olan Devlet Opera ve B …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9569 E. 2012/13208 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ilgili ülkelerin vatandaşlarına belge verdiği hususu gözetildiğinde, davalının eser üzerinde hak sahipliğini mutlak suretle veraset yada benzeri misasçılık belgesi «ibrazına» bağlanması hususundaki davalı itirazı yerinde görülmediği, FSEK 11. madde uyarınca dava konusu eserlerin hak sahiplerinin davacı olmadığının aksi ispat edilemediği, FSEK 76/2 ve TRİPS metninin 43. maddesi göz önünde tutularak davacının sunduğu belgelerin aksi davalı tarafından ispat edilemediğinden davacının sunduğu belgelere göre hak sahipliğini ispat ettiği, “Romeo ve Juliet” isimli eserin aralıklarla «temsil» edildiği düşünülürse, işlenen suçun zincirleme suç olduğu, zincirleme (müteselsil) suçlarda «zamanaşımı» fiilin (teselsülün) bittiği tarihte işlemeye başlayacağı, bu yüzden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu, “Spartacus” adlı eser açısından ise, bir defa temsil söz konusu olduğu ve bunun da 30.06.2005 tarihinde gerçekleşmiş bulunduğu için zamanaşımının yine sekiz yıl olarak hesap edilmesi gerektiği, davanın ise 11.06.2008 tarihinde açıldığı anlaşıldığından 8 yıllık sürenin henüz dolmadığı, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, hak takibinin sadece meslek birliği aracılığıyla yapılmasına ilişkin bir düzenleme olmadığı, davacının tek başına dava açmaya yetkili olduğu, davalının izinsiz olarak “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eseri ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsil ettiği, 5 ayrı ihlalin sabit olduğu, davacının «maddi tazminat» istemini FSEK 68/I. maddesine göre talep ettiğinden MESAM tarafından verilen telif bedelinin (ve dolayısıyla Kanunun 68/I hükmüne göre taraflar arasında sözleşme bulunsaydı dikkate alınabilecek bedelin) gişe hâsılatı üzerinden hesaplanması somut uyuşmazlıkta doğru görülmediği, davacının, arada sözleşme bulunsaydı talep edebileceği bedeli hesap ederken, hem eserlerin kullanımına ilişkin bedeli hem de nota kirasını talep ettiği, Türk uygulamasında nota kirasına ilişkin yoğun bir uygulamadan bahsetmenin mümkün olmadığı, nota kirası olarak alınan meblağın, eserin notalarının aktarıldığı kitapçığın kiralanması, geçici süreli yararlanılmasının karşılığı olduğu, TRT Genel Müdürlüğü ‘nün 22.10.2008 tarihli yazısına göre eserlerin TRT tarafından ne «kaydı» ne de yayını yapıldığı bildirildiğinden davacının bu iddiasının subut bulmadığı, davalının davacının eserler üzerinde hak sahibi olduğu eserler açısından eserlerin …
68 madde kapsamındaki her bir eser için davalı ile sözleşme yapmış olsa idi talep edeceği «maddi tazminatın» “Spartacus” isimli eser açısından 4500 Euro, keza “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından İstanbul’daki her üç «temsil» için her biri 8.000 Euro’dan 24.000 Euro, “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından Aspendos’daki temsil için 10.000 Euro olmak üzere toplam 38.500 Euro telif tazminatının FSEK 68.madde gereğince üç katı olan (38.500X3=115.500) 115.500 Euro tazminatın temsil tarihinden itibaren “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eserin ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsili nedeniyle devlet bankaların Euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin …
1-Davacı vekili, müvekkilinin Serge Prokofieff’in “Romeo ve Juliet” isimli eserine ilişkin mali hakları Serge Prokofieff’in «mirasçıları» ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca Aram Khatchatourian’a ait “Spartacus” adlı eserine ilişkin mali hakları Aram Khatchatourian’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, davalı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” ad …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · mevduat hesabı · mirasçılık · tüzel kişilik · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · cy/cy kaydı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… ilgili ülkelerin vatandaşlarına belge verdiği hususu gözetildiğinde, davalının eser üzerinde hak sahipliğini mutlak suretle veraset yada benzeri misasçılık belgesi «ibrazına» bağlanması hususundaki davalı itirazı yerinde görülmediği, FSEK 11. madde uyarınca dava konusu eserlerin hak sahiplerinin davacı olmadığının aksi ispat edilemediği, FSEK 76/2 ve TRİPS metninin 43. maddesi göz önünde tutularak davacının sunduğu belgelerin aksi davalı tarafından ispat edilemediğinden davacının sunduğu belgelere göre hak sahipliğini ispat ettiği, “Romeo ve Juliet” isimli eserin aralıklarla «temsil» edildiği düşünülürse, işlenen suçun zincirleme suç olduğu, zincirleme (müteselsil) suçlarda «zamanaşımı» fiilin (teselsülün) bittiği tarihte işlemeye başlayacağı, bu yüzden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu, “Spartacus” adlı eser açısından ise, bir defa temsil söz konusu olduğu ve bunun da 30.06.2005 tarihinde gerçekleşmiş bulunduğu için zamanaşımının yine sekiz yıl olarak hesap edilmesi gerektiği, davanın ise 11.06.2008 tarihinde açıldığı anlaşıldığından 8 yıllık sürenin henüz dolmadığı, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, hak takibinin sadece meslek birliği aracılığıyla yapılmasına ilişkin bir düzenleme olmadığı, davacının tek başına dava açmaya yetkili olduğu, davalının izinsiz olarak “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eseri ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsil ettiği, 5 ayrı ihlalin sabit olduğu, davacının «maddi tazminat» istemini FSEK 68/I. maddesine göre talep ettiğinden MESAM tarafından verilen telif bedelinin (ve dolayısıyla Kanunun 68/I hükmüne göre taraflar arasında sözleşme bulunsaydı dikkate alınabilecek bedelin) gişe hâsılatı üzerinden hesaplanması somut uyuşmazlıkta doğru görülmediği, davacının, arada sözleşme bulunsaydı talep edebileceği bedeli hesap ederken, hem eserlerin kullanımına ilişkin bedeli hem de nota kirasını talep ettiği, Türk uygulamasında nota kirasına ilişkin yoğun bir uygulamadan bahsetmenin mümkün olmadığı, nota kirası olarak alınan meblağın, eserin notalarının aktarıldığı kitapçığın kiralanması, geçici süreli yararlanılmasının karşılığı olduğu, TRT Genel Müdürlüğü ‘nün 22.10.2008 tarihli yazısına göre eserlerin TRT tarafından ne «kaydı» ne de yayını yapıldığı bildirildiğinden davacının bu iddiasının subut bulmadığı, davalının davacının eserler üzerinde hak sahibi olduğu eserler açısından eserlerin …
68 madde kapsamındaki her bir eser için davalı ile sözleşme yapmış olsa idi talep edeceği «maddi tazminatın» “Spartacus” isimli eser açısından 4500 Euro, keza “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından İstanbul’daki her üç «temsil» için her biri 8.000 Euro’dan 24.000 Euro, “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından Aspendos’daki temsil için 10.000 Euro olmak üzere toplam 38.500 Euro telif tazminatının FSEK 68.madde gereğince üç katı olan (38.500X3=115.500) 115.500 Euro tazminatın temsil tarihinden itibaren “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eserin ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsili nedeniyle devlet bankaların Euro için bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin …
Davalı vekili, 19.01.2009 tarihli dilekçesi ile Devlet Opera Balesi Genel Müdürlüğüne ait 18.03.2008 tarihli İç Genelgeyi sunarak «husumet itirazında» bulunmuş ve davanın İstanbul Devlet Opera Balesi aleyhine açıldığını, oysa müdürlüğün «tüzel kişiliğinin» bulunmadığını, müdürlüğün Devlet Opera ve balesi Genel Müdürlüğüne bağlı olduğunu savunarak davanın öncelikle husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.
1-Davacı vekili, müvekkilinin Serge Prokofieff’in “Romeo ve Juliet” isimli eserine ilişkin mali hakları Serge Prokofieff’in «mirasçıları» ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca Aram Khatchatourian’a ait “Spartacus” adlı eserine ilişkin mali hakları Aram Khatchatourian’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, davalı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” ad …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12188 E. 2013/15382 K.
Ortak:rayiç bedel · temsil
İncelediğiniz kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Suite' eserinin FSEK kapsamında işleme eser niteliğinde olduğu, bestecisinin mali haklarını davacıya devir ettiği, bu eseri davalının çeşitli tarihlerde dokuz kere «temsil» ettiği, her ne kadar davalının eser üzerindeki mali hak sahibinin Mesam olduğu yönünde savunması bulunmaktaysa da sunulan sözleşmelerin sahne temsilini kapsamadığı, UMTE'ye devir edilen haklar arasında da sahne temsili ve nota kiralamasının yer almadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra davacı meslek birliğine üye olsa bile, eser üzerindeki haklarını birlikten bağımsız talep etme hakkının olduğu, dava hakkının bulunduğu, davalı eylemlerinde izinsiz kullanmaya cevaz veren bir duruma rastlanmadığı, ücretin belirlenmesinde emsal sözleşmelerin sunulduğu, bilirkişi kurulu tarafından bunların çeşitli ihtimallere göre değerlendirildiği, davalının izinsiz şekilde eserin temsil hakkını ihlal ettiği, «rayiç bedel» ile nota kiralama bedelinden sorumlu olacağı, davalının savunduğu tarifenin uygulama yerinin bulunmadığı, davacıyı bağlamayacağı, davacının FSEK'nin 68. maddesine göre tazminat talep edebileceği, rayiç bedelin üç katı gibi nota bedelinin de üç katını isteyebileceği, zira nota kiralama bedelinin temsil hakkının bir kısmını oluşturduğu, ancak davacının «ıslah» dilekçesinde temsil bedelinin üç katını ve nota kiralama bedelinin her bir temsil için bir kat olarak talep ettiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, yabancı olan davacının tazminatını yabancı para üzerinden talep edebileceği, sözleşmeleri yabancı para üzerinden yaptığı, istenilen tazminatın yapılan temsiller karşılığı olduğu, muhtemel tecavüzleri önleme «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu yöndeki tecavüzü …
Bu durum karşısında, «rayiç bedelin» tam belirlenemediği dikkate alınıp, varsa benzer nitelikte eserlerin aynı şekilde Türkiye'de «temsili» ve nota kirası için yapılan sözleşmeler «ibrazı» için taraflara imkan tanınması, somut olayın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca, eserin niteliği, kullanım şekli, dokuz ayrı gösterimde kullanılması, bu kullanımın aynı yıl olması, mevcut ve ibrazı mümkün sözleşmeler çerçevesinde uygun rayiç bedel ile nota kirası bedelinin tayin edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı Kanunun 68/1. maddesinde izni alınmamış eser sahibinin, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebileceğinin hükme bağlanmış olmasına, bu hususun hak sahibinin yetkisi kapsamında kalmasına, Dairemizin ö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · ispat külfeti · ıslah · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… Suite' eserinin FSEK kapsamında işleme eser niteliğinde olduğu, bestecisinin mali haklarını davacıya devir ettiği, bu eseri davalının çeşitli tarihlerde dokuz kere «temsil» ettiği, her ne kadar davalının eser üzerindeki mali hak sahibinin Mesam olduğu yönünde savunması bulunmaktaysa da sunulan sözleşmelerin sahne temsilini kapsamadığı, UMTE'ye devir edilen haklar arasında da sahne temsili ve nota kiralamasının yer almadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra davacı meslek birliğine üye olsa bile, eser üzerindeki haklarını birlikten bağımsız talep etme hakkının olduğu, dava hakkının bulunduğu, davalı eylemlerinde izinsiz kullanmaya cevaz veren bir duruma rastlanmadığı, ücretin belirlenmesinde emsal sözleşmelerin sunulduğu, bilirkişi kurulu tarafından bunların çeşitli ihtimallere göre değerlendirildiği, davalının izinsiz şekilde eserin temsil hakkını ihlal ettiği, «rayiç bedel» ile nota kiralama bedelinden sorumlu olacağı, davalının savunduğu tarifenin uygulama yerinin bulunmadığı, davacıyı bağlamayacağı, davacının FSEK'nin 68. maddesine göre tazminat talep edebileceği, rayiç bedelin üç katı gibi nota bedelinin de üç katını isteyebileceği, zira nota kiralama bedelinin temsil hakkının bir kısmını oluşturduğu, ancak davacının «ıslah» dilekçesinde temsil bedelinin üç katını ve nota kiralama bedelinin her bir temsil için bir kat olarak talep ettiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, yabancı olan davacının tazminatını yabancı para üzerinden talep edebileceği, sözleşmeleri yabancı para üzerinden yaptığı, istenilen tazminatın yapılan temsiller karşılığı olduğu, muhtemel tecavüzleri önleme «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu yöndeki tecavüzü …
Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Bu durum karşısında, «rayiç bedelin» tam belirlenemediği dikkate alınıp, varsa benzer nitelikte eserlerin aynı şekilde Türkiye'de «temsili» ve nota kirası için yapılan sözleşmeler «ibrazı» için taraflara imkan tanınması, somut olayın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca, eserin niteliği, kullanım şekli, dokuz ayrı gösterimde kullanılması, bu kullanımın aynı yıl olması, mevcut ve ibrazı mümkün sözleşmeler çerçevesinde uygun rayiç bedel ile nota kirası bedelinin tayin edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9400 E. 2016/4354 K.
Ortak:rayiç bedel · temsil
İncelediğiniz kararda… bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde «temsilini» sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kiras …
… sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin «temsil» kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini «münhasıran» belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde «kısıtlanmış» olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ce, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu eserlerin icraları için Türkiye'de mali hak takip «yetkisinin» mevcut olduğu, «zamanaşımı def»'inin yerinde bulunmadığı, davalı tarafından yapılan 5 ayrı ihlalin sabit bulunduğu, ... isimli eserin ...' da gerçekleştirilen 3 adet «temsili» için toplam 4.500 Euro, ...'taki temsili için 5.000 Euro, ... isimli eserin ...'taki temsili için 5.000 Euro olmak üzere, dava konusu tüm performanslar için talep edebileceği «rayiç bedelin» 14.500 Euro olduğu, davacının takdiren 3 kat bedel talep edebileceği, 3 kat hesabıyla davacının talep edebileceği bu telif tazminatının 43.500 Euro olduğu, belirle …
1- Davacı vekili, müvekkilinin ...’in “...” isimli eserine ilişkin mali hakları ...’in «mirasçıları» ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca ...n’a ait “...” adlı eserine ilişkin mali hakları ...n’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, davalı ... ...’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “...” ile “...” adlı eserleri izin almaksızın kullandığını ileri sürmüş, mahkemece de davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce, her ne kadar mahkemece davalının «husumet itirazı» iç genelge ve mevzuat gerekçesiyle reddedilmiş ise de, 1309 sayılı ...
Müdürlükleri kurulabileceğinin hüküm altına alındığı, 1309 sayılı Kanundaki düzenleme itibariyle ... ...'nün «tüzel kişiliği» bulunmamakla birlikte işbu davada adı geçen ... ...'nce tayin edilen vekil aracılığıyla davaya cevap verilerek «husumet itirazında» bulunulduğuna göre, bu durumun esasen «temsilcide hata» niteliğinde olduğu kabul edilerek husumetin tüzel kişiliğe haiz ve ...'nün de bağlı bulunduğu ...'ne yöneltilmesi için anılan genel müdürlüğe dava «dilekçesinin tebliğ» ettirilmek suretiyle usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsilde hata · husumet itirazı · dava dilekçesinin tebliği · vekile tebliğ · mirasçılık · zamanaşımı def'i · def'i · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMüdürlükleri kurulabileceğinin hüküm altına alındığı, 1309 sayılı Kanundaki düzenleme itibariyle ... ...'nün «tüzel kişiliği» bulunmamakla birlikte işbu davada adı geçen ... ...'nce tayin edilen vekil aracılığıyla davaya cevap verilerek «husumet itirazında» bulunulduğuna göre, bu durumun esasen «temsilcide hata» niteliğinde olduğu kabul edilerek husumetin tüzel kişiliğe haiz ve ...'nün de bağlı bulunduğu ...'ne yöneltilmesi için anılan genel müdürlüğe dava «dilekçesinin tebliğ» ettirilmek suretiyle usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
… ce, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu eserlerin icraları için Türkiye'de mali hak takip «yetkisinin» mevcut olduğu, «zamanaşımı def»'inin yerinde bulunmadığı, davalı tarafından yapılan 5 ayrı ihlalin sabit bulunduğu, ... isimli eserin ...' da gerçekleştirilen 3 adet «temsili» için toplam 4.500 Euro, ...'taki temsili için 5.000 Euro, ... isimli eserin ...'taki temsili için 5.000 Euro olmak üzere, dava konusu tüm performanslar için talep edebileceği «rayiç bedelin» 14.500 Euro olduğu, davacının takdiren 3 kat bedel talep edebileceği, 3 kat hesabıyla davacının talep edebileceği bu telif tazminatının 43.500 Euro olduğu, belirle …
1- Davacı vekili, müvekkilinin ...’in “...” isimli eserine ilişkin mali hakları ...’in «mirasçıları» ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca ...n’a ait “...” adlı eserine ilişkin mali hakları ...n’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de «temsil» hakkının da sahibi olduğunu, davalı ... ...’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “...” ile “...” adlı eserleri izin almaksızın kullandığını ileri sürmüş, mahkemece de davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce, her ne kadar mahkemece davalının «husumet itirazı» iç genelge ve mevzuat gerekçesiyle reddedilmiş ise de, 1309 sayılı ...
Kuruluş Kanunu'nun 1. maddesinde ...'nün «tüzel kişiliği» haiz kamu kuruluşu olduğu ve aynı kanunun 2. maddesine göre de lüzumu halinde illerde ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1838 E. , 2013/2382 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14...2010 tarih ve 2008/33-2010/216 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen ....02.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dünyaca ünlü kompozitör Dimitri SHOSTAKOVİCH’in Piano Concerto No 1 isimli eseri ile ilgili malî haklarının mirasçıları ile yapılan sözleşme ile müvekkil tarafından devir alındığını, bu bağlamada müvekkilinin eserin mali haklar yanında temsil hakkının da sahibi olduğunu, buna rağmen davalının müvekkilinin malî haklarına sahip olduğu Piano Concerto No 1 isimli eseri izinsiz bir şekilde İlkbahar Tangosu isimli bale gösterisi sırasında kullandığını, eylemin 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde tekrar edildiğini, anılan eserin notaları olmadan ezbere icra ve temsilinin mümkün bulunmadığını, dolayısıyla temsil için notalarının da kiralanmasının zorunlu olduğunu, zaten müvekkilinin anılan eserle ilgili temsil hakkını nota kirası ile birlikte telif bedelini alarak kullandırdığını, davalının eylemi sebebiyle FSEK’in 68.
maddesi uyarınca her bir eserin temsili için ....000- EURO ile nota kirası için 450.- EURO telif bedeli talep hakkının doğduğunu ileri sürerek, davalı yanın izinsiz kullanımının davacının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, mali haklara tecavüzünün önlenmesine, şimdilik FSEK’in 68. maddesi 9.800.- EURO’nun izinsiz temsil tarihlerinden itibaren faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının malî haklarına sahip olduğunu bildirdiği eserin uluslararası bir festival programı içerisinde bale gösterisinin bir parçası niteliğinde kullanıldığını, herhangi bir orkestra tarafından çalınmak suretiyle seslendirilmediğini,CD' ye kaydedilmiş halinden CD.'nin çalınması suretiyle kullanıldığını, bu nedenle nota kirası istenmesinin söz
konusu olamayacağını, müvekkili kurumun herhangi bir kazanç kastı gütmediğini, istenen tazminatların fahiş olduğunu, istemler biran için kabul edilse dahi ancak yasal faize hükmedilebileceğini savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu musiki eserinin Türkiye'de malî haklarının kullanılabilmesi için (malî) hak sahibi davacıdan izin alınması gerektiği, davalının malî hak sahibinden FSEK'in 48 ve 52. maddesi hükümlerine uygun biçimde malî hakları devir almaksızın izinsiz şekilde Piano Concerto No 1 adlı eserin, İlkbahar Tangosu isimli bale gösterisi sırasında, yurtdışından getirilen bir CD de bulunan eserin icrasına ilişkin tespitten yararlanmak suretiyle 27.08.2006, 09...2006, 14...2006 ve 28...2006 tarihlerinde, umuma yönelik vasıtalı biçimde temsilini sağladığı, davalı eylemine FSEK’in 41. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, davalı eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının, davalının izinsiz biçimde gerçekleştirdiği temsil eylemleri sebebiyle FSEK’in 68.
maddesi uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, aynı biçimde davacının eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı hak sahibinin “sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını” da isteyebileceği,davaya konu eserin her bir temsilinin 850,00 EURO kullanım ücreti ile 450,00 EURO nota kirası karşılığında mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Dava, davacının mali hak sahibi olduğu musiki eserinin davalının izinsiz kullanımının eser üzerindeki haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, mali haklara tecavüzünün önlenmesi, eserin temsil kullanım bedeli ile nota kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının hak sahibi olduğu yargılama konusu eseri ve hatta diğer eserleri, temsili karşılığı bir telif ücreti ile ayrıca nota kirası almak suretiyle üçüncü kişilere kullandırdığı, esasen bu bedelin bir bütün olarak temsil hakkının kullandırılması karşılığı olduğu,anılan eseri izinsiz biçimde, daha önce gerçekleştirilmiş tespitinden yararlanmak suretiyle vasıtalı temsilini sağlayanların nota kirasını ödemekten muaf tutulabilmelerinin mümkün olmadığı, aksi hâlde eser veya hak sahibinin eserden yararlanma biçimini münhasıran belirleme yönündeki hakkının yasaya aykırı biçimde kısıtlanmış olacağı gerekçesiyle davacının nota kirası istemini de yazılı şekilde kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, nota kirası olarak alınan bedel eser notalarının yer aldığı kartonların veya kitapların fiziki nüshalarının geçici süreli kullanılması karşılığında alınan bir ücret olup, dava konusu eserin "İlkbahar Tangosu" isimli bale eseri içerisinde herhangi bir orkestra eşliği olmaksızın "CD" ortamında kullanıldığının, başka bir deyişle eserin kullanımının canlı performans şeklinde gerçekleşmediğinin dosya kapsamı ile sabit ve taraflar arasında çekişmesiz olması karşısında artık nota kirası isteminin kabulü ilke olarak olanaklı değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının nota kirasına ilişkin isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 07,... TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Mahkemece dava konusu müzik eseri üzerinde mali hak sahibi davacının 5846 sayılı kanundan ... haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi aynı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; kanunun 68.maddesinin 1. Fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/... fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünü, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nun 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz olduğu ve hükmün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne bu nedenlerle katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/482660400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz