Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10115 E. 2013/8439 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin ibrazı↗ cevap süresi↗ ilk itiraz↗ zamanaşımı def'i↗ muvafakat↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen çekin ibraz süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...'nın 730/.... maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644. maddesinden kaynaklanan zamanaşımına uğrayan çeke dayalı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine muvafakatlerinin olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki son işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde zamanaşımına uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, çekin ibraz süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13009 E. 2017/2269 K.
Ortak:çekin ibrazı · zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda726 uyarınca, «hamilin» «müracaat borçlusuna» başvurusu için öngörülen ve «çekin ibraz» müddetinin bitiminden itibaren başlayan 6 aylık «zamanaşımı» süresi de somut olayda asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle dolmuştur.
Bu durum karşısında davalının «zamanaşımı def»'inin kabulü ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Zamanaşımı «def»'i, «sebepsiz zenginleşme» davasının koşulları «kambiyo hukuku» kurallarına göre değerlendirilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo hukuku · müracaat borçlusu · avalist · temsil yetkisi · ciranta · hamil · keşideci · çek
Benzer bu karardaAyrıca davacı alacaklının davasının dayanağı «çek» olmakla, «hamilin» «keşideci» «dahil» tüm «müracaat borçlularına»; bu anlamda «cirantalar» ile «avalistlere» sahip olduğu başvuru hakkı açısından, «ibraz» müddetinin bitiminden itibaren 6 aylık bir «zamanaşımı» süresi öngörülmüştür (TTK m.
Türk Ticaret Kanunu'nun 590. maddesi uyarınca, «temsil yetkisi» bulunmadığı halde, temsilciymiş gibi hareket ederek bir senedi «keşideci» veya «ciranta» olarak imzalayan kimse, o senetten dolayı bizzat sorumlu olur.
Bu açıklamalar sonrası somut olaya gelindiğinde; davada «hamilin» temel ilişkiye dayanmaksızın, çeke dayalı olarak istemde bulunduğu ve davalının «keşideci» olmadığı göz önüne alındığında, öncelikle TTK m.
726 uyarınca, «hamilin» «müracaat borçlusuna» başvurusu için öngörülen ve «çekin ibraz» müddetinin bitiminden itibaren başlayan 6 aylık «zamanaşımı» süresi de somut olayda asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle dolmuştur.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2053 E. 2012/9504 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · yetki itirazı · taşıma sözleşmesi · yetki
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı definin» süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8429 E. 2013/7929 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · donatan · navlun · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir «donatan» ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, peşin ödenen «navlun bedelinin» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4972 E. 2019/6656 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · muvafakat · def'i · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...'nın 730/.... maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644. maddesinden kaynaklanan «zamanaşımına» uğrayan çeke dayalı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «dava konusu» çekin tahsili amacıyla 02/07/2008 tarihinde takip başlatıldığı, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin 31/07/2008 tarihinde borçlu ...yönünden talepte bulunduğu, bundan sonraki talep tarihinin ise 10/02/2009 olup, oradaki 6 ay 10 günlük süre içerisinde başkaca herhangi bir işlem yapılmadığından uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 726. maddesinde çekler için öngörülen 6 aylık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, çekin «keşide tarihinin» 20/05/2006 iken 20/05/2008 olarak değiştiren parafın davalı şirket yetkilisi ...'in «muvafakatiyle» kardeşi ...'e ait olduğu belirlenmişse de 20/05/2008 tarihinden önce davalı şirketin «hisse devri» ile 29/04/2008 tarihinde el değiştirdiği, böylelikle paraf atılarak yapılan değişiklik tarihindeki şirket yetkilisinin ... olmadığı bu sebeple yapılan değişikliğin davalı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu durumda çekin keşide tarihinin 20/05/2006 olduğunun kabulü gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın «ibraz» süresini düzenleyen 700. maddesine göre çekin 30/11/2006 tarihinde yani icra takibine konulmadan önce zamanaşımına uğradığı, gerçek keşide tarihine göre de süresinde bankaya ibraz edilmediği, davacı çeke «ciro» yoluyla «hamil» olduğundan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davalı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak TTK'nın 644. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir …
Dosyanın incelenmesinde davalı tarafından TTK 644. maddeye dayalı tahsil istemi bakımından «zamanaşımı def»'inde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
TTK 644. maddesinde bu nitelikteki bir davanın «dava konusu» çekin «zamanaşımına» uğramasından itibaren 1 yıllık süre içinde ikame edilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, kararda bahsedilen 1 yıllık süre, zamanaşımı süresi olarak düzenlenmiş olup ancak davalı tarafından usulüne uygun şekilde «def»'i olarak süresinde ileri sürülmesi durumunda dikkate alınır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi · istinaf başvurusunun reddi · zamanaşımı defi · davanın konusu · hisse devri · ciro · hamil · keşideci
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «dava konusu» çekin tahsili amacıyla 02/07/2008 tarihinde takip başlatıldığı, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin 31/07/2008 tarihinde borçlu ...yönünden talepte bulunduğu, bundan sonraki talep tarihinin ise 10/02/2009 olup, oradaki 6 ay 10 günlük süre içerisinde başkaca herhangi bir işlem yapılmadığından uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 726. maddesinde çekler için öngörülen 6 aylık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, çekin «keşide tarihinin» 20/05/2006 iken 20/05/2008 olarak değiştiren parafın davalı şirket yetkilisi ...'in «muvafakatiyle» kardeşi ...'e ait olduğu belirlenmişse de 20/05/2008 tarihinden önce davalı şirketin «hisse devri» ile 29/04/2008 tarihinde el değiştirdiği, böylelikle paraf atılarak yapılan değişiklik tarihindeki şirket yetkilisinin ... olmadığı bu sebeple yapılan değişikliğin davalı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu durumda çekin keşide tarihinin 20/05/2006 olduğunun kabulü gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın «ibraz» süresini düzenleyen 700. maddesine göre çekin 30/11/2006 tarihinde yani icra takibine konulmadan önce zamanaşımına uğradığı, gerçek keşide tarihine göre de süresinde bankaya ibraz edilmediği, davacı çeke «ciro» yoluyla «hamil» olduğundan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davalı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak TTK'nın 644. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «dava konusu» çeki «ciro» yolu ile iktisap eden davacının davalı ile aralarında alt ilişki bulunmaması ve çekin düzenlenme, takip ve dava tarihi itibari ile 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesine göre dava açmak bakımından 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmelerinin usul ve yasaya uygun bulunduğu, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davac …
Bu durumda gerek ilk derece mahkemesinin tahsil davasının «zamanaşımına» uğradığı cihetiyle verdiği ret kararı ve gerek bölge adliye mahkemesinin davacının istinaf başvurusu üzerine bu yön itibariyle «istinaf başvurusunun reddine» dair kararı doğru olmamış, ayrıca «zamanaşımı definin» davalı tarafından ileri sürülmediği halde mahkemece re'sen dikkate alınması az yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı olduğu gibi «kamu düzenine» de açıkça aykırılık teşkil etmekte olup kararın bu nedenle de resen bozulması gerekmiştir.
TTK 644. maddesinde bu nitelikteki bir davanın «dava konusu» çekin «zamanaşımına» uğramasından itibaren 1 yıllık süre içinde ikame edilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, kararda bahsedilen 1 yıllık süre, zamanaşımı süresi olarak düzenlenmiş olup ancak davalı tarafından usulüne uygun şekilde «def»'i olarak süresinde ileri sürülmesi durumunda dikkate alınır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10115 E. , 2013/8439 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ....03.2012 tarih ve 2011/253-2012/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı hakkında 30.03.2009 keşide tarihli ....500 TL meblağlı çeke dayalı olarak başlatılan icra takibinde, icra mahkemesince takibe konu çekin zamanaşımına uğradığından bahisle icranın geri bırakılması kararı verildiğini, müvekkilinin zamanaşımına uğrayan çek nedeni ile davalıdan alacaklı olduğunu, ...’nın 644. maddesinde belirtilen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalının çek bedelinden sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, ....500 TL’nin keşide tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kanunun öngördüğü yasal bir yıllık süre geçtikten sonra davanın açıldığını savunarak, zamanaşımı yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen çekin ibraz süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...'nın 730/.... maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644. maddesinden kaynaklanan zamanaşımına uğrayan çeke dayalı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine muvafakatlerinin olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki son işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde zamanaşımına uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, çekin ibraz süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/510987000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz