Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14013 E. 2012/17049 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi feragat↗ tahkikat↗ iyiniyet↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ feragat↗ sulh↗ ıslah↗ terkin↗ ilan↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacıya ait “ELLE” markasının KHK’nin 7/i ve 8/4 maddeleri anlamında tanınmış marka olduğu, davalı şirket tarafından yapılan dava konusu 2005/30077 başvuru numaralı “ELLE+ŞEKİL” markasının kapsamında bulunan tüm sınıflar üzerinde tescilinde TRIP’s 16/3 ve KHK'nin 8/4/2. cümle şartlarının oluştuğu, bu nedenle farklı sınıflarda tescilinin mümkün olmadığı, TPE YİDK kararının iptali koşullarının ve markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, birleşen dava yönünden; davacı tarafından yapılan 2005/38948 no’lu marka müracaatı ile davalı adına kayıtlı markalar arasında KHK’nin 7/1-b maddesi anlamında benzerliğin olduğu, TPE YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl dava dosyası yönünden; TPE YİDK'nun 2007-M-5148 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 2005/30077 numaralı “ELLE+ŞEKİL” markasının tescilli olduğu 12. ve 20. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, sair taleplerin reddine, birleşen dava dosyası yönünden YİDK kararının iptali ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının yaptığı itirazın reddine dair TPE YİDK kararının iptali, tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü, terkini, davacı markalarına davalı şirketin vaki tecavüzlerinin, haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi istemlerine; birleşen dava ise, davacı marka tescil başvurusunun kısmen reddine dair TPE YİDK kararının iptali, davalı markasının hükümsüzlüğü, terkini istemlerine ilişkindir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Yukarıdaki özetten anlaşılacağı üzere davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; dava konusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının ilanını, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, hükümsüzlük kararının ilanına, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin taleplerini dava dilekçesinden ıslahen çıkardığını bildirmiştir. Davalı tarafın bu konuda kabulü olmadan ıslah yolu ile birleşen davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, kararın ilanına ilişkin istemlerin dava dilekçesindeki taleplerden çıkartılması mümkün olmayıp, yapılan bu çıkartılmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerekmektedir. Buna göre dava konusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının ilanını, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesinin istendiği, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğü, iptali, terkini, hükümsüzlük kararının ilanı, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinden feragat edildiği sonucuna varılmalıdır. Bu durumda mahkemece birleşen davada feragat edilen taleplerin reddine ilişkin hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1774 E. 2013/2428 K.
Ortak:kısmi feragat · tahkikat · iyiniyet · ihtiyati tedbir · feragat · sulh · ıslah · terkin
İncelediğiniz karardaBir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Davalı tarafın bu konuda kabulü olmadan «ıslah» yolu ile birleşen davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, kararın «ilanına» ilişkin istemlerin dava dilekçesindeki taleplerden çıkartılması mümkün olmayıp, yapılan bu çıkartılmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerekmektedir.
… nusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının «ilanını», adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen «ihtiyati tedbir» kararı verilmesinin istendiği, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğü, iptali, «terkini», hükümsüzlük kararının ilanı, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinden «feragat» edildiği sonucuna varılmalıdır.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, «ıslah» yolu ile manevi tazminat istemine konu miktarın daraltılması mümkün olmayıp, yapılan bu daraltmanın hukuken «kısmi feragat» olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı taraf lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken bu husus göz önüne alınmaksızın sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında «ihtiyati tedbir» yolu ile davalı adına tescilli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talep edilmişse de, Yargıtay Kanunu kapsamında temyiz aşamasında Yargıtay tarafından i …
Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · pasif husumet yokluğu · münhasırlık · eş rızası · pasif husumet · fesih · marka hakkına tecavüz · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme ilişkisinin «fesih» ve benzeri bir nedenle sona ermesini müteakip anılan markaların tarafların arasındaki ....11.2011 günlü sözleşme uyarınca davacı hak sahibine geri döneceği, davalının bu yükümü, sözleşme feshedilmesine karşın yerine getirmediği, 556 sayılı KHK’nın .... maddesi hükmünün hukuka uygun bir «rıza» ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescillerin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıanın ileri sürülmediği, davalının «temsilcilik» ilişkisinin devam ettiği süre zarfında davacı markasını «taşıyan» ürünlere yönelik müşteri hacmini artırmasının ve bunun karşılığı bir alacak tesis edip etmediğinin ayrı bir «davanın konusu» olabileceği, ancak markaların devredilmeme nedeni sayılamayacağı, bu nedenle sözleşme ilişkisinin devamı süresince geçerli olmak üzere davalı adına tescil edilen markaların, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacıya devredilmesinin gerektiği, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, ref'i, maddî ve manevî tazminat ile tescil edilen markaların devri istemlerinin ancak davalı şirkete karşı yöneltilebileceği, davalı ...’ye karşı anılan istemlerle bir dava açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’ye karşı açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davalının davacı ile aralarında yaptığı «münhasır» lisans sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kendisine ait web sayfalarında ve diğer ortamlarda davacının tek yetkili temsilcisi olduğunu bildirmesi ve onun marka, unvan ve logo ile değişik görsellerini kullanmasının davacının gerçek hak sahibi olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve haksız rekabetin önlenmesine, kullanıma tecavüz oluşturan unvan, logo, marka, ürün fotoğraf ve benzeri diğer görsellerin davalıya ait web sayfalarından ve basılı evrak ile tabela gibi ortamlardan çıkarılmasına, ... nezdinde davalı şirket adına tescilli olan ....2007/57399 ve ....2007/57398 sayılı markaların tescilinin 556 sayılı KHK'nın .... maddesi uyarınca davacıya devrine, ....811,14 TL maddî ve 5.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin «masrafı» davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilânına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3337 E. 2012/7155 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · feragat · sulh · ıslah · terkin
İncelediğiniz karardaBir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Benzer bu karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan HUMK’nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83.maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84.maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Feragat, kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de «ıslah» yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · ihtirazi kayıt · trafik kazası · iş bölümü · olumsuz oy · muvafakat · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2006/313 E. sayılı dosya ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL «maddi tazminatın» davalılardan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında verdiği «ıslah» dilekçesiyle talebini 23.109 TL’ye çıkardığı ancak bu talebinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dava dilekçesinde ya da talebin genişletildiği ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde artık davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve «ihtirazi kayıt» bildirmemiş olan alacaklının davalının «muvafakat» etmesi hali dışında bu alacak «bölümü» yönünden ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün yaptığı «trafik kazası» nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Islahla «müddeabih» artırılırken, yargılaması süren davadaki müddeabih artırılmaktadır, uyuşmazlığın tümü için müddeabih sınırlandırılmamaktadır.
… sinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak kanaate göre olumlu ya da «olumsuz» bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1397 E. 2013/9047 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · feragat · sulh · ıslah · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, «feragat», kabul, «sulh» gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile «terk» edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Benzer bu kararda… 83. ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçe …
… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · tazmin talebi · müddeabih · güven kurumu · özen yükümlülüğü · peşin karar harcı · internet bankacılığı · temerrüt tarihi
Benzer bu kararda… onra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından, 27.12.2010 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, «internet bankacılığı» yolu ile toplam 72.000.00 TL'nin bilmediği başka hesaplara «havale» edildiğini, davalı bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini ve müvekkilinin zararının «tazmini talebinin» reddedildiğini, davalının 21.01.2011 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek, 72.000.00 TL'nin 21.01.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 23.08.2012 tarihinde talebini «ıslah» ederek, 49.851.45 USD’nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının, 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etm …
A.Ş.’nin sebebiyet verdiğini, gizliliği temin edilmesi gereken şifrenin banka «dahil» olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı, bir «güven kurumu» olan davalı bankanın «internet bankacılığı» bakımından objektif özen borcunun gereği olarak en yüksek güvenlik önlemlerini almakla yükümlü bulunduğu, somut olayın davalı bankanın bu sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullandığı ve TL olarak talepte bulunduğu, «ıslah» sureti ile de olsa kullandığı seçimlik hakkını değiştiremeyeceği gibi «temerrüt tarihini» de geriye çekemeyeceği gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş hali ile 76.375,30 TL üzerinden kısmen kabulü ile, bu miktarın 72.000.00 TL’sinin 21.01.2011 tarihinden, bakiye 4.375,30 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile faiz başlangıcının geriye alınması isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılacağı kabul edilerek, davalıdan tahsili istenilen dolar cinsinden alacağın TL karşılığı olan dava dilekçesinde belirtilen tutardan fazla olup bilirkişi raporu ile tespit edilen artan «bölümün», ıslah yoluyla istenebilmesi mümkün değildir.
3- (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11858 E. 2016/9302 K.
Ortak:tahkikat · iyiniyet · ıslah · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Bir başka anlatımla, «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
2- Asıl dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının yaptığı itirazın reddine dair TPE YİDK kararının iptali, tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü, «terkini», davacı markalarına davalı şirketin vaki tecavüzlerinin, «haksız rekabetinin» tespiti ve önlenmesi istemlerine; birleşen dava ise, davacı marka tescil başvurusunun kısmen reddine dair TPE YİDK kararının iptali, davalı markasının hükümsüzlüğü, terkini istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaOysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen «ıslah» edebileceği ve ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Diğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir 1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · tescilsiz tasarım · eksik inceleme
Benzer bu karardaDiğer bir söyleyişle «ıslah», «iyiniyetli» tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan «deliller değerlendirildikten» sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
… ın haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu «tescilsiz tasarımları» uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6041 E. 2022/5440 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaKarar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde «ıslah» kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş; 83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 84. maddede, ıslahın «tahkikata» tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Sonraki hükümler, «ıslahın» şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de «ıslah» müessesesi düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · derdestlik · usulden reddi · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla asıl dava tarihi itibarıyla yabancı mahkemede açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak asıl dava hakkında 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken asıl davadan sonra açılan ve kesinleşen yabancı mahkeme kararının «kesin» hüküm olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava 14.08.2008 tarihinde açılmış olup mahkemenin «kesin» hükme dayanak yaptığı dava ise asıl dava tarihinden sonra açılmış ve kesinleşmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14013 E. , 2012/17049 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/03/2010 tarih ve 2008/22-2010/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK’nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl dosyada, davalı şirketin “ELLE+ŞEKİL” ibareli marka başvurusuna müvekkili firmaya ait elle, elle decor ve elle girl ibareli markalarına dayanılarak yapılan itirazın, markaların benzer olmasına karşın, farklı mal/hizmetlerde kullanılacağı gerekçesiyle reddedildiğini, bu red kararına karşı TPE YİDK nezdinde yapılan itirazın da kısmen reddedildiğini, müvekkiline ait “ELLE” ve “ELLE” esas unsurlu markaların dünyaca tanınmış markalar olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’in 05.10.2007 tarihli 2007-M-5418 sayılı kısmi red kararının iptalini ve 2005/30077 numaralı ELLE+ŞEKİL ibareli marka başvurusu tescil edilmişse marka tescil belgesinin hükümsüzlüğünü, davacı markalarına davalı şirketin vaki tecavüzlerinin, haksız rekabetlerinin tespitini ve önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada ise; davacı tarafından 2005/38948 sayılı “ELLE” ibareli markanın tescili için yapılan marka tescil başvurusunun bir kısım eşyalar için reddine ilişkin YİDK’nın 08.05.2008 tarihli 2008/M-2875 karar sayılı kısmi red kararının reddedilen kısım açısından iptal edilmesini ve müvekkili şirket adına tescilli markalara tecavüz eden davalı şirket adına tescilli 2005/30077 sayılı “ELLE+ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüz sayılmasını, iptali ile terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum işlem ve kararlarının yerinde olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, TPE’nin mevcut duruma göre kararını oluşturduğunu, bu yüzden davacı tarafın 556 Sayılı KHK.nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri ile ilgili savlarının kabul edilemeyeceğini savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacıya ait “ELLE” markasının KHK’nin 7/i ve 8/4 maddeleri anlamında tanınmış marka olduğu, davalı şirket tarafından yapılan dava konusu 2005/30077 başvuru numaralı “ELLE+ŞEKİL” markasının kapsamında bulunan tüm sınıflar üzerinde tescilinde TRIP’s 16/3 ve KHK'nin 8/4/2. cümle şartlarının oluştuğu, bu nedenle farklı sınıflarda tescilinin mümkün olmadığı, TPE YİDK kararının iptali koşullarının ve markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, birleşen dava yönünden; davacı tarafından yapılan 2005/38948 no’lu marka müracaatı ile davalı adına kayıtlı markalar arasında KHK’nin 7/1-b maddesi anlamında benzerliğin olduğu, TPE YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl dava dosyası yönünden;
TPE YİDK'nun 2007-M-5148 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 2005/30077 numaralı “ELLE+ŞEKİL” markasının tescilli olduğu 12. ve 20. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, sair taleplerin reddine, birleşen dava dosyası yönünden YİDK kararının iptali ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının yaptığı itirazın reddine dair TPE YİDK kararının iptali, tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü, terkini, davacı markalarına davalı şirketin vaki tecavüzlerinin, haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi istemlerine; birleşen dava ise, davacı marka tescil başvurusunun kısmen reddine dair TPE YİDK kararının iptali, davalı markasının hükümsüzlüğü, terkini istemlerine ilişkindir.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 83. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş;
83. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği;
84. maddede, ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın, tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 176 ila 182. maddelerinde de ıslah müessesesi düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Bir başka anlatımla, ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemeyeceği gibi, feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşıdığından, açık bir irade beyanı ile terk edilebilecek hakların, ıslahla terki yani feragatle yapılabilecek talep daraltmalarının ıslahla yapılması olanaklı değildir.
Yukarıdaki özetten anlaşılacağı üzere davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; dava konusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının ilanını, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, hükümsüzlük kararının ilanına, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin taleplerini dava dilekçesinden ıslahen çıkardığını bildirmiştir.
Davalı tarafın bu konuda kabulü olmadan ıslah yolu ile birleşen davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğüne, iptaline, terkinine, kararın ilanına ilişkin istemlerin dava dilekçesindeki taleplerden çıkartılması mümkün olmayıp, yapılan bu çıkartılmanın hukuken kısmi feragat olduğunun kabulü gerekmektedir. Buna göre dava konusu TPE YİDK kararının iptalini, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, iptalini, terkinini, hükümsüzlük kararının ilanını, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesinin istendiği, davalı adına tescilli 2005 30077 sayılı “ELLE+E ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğü, iptali, terkini, hükümsüzlük kararının ilanı, adı geçen davalı markasının davalı şirket tarafından kullanımının ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinden feragat edildiği sonucuna varılmalıdır.
Bu durumda mahkemece birleşen davada feragat edilen taleplerin reddine ilişkin hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 25,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalı TPE'nden ayrı ayrı alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Denge İç ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd.
Şti.'ne iadesine, 31/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064350200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz