Çek İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1897 E. 2012/1055 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
son hamil↗ cevap süresi↗ ciro silsilesi↗ ilk itiraz↗ yetki itirazı↗ haksız eylem↗ ciro↗ zamanaşımı def'i↗ olumsuz oy↗ def'i↗ hamil↗ keşideci↗ yetki↗ çek↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca haksız eylemin yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın yetki itirazının bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki ciro silsilesine göre son hamilin davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da çek bedelinden keşideci ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne, davacı...'ın açtığı dava ile davacı şirketin davalılar ... ve ... aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan ... vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2053 E. 2012/9504 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · yetki itirazı · zamanaşımı def'i · def'i · yetki · zamanaşımı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca «haksız eylemin» yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın «yetki itirazının» bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki «ciro silsilesine» göre «son hamilin» davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da «çek» bedelinden «keşideci» ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan da …
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile «yetki itirazı» ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı definin» süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8429 E. 2013/7929 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davalı vekili yasal «cevap süresi» içerisinde «zamanaşımı def»’inde bulunmamış, ....04.2011 tarihli davaya cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, ....2011 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 197. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · donatan · navlun · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ....07.2008 tarihli ödeme belgesi ile navlunu ödediği, 2008 Ekim ayı içerisinde taşımanın gerçekleşmemesi üzerine davacının ....2008 tarihinde başka bir «donatan» ile anlaşarak taşımayı yaptırdığı sabit olup davanın açıldığı ....07.2010 tarihi itibariyle bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, peşin ödenen «navlun bedelinin» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/455 E. 2011/7726 K.
Ortak:ilk itiraz
İncelediğiniz kararda2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davanın «mutlak ticari» dava olduğu gerekçesiyle «ilk itiraz» olmaksızın yasaya ve usule uygun olmayarak re’sen verilen iş «bölümü» nedeniyle «görevsizlik» kararının gönderme niteliğinde olup bağlayıcı bulunmadığı, TTK’nun 5/3. maddesinin uygulanmayacağı, bu halde «görevli» olunmadığı gerekçesiyle görevsizlik niteliğinde dosyanın Bakırköy 7.
1) Mahkemece, «ilk itiraz» olmaksızın verilen «görevsizlik» kararının bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, TTK’nun 5. maddesi gereğince dava dosyası kendisine gönderilen mahkeme, gönderen mahkemenin verdiği gönderme kararı ile bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · işbölümü · iş bölümü · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davanın «mutlak ticari» dava olduğu gerekçesiyle «ilk itiraz» olmaksızın yasaya ve usule uygun olmayarak re’sen verilen iş «bölümü» nedeniyle «görevsizlik» kararının gönderme niteliğinde olup bağlayıcı bulunmadığı, TTK’nun 5/3. maddesinin uygulanmayacağı, bu halde «görevli» olunmadığı gerekçesiyle görevsizlik niteliğinde dosyanın Bakırköy 7.
Davalı taraf iş «bölümü» itirazında bulunmadığı hallerde dahi, mahkeme davanın kendi «işbölümüne» girmediği gerekçesiyle gönderme kararı verdiğinden, gönderilen mahkeme bu gönderme kararı ile bağlıdır.
1) Mahkemece, «ilk itiraz» olmaksızın verilen «görevsizlik» kararının bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, TTK’nun 5. maddesi gereğince dava dosyası kendisine gönderilen mahkeme, gönderen mahkemenin verdiği gönderme kararı ile bağlıdır.
Bu halde, davaya bakmaya mecbur olan Asliye Ticaret Mahkemesinin «görevsizlik» niteliğinde verdiği gönderme kararı doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10115 E. 2013/8439 K.
Ortak:cevap süresi · ilk itiraz · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca «haksız eylemin» yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın «yetki itirazının» bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki «ciro silsilesine» göre «son hamilin» davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da «çek» bedelinden «keşideci» ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan da …
Benzer bu karardaSomut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin ibrazı · muvafakat · sebepsiz zenginleşme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...'nın 730/.... maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644. maddesinden kaynaklanan «zamanaşımına» uğrayan çeke dayalı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1897 E. , 2012/1055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR 1-....
2-Kadir Dolan
Vekilleri : Av. ...
DAVALILAR 1-...
Vekili : Av. ...
2-...
3-...
4-...
5-...
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/07/2009 tarih ve 2007/394-2009/352 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.01.2012 gününde davacılar vekilinin duruşmadan vazgeçme dilekçeside dikkate alınarak duruşmadan vazgeçilmiş olmakla, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili Kadir adına kayıtlı olan kamyonun satılmak üzere davalı ...’ın oto galerisine teslim edildiğini, kamyonun anılan davalı tarafından davalı ...’a satıldığını, kamyon bedeli olarak davacıya 18.000,00 TL nakit ödeme yapıldığını, ayrıca biri 1.000,00 TL bedelli, diğeri 26.000,00 TL bedelli iki adet çek verildiğini, 1.000,00 TL bedelli çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, keşidecisi davalı ... olan 26.000-TL. bedelli çekin ise 05/01/2005 tarihinde bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıktığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine davacı ...'ın davalı ... ile görüştüğünü, çek bedelini ...’in ödeyeceğinin bildirildiğini, ...’in bedelini ödeyeceğini söyleyerek çeki davacıdan aldığını ve çeki davacıya iade etmediği gibi bedelini de ödemediğini, bu kişinin gerçekte davalı ...
olduğunun tespit edildiğini, davalı ... ‘nin hile ve desise ile çeki davacıdan alıp iade etmeyerek suç işlediğini ileri sürerek, 26.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin yerleşim yeri adresi itibariyle davaya bakma yetkisinin Kartal Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu, davacı şirketin söz konusu alacakla bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin aracı olduğunu, dava konusu çeki sadece alıcıyı tanıması nedeniyle hatıra binaen imzaladığını, borcun zamanaşımına uğradığını, borç ilişkisinin davacı ..... ile alıcı ... arasında olduğunu savunarak, davanın yetki, zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
.../...
2010/1897
2012/1055
-2-
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, HUMK'nun 2l nci maddesi uyarınca haksız eylemin yapıldığı yer mahkemesinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, davalı ...'ın yetki itirazının bu yönden yerinde görülmediği, dava konusu çekteki ciro silsilesine göre son hamilin davacı şirket olduğu, davalı ...'ın, çekin haksız eylem sonucu davacı...'ın elinden alınmasından ve iade edilmemesinden sorumlu olmayacağının öne sürülemeyeceği, davalı ...'ın da çek bedelinden keşideci ve davalı ... ile birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'ın çekin keşidecisi olduğu gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne, davacı...'ın açtığı dava ile davacı şirketin davalılar ...
ve ... aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan ... vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mümeyyiz anılan davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuş olup, zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir.İtirazlardan farklı olarak diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.HUMK.nun 197 nci maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.Ancak,cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı savunmasının değerlendirilebilmesi, karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmaması koşuluna bağlıdır.Somut olayda davacı vekili, yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine derhal karşı koymamış, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir.O halde, mahkemece bu konuda denetlenebilir biçimde olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalılardan ... yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
13.02.2012 - SK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007814300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz