6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1774 E. 2013/2428 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi feragat tahkikat davanın konusu iyiniyet pasif husumet yokluğu münhasırlık eş rızası ihtiyati tedbir pasif husumet fesih marka hakkına tecavüz husumet yokluğu feragat maddi ve manevi tazminat sulh ıslah terkin taşıyan dosya masrafı haksız rekabet vekalet ücreti temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 83 · HMK — HMK 176

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin fesih ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir rıza ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının temsilcilik ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını taşıyan ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir davanın konusu olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı münhasır lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ... nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL

manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (...) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

...- Davacı vekili tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile daraltılmıştır.

Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. 01/.../2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.

Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.

Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.

Bu durumda mahkemece, ıslah yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında ihtiyati tedbir yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından ihtiyati tedbir kararı verilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14013 E. 2012/17049 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3337 E. 2012/7155 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1397 E. 2013/9047 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Ortaklık tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6041 E. 2022/5440 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12576 E. 2011/4903 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/1774 E.  ,  2013/2428 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.11.2011 tarih ve 2011/37-2011/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri “vision”, “vision procelain”, “vision classic”, “vision law” ve “vision zirkom” ibareli markalarla diş porseleni üretip pazarlayan dünya çapında tanınmış bir şirket olduğunu, kırmızı timsah logosunu da kullandığını ve bunun ürünleri ile adeta özdeşleşmiş bulunduğunu, kırmızı timsah şekliyle birlikte vision die metallkeramik ibareli markasını ....03.1995 tarihinde Lihtenştayn’da, 28.06.1995 tarihinde de WIPO'da 5 ve .... sınıf ürünleri kapsar biçimde tescil ettirdiğini, müvekkili ile davalının ürünlerin Türkiye'de ve Türki Cumhuriyetlerde pazarlanabilmesi amacıyla 2007 yılı Eylül ayında görüşmelere başlandığını ve 2007 yılında sözlü olarak mütabakata varıldığını, anılan anlaşma uyarınca davalının "vision classic+şekil" ve "vision die metallkeramik+şekil" ibare ve biçimli markaların 5 ve ....

sınıf ürünler için tescili amacıyla ....2007 tarihinde ...’ye başvuru yaptığını, 2007/57398 ve 2007/57399 sayılarıyla marka tescillerini sağladığını, müvekkilinin bu yolla marka ve logosunun Türkiye tek satıcısı davalı aracılığıyla kötüniyetli üçüncü kişilere karşı koruma altına almak istediğini, müvekkili ile davacının 20.11.2007 ve ....11.2007 tarihli yazılı sözleşmeleri imzaladıklarını, ayrıca 20.11.2007 tarihli münhasır satış sözleşmesine ek olarak davalı ile ....11.2007 tarihinde marka koruma ve kullanmaya ilişkin ayrı bir sözleşme yapıldığını, anılan sözleşme ile davalıya iyi bir satış desteği sağlamak amacıyla müvekkilinin kırmızı timsah logosu ile diğer grafik ve resimlerini tayin edilen sınırlar içerisinde 5 yıl süre ile serbestçe kullanma, tecavüzlere karşı korumak üzere marka tescilini sağlamak konusunda yetki verildiğini, 22.04.2010 tarihli bildirimle taraflar arasında yapılmış tüm sözleşmelerin feshedildiğini, davalıya feshin tebliğ edildiğini, fesihle birlikte davalının müvekkili unvan, logo ve markalarını kullanma yetkisinin son bulduğunu, buna rağmen davalının

www.biremdental.com.tr alan adını taşıyan internet web sayfalarında, tabelâsı ve basılı kâğıtlarında müvekkilinin Türkiye tek satıcısı olduğunu ifade ederek, onun unvan, logo ve markalarını kullanmayı sürdürdüğünü, bu şekilde müvekkilinin marka hakkına tecavüz edip haksız rekabet yarattığını, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi uyarınca müvekkilinin davalı adına tescil edilen markaların kendisine devredilmesini isteme yetkisi bulunduğunu ifade ederek, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetinin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo marka ürün fotoğrafları ile diğer görsellerin web sayfalarından ve basılı evrak ile tabelâ gibi ortamlardan çıkarılmasına, 2007/57398 ve 2007/57399 sayılı markaların gerçek hak sahibi olan müvekkiline devredilmesine, mümkün görülmez ise hükümsüzlüğüne, ....000 TL maddi ile ....000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilânına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini ....811,14 TL’ye yükseltmiş, manevi tazminat talebini ise 5.000 TL’ye indirmiştir.

Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin fesih ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir rıza ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının temsilcilik ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını taşıyan ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir davanın konusu olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı münhasır lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ...

nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL

manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (...) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

...- Davacı vekili tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile daraltılmıştır.

Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş;

83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği;

84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. 01/.../2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.

Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.

Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.

Bu durumda mahkemece, ıslah yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında ihtiyati tedbir yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından ihtiyati tedbir kararı verilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484555000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.