Rehin açığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3114 E. 2019/2030 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehin açığı↗ ibraz süresi↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ aciz vesikası↗ illiyet bağı↗ rehin↗ tazminat davası↗ rücu↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tahsil edilemeyen kredilerle ilgili olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların
sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden aciz vesikası veya rehin açığına bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara rücu koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, görevli oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında illiyet bağının kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı bankanın usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı eski şube müdürleri aleyhine açılan tazminat davası olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır. Davacı tarafından ibraz edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır. Bu durum karşısında, işbu dava yönünden alınmış böyle bir genel kurul kararının bulunmadığı anlaşılmış ise de, anılan eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve ibrazı için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin sair, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3401 E. 2024/2972 K.
Ortak:rehin açığı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · aciz vesikası · illiyet bağı · rehin · tazminat davası · rücu · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır.
1- Dava, davacı bankanın usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı eski şube müdürleri aleyhine açılan «tazminat davası» olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 998 tarihleri arasında davalı ...'in 16.02.1998-18.06.1998 tarihleri arasında, davalı ...'ın ise 28.08.1998 tarihinden itibaren Şube Müdürü olarak görev yaptıkları, «görevli» oldukları dönem içinde dava dilekçesinde belirtilen 40 adet şirkete muhtelif tarihlerde kredi kullandırıldığı, davalıların kredi kullandırım koşullarında belirtilen güvenceler alınmadan veya eksik alınarak kredi kullandırmaları, güvencede «ipotek» açığı, ekspertiz değeri yetersizliği, senet ve nakit «bloke» açığına neden oldukları, istihbarat raporları gereğince verilen talimatlara uymadıkları, bazı kredilerin «yönetim kurulu» kararı alınmadan kullandırıldığı ve bu şekilde bankanın zarara uğratıldığı iddiasıyla bu zararın giderilmesi isteminde bulunulduğu, davacının zarar iddiası dosyada fotokopisi bulunan davacı banka genel müdürlüğünün Teftiş Kurulu Müfettişi ... tarafından düzenlenen 27.12.1999 tarih, 1999-31-2 sayılı soruşturma raporu ve eki belgelere dayandırıldığı, davacı vekili 09.04.2015 «havale» tarihli dilekçesi ekinde dava dayanağı kredi alacaklarına ait ekstreleri «ibraz» etmiş olup, kredi alacaklarının dava dilekçesinde belirtildiği gibi 40 firmadan değil, 27 firmadan kaynaklandığı belirtildiği, diğer 13 firmanın riski bulunduğuna dair belge ibraz edilmediği, ekstreleri ibraz edilen 27 adet firmanın kullandıkları kredilerden tahsil edilemeyen tutarlar bilirkişi raporu ile hesaplandığı ve davacı bankanın 3.058.847 CHF, 71.045.985 DEM, 35.575.089,46 USD, 38.014.105,44 TL kredi bakiyesinin söz konusu olduğunun belirtildiği, davacı talebi içinde yer almayan ...Denizcilik A.Ş.'ne ait 2.950.050,00 TL kredi bakiyesi indirildiğinde 35.064.055,44 TL'lik bir kredi bakiyesinin mevcut olduğunun belirtildiği, tahsil edilemeyen bu kredilerle ilgili olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıkları ayrı ayrı ortaya konması gerektiği, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin dosyaya ibraz edilmesi gerektiği ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıklarının zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerektiği, görülmekte olan davada ise bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre görevli oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, dosya içeriğinden bu şekilde belgenin ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, dosyaya fotokopisi sunulan müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediği, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin de söz konusu olmadığı, davada bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğunun, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediği, davacı bankanın zararı ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · nispi vekalet ücreti · bloke · ara karar · ipotek · olumsuz oy · havale · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… 998 tarihleri arasında davalı ...'in 16.02.1998-18.06.1998 tarihleri arasında, davalı ...'ın ise 28.08.1998 tarihinden itibaren Şube Müdürü olarak görev yaptıkları, «görevli» oldukları dönem içinde dava dilekçesinde belirtilen 40 adet şirkete muhtelif tarihlerde kredi kullandırıldığı, davalıların kredi kullandırım koşullarında belirtilen güvenceler alınmadan veya eksik alınarak kredi kullandırmaları, güvencede «ipotek» açığı, ekspertiz değeri yetersizliği, senet ve nakit «bloke» açığına neden oldukları, istihbarat raporları gereğince verilen talimatlara uymadıkları, bazı kredilerin «yönetim kurulu» kararı alınmadan kullandırıldığı ve bu şekilde bankanın zarara uğratıldığı iddiasıyla bu zararın giderilmesi isteminde bulunulduğu, davacının zarar iddiası dosyada fotokopisi bulunan davacı banka genel müdürlüğünün Teftiş Kurulu Müfettişi ... tarafından düzenlenen 27.12.1999 tarih, 1999-31-2 sayılı soruşturma raporu ve eki belgelere dayandırıldığı, davacı vekili 09.04.2015 «havale» tarihli dilekçesi ekinde dava dayanağı kredi alacaklarına ait ekstreleri «ibraz» etmiş olup, kredi alacaklarının dava dilekçesinde belirtildiği gibi 40 firmadan değil, 27 firmadan kaynaklandığı belirtildiği, diğer 13 firmanın riski bulunduğuna dair belge ibraz edilmediği, ekstreleri ibraz edilen 27 adet firmanın kullandıkları kredilerden tahsil edilemeyen tutarlar bilirkişi raporu ile hesaplandığı ve davacı bankanın 3.058.847 CHF, 71.045.985 DEM, 35.575.089,46 USD, 38.014.105,44 TL kredi bakiyesinin söz konusu olduğunun belirtildiği, davacı talebi içinde yer almayan ...Denizcilik A.Ş.'ne ait 2.950.050,00 TL kredi bakiyesi indirildiğinde 35.064.055,44 TL'lik bir kredi bakiyesinin mevcut olduğunun belirtildiği, tahsil edilemeyen bu kredilerle ilgili olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıkları ayrı ayrı ortaya konması gerektiği, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin dosyaya ibraz edilmesi gerektiği ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıklarının zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerektiği, görülmekte olan davada ise bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre görevli oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, dosya içeriğinden bu şekilde belgenin ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, dosyaya fotokopisi sunulan müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediği, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin de söz konusu olmadığı, davada bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğunun, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediği, davacı bankanın zararı ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… elil durumunun çeliştiğini, Mahkeme gerekçesini kabul etmediklerini, teftiş raporları ve yazılı beyanlarından da görüleceği üzere kullandırılan krediye dair bir çok «olumsuz» husus bulunduğunu, davanın esasını Banka Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen 27.12.1999 tarih 1999/31-2 sayılı yasal soruşturma raporunda yer alan tespitlerin oluşturduğunu, 14.05.2003 tarihli dava dilekçesi ile 40 firmaya kullandırılan krediler sonrasında 31.624.123,73 TL, 62.542.185 DM ve 6.206.620 USD’nin faizi ile birlikte davalılarca ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, 10.02.2015 tarihli «ara» karar sonrasında kredi riski süren firmalar ve hesap ekstre örneklerinin sunulduğunu, Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu içerisinde ise kredi alacaklarının 40 firmadan değil 27 firmadan kaynakladığı ve bakiyesinin ise dava ile talep edilen tutardan fazla olmak üzere 38.014.105,44 TL olduğu tespitine yer verildiğini, dava ikame tarihinden günümüze dek geçen 13 yılı aşkın süreçte tamamen tahsil edilen ve riski sonlandırılan krediler olduğunu, tahsil edilerek sonlandırılan kredilerden davaya konu edilen talepleri konusunda Mahkeme tarafından tarafından Konusuz Kalan Kısımlara Dair Karar Verilmesine Yer Olmadığı Kararı verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edildiğini, bu nedenle öncelikle kararın bozulması gerektiğini, zira yasal takibe düşen bu kredilerin davalılar tarafından kullandırıldığını, dava tarihi itibariyle devam eden risklerden sorumluluklarının olduğunu, dava dosyasına «ibraz» edilen Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2013/6842 E., 2013/9861 K. ve 14.05.2013 tarihli ve yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2007/11458 E., 2009/322 K. ve 19.01.2009 tarihli oybirliğiyle bankamız lehine vermiş olduğu bozma kararı örneklerinin incelenmediğini, «rehin açığı» ve/veya aciz belgesinin varlığının davalıların sorumlulukları için şart koşulduğunu, bu tespitin Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, Banka Krediler Yönetmeliği 15. maddesi "Bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, o firma hakkında İstihbarat ve Mali Tahlil Yönetmeliği esasları doğrultusunda istihbarat yapılması ( MİTR ) ve edinilen bilgi ve verilerin kredi tespiti için olumsuz olmaması koşuluyla ve Genel Müdürlükçe «belirlenen ilkeler» doğrultusunda kredi saptanır." hükmünü içerdiğini, davalıların kullandırılmaması gereken kredi kullandırılmasına ve neticesinde banka zararı ortaya çıkmasına sebep …
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davanın «tazminat davası» olduğunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısımının uygulanarak «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bu yönden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13174 E. 2016/3556 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · aciz vesikası · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz kararda… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır.
Davacı tarafından «ibraz» edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır.
Benzer bu karardaDavalı Banka Müdürü dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı Banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka zararının ve zararın oluşumunda davalıların kusurunun kanıtlanamadığı, davacılar tarafından tahsis edilen krediler dolayısıyla «aciz vesikasına» bağlanılmış alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davada alınmış böyle bir genel kurul kararı sunulmamış ise de bu eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · zamanaşımı · teminat
Benzer bu karardaDavalılar usulsüz veya yeterli «teminat» alınmaksızın tahsis ettikleri krediler nedeniyle davacı Banka'nın uğradığı zararlardan sorumlu olup sorumluluğun doğması için kredi borçları nedeniyle yapılan takiplerin «aciz vesikasına» bağlanılması gerekli değildir.
Aksinin kabulü 6762 Sayılı Yasa'nın 309. maddede yer alan ve eylemin vuku tarihinden itibaren «zamanaşımının» işleyeceğine dair düzenlemeye aykırılık teşkil eder.
… unmadığı, varsa yapılan tahsilatlar da gözetilerek sorumluluk miktarının ne olacağına ilişkin bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik araştırma» ve yetersiz bilirkişi raporları uyarınca davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1271 E. 2021/5158 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın kısmen iptali ile takibin 153.600.-TL «asıl alacak» üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar «yasal faiz» uygulanmasına, asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce ıslak imzalı karar ile Uyapta kayıtlı kararın farklı olması nedeniyle bo …
3 benzer karar daha
-
Maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2467 E. 2015/8162 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz kararda… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından «ibraz» edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır.
… nel kurul kararının bulunmadığı anlaşılmış ise de, anılan eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle davalı ... vekilinin …
Benzer bu karardaSomut olayda, «zayi belgesi» verilmesi talep edilen belgeler arasında bir ticari işe ilişkin tüm yazışmalardan oluşan ticari mektuplar ile ıslak imzalı belgelerin olduğu, bu belgeler yönünden davacının saklama ve istenildiğinde «ibraz» yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken, davanın yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama yükümlülüğü · zayi belgesi · zayi · tacir · e-defter
Benzer bu karardaTTK'nın 82. maddesinde neler için «zayi belgesi» verilmesi istenebileceği tahdidi olarak gösterilmemiş, bir «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerden söz edilmiştir.
Mahkemece, «zayi belgesi» verilmesi talep edilen belgelerin TTK'nın 82. maddesinde sayılan belgelerden olmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 Sayılı TTK'nın 82/7. maddesi gereğince «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece talebe konu belgelerin TTK'nın 82. maddesinde sayılan belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, «zayi belgesi» verilmesi talep edilen belgeler arasında bir ticari işe ilişkin tüm yazışmalardan oluşan ticari mektuplar ile ıslak imzalı belgelerin olduğu, bu belgeler yönünden davacının saklama ve istenildiğinde «ibraz» yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken, davanın yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5751 E. 2019/584 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır.
… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından «ibraz» edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır.
Benzer bu karardaDavalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Bu nedenle, davacı tarafa, dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · vekalet sözleşmesi · havale
Benzer bu karardaTL «havale» yapıldığı, muhasebeci tarafından ....553 TL ödeme yapıldığı, alınan bedellerin hesabını verme yükümlülüğünün Borçlar Kanunu «vekalet sözleşmesi» hükümleri gereği davalıda olduğu, davalının ise bunların ispatına yönelik bir husus ileri sürmediği, havale ile ... adına gönderilen ....000 TL, «kasa açığı» bedeli, davacıya ait araç gereçler ve 16.772,36 TL değerindeki yakıtın davalı uhdesinde olduğu iddialarının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın taleple bağlı …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7789 E. 2013/23466 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · illiyet bağı · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz kararda… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır.
Davacı tarafından «ibraz» edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar «kusur», kanuna aykırılık ve «illiyet bağı» yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle davalıların sorumluluğu söz konusu değil ise de öncelikle davanın BK'nın 41. maddesinde öngörülen zarar ve «haksız fiilin» öğrenilmesi tarihinden itibaren bir yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığı sonucuna varıldığı, gerekçesi ile asıl dosyada davalılardan ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılardan ..., ..., ... hakkında açılan davanın HMK 150. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», birleşen dosyada davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davada alınmış böyle bir genel kurul kararının bulunmadığı anlaşılmış ise de bu eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı · açılmamış sayılma · haksız fiil · kusur · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar «kusur», kanuna aykırılık ve «illiyet bağı» yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle davalıların sorumluluğu söz konusu değil ise de öncelikle davanın BK'nın 41. maddesinde öngörülen zarar ve «haksız fiilin» öğrenilmesi tarihinden itibaren bir yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığı sonucuna varıldığı, gerekçesi ile asıl dosyada davalılardan ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılardan ..., ..., ... hakkında açılan davanın HMK 150. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», birleşen dosyada davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda birleştirilen dava ile ilgili olarak dava dilekçesi bu davanın davalıları ...,...ve...’a tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadığı ve davalılara «savunma hakkı» tanınmadığı anlaşıldığından, öncelikle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3114 E. , 2019/2030 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 15/11/2016 tarih ve 2013/129-2016/842 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 12/03/2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların bankanın... Şubesi’nin eski şube müdürleri olduğunu, 1995-1998 arası bir kısım şirketlere kullandırılan kredilerde koşullara uyulmadığını, yeterli güvencenin alınmadığını, ekspertiz değerlerinin yetersiz olduğunu, istihbarat raporları gereğince verilen talimatlara uyulmadığını, firmalardan kredi borçlarının tahsil edilemediğini, bankanın bu surette zarar uğradığını ileri sürerek, 31.624,12 TL, 62.542.185 DM ve 6.206.620 USD davalılardan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tahsil edilemeyen kredilerle ilgili olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların
sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden aciz vesikası veya rehin açığına bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara rücu koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, görevli oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında illiyet bağının kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı bankanın usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı eski şube müdürleri aleyhine açılan tazminat davası olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır. Davacı tarafından ibraz edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır. Bu durum karşısında, işbu dava yönünden alınmış böyle bir genel kurul kararının bulunmadığı anlaşılmış ise de, anılan eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve ibrazı için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle davalı ...
vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin sair, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin sair, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 12/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/493927300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz