Denkleştirme Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7480 E. 2011/7186 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirici adalet ilkesi↗ cevap süresi↗ ilk itiraz↗ anonim şirket↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 1972 ve 1973 yıllarında toplam 10.000 TL yatırdığı, şirket kayıtlarında davacının ortaklık kaydına rastlanmadığı, denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre davacının davalıya ödediği miktarın 4.017,27 TL olduğu, bu miktarda davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.017,27 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket hisse bedeli olarak ödendiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Davalı vekili tarafından davanın zaman aşımı süresi içinde açılmadığı savunulmuş, mahkemece, zaman aşımı definin, davaya cevap süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, zaman aşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir HUMK’ nun 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zaman aşımı definin değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır. Ayrıca, 11.04.1940 tarih ve 15/70 sayılı YİBK gerekçesinde de açıklandığı üzere zaman aşımı defini diğer sübut nedenlerinden önce incelenmesi gerekir.
Somut olayda, davalı tarafça yasal cevap süresi geçtikten sonra zaman aşımı definde bulunulmuş olmasına rağmen, davacı, savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunmamış olup, savunmanın esasına cevap vermiştir. Bu itibarla, mahkemece, zaman aşımı definin süresinde olduğu kabul edilip, özellikle tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle gerekirse davalı şirketin tüm kayıtları getirtilerek, davaya konu paranın davalıya veriliş sebebinin ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kesin olarak tespit edilmesi, belirlenecek bu hukuki ilişkiye göre zaman aşımı süresinin ve başlangıç tarihinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2053 E. 2012/9504 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz
İncelediğiniz karardaİtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir HUMK’ nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Davalı vekili tarafından davanın zaman aşımı süresi içinde açılmadığı savunulmuş, mahkemece, zaman aşımı definin, davaya «cevap süresi» içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafça yasal «cevap süresi» geçtikten sonra zaman aşımı definde bulunulmuş olmasına rağmen, davacı, savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunmamış olup, savunmanın esasına cevap vermiştir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Somut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · yetki itirazı · zamanaşımı def'i · taşıma sözleşmesi · def'i · yetki · zamanaşımı
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı definin» süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Markaya tecavüzün tespiti ve men'i | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/800 E. 2014/8162 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · marka hakkına tecavüz · ıslah · zamanaşımı · iltibas
Benzer bu kararda2- Ancak, davalı taraf, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemine karşı «zamanaşımı» definde bulunduğu halde, mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «iltibas» yaratacak şekilde davacıya ait markaları kullandığı, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, zarar miktarının tam olarak belirlenemediği, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre zararın hakim tarafından takdir edilebileceği gerekçesiyle, d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8429 E. 2013/7929 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz
İncelediğiniz karardaİtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir HUMK’ nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Davalı vekili tarafından davanın zaman aşımı süresi içinde açılmadığı savunulmuş, mahkemece, zaman aşımı definin, davaya «cevap süresi» içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafça yasal «cevap süresi» geçtikten sonra zaman aşımı definde bulunulmuş olmasına rağmen, davacı, savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunmamış olup, savunmanın esasına cevap vermiştir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Somut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · donatan · navlun · zamanaşımı def'i · def'i · hak düşürücü süre · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir «donatan» ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, peşin ödenen «navlun bedelinin» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9057 E. 2014/19332 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz kararda… , özellikle tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle gerekirse davalı şirketin tüm kayıtları getirtilerek, davaya konu paranın davalıya veriliş «sebebinin» ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin «kesin» olarak tespit edilmesi, belirlenecek bu hukuki ilişkiye göre zaman aşımı süresinin ve başlangıç tarihinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar ver …
Benzer bu karardaZamanaşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma «sebebi» olması nedeniyle itirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının annesi tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin en «son» tarihinin 28.08.2001 olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesi hükmü gereğince «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
F.. tarafından «zimmete» geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle davalılardan birisi tarafından ileri sürülen «zamanaşımı» definden zamanaşımı definde bulunmamış olan diğer davalılar yararlanamaz.
Diğer davalılar ise «zamanaşımı» definde bulunmuşlardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7480 E. , 2011/7186 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.04.2010 tarih ve 2008/288-2010/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 1974 yılında 10.000 YTL ödeyerek davalı şirketten hisse satın aldığını, davalı tarafından kendisine kar payı ödenmediğini, karşı tarafın, saflığından ve iyiniyetinden istifade ederek kendisini dolandırdığını ileri sürerek, 10.000 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin hisselerinin 2005 tarihinde devredildiğini ve bu tarihte davacının ortaklar arasında bulunmadığını, davacının şirkete borç vermiş olabileceğini, bu durumda da alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 1972 ve 1973 yıllarında toplam 10.000 TL yatırdığı, şirket kayıtlarında davacının ortaklık kaydına rastlanmadığı, denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre davacının davalıya ödediği miktarın 4.017,27 TL olduğu, bu miktarda davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.017,27 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket hisse bedeli olarak ödendiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Davalı vekili tarafından davanın zaman aşımı süresi içinde açılmadığı savunulmuş, mahkemece, zaman aşımı definin, davaya cevap süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, zaman aşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir HUMK’ nun 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zaman aşımı definin değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır. Ayrıca, 11.04.1940 tarih ve 15/70 sayılı YİBK gerekçesinde de açıklandığı üzere zaman aşımı defini diğer sübut nedenlerinden önce incelenmesi gerekir.
Somut olayda, davalı tarafça yasal cevap süresi geçtikten sonra zaman aşımı definde bulunulmuş olmasına rağmen, davacı, savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunmamış olup, savunmanın esasına cevap vermiştir. Bu itibarla, mahkemece, zaman aşımı definin süresinde olduğu kabul edilip, özellikle tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle gerekirse davalı şirketin tüm kayıtları getirtilerek, davaya konu paranın davalıya veriliş sebebinin ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kesin olarak tespit edilmesi, belirlenecek bu hukuki ilişkiye göre zaman aşımı süresinin ve başlangıç tarihinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028285400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz