Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/280 E. 2018/6270 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava açma ehliyeti↗ vesayet↗ ticari işletme↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sulh hukuk mahkemesi↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ ticaret sicili↗ sulh↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Ticaret Sicil Müdürlüğüne sunulan evraklarda bulunan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alındığını, raporda Ticaret Sicil Müdürlüğüne sunulan belgelerdeki imzaların davacı ...'a ait olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla davacının imzaların kendisine ait olmadığı iddiasını resmi bilirkişi raporuyla ispatladığı gerekçesiyle davacının ... Mühendislik İklimlendime Tic. ... unvanlı işletmeden dolayı kurucu olmadığını baştan ya da sonradan ortak sıfatı olmadığının kabulüne, sözü geçen ticari işletmeye dair ... Ticaret Odasına yapılmış olan kaydın terkin edilerek silinmesine, davacının sözü geçen tescil ve belirtilen işletmeyle ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ticaret sicil kaydının silinmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu firmanın ... nezdindeki kaydının silinmesine ve davacının bu işletmeyle ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Ancak davacı, dava dilekçesinde % 70 oranında özürlü olduğunu, çalınan kimliğiyle davalılar tarafından işlem yapıldığını, kurulan şirketle bir ilgisinin bulunmadığını iddia ederek firma kaydının silinmesini talep etmiştir. Dosya içinde bulunan 16/12/2010 tarihli özürlü sağlık kurulu raporuna göre davacının hastalığı orta derecede mental retardasyondur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir. Bu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince görevli sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunularak vesayet makamınca verilecek karara göre davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1375 E. 2024/278 K.
Ortak:dava açma ehliyeti · vesayet · sulh hukuk mahkemesi · taraf ehliyeti · ihbar · ticaret sicili · sulh · cy/cy kaydı · Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
İncelediğiniz karardaBu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
1- Dava, «ticaret sicil» «kaydının» silinmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ı doğrultusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 397 nci ve 405 ... maddeleri kapsamında davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmak sureti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen davanın «derdestlik» nedeni ile reddine; Adli Tıp Kurumu Grafoloji dairesinden alınan 21.12.2015 tarihli raporda, davaya konu şirket hissedarlığına dair «ticaret siciline» sunulan belgelerdeki imzaların davacı ...'a ait olmadığının tespit edildiği anlaşıldığından asıl davanın kabulüne, davacı ... hissedarlığı ile kurulduğu tespit edilen Panel Mühendislik İklimlendime Tic. ... unvanlı işletmenin «kaydının» terkinine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin «ticaret sicil» «kaydının» silinmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · derdestlik · yargılama gideri · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu kararda… de özetle; müvekkilinin mevzuattan kaynaklı tüm görevlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, belgelerin noterler tarafından yapıldığını, dava konusunu oluşturan «sahteciliğin» tespitinin mümkün olmadığını, zorunlu sahtecilik nedeni ile müvekkiline «husumet» yönetilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aleyhlerine «vekalet ücreti» ile «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen davanın «derdestlik» nedeni ile reddine; Adli Tıp Kurumu Grafoloji dairesinden alınan 21.12.2015 tarihli raporda, davaya konu şirket hissedarlığına dair «ticaret siciline» sunulan belgelerdeki imzaların davacı ...'a ait olmadığının tespit edildiği anlaşıldığından asıl davanın kabulüne, davacı ... hissedarlığı ile kurulduğu tespit edilen Panel Mühendislik İklimlendime Tic. ... unvanlı işletmenin «kaydının» terkinine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17406 E. 2014/6850 K.
Ortak:vesayet · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… te davacı hakkında vasi tayinine ilişkin davanın görülüyor olması ile dava sonucunda davacının söz konusu sözleşme düzenlendiği tarihte ağır özürlü olması nedeniyle «vesayet» altına alınmasına karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının söz konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihte ağır özürlü olduğu, bu nedenle sözleşme yapma «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ana «sözleşmesinen iptaline» karar verilmiştir.
Bu halde, davacı «kısıtlının» ayırt etme gücü bulunduğuna göre, mahkemece, «vesayet» davası açılma tarihinin şirket ana sözleşmesinden önce olması esas alınarak, kısıtlama kararı şirket ana sözleşme tarihinden sonra olsa da, davacının sözleşme düzenlendiği tarihte sözleşme yapma «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesi yerinde değildir.
Davacı taraf «ehliyetsizlik» iddiası dışında, davalı ortağın iş ve fikir birliği içinde bulunduğu dava dışı C.D.nin engelli arabası alacağı ve işe sokacağı hususunda telkinlerde bulunarak noterde bir kısım evrakları imzalattırdığı, «hile» yapılarak davacı «kısıtlının» şirket ortağı yapıldığı iddialarında da bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu iddialar üzerinde hiç durulmamış, bir değerlendirme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · kısıtlılık · hile · iyiniyet · üçüncü kişi · limited şirket · ilan
Benzer bu karardaAyırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü haiz olmakla, isteğe bağlı «kısıtlama» kararının «üçüncü kişiler» yönünden sonuç doğurabilmesi için kararın «ilan» edilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.
Dava, «limited şirket» ana «sözleşmesinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf «ehliyetsizlik» iddiası dışında, davalı ortağın iş ve fikir birliği içinde bulunduğu dava dışı C.D.nin engelli arabası alacağı ve işe sokacağı hususunda telkinlerde bulunarak noterde bir kısım evrakları imzalattırdığı, «hile» yapılarak davacı «kısıtlının» şirket ortağı yapıldığı iddialarında da bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu iddialar üzerinde hiç durulmamış, bir değerlendirme yapılmamıştır.
… te davacı hakkında vasi tayinine ilişkin davanın görülüyor olması ile dava sonucunda davacının söz konusu sözleşme düzenlendiği tarihte ağır özürlü olması nedeniyle «vesayet» altına alınmasına karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının söz konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihte ağır özürlü olduğu, bu nedenle sözleşme yapma «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ana «sözleşmesinen iptaline» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12212 E. 2013/11335 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Bu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, vasinin dava açabilmesi «vesayet» makamının iznine tabidir (Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/6837-9880 E.K., 27.11.2012 gün ve 2011/13488-19189 E.K. sayılı ilamlarında belirtildiği gibi).
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · kısıtlılık · ibraz
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, «vesayet» makamından dava açmaya izin kararı alması için davacı vasiye «mehil» vermek ve bu karar alındıktan sonra davaya devam edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş re'sen bozmayı gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2187 E. 2013/1945 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Bu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
Benzer bu karardaTMK'nun 404 vd. maddelerinde «vesayeti» gerektiren haller düzenlenmiş olup, TMK'nın 405. maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği belirtilmiştir.
Yine, TMK'nın 462. maddesinde «vesayet» altına alınan kişi adına dava açılabilmesi için vesayet makamının izninin alınması gerektiği düzenlenmiş olup, dava ancak vasinin alacağı izin belgesi ile açılabilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin 16.07.2009 tarihinden itibaren şizofreni hastası olduğunu, hastalığının halen devam ettiğini ve tedavi görmekte olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşmenin yapılmasında önemli olan bilgiyi davalı sigortacı kurumdan sakladığı ve sözleşme yapıldıktan sonra sakladığı bu bilgiden dolayı maluliyete uğradığı, davalı şirketin «cayma hakkının» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4594 E. 2020/4434 K.
Ortak:vesayet · sulh hukuk mahkemesi · taraf ehliyeti · sulh
İncelediğiniz karardaBu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı «vesayet» dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 «defter» numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu «kefil» ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan «fiil ehliyetine» haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkan …
… Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının mevcut akıl hastalığından dolayı altı yıldır akıl hastası olduğu ve «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarih olan 24.11.2014 tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» haiz olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti, dolayısı ile hukuki işlem ehliyeti bulunmayan davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi yapmış olduğu hukuki işlemlerinde «mutlak butlan» ile batıl olup kendisi aleyhine sonuç doğuramayacağı, bu durumda sözleşmenin akdolunduğu tarihte fiil ehliyeti bulunmayan davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2016/18627 esas 2018/5164 karar sayılı 23.10.2018 tarihli ilamı ile “Dava «genel kredi sözleşmesindeki» «kefalet» nedeniyle icra takibine konu borçtan sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora dayanılarak davacının «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte «fiil ehliyetine» sahip bulunmadığı bu nedenle davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağından davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · fiil ehliyeti · eksik araştırma · delillerin toplanmaması · butlan · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil
Benzer bu kararda… Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının mevcut akıl hastalığından dolayı altı yıldır akıl hastası olduğu ve «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarih olan 24.11.2014 tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» haiz olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti, dolayısı ile hukuki işlem ehliyeti bulunmayan davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi yapmış olduğu hukuki işlemlerinde «mutlak butlan» ile batıl olup kendisi aleyhine sonuç doğuramayacağı, bu durumda sözleşmenin akdolunduğu tarihte fiil ehliyeti bulunmayan davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2016/18627 esas 2018/5164 karar sayılı 23.10.2018 tarihli ilamı ile “Dava «genel kredi sözleşmesindeki» «kefalet» nedeniyle icra takibine konu borçtan sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı «vesayet» dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 «defter» numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu «kefil» ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan «fiil ehliyetine» haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkan …
Mahkemece Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora dayanılarak davacının «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte «fiil ehliyetine» sahip bulunmadığı bu nedenle davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağından davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Menfi tespit davaları genel mahkemelerde görülmekte olup bu davalarda tarafların tüm «delilleri toplanmak» suretiyle yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucu karar verilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Bu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · dava şartı yokluğu · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/280 E. , 2018/6270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/05/2016 tarih ve 2014/894-2016/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının kimliğinin çalındığını, kimlik bilgileri kullanılarak adına bir çok şirket kurulduğunu, bu şirketlerden birinin de ... Mühendislik Ticaret ... olduğunu öğrendiğini, belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını, adına telefon hatları alındığını, çekler düzenlendiğini, bankalardan kredi çekildiğini, yapılan şikeyetler sonucu hakkında açılmış olan ceza davalarından beraat ettiğini, %70 oranında özürlü olduğunu, bu şirketle herhangi bir ilgisinin olmadığını iddia ederek, ... Mühendislik Ticaret ... unvanlı firmanın sicildeki kaydının silinmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalı ... Müdürlüğünün yapılan tescillerde bir ihmalinin bulunmadığını, ....
34. madde ve Ticaret Sicil İç Tüzüğü 28. madde hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını iddia ederek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Ticaret Sicil Müdürlüğüne sunulan evraklarda bulunan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alındığını, raporda Ticaret Sicil Müdürlüğüne sunulan belgelerdeki imzaların davacı ...'a ait olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla davacının imzaların kendisine ait olmadığı iddiasını resmi bilirkişi raporuyla ispatladığı gerekçesiyle davacının ... Mühendislik İklimlendime Tic. ... unvanlı işletmeden dolayı kurucu olmadığını baştan ya da sonradan ortak sıfatı olmadığının kabulüne, sözü geçen ticari işletmeye dair ... Ticaret Odasına yapılmış olan kaydın terkin edilerek silinmesine, davacının sözü geçen tescil ve belirtilen işletmeyle ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ticaret sicil kaydının silinmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu firmanın ... nezdindeki kaydının silinmesine ve davacının bu işletmeyle ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Ancak davacı, dava dilekçesinde % 70 oranında özürlü olduğunu, çalınan kimliğiyle davalılar tarafından işlem yapıldığını, kurulan şirketle bir ilgisinin bulunmadığını iddia ederek firma kaydının silinmesini talep etmiştir. Dosya içinde bulunan 16/12/2010 tarihli özürlü sağlık kurulu raporuna göre davacının hastalığı orta derecede mental retardasyondur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Bu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince görevli sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunularak vesayet makamınca verilecek karara göre davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451949700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz