Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2053 E. 2012/9504 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cevap süresi↗ ilk itiraz↗ zamanaşımı defi↗ yetki itirazı↗ zamanaşımı def'i↗ taşıma sözleşmesi↗ def'i↗ yetki↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile yetki itirazı ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin zamanaşımı definin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8429 E. 2013/7929 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · donatan · navlun · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir «donatan» ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, peşin ödenen «navlun bedelinin» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7480 E. 2011/7186 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Somut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Benzer bu karardaİtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir HUMK’ nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Davalı vekili tarafından davanın zaman aşımı süresi içinde açılmadığı savunulmuş, mahkemece, zaman aşımı definin, davaya «cevap süresi» içinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafça yasal «cevap süresi» geçtikten sonra zaman aşımı definde bulunulmuş olmasına rağmen, davacı, savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunmamış olup, savunmanın esasına cevap vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · anonim şirket · dava sebebi · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 1972 ve 1973 yıllarında toplam 10.000 TL yatırdığı, şirket kayıtlarında davacının ortaklık «kaydına» rastlanmadığı, «denkleştirici adalet ilkesi» çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre davacının davalıya ödediği miktarın 4.017,27 TL olduğu, bu miktarda davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kab …
… , özellikle tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle gerekirse davalı şirketin tüm kayıtları getirtilerek, davaya konu paranın davalıya veriliş «sebebinin» ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin «kesin» olarak tespit edilmesi, belirlenecek bu hukuki ilişkiye göre zaman aşımı süresinin ve başlangıç tarihinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar ver …
Dava, «anonim şirket» hisse bedeli olarak ödendiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1897 E. 2012/1055 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · yetki itirazı · zamanaşımı def'i · def'i · yetki · zamanaşımı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca «haksız eylemin» yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın «yetki itirazının» bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki «ciro silsilesine» göre «son hamilin» davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da «çek» bedelinden «keşideci» ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son hamil · ciro silsilesi · haksız eylem · ciro · olumsuz oy · hamil · keşideci · çek
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca «haksız eylemin» yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın «yetki itirazının» bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki «ciro silsilesine» göre «son hamilin» davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da «çek» bedelinden «keşideci» ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan da …
2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15170 E. 2012/20393 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen «zamanaşımının» değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10115 E. 2013/8439 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin ibrazı · muvafakat · sebepsiz zenginleşme · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaÖte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...'nın 730/.... maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644. maddesinden kaynaklanan «zamanaşımına» uğrayan çeke dayalı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14046 E. 2018/7314 K.
Ortak:zamanaşımı defi · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı definin» süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYakınol birleşen davada süresinden sonra ....04.2016 günlü dilekçesi ile «zamanaşımı def»'ini ileri sürmüş, davacılar vekilince savunmanın genişletillmesine açıkca «muvafakat» edilmemiş, diğer davalılar ise usulüne uygun ve süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşlerdir.
Bu durumda, mahkemece «zamanaşımı def»'inde bulunan davalılar yönünden bu nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru ise de, süresinde zamanaşımı definde bulunmayan davalı ...
… n birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Asıl ve birleşen davalar, davacı bankanın icracı müdürleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece birleşen davada tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · açılmamış sayılma · muvafakat · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada davacı vekilince davalılar ..., ... ve ...'na karşı açılan davanın HMK.nın 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davacı tarafından davalı ...'e karşı açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, birleşen davada davacı tarafından davalılar ..., ... ve ...'na karşı açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… n birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Asıl ve birleşen davalar, davacı bankanın icracı müdürleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece birleşen davada tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma «sebebi» olması nedeniyle itirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.
Yakınol birleşen davada süresinden sonra ....04.2016 günlü dilekçesi ile «zamanaşımı def»'ini ileri sürmüş, davacılar vekilince savunmanın genişletillmesine açıkca «muvafakat» edilmemiş, diğer davalılar ise usulüne uygun ve süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşlerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/2053 E. , 2012/9504 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/07/2010 tarih ve 2010/142-2010/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çalışmış olduğu şirketin almış olduğu iş nedeniyle müvekkilini yurtdışına götürmek istediğini, bunun için pasaportun işveren şirketin İstanbul’daki adresine gönderilmek üzere davalıya teslim ettiğini, ancak davalı tarafından müvekkiline ait pasaportun içinde bulunduğu zarfın alıcısına ulaştırılmadığını ileri sürerek, 15.000,00 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile yetki itirazı ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin zamanaşımı definin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059655700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz