Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10874 E. 2014/594 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak arama özgürlüğü↗ itiraz süresi↗ rücuen tazmin↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ tazmin talebi↗ adil yargılanma hakkı↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ cmr konvansiyonu↗ tebligat kanunu m.35↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ savunma hakkı↗ ön inceleme duruşması↗ cmr↗ kısıtlılık↗ temerrüt faizi↗ tebligat↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı olan R. San. Ürn. Dış Tic. Ltd. Şti'ye ait emtianın yurtdışına taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle, ödemiş olduğu 33.264,92 USD'den 33.239,86 USD'sini taşıma işini yapan davalı şirketten CMR Konvansiyonu 23/1 ve 27/1 maddeleri gereğince rücuen isteme hakkına sahip olduğu, davalı dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediğinden, dava tarihinden itibaren %5 temerrüt faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 33.239,86 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, nakliyat emtia abonman poliçesi uyarınca davacının dava dışı sigortalısına ödediği sigorta bedelinin rücuen tazmini talebine ilişkindir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu 11. maddesi "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." hükmüne haiz olmasına rağmen mahkemece ön inceleme duruşma tarih ve saati 25.04.2013 tarihinde asile tebliğ edilmiş ve bu suretle vekil ön inceleme duruşmasına katılamamıştır. Bununla birlikte, davalı vekili bilirkişi raporuna itirazlarını süresi içinde 11.03.2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunmuş, itiraz dilekçesi mahkemesine 22.03.2013 tarihinde ulaşmış olup, mahkemece 21.03.2012 tarihli son celsede davalının rapora olan itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur. Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Bu itibarla mahkemece HMK'da belirlenen usullere uymadan karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilin bu yöndeki temyiz itirazların kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7148 E. 2013/6544 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Ancak, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tespit davası · komisyon · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın esasa ilişkin olduğu gözetilip, davanın esas «defterine» «kaydı» ile taraflara duruşma günü tebliğ edilip, duruşma yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan dava değişik iş defterine kaydedilerek duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/765 E sayılı dosyası ile genel kurulun toplandığı, yönetim, denetleme ve araştırma «komisyonunun» seçildiği, dayanak mahkeme kararının temyiz aşamasında olduğu, talep doğrultusunda karar verilmesi halinde dayanak mahkeme kararının ve temyiz incelemesinin hükümsüz ve konusuz kalacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, 18.02.2012 tarihinde yapılan davalı şirket olağanüstü genel kurulunun yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilip duruşma açılmadan talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10180 E. 2013/9170 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBununla birlikte, davalı vekili «bilirkişi raporuna itirazlarını süresi» içinde 11.03.2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunmuş, itiraz dilekçesi mahkemesine 22.03.2013 tarihinde ulaşmış olup, mahkemece 21.03.2012 tarihli «son» celsede davalının rapora olan itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Bu itibarla, 20.03.2012 tarihli celsede davalı tarafça «ibraz» olunan cevap dilekçesi, davacı vekiline celse sırasında tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından yazılı olarak beyanda bulunma talebi dile getirilmiş, ancak mahkemece replik dilekçesinin sunumu için davacı tarafa süre verilmeyerek, yargılamaya «son» verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura alacağı · tacirler arası hizmet sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · peşin karar harcı · tacirler arası dava · aktif husumet · hizmet sözleşmesi · husumet yokluğu
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen vekaletname kapsamında gerçekleştirdiği hizmetler karşılığının ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… rlendirilmesi, gerektiğinde davalının varsa ödemelerinin davacı şirkete mi intikal ettirildiği vekaletnamede vekil olarak tayin edilen ve davacı şirketin de yetkili «temsilcisi» olan ... 'na verilen vekalet «yetkisinin» davacı şirketi temsilen mi verildiği hususunun, ödemebelgeleri ve şirket «defter» kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre «aktif husumetin» değerlendirilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçe ile «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı şirketin, bir başka «fatura alacağı» nedeniyle açtığı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12942 E. 2012/8609 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAdil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olup, duruşma gün ve saatinden önce dosyanın ele alınarak hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36.ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu kararda2-Bozma «sebebine» göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
4 benzer karar daha
-
Tenfiz | Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8834 E. 2013/22387 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat
İncelediğiniz karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu 11. maddesi "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde «tebligat» vekile yapılır." hükmüne haiz olmasına rağmen mahkemece ön «inceleme duruşma» tarih ve saati 25.04.2013 tarihinde asile tebliğ edilmiş ve bu suretle vekil ön inceleme duruşmasına katılamamıştır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz
Benzer bu karardaDava, «tenfiz» istemine ilişkin olup mahkemece yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14505 E. 2016/80 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu kararda2004 sayılı İİK'nın «265»/4. maddesi hükmüne aykırı olarak itiraz dilekçelerinin sunulmasından sonra gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan ve itiraz hakkında taraflar dinlenmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · teminat mektubu · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklı tarafından verilen «teminat mektubunun» bulunduğu, ihtiyati hacze dayanak «kredi sözleşmesi» ile itiraza dayanak kredi sözleşmesi arasında irtibata dair yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
1- Talep, «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» edenler temyiz etmiştir.
2004 sayılı İİK'nın «265»/4. maddesinde mahkemenin, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, ancak iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yaparak karar verebileceği düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2641 E. 2013/12003 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu 11. maddesi "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde «tebligat» vekile yapılır." hükmüne haiz olmasına rağmen mahkemece ön «inceleme duruşma» tarih ve saati 25.04.2013 tarihinde asile tebliğ edilmiş ve bu suretle vekil ön inceleme duruşmasına katılamamıştır.
Bununla birlikte, davalı vekili «bilirkişi raporuna itirazlarını süresi» içinde 11.03.2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunmuş, itiraz dilekçesi mahkemesine 22.03.2013 tarihinde ulaşmış olup, mahkemece 21.03.2012 tarihli «son» celsede davalının rapora olan itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Şti. arasında 23.03.1998 tarihi ile 1.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme limiti en «son» 01.04.1998 tarihinde yapılan artırım ile 6.500 TL'ye yükseltildiği, dava dışı ... ve ...'un sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, dava konusu emre muharrer senetin kredi borçlusu ...
1- Mahkemece, davalı şirketin adresinin tespit edilemediği gerekçesi ile «ilanen tebligat» yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilanen tebligat · müteselsil kefil · cy/cy şerhi · ciro · zamanaşımı def'i · def'i · bono · vade
Benzer bu karardaBankası Emrine Ödeyiniz bedeli tahsildedir" «şerhi» ile davacı bankaya «ciro» edildiği, davacı bankanın alacağını 25.12.1998 vadeli ve 4.500 TL bedelli emre muharrer senede dayandırdığı, senet «vadesi» olan 25.12.1998 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık «zamanaşımı» ve gerekse TTK'nın 661. maddesinde öngörülen 1 ve 3 yıllık zaman aşımı sürelerinin geçtiği ve davacı alacağı zamanaşımına uğramış ise de; davalı tarafından herhangi bir «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.500 TL alacağın 27.12.1998 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti. arasında 23.03.1998 tarihi ile 1.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme limiti en «son» 01.04.1998 tarihinde yapılan artırım ile 6.500 TL'ye yükseltildiği, dava dışı ... ve ...'un sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, dava konusu emre muharrer senetin kredi borçlusu ...
1- Mahkemece, davalı şirketin adresinin tespit edilemediği gerekçesi ile «ilanen tebligat» yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır.
Ticaret Sicil Müdürlükleri'ne müzekkere yazılmış ise de, davaya konu «bonoda» şirketin vergi numarası bulunduğu halde, bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.
-
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14181 E. 2015/10401 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı, «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · borçlu olunmadığının tespiti · bono · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta 19.03.2014 tarihli celsede davacı «bono» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasını talep etmiş, mahkemece bu konuda ayrıca bir karar verilmeden ve «tahkikatın» bittiği açıklanarak «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu ettiği «bono» altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça kendisi tarafından boş olarak şirkete bırakılan belgenin davalı tarafından doldurulduğu ileri sürülmüş ve bu hususun ispatı için «tanık deliline» dayanılmış ise de bu iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının bu nitelikte bir delile dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10874 E. , 2014/594 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/03/2013
NUMARASI 2012/136-2013/705
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.03.2013 tarih ve 20122/136-2013/705 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili A.. A... tarafından ... numaralı Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortası yapılan emtiaların davalı taşıyıcı firma tarafından ... ve ... plaka sayılı araçlarla taşınması sırasında zarar gördüğünü, emtialarda KDV hariç 59.164,98 TL zarar meydana geldiğini, dava dışı sigortalıya 03/01/2012 tarihinde 33.264,92 USD ödeme yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 33.264,92 USD tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uluslararası taşımalarda emtia üzerinde bir hasar varsa uluslararası hamule senedine şerh düşülmesi gerektiğini, ancak uluslararası hamule senedinde alıcı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmediğini, bu durumun emtianın sağlam ve eksiksiz alındığı anlamına geldiğini, müvekkilinin emtiayı hasarsız ve eksiksiz olarak teslim ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı olan R. San. Ürn. Dış Tic. Ltd. Şti'ye ait emtianın yurtdışına taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle, ödemiş olduğu 33.264,92 USD'den 33.239,86 USD'sini taşıma işini yapan davalı şirketten CMR Konvansiyonu 23/1 ve 27/1 maddeleri gereğince rücuen isteme hakkına sahip olduğu, davalı dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediğinden, dava tarihinden itibaren %5 temerrüt faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 33.239,86 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, nakliyat emtia abonman poliçesi uyarınca davacının dava dışı sigortalısına ödediği sigorta bedelinin rücuen tazmini talebine ilişkindir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu 11. maddesi "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." hükmüne haiz olmasına rağmen mahkemece ön inceleme duruşma tarih ve saati 25.04.2013 tarihinde asile tebliğ edilmiş ve bu suretle vekil ön inceleme duruşmasına katılamamıştır. Bununla birlikte, davalı vekili bilirkişi raporuna itirazlarını süresi içinde 11.03.2013 tarihinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla sunmuş, itiraz dilekçesi mahkemesine 22.03.2013 tarihinde ulaşmış olup, mahkemece 21.03.2012 tarihli son celsede davalının rapora olan itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'nci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Bu itibarla mahkemece HMK'da belirlenen usullere uymadan karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilin bu yöndeki temyiz itirazların kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101942300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz