Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10180 E. 2013/9170 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak arama özgürlüğü↗ fatura alacağı↗ tacirler arası hizmet sözleşmesi↗ adil yargılanma hakkı↗ aktif husumet yokluğu↗ peşin karar harcı↗ tacirler arası dava↗ aktif husumet↗ hizmet sözleşmesi↗ husumet yokluğu↗ bilirkişi incelemesi↗ fatura↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen vekaletname kapsamında gerçekleştirdiği hizmetler karşılığının ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davaya konu alacağa temel teşkil eden vekaletname incelendiğinde, davalı tarafça, davacı şirket yetkilisi ... ’na bir takım idari iş ve işlemlere yönelik olmak üzere vekalet verildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin, bir başka fatura alacağı nedeniyle açtığı ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.12.2011 tarih 2011/128 Esas 2011/493 Karar sayılı dosyasında davalının savunmasında davacı şirketin vekil olarak yetkilendirildiğini beyan ettiği iddia edildiği gibi davalı vekili
tarafından sunulan 15.02.2012 tarihli cevap dilekçesinin 2. bendinde, davalı şirket tarafından vekile avans niteliğinde ve talep üzerine elden çeşitli ödemeler yapıldığı belirtilmiş olmakla öncelikle belirtilen dosyadaki davalı vekilinin beyanının değerlendirilmesi, gerektiğinde davalının varsa ödemelerinin davacı şirkete mi intikal ettirildiği vekaletnamede vekil olarak tayin edilen ve davacı şirketin de yetkili temsilcisi olan ... 'na verilen vekalet yetkisinin davacı şirketi temsilen mi verildiği hususunun, ödemebelgeleri ve şirket defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre aktif husumetin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. Bu itibarla, 20.03.2012 tarihli celsede davalı tarafça ibraz olunan cevap dilekçesi, davacı vekiline celse sırasında tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından yazılı olarak beyanda bulunma talebi dile getirilmiş, ancak mahkemece replik dilekçesinin sunumu için davacı tarafa süre verilmeyerek, yargılamaya son verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7148 E. 2013/6544 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı · e-defter
İncelediğiniz kararda… rlendirilmesi, gerektiğinde davalının varsa ödemelerinin davacı şirkete mi intikal ettirildiği vekaletnamede vekil olarak tayin edilen ve davacı şirketin de yetkili «temsilcisi» olan ... 'na verilen vekalet «yetkisinin» davacı şirketi temsilen mi verildiği hususunun, ödemebelgeleri ve şirket «defter» kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre «aktif husumetin» değerlendirilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçe ile «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAncak, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tespit davası · komisyon · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/765 E sayılı dosyası ile genel kurulun toplandığı, yönetim, denetleme ve araştırma «komisyonunun» seçildiği, dayanak mahkeme kararının temyiz aşamasında olduğu, talep doğrultusunda karar verilmesi halinde dayanak mahkeme kararının ve temyiz incelemesinin hükümsüz ve konusuz kalacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, 18.02.2012 tarihinde yapılan davalı şirket olağanüstü genel kurulunun yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilip duruşma açılmadan talebin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın esasa ilişkin olduğu gözetilip, davanın esas «defterine» «kaydı» ile taraflara duruşma günü tebliğ edilip, duruşma yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan dava değişik iş defterine kaydedilerek duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12942 E. 2012/8609 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı
İncelediğiniz kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAdil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olup, duruşma gün ve saatinden önce dosyanın ele alınarak hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36.ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · dava sebebi
Benzer bu karardaAdil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olup, duruşma gün ve saatinden önce dosyanın ele alınarak hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
2-Bozma «sebebine» göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10874 E. 2014/594 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Bu itibarla, 20.03.2012 tarihli celsede davalı tarafça «ibraz» olunan cevap dilekçesi, davacı vekiline celse sırasında tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından yazılı olarak beyanda bulunma talebi dile getirilmiş, ancak mahkemece replik dilekçesinin sunumu için davacı tarafa süre verilmeyerek, yargılamaya «son» verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu karardaBununla birlikte, davalı vekili «bilirkişi raporuna itirazlarını süresi» içinde 11.03.2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunmuş, itiraz dilekçesi mahkemesine 22.03.2013 tarihinde ulaşmış olup, mahkemece 21.03.2012 tarihli «son» celsede davalının rapora olan itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itiraz süresi · rücuen tazmin · hukuki dinlenilme hakkı · tazmin talebi · savunma hakkının kısıtlanması · bilirkişi raporuna itiraz · savunma hakkı · ön inceleme duruşması
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
1-Dava, nakliyat emtia abonman poliçesi uyarınca davacının dava dışı sigortalısına ödediği sigorta bedelinin «rücuen tazmini talebine» ilişkindir.
Bununla birlikte, davalı vekili «bilirkişi raporuna itirazlarını süresi» içinde 11.03.2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunmuş, itiraz dilekçesi mahkemesine 22.03.2013 tarihinde ulaşmış olup, mahkemece 21.03.2012 tarihli «son» celsede davalının rapora olan itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu 11. maddesi "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde «tebligat» vekile yapılır." hükmüne haiz olmasına rağmen mahkemece ön «inceleme duruşma» tarih ve saati 25.04.2013 tarihinde asile tebliğ edilmiş ve bu suretle vekil ön inceleme duruşmasına katılamamıştır.
4 benzer karar daha
-
Tenfiz | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8834 E. 2013/22387 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı
İncelediğiniz kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAnayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tenfiz · tebligat
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Dava, «tenfiz» istemine ilişkin olup mahkemece yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bu adrese çıkarılan «tebligatın» bila tebliğ iade edilmesi sonrasında adres araştırması yapılmadan 03.08.2010 tarihinde bu adrese Tebligat Kanunu 35. madde gereğince tebligat yapılmıştır.
Ancak, mahkemece davacının bildirdiği adrese çıkartılan «tebligatın» bilateblig dönmesi üzerine davalının adresi resmi kurumlardan araştırılmadan ve bu arada nüfus müdürlüğünün yazısının 21.08.2008 tarihinde verildiği gözden kaçırılarak nüfus müdürlüğüne adres değişikliği olup olmadığı sorulmadan Yasa'nın 35. maddesine göre tebliğ yapılması doğru olmamış davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14505 E. 2016/80 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı
İncelediğiniz kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAnayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
2004 sayılı İİK'nın «265»/4. maddesi hükmüne aykırı olarak itiraz dilekçelerinin sunulmasından sonra gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan ve itiraz hakkında taraflar dinlenmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · kısıtlılık · teminat mektubu · ihtiyati haciz
Benzer bu kararda2004 sayılı İİK'nın «265»/4. maddesi hükmüne aykırı olarak itiraz dilekçelerinin sunulmasından sonra gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan ve itiraz hakkında taraflar dinlenmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklı tarafından verilen «teminat mektubunun» bulunduğu, ihtiyati hacze dayanak «kredi sözleşmesi» ile itiraza dayanak kredi sözleşmesi arasında irtibata dair yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» edenler temyiz etmiştir.
1- Talep, «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
-
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14181 E. 2015/10401 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda… rlendirilmesi, gerektiğinde davalının varsa ödemelerinin davacı şirkete mi intikal ettirildiği vekaletnamede vekil olarak tayin edilen ve davacı şirketin de yetkili «temsilcisi» olan ... 'na verilen vekalet «yetkisinin» davacı şirketi temsilen mi verildiği hususunun, ödemebelgeleri ve şirket «defter» kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre «aktif husumetin» değerlendirilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçe ile «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAnayasa'nın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı, «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Somut uyuşmazlıkta 19.03.2014 tarihli celsede davacı «bono» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasını talep etmiş, mahkemece bu konuda ayrıca bir karar verilmeden ve «tahkikatın» bittiği açıklanarak «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · hukuki dinlenilme hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · yokluk · borçlu olunmadığının tespiti · savunma hakkı
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta 19.03.2014 tarihli celsede davacı «bono» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasını talep etmiş, mahkemece bu konuda ayrıca bir karar verilmeden ve «tahkikatın» bittiği açıklanarak «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu ettiği «bono» altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça kendisi tarafından boş olarak şirkete bırakılan belgenin davalı tarafından doldurulduğu ileri sürülmüş ve bu hususun ispatı için «tanık deliline» dayanılmış ise de bu iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının bu nitelikte bir delile dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2641 E. 2013/12003 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Bu itibarla, 20.03.2012 tarihli celsede davalı tarafça «ibraz» olunan cevap dilekçesi, davacı vekiline celse sırasında tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından yazılı olarak beyanda bulunma talebi dile getirilmiş, ancak mahkemece replik dilekçesinin sunumu için davacı tarafa süre verilmeyerek, yargılamaya «son» verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu karardaŞti. arasında 23.03.1998 tarihi ile 1.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme limiti en «son» 01.04.1998 tarihinde yapılan artırım ile 6.500 TL'ye yükseltildiği, dava dışı ... ve ...'un sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, dava konusu emre muharrer senetin kredi borçlusu ...
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilanen tebligat · hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · müteselsil kefil · cy/cy şerhi · ciro
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Bankası Emrine Ödeyiniz bedeli tahsildedir" «şerhi» ile davacı bankaya «ciro» edildiği, davacı bankanın alacağını 25.12.1998 vadeli ve 4.500 TL bedelli emre muharrer senede dayandırdığı, senet «vadesi» olan 25.12.1998 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık «zamanaşımı» ve gerekse TTK'nın 661. maddesinde öngörülen 1 ve 3 yıllık zaman aşımı sürelerinin geçtiği ve davacı alacağı zamanaşımına uğramış ise de; davalı tarafından herhangi bir «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.500 TL alacağın 27.12.1998 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti. arasında 23.03.1998 tarihi ile 1.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme limiti en «son» 01.04.1998 tarihinde yapılan artırım ile 6.500 TL'ye yükseltildiği, dava dışı ... ve ...'un sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, dava konusu emre muharrer senetin kredi borçlusu ...
1- Mahkemece, davalı şirketin adresinin tespit edilemediği gerekçesi ile «ilanen tebligat» yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10180 E. , 2013/9170 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2012 tarih ve 2011/139-2012/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkil şirketin, davalı tarafça 07.09.2010 tarihli vekaletname ile ilgili kurumlarda iş takip etmeye, plan proje ve ruhsat işlemleri vb. yapma konusunda vekil tayin edildiğini, buna istinaden müvekkilinin birtakım işler yapmış olduğunu, yapılan işler için toplam 94.400 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, bu fatura bedelinin ödenmesi amacıyla borçlu davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla faturadan kaynaklanan 94.400 TL alacağının şimdilik 10.000- TL'sinin fatura tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde belirtilen vekaletnamenin davacı şirkete değil davadışı ... 'na verildiğini savunarak, davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalı şirketin davacı şirkete bir kısım işlerini yapmak üzere vekalet vermediği, vekaletin dava dışı ... 'na verildiği, buna göre vekaleten yapılan iş bedelinin ancak ... tarafından talep edilebileceği, davacı şirketin böyle bir talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen vekaletname kapsamında gerçekleştirdiği hizmetler karşılığının ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davaya konu alacağa temel teşkil eden vekaletname incelendiğinde, davalı tarafça, davacı şirket yetkilisi ... ’na bir takım idari iş ve işlemlere yönelik olmak üzere vekalet verildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin, bir başka fatura alacağı nedeniyle açtığı ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.12.2011 tarih 2011/128 Esas 2011/493 Karar sayılı dosyasında davalının savunmasında davacı şirketin vekil olarak yetkilendirildiğini beyan ettiği iddia edildiği gibi davalı vekili
tarafından sunulan 15.02.2012 tarihli cevap dilekçesinin 2. bendinde, davalı şirket tarafından vekile avans niteliğinde ve talep üzerine elden çeşitli ödemeler yapıldığı belirtilmiş olmakla öncelikle belirtilen dosyadaki davalı vekilinin beyanının değerlendirilmesi, gerektiğinde davalının varsa ödemelerinin davacı şirkete mi intikal ettirildiği vekaletnamede vekil olarak tayin edilen ve davacı şirketin de yetkili temsilcisi olan ... 'na verilen vekalet yetkisinin davacı şirketi temsilen mi verildiği hususunun, ödemebelgeleri ve şirket defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre aktif husumetin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. Bu itibarla, 20.03.2012 tarihli celsede davalı tarafça ibraz olunan cevap dilekçesi, davacı vekiline celse sırasında tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından yazılı olarak beyanda bulunma talebi dile getirilmiş, ancak mahkemece replik dilekçesinin sunumu için davacı tarafa süre verilmeyerek, yargılamaya son verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462908700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz