Deniz Ticaret
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8429 E. 2013/7929 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cevap süresi↗ navlun bedeli↗ ilk itiraz↗ donatan↗ navlun↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir donatan ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, peşin ödenen navlun bedelinin tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin zamanaşımı def'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2053 E. 2012/9504 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · yetki itirazı · taşıma sözleşmesi · yetki
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı definin» süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11871 E. 2010/2879 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir «donatan» ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasındaki «temsilcilik» sözleşmesi uyarınca doğduğu iddia edilen «komisyon» ücreti alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davalı taraf «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece davalının «zamanaşımı def»'i ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden, hüküm bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · komisyon · temsil
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasındaki «temsilcilik» sözleşmesi uyarınca doğduğu iddia edilen «komisyon» ücreti alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davalı taraf «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece davalının «zamanaşımı def»'i ile ilgili olarak bir karar verilmek gerekirken, bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden, hüküm bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1897 E. 2012/1055 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Benzer bu kararda2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son hamil · ciro silsilesi · yetki itirazı · haksız eylem · ciro · olumsuz oy · hamil · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca «haksız eylemin» yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın «yetki itirazının» bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki «ciro silsilesine» göre «son hamilin» davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da «çek» bedelinden «keşideci» ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan da …
2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10115 E. 2013/8439 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Benzer bu karardaSomut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin ibrazı · muvafakat · sebepsiz zenginleşme · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaÖte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...'nın 730/.... maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644. maddesinden kaynaklanan «zamanaşımına» uğrayan çeke dayalı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7480 E. 2011/7186 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Somut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Benzer bu karardaİtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir HUMK’ nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Davalı vekili tarafından davanın zaman aşımı süresi içinde açılmadığı savunulmuş, mahkemece, zaman aşımı definin, davaya «cevap süresi» içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafça yasal «cevap süresi» geçtikten sonra zaman aşımı definde bulunulmuş olmasına rağmen, davacı, savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunmamış olup, savunmanın esasına cevap vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · anonim şirket · dava sebebi · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 1972 ve 1973 yıllarında toplam 10.000 TL yatırdığı, şirket kayıtlarında davacının ortaklık «kaydına» rastlanmadığı, «denkleştirici adalet ilkesi» çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre davacının davalıya ödediği miktarın 4.017,27 TL olduğu, bu miktarda davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kab …
… , özellikle tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle gerekirse davalı şirketin tüm kayıtları getirtilerek, davaya konu paranın davalıya veriliş «sebebinin» ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin «kesin» olarak tespit edilmesi, belirlenecek bu hukuki ilişkiye göre zaman aşımı süresinin ve başlangıç tarihinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar ver …
Dava, «anonim şirket» hisse bedeli olarak ödendiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/8429 E. , 2013/7929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
51. Asliye Ticaret (... .... Denizcilik İhtisas) Mahkemesi’nce verilen 02.02.2012 tarih ve 2011/118-2012/... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ablution emtiasının ...'dan Sudan Limanı'na taşınması işinde acente olarak çalıştığı davalıya taşımaya ilişkin bedellerin gönderildiğini, yapılan havalenin 202.125 ... Dolarlık bölümünün deniz taşımasına dair navlun ücreti olduğunu ancak davalının bu bedeli taşımayı gerçekleştirecek şirkete ödemediğini, müvekkilinin ikinci defa 230.000 ... Dolar navlun ücreti ile ilk taşımadan 27.275 ... Doları fazladan navlun ödemesi yaptığını, ilk gönderilen navlun bedelinin davalı tarafça iade edilmediğini ileri sürerek, toplam 230.450 ... Dolarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir donatan ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, peşin ödenen navlun bedelinin tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin zamanaşımı def'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/509664100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz