Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1774 E. 2013/2428 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi feragat↗ tahkikat↗ davanın konusu↗ iyiniyet↗ pasif husumet yokluğu↗ münhasırlık↗ eş rızası↗ ihtiyati tedbir↗ pasif husumet↗ fesih↗ marka hakkına tecavüz↗ husumet yokluğu↗ feragat↗ maddi ve manevi tazminat↗ sulh↗ ıslah↗ terkin↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin fesih ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir rıza ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının temsilcilik ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını taşıyan ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir davanın konusu olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı münhasır lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ... nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL
manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (...) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Davacı vekili tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile daraltılmıştır.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. 01/.../2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, ıslah yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında ihtiyati tedbir yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından ihtiyati tedbir kararı verilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14013 E. 2012/17049 K.
Ortak:kısmi feragat · tahkikat · iyiniyet · ihtiyati tedbir · feragat · sulh · ıslah · terkin
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «ıslah» yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında «ihtiyati tedbir» yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından i …
Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaBir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Davalı tarafın bu konuda kabulü olmadan «ıslah» yolu ile birleşen davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, kararın «ilanına» ilişkin istemlerin dava dilekçesindeki taleplerden çıkartılması mümkün olmayıp, yapılan bu çıkartılmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerekmektedir.
… nusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının «ilanını», adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen «ihtiyati tedbir» kararı verilmesinin istendiği, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğü, iptali, «terkini», hükümsüzlük kararının ilanı, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinden «feragat» edildiği sonucuna varılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · ilan
Benzer bu kararda… nusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının «ilanını», adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini talep etmiş; «ıslah» dilekçesiyle, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, hükümsüzlük kararının ilanına, adı geçen …
Davalı tarafın bu konuda kabulü olmadan «ıslah» yolu ile birleşen davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, kararın «ilanına» ilişkin istemlerin dava dilekçesindeki taleplerden çıkartılması mümkün olmayıp, yapılan bu çıkartılmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerekmektedir.
… nusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının «ilanını», adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen «ihtiyati tedbir» kararı verilmesinin istendiği, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğü, iptali, «terkini», hükümsüzlük kararının ilanı, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinden «feragat» edildiği sonucuna varılmalıdır.
Şti. vekilinin hükmedilen «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3337 E. 2012/7155 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · feragat · sulh · ıslah · terkin
İncelediğiniz karardaBir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Benzer bu karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Feragat, kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de «ıslah» yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · ihtirazi kayıt · trafik kazası · iş bölümü · olumsuz oy · muvafakat · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün yaptığı «trafik kazası» nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Islahla «müddeabih» artırılırken, yargılaması süren davadaki müddeabih artırılmaktadır, uyuşmazlığın tümü için müddeabih sınırlandırılmamaktadır.
… sinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak kanaate göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1397 E. 2013/9047 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · feragat · sulh · ıslah · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «ıslah» yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında «ihtiyati tedbir» yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından i …
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Benzer bu kararda… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tazmin talebi · müddeabih · güven kurumu · özen yükümlülüğü · peşin karar harcı · internet bankacılığı · temerrüt tarihi
Benzer bu kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan «bölümün», ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6041 E. 2022/5440 K.
Ortak:ıslah · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (...) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Davacı vekili tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı, yargılama sırasında verilen «ıslah» dilekçesi ile daraltılmıştır.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Sonraki hükümler, «ıslahın» şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · derdestlik · usulden reddi · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla asıl dava tarihi itibarıyla yabancı mahkemede açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak asıl dava hakkında 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken asıl davadan sonra açılan ve kesinleşen yabancı mahkeme kararının «kesin» hüküm olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava 14.08.2008 tarihinde açılmış olup mahkemenin «kesin» hükme dayanak yaptığı dava ise asıl dava tarihinden sonra açılmış ve kesinleşmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12576 E. 2011/4903 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (...) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Davacı vekili tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı, yargılama sırasında verilen «ıslah» dilekçesi ile daraltılmıştır.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Sonraki hükümler, «ıslahın» şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rizikonu» «teminat kapsamında» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava dilekçesinde talep edilen 7.000,00 TL’nin 24.09.2007 tarihinden itibaren reeskont faiziyle, «ıslah» dilekçesiyle istenilen bakiye 7.142,78 TL’nin ise yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
02.06.2009 tarihli «ıslah» dilekçesi ile istenilen ‘«ticari faiz»’ ibaresinin, ticari işlerde uygulanan «avans faizini» kapsadığının ve dava dilekçesiyle talep edilen 7.000,00 TL tutarındaki kısım için davacının talebini daralttığının ancak ıslah dilekçesiyle istenilen bakiye kısım için bu faizin uygulanmasının gerektiğinin kabulü gerekir.
Bu durum karşısında, «ıslah» edilen kısım için hükmedilen alacağın ticari işlerde uygulanan avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · işyeri sigorta poliçesi · işyeri sigortası · teminat kapsamı · ticari faiz · riziko · temerrüt faizi · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, TTK'nun 4.maddesi uyarınca «mutlak ticari» davadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rizikonu» «teminat kapsamında» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava dilekçesinde talep edilen 7.000,00 TL’nin 24.09.2007 tarihinden itibaren reeskont faiziyle, «ıslah» dilekçesiyle istenilen bakiye 7.142,78 TL’nin ise yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dolayısıyla davacı tarafın ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkündür.
02.06.2009 tarihli «ıslah» dilekçesi ile istenilen ‘«ticari faiz»’ ibaresinin, ticari işlerde uygulanan «avans faizini» kapsadığının ve dava dilekçesiyle talep edilen 7.000,00 TL tutarındaki kısım için davacının talebini daralttığının ancak ıslah dilekçesiyle istenilen bakiye kısım için bu faizin uygulanmasının gerektiğinin kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1774 E. , 2013/2428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.11.2011 tarih ve 2011/37-2011/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri “vision”, “vision procelain”, “vision classic”, “vision law” ve “vision zirkom” ibareli markalarla diş porseleni üretip pazarlayan dünya çapında tanınmış bir şirket olduğunu, kırmızı timsah logosunu da kullandığını ve bunun ürünleri ile adeta özdeşleşmiş bulunduğunu, kırmızı timsah şekliyle birlikte vision die metallkeramik ibareli markasını ....03.1995 tarihinde Lihtenştayn’da, 28.06.1995 tarihinde de WIPO'da 5 ve .... sınıf ürünleri kapsar biçimde tescil ettirdiğini, müvekkili ile davalının ürünlerin Türkiye'de ve Türki Cumhuriyetlerde pazarlanabilmesi amacıyla 2007 yılı Eylül ayında görüşmelere başlandığını ve 2007 yılında sözlü olarak mütabakata varıldığını, anılan anlaşma uyarınca davalının "vision classic+şekil" ve "vision die metallkeramik+şekil" ibare ve biçimli markaların 5 ve ....
sınıf ürünler için tescili amacıyla ....2007 tarihinde ...’ye başvuru yaptığını, 2007/57398 ve 2007/57399 sayılarıyla marka tescillerini sağladığını, müvekkilinin bu yolla marka ve logosunun Türkiye tek satıcısı davalı aracılığıyla kötüniyetli üçüncü kişilere karşı koruma altına almak istediğini, müvekkili ile davacının 20.11.2007 ve ....11.2007 tarihli yazılı sözleşmeleri imzaladıklarını, ayrıca 20.11.2007 tarihli münhasır satış sözleşmesine ek olarak davalı ile ....11.2007 tarihinde marka koruma ve kullanmaya ilişkin ayrı bir sözleşme yapıldığını, anılan sözleşme ile davalıya iyi bir satış desteği sağlamak amacıyla müvekkilinin kırmızı timsah logosu ile diğer grafik ve resimlerini tayin edilen sınırlar içerisinde 5 yıl süre ile serbestçe kullanma, tecavüzlere karşı korumak üzere marka tescilini sağlamak konusunda yetki verildiğini, 22.04.2010 tarihli bildirimle taraflar arasında yapılmış tüm sözleşmelerin feshedildiğini, davalıya feshin tebliğ edildiğini, fesihle birlikte davalının müvekkili unvan, logo ve markalarını kullanma yetkisinin son bulduğunu, buna rağmen davalının
www.biremdental.com.tr alan adını taşıyan internet web sayfalarında, tabelâsı ve basılı kâğıtlarında müvekkilinin Türkiye tek satıcısı olduğunu ifade ederek, onun unvan, logo ve markalarını kullanmayı sürdürdüğünü, bu şekilde müvekkilinin marka hakkına tecavüz edip haksız rekabet yarattığını, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi uyarınca müvekkilinin davalı adına tescil edilen markaların kendisine devredilmesini isteme yetkisi bulunduğunu ifade ederek, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetinin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo marka ürün fotoğrafları ile diğer görsellerin web sayfalarından ve basılı evrak ile tabelâ gibi ortamlardan çıkarılmasına, 2007/57398 ve 2007/57399 sayılı markaların gerçek hak sahibi olan müvekkiline devredilmesine, mümkün görülmez ise hükümsüzlüğüne, ....000 TL maddi ile ....000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilânına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini ....811,14 TL’ye yükseltmiş, manevi tazminat talebini ise 5.000 TL’ye indirmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin fesih ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir rıza ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının temsilcilik ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını taşıyan ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir davanın konusu olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı münhasır lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ...
nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL
manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (...) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Davacı vekili tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile daraltılmıştır.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş;
83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği;
84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. 01/.../2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, ıslah yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında ihtiyati tedbir yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından ihtiyati tedbir kararı verilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484555000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz