Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4594 E. 2020/4434 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vesayet↗ mutlak butlan↗ fiil ehliyeti↗ eksik araştırma↗ delillerin toplanmaması↗ butlan↗ icra hukuk mahkemesi↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının mevcut akıl hastalığından dolayı altı yıldır akıl hastası olduğu ve kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 24.11.2014 tarihi itibariyle fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti, dolayısı ile hukuki işlem ehliyeti bulunmayan davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi yapmış olduğu hukuki işlemlerinde mutlak butlan ile batıl olup kendisi aleyhine sonuç doğuramayacağı, bu durumda sözleşmenin akdolunduğu tarihte fiil ehliyeti bulunmayan davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2016/18627 esas 2018/5164 karar sayılı 23.10.2018 tarihli ilamı ile “Dava genel kredi sözleşmesindeki kefalet nedeniyle icra takibine konu borçtan sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora dayanılarak davacının kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine sahip bulunmadığı bu nedenle davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağından davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Menfi tespit davaları genel mahkemelerde görülmekte olup bu davalarda tarafların tüm delilleri toplanmak suretiyle yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucu karar verilmesi gerekir. İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece davacının kredi sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair tüm deliller toplanarak bu konuda uzman olan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı vesayet dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 defter numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu kefil ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan fiil ehliyetine haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkansız hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılama yapılıp davacının bozma ilamından sonra vefat etmesinden dolayı fiili imkansızlık nedeniyle bozma öncesi dosyada bulunan raporlara dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bozma gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş her ne kadar davacı vefat etmiş ise de, bu durum belirtilmek suretiyle davacı müteveffaya ait tüm tedavi evrak ve belgelerle birlikte raporların da eklenmesi suretiyle dava konusu kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte müteveffanın fiil ehliyetinin var olup olmadığının tespiti amacıyla bu konuda uzman olan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu nedenle mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17406 E. 2014/6850 K.
Ortak:vesayet · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı «vesayet» dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 «defter» numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu «kefil» ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan «fiil ehliyetine» haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkan …
… Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının mevcut akıl hastalığından dolayı altı yıldır akıl hastası olduğu ve «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarih olan 24.11.2014 tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» haiz olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti, dolayısı ile hukuki işlem ehliyeti bulunmayan davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi yapmış olduğu hukuki işlemlerinde «mutlak butlan» ile batıl olup kendisi aleyhine sonuç doğuramayacağı, bu durumda sözleşmenin akdolunduğu tarihte fiil ehliyeti bulunmayan davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2016/18627 esas 2018/5164 karar sayılı 23.10.2018 tarihli ilamı ile “Dava «genel kredi sözleşmesindeki» «kefalet» nedeniyle icra takibine konu borçtan sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora dayanılarak davacının «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte «fiil ehliyetine» sahip bulunmadığı bu nedenle davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağından davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… te davacı hakkında vasi tayinine ilişkin davanın görülüyor olması ile dava sonucunda davacının söz konusu sözleşme düzenlendiği tarihte ağır özürlü olması nedeniyle «vesayet» altına alınmasına karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının söz konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihte ağır özürlü olduğu, bu nedenle sözleşme yapma «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ana «sözleşmesinen iptaline» karar verilmiştir.
Bu halde, davacı «kısıtlının» ayırt etme gücü bulunduğuna göre, mahkemece, «vesayet» davası açılma tarihinin şirket ana sözleşmesinden önce olması esas alınarak, kısıtlama kararı şirket ana sözleşme tarihinden sonra olsa da, davacının sözleşme düzenlendiği tarihte sözleşme yapma «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesi yerinde değildir.
Davacı taraf «ehliyetsizlik» iddiası dışında, davalı ortağın iş ve fikir birliği içinde bulunduğu dava dışı C.D.nin engelli arabası alacağı ve işe sokacağı hususunda telkinlerde bulunarak noterde bir kısım evrakları imzalattırdığı, «hile» yapılarak davacı «kısıtlının» şirket ortağı yapıldığı iddialarında da bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu iddialar üzerinde hiç durulmamış, bir değerlendirme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · kısıtlılık · hile · iyiniyet · üçüncü kişi · limited şirket · ilan
Benzer bu karardaAyırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü haiz olmakla, isteğe bağlı «kısıtlama» kararının «üçüncü kişiler» yönünden sonuç doğurabilmesi için kararın «ilan» edilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.
Dava, «limited şirket» ana «sözleşmesinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf «ehliyetsizlik» iddiası dışında, davalı ortağın iş ve fikir birliği içinde bulunduğu dava dışı C.D.nin engelli arabası alacağı ve işe sokacağı hususunda telkinlerde bulunarak noterde bir kısım evrakları imzalattırdığı, «hile» yapılarak davacı «kısıtlının» şirket ortağı yapıldığı iddialarında da bulunmuş olmasına rağmen, mahkemece bu iddialar üzerinde hiç durulmamış, bir değerlendirme yapılmamıştır.
… te davacı hakkında vasi tayinine ilişkin davanın görülüyor olması ile dava sonucunda davacının söz konusu sözleşme düzenlendiği tarihte ağır özürlü olması nedeniyle «vesayet» altına alınmasına karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının söz konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihte ağır özürlü olduğu, bu nedenle sözleşme yapma «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ana «sözleşmesinen iptaline» karar verilmiştir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/280 E. 2018/6270 K.
Ortak:vesayet · sulh hukuk mahkemesi · taraf ehliyeti · sulh
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı «vesayet» dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 «defter» numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu «kefil» ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan «fiil ehliyetine» haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkan …
… Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının mevcut akıl hastalığından dolayı altı yıldır akıl hastası olduğu ve «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarih olan 24.11.2014 tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» haiz olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti, dolayısı ile hukuki işlem ehliyeti bulunmayan davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi yapmış olduğu hukuki işlemlerinde «mutlak butlan» ile batıl olup kendisi aleyhine sonuç doğuramayacağı, bu durumda sözleşmenin akdolunduğu tarihte fiil ehliyeti bulunmayan davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2016/18627 esas 2018/5164 karar sayılı 23.10.2018 tarihli ilamı ile “Dava «genel kredi sözleşmesindeki» «kefalet» nedeniyle icra takibine konu borçtan sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora dayanılarak davacının «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte «fiil ehliyetine» sahip bulunmadığı bu nedenle davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağından davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde "«vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi" olduğu aynı Kanun'un 405. maddesinde ise "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği" düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · ticari işletme · ihbar · ticaret sicili · terkin · cy/cy kaydı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaBu durumda davacıya vasi tayininin gerekip gerekmediği hususunda Türk Medeni Kanunu'nun 397. ve 405. maddeleri gereğince «görevli» «sulh hukuk» mahkemesine «ihbarda» bulunularak «vesayet» makamınca verilecek karara göre davacının dava «açma ehliyetinin» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi yer …
Ticaret Odasına yapılmış olan «kaydın» «terkin» edilerek silinmesine, davacının sözü geçen tescil ve belirtilen işletmeyle ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
1- Dava, «ticaret sicil» «kaydının» silinmesi istemine ilişkindir.
Mühendislik İklimlendime Tic. ... unvanlı işletmeden dolayı kurucu olmadığını baştan ya da sonradan ortak sıfatı olmadığının kabulüne, sözü geçen «ticari işletmeye» dair ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2187 E. 2013/1945 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı «vesayet» dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 «defter» numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu «kefil» ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan «fiil ehliyetine» haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkan …
Benzer bu karardaTMK'nun 404 vd. maddelerinde «vesayeti» gerektiren haller düzenlenmiş olup, TMK'nın 405. maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı durumunda kişiye vasi tayini gerektiği belirtilmiştir.
Yine, TMK'nın 462. maddesinde «vesayet» altına alınan kişi adına dava açılabilmesi için vesayet makamının izninin alınması gerektiği düzenlenmiş olup, dava ancak vasinin alacağı izin belgesi ile açılabilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin 16.07.2009 tarihinden itibaren şizofreni hastası olduğunu, hastalığının halen devam ettiğini ve tedavi görmekte olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşmenin yapılmasında önemli olan bilgiyi davalı sigortacı kurumdan sakladığı ve sözleşme yapıldıktan sonra sakladığı bu bilgiden dolayı maluliyete uğradığı, davalı şirketin «cayma hakkının» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4594 E. , 2020/4434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 24.04.2019 tarih ve 2019/34 E. - 2019/125 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı aleyhine kefalet ve ipotekten dolayı icra takibi başlatıldığını, davacının yıllardır felçli olup akıl sağlığının yerinde olmadığını, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'nin 01.06.2010 tarihli heyet raporuna göre % 87 oranında vücut ve fonksiyon kaybı bulunduğunu, bu durumda olmasına rağmen dava dışı ... isimli şahıs tarafından suistimal edilerek davalı bankadan kullanılan krediye müşterek ve müteselsil kefil yapıldığını, davacının durumu itibariyle kefil olmasının mümkün olmadığını, okuma yazma bilmediği için de kanunun öngördüğü kefalet şartlarının gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek söz konusu takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davanın hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığını, icra dosyasında yapılan işlemlerin usule uygun olduğunu, davacının kısıtlı olsa dahi davalı bankanın bu durumu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi kurulu raporu ile davacının mevcut akıl hastalığından dolayı altı yıldır akıl hastası olduğu ve kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 24.11.2014 tarihi itibariyle fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti, dolayısı ile hukuki işlem ehliyeti bulunmayan davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi yapmış olduğu hukuki işlemlerinde mutlak butlan ile batıl olup kendisi aleyhine sonuç doğuramayacağı, bu durumda sözleşmenin akdolunduğu tarihte fiil ehliyeti bulunmayan davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2016/18627 esas 2018/5164 karar sayılı 23.10.2018 tarihli ilamı ile “Dava genel kredi sözleşmesindeki kefalet nedeniyle icra takibine konu borçtan sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece Bolvadin İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora dayanılarak davacının kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine sahip bulunmadığı bu nedenle davacının kendisini borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem yapamayacağından davacının sözleşme hükümlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Menfi tespit davaları genel mahkemelerde görülmekte olup bu davalarda tarafların tüm delilleri toplanmak suretiyle yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucu karar verilmesi gerekir. İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece davacının kredi sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair tüm deliller toplanarak bu konuda uzman olan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına alınan Bolvadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 esas sayılı vesayet dosyasında ...’a ait Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 01.06.2010 tarih ve 1127 defter numaralı özürlü sağlık kurulu raporunun mevcut olduğu, rapora göre ...'ın % 87 ağır özürlü olduğunun heyet raporu ile tespit edildiği, aynı şekilde yine vesayet dosyası kapsamındaki 14.04.2015 tarih 3768 rapor nolu numarası ile davacı ...'ın sürekli bakıma ve yardıma muhtaç olduğu ve kendisine vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, bu itibarla borçlu kefil ...’ın sözleşmenin imzalandığı tarihten (2013) önceki tarihli 2010 yılına ait % 87 ağır özürlü raporu, Osmangazi Üniversitesi'nden alınan fiil ehliyetine haiz olmadığına dair rapor ile ...’ın 2019 yılında vefat etmiş olması bütün olarak değerlendirilmekle, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor almanın fiilen imkansız hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılama yapılıp davacının bozma ilamından sonra vefat etmesinden dolayı fiili imkansızlık nedeniyle bozma öncesi dosyada bulunan raporlara dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bozma gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş her ne kadar davacı vefat etmiş ise de, bu durum belirtilmek suretiyle davacı müteveffaya ait tüm tedavi evrak ve belgelerle birlikte raporların da eklenmesi suretiyle dava konusu kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte müteveffanın fiil ehliyetinin var olup olmadığının tespiti amacıyla bu konuda uzman olan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu nedenle mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/625792600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz