İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5751 E. 2019/584 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tamamlanabilir dava şartı↗ ibraz süresi↗ kasa açığı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ hmk 115/3↗ vekalet sözleşmesi↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalıya ....415,... TL havale yapıldığı, muhasebeci tarafından ....553 TL ödeme yapıldığı, alınan bedellerin hesabını verme yükümlülüğünün Borçlar Kanunu vekalet sözleşmesi hükümleri gereği davalıda olduğu, davalının ise bunların ispatına yönelik bir husus ileri sürmediği, havale ile ... adına gönderilen ....000 TL, kasa açığı bedeli, davacıya ait araç gereçler ve 16.772,36 TL değerindeki yakıtın davalı uhdesinde olduğu iddialarının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın taleple bağlı kalınarak ....000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-Dava, yönetici vasfındaki şube müdürü davalının sorumluluğuna ilişkindir. Davalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır. Davada alınmış böyle bir genel kurul kararı sunulmamış ise de bu eksiklik 6100 sayılı HMK 115/... maddesi uyarınca tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir. Bu nedenle, davacı tarafa, dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve ibrazı için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7789 E. 2013/23466 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaDavalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Bu nedenle, davacı tarafa, dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Davada alınmış böyle bir genel kurul kararının bulunmadığı anlaşılmış ise de bu eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkı · illiyet bağı · açılmamış sayılma · haksız fiil · kusur · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar «kusur», kanuna aykırılık ve «illiyet bağı» yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle davalıların sorumluluğu söz konusu değil ise de öncelikle davanın BK'nın 41. maddesinde öngörülen zarar ve «haksız fiilin» öğrenilmesi tarihinden itibaren bir yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığı sonucuna varıldığı, gerekçesi ile asıl dosyada davalılardan ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılardan ..., ..., ... hakkında açılan davanın HMK 150. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», birleşen dosyada davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda birleştirilen dava ile ilgili olarak dava dilekçesi bu davanın davalıları ...,...ve...’a tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadığı ve davalılara «savunma hakkı» tanınmadığı anlaşıldığından, öncelikle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1300 E. 2021/1375 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Benzer bu karardaDavalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342.maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından aynı Yasa'nın 341.maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için dava açılması yolunda davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış bir karar olmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret · kesin süre · usulden reddi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda davacı yana genel kurul kararı alınması hususunda iki aylık «kesin süre» verilmiş ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere sözkonusu dava şartı gerçekleşmiş olduğundan davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
… nü itibariyle dosya arasına alınmadığından,duruşma günü genel kurul kararının sehven sunulmadığının kabulü ile ve ayrıca 20.12.2019 tarihli celsede davacı vekili de «mazeret» bildirmek suretiyle duruşmaya katılmadığından anılan noksanlığın farkedilemediği gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13174 E. 2016/3556 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaDavalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Bu nedenle, davacı tarafa, dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaDavalı Banka Müdürü dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı Banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Davada alınmış böyle bir genel kurul kararı sunulmamış ise de bu eksiklik sonradan tamamlanabileceğinden davacı tarafa dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · aciz vesikası · zamanaşımı · teminat
Benzer bu karardaDavalılar usulsüz veya yeterli «teminat» alınmaksızın tahsis ettikleri krediler nedeniyle davacı Banka'nın uğradığı zararlardan sorumlu olup sorumluluğun doğması için kredi borçları nedeniyle yapılan takiplerin «aciz vesikasına» bağlanılması gerekli değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka zararının ve zararın oluşumunda davalıların kusurunun kanıtlanamadığı, davacılar tarafından tahsis edilen krediler dolayısıyla «aciz vesikasına» bağlanılmış alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aksinin kabulü 6762 Sayılı Yasa'nın 309. maddede yer alan ve eylemin vuku tarihinden itibaren «zamanaşımının» işleyeceğine dair düzenlemeye aykırılık teşkil eder.
… unmadığı, varsa yapılan tahsilatlar da gözetilerek sorumluluk miktarının ne olacağına ilişkin bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik araştırma» ve yetersiz bilirkişi raporları uyarınca davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3114 E. 2019/2030 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaDavalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır.
Bu nedenle, davacı tarafa, dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve «ibrazı» için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacağından davacı banka tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması hususunda alınmış bir karar olmalıdır.
… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından «ibraz» edilen 04.05.2012 tarihli genel kurul kararı da somut uyuşmazlığı kapsamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin açığı · aciz vesikası · illiyet bağı · rehin · tazminat davası · rücu · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… i olarak davalıların hangi işlemleri yaptıkları, hangi belgelerdeki imzaları nedeniyle sorumlu olduklarının belirtilmediği, ıslak imzalı herhangi bir kayıt ve belge «ibraz» edilmediği, davalılara yükletilen sorumlulukların neler olduğu, görev yaptıkları dönemler itibariyle hangi eylemleri ile zarara yol açtıklarının ayrı ayrı ortaya konulması, düzenledikleri ıslak imzalı belgelerin ibraz edilmesi ve oluşan banka zararına ne şekilde yol açtıkları, zararın ne kadarlık kısmından sorumlu olduklarının açıklanması ve belgelendirilmesi gerekirken bu yönde kanıtlayıcı delil ve belge ibraz edilmediği, davalıların sorumluluklarının somut olarak açıklanmadığı, kredi kullandırılan şirketlerle ilgili olarak tahsil imkanının ortadan kalktığı tutarlar yönünden «aciz vesikası» veya «rehin açığına» bağlanmadığı ve bu nedenle davalılara «rücu» koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, davalıların farklı tarihlerde görev yaptıklarına göre, «görevli» oldukları dönemde hangi işlemleri ile bankanın zararına sebep olduklarının somut ve imzalarını içeren belgelerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu belgelerin ibraz edilmediği, müfettiş raporu dışında davalıların sorumluluğuna gidilebilecek herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davalıların ayrı dönemlerde banka şube müdürü olarak görev yaptıklarından, iddia edilen zarar tutarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliinin de söz konusu olamayacağı, bu durumun dahi ayrıştırılmadığı, hangi davalının ne kadar banka zararından sorumlu olduğu, kusurlu işlem ve eylemlerinin neler olduğunun somut olarak belirtilmediğinden zarar ile davalıların eylem ve işlemleri arasında «illiyet bağının» kanıtlanamadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı bankanın usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı eski şube müdürleri aleyhine açılan «tazminat davası» olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5751 E. , 2019/584 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../03/2014 tarih ve 2012/22-2014/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket vekili, davalının bir süre müvekkili şirketin maden ocağındaki araçlarına yakıt sağlamakla görevli olduğunu, görev yaptığı esnada yakıt alınan dava dışı petrol ofisine 71.136,00 TL ödeme yapıldığını, harcanan yakıtın ise 54.363,... TL değerinde olduğunu, yine davalıya muhasebeci aracılığıyla verilen ....553,00 TL ile ayrıca verilen 14.400,00 TL’nin geri ödemesinin yapılmadığını, davalının sorumluluğunda bulunan şantiye kasasının 7.700.00 TL açık verdiğini, şirkete ait 1.500 TL değerindeki malzemelerin davalı tarafından alınıp geri getirilmediğini, davalının tüm bu kazanımlarının haksız olduğunu ileri sürerek şimdilik ....000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, şirket temsilcisinin bilgisi dışında yakıt almadığını, alınan yakıtların bedelini temsilcinin kendisinin ödediğini, muhasebeci tarafından kendisine verilenler gibi zaman zaman iletilen paraların işçilere dağıtımını yaptığını, herhangi bir alet almadığını, şirket kasasının idaresinin kendisinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalıya ....415,... TL havale yapıldığı, muhasebeci tarafından ....553 TL ödeme yapıldığı, alınan bedellerin hesabını verme yükümlülüğünün Borçlar Kanunu vekalet sözleşmesi hükümleri gereği davalıda olduğu, davalının ise bunların ispatına yönelik bir husus ileri sürmediği, havale ile ... adına gönderilen ....000 TL, kasa açığı bedeli, davacıya ait araç gereçler ve 16.772,36 TL değerindeki yakıtın davalı uhdesinde olduğu iddialarının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın taleple bağlı kalınarak ....000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-Dava, yönetici vasfındaki şube müdürü davalının sorumluluğuna ilişkindir. Davalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacağından davacı şirket tarafından aynı Yasa'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca dava açılması yolunda alınmış bir karar olmalıdır. Davada alınmış böyle bir genel kurul kararı sunulmamış ise de bu eksiklik 6100 sayılı HMK 115/... maddesi uyarınca tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir. Bu nedenle, davacı tarafa, dava açılması yönünde genel kurul kararı alınması ve ibrazı için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, ... numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/483641500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz