Menfaat dengesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11653 E. 2018/4811 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfaat dengesi↗ rotatif kredi↗ kredi kullandırım komisyonu↗ genel işlem koşulu denetimi↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ genel işlem koşulları↗ genel işlem şartı↗ ticari kredi sözleşmesi↗ genel işlem koşulu↗ ticari kredi↗ bsmv↗ emredici hüküm↗ cari hesap↗ ba formu↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ ispat yükü↗ tbk 99↗ komisyon↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ ibraz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/09/2010-30/09/2015 tarihleri arasında kredi sözleşmeleri imzalandığı ve toplamda 728.596,52 TL cari hesap rotatif kredi ve 540.000,00 TL taksitli ticari krediler kullandırıldığı, bu kredilere istinaden davalı banka tarafından toplamda 15.250.00 TL kredi tahsis ve istihbarat ücreti, 6.950,00 TL kredi açılış ücreti ile bu kesintilerin toplamı olan 22.200,00TL'nin % 5'ine tekabül eden 1.110.00 TL banka sigorta muameleleri vergisi tahsil edildiği, davacıya kullandırılan taksitli ticari kredilerin ödeme planlarında 6.950,00TL kredi açılış masraf kesintisine ilişkin bir ibare yer almadığı, bu masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin ibraz edilemediği, ancak davalı bankaca yapılan bu tahsilatın diğer banka uygulamaları ile paralellik gösterdiği ve kullandırım esnasında müşterinin bilgilendirildiği ve müşteri ile anlaşmaya varıldıktan sonra kredi kullandırımı ile birlikte masrafların da tahsil edildiği, fakat davaya konu edilen kredi tahsis ve istihbarat ücreti ile bu ücretlere uygulanan BSMV adı altında tahsil edilen toplam 17.850,00 TL masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin ibraz edilemediği, dolayısıyla söz konusu masrafın davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının genel işlem şartına açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 17.850,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle kredi kullandırım komisyonu, istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafça tahsil edilen kesintilerin genel işlem şartına açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu edilen kredilerden bir kısmının 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen kredi sözleşmelerine sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, kredi kullandırım komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması alınan masraflar konusunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak ve varsa davalı bankanın Merkez Bankasına yapmış olduğu bildirim de dikkate alınarak belirleme yapılması gerekirken bilirkişi tarafından dayanak belge dahi gösterilmeksizin raporda belirtilen oranların emsal kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan kredi sözleşmeleri yönünden ise, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulları olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması, sözleşme hükmü olan, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılması amaçlanan hükümlerin genel işlem koşulu olarak nitelendirilebilmesi için kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir. Ancak bu dört unsurun tamamını taşıyan sözleşme hükümleri genel işlem koşulu olarak nitelendirilir. Bu unsurlardan birinin dahi eksik olması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesine engel olur.
Genel işlem koşulu olarak nitelendirilemeyen sözleşme hükümlerine genel işlem koşulları için getirilen düzenlemeler uygulanmaz. Bundandır ki sözleşme hükümlerinin öncelikle genel işlem koşulu olup olmadığı denetlenmelidir. Ayrıca, genel işlem koşulları genel nitelikte hükümlerdir. Genel nitelikteki hükümler içinde bulundukları kanunun tümüne veya aynı nitelikteki ilişkilere uygulanabilir. Türk Borçlar Kanunundaki genel işlem koşulları ile ilgili hükümler genel işlem koşulları içeren bütün sözleşmeleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca genel işlem koşullarını düzenleyen maddeler emredici hükümlerdir.
Genel işlem koşulları, taraflar arasında bozulan menfaat dengesini tekrar kurmayı ve sözleşme adaletini sağlamayı, denetim yolu ile gerçekleştirir. Bu denetimler, kapsam denetimi (TBK. m. 21/1), şaşırtıcı genel işlem koşulu denetimi (TBK. m. 21/2), yorum denetimi (TBK. m. 23), değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetimi (TBK. m. 24) ile içerik denetimi (TBK. m. 25) diye sıralanabilir.
Genel işlem koşulları içinde öngörülmüş bu denetimler farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Kapsam, şaşırtıcı genel işlem koşulları ve değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminin yaptırımı yazılmamış sayılma, yorum denetiminin mueyyidesi aleyhe yorum, içerik denetiminin yaptırımı ise kısmi hükümsüzlüktür.
Kapsam denetiminden (BK. m. 21/1), şaşırtıcı genel işlem koşulları denetiminden, (BK m. 21/2), değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminden (BK. m. 24) geçen genel işlem koşulları bu denetimleri geçemeyen genel işlem koşullarının aksine sözleşmede geçerli bir şekilde kalmaya devam eder.
Ayrıca bir sözleşme düzenlemesi genel işlem koşulu olarak nitelendikten sonra, kapsam denetimi yönünden, müzakere yapıldığını ispat yükü genel işlem koşuluna dayanan tarafa geçer. Bu ispat yükü ancak sözleşme metni dışındaki unsurlarla yerine getirilebilir. Şaşırtıcı genel işlem koşulları ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma yasağı denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan genel işlem koşullarının, sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle emredici ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirmesi ile doldurulması gerekir. Böylelikle genel işlem koşulları ile taraflar arasında bozulmuş olan hak ve borçların adil dağılım dengesi yanı menfaatler dengesi sağlanmış olur.
Kapsam (Yürürlük), şaşırtıcı genel işlem koşulu, değiştirme ve yeniden düzenleme yasağı denetimini geçen ve yazılmamış sayılma müeyyidesi ile karşılaşmayan genel işlem koşulların son olarak içerik denetimine (TBK.m.25) tabi tutulurlar.
Yukarıda da açıklandığı üzere, TBK'nın 20-25. maddelerinde de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurullarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Yine kredi sözleşmesinin akdedilmesinden önce imzalatılan ön bilgi formu, bilgilendirme formlarının varlığının aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği denetlenerek, yerine getirilmiş ise kapsam denetiminin sonucu olarak yazılmamış sayılmayı ortadan kaldırıp kaldıramayacağı tartışılarak sonucuna göre yazılmamış sayılması durumunda, boşluk olduğunun kabulü ile içerik denetimi yapılarak taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb. adlarla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, davalı banka ile diğer bankaların uygulaması araştırılarak bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, davacıdan talep edilebilecek ortalama miktar konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınarak, alınan masraflar konusunda 5411 Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4910 E. 2019/8174 K.
Ortak:menfaat dengesi · genel işlem koşulu denetimi · genel işlem koşulları · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · ticari kredi · emredici hüküm · oy yasağı
İncelediğiniz karardaŞaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Kapsam (Yürürlük), şaşırtıcı «genel işlem koşulu», değiştirme ve yeniden düzenleme «yasağı» denetimini geçen ve yazılmamış sayılma müeyyidesi ile karşılaşmayan «genel işlem koşulların» «son» olarak içerik denetimine (TBK.m.25) tabi tutulurlar.
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaŞaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının hakim tarafından doldurulması gerekmektedir.
Kapsam (Yürürlük), şaşırtıcı «genel işlem koşulu», değiştirme ve yeniden düzenleme «yasağı» denetimini geçen ve yazılmamış sayılma müeyyidesi ile karşılaşmayan «genel işlem koşulların» «son» olarak içerik denetimine (TBK.m.25) tabi tutulurlar.
Dava, «ticari kredi sözleşmesi» sebebiyle «komisyon» vs gibi adlar altında tahsil edilen tutarların «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · ticari dava niteliği · istirdat · ilan · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «ticari nitelikte» olması sebebiyle davaya bakma görevinin de Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, davacı bankanın, tahsil ettiği tutarların verilen bir hizmetin karşılığı olduğunu ispat edemediği, ayrıca, kredi sözleşmesinde hangi işlemler için ne oranda «komisyon» alınacağının belirlenmediği, sözleşmenin bu yönüyle muğlak olduğu, bu nedenle kredi sözleşmesinde yer alan «masraf» tahsiline ilişkin hükümlerin davalı bankanın avantajlı konumunu kullanarak sözleşmeye koymuş olduğu, karşı taraf aleyhine ve iyi niyet kurallarına aykırı «genel işlem koşulu» niteliğinde hükümler olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.837,25 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında, «kredi sözleşmelerinde» yer alan «masraf» tahsiline ilişkin hükümlerin yazılmamış sayılması sebebiyle oluşan boşlukların öncelikle bankanın 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip «ilan» ettiği oranlar, bankanın bu yönde yapmış olduğu bir ilan bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise «emsal banka uygulamaları» gözetilerek doldurulması gerektiğine işaret edilmektedir.
Dava, «ticari kredi sözleşmesi» sebebiyle «komisyon» vs gibi adlar altında tahsil edilen tutarların «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7538 E. 2016/7764 K.
Ortak:menfaat dengesi · genel işlem koşulu denetimi · genel işlem koşulları · genel işlem şartı · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · ticari kredi · emredici hüküm
İncelediğiniz karardaŞaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan «kredi sözleşmeleri» yönünden ise, sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulları» olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması, sözleşme hükmü olan, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılması amaçlanan hükümlerin «genel işlem koşulu» olarak nitelendirilebilmesi için kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir.
Benzer bu karardaŞaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, TBK'nın 20/1 maddesinde «genel işlem koşullarının» "bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri" olarak tanımlandığı, konunun uzmanı kişilerce bütün olasılıklar düşünülerek hazırlanan genel işlem koşullarının, çoğu kez sadece kendilerini hazırlatarak kullanan kişinin çıkarlarını koruduğu, sözleşmenin diğer tarafının, söz konusu genel işlem koşullarının varlığından ya da içeriğinden tam olarak haberdar olmadığı veya söz konusu genel işlem koşullarını tam olarak anlayıp, olası sonuçları ile birlikte değerlendirebilecek donanımda bulunmadığı, pazarlık gücüne sahip olmadığından zorunlu olarak kabul ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin de işbu standart sözleşmeler olarak kabul görüp, sözleşmede davacı aleyhine konulan muhtelif «masraf», «erken kapama komisyonu» ve peşin komisyon ücretinin yazılmamış sayılması gerektiğinden bu kalemlerin tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkca aykırı kabul edilerek iadesi gerekeceği, davacının "08/11/2013 tarihinde aldığım sözleşmeyi okudum, anlamadığım hükümler hakkında... ile görüşerek bilgi sah …
Sözleşmeyi imzalamak istiyorum." şeklindeki beyanının sözleşmeyi «genel işlem koşulu» olmaktan çıkarmayacağı zira, Yasa'nın aynı maddesinin 3. fıkrasında “«genel işlem koşulları» içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, onları genel işlem koşulu olmaktan çık …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken kapama komisyonu
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, TBK'nın 20/1 maddesinde «genel işlem koşullarının» "bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri" olarak tanımlandığı, konunun uzmanı kişilerce bütün olasılıklar düşünülerek hazırlanan genel işlem koşullarının, çoğu kez sadece kendilerini hazırlatarak kullanan kişinin çıkarlarını koruduğu, sözleşmenin diğer tarafının, söz konusu genel işlem koşullarının varlığından ya da içeriğinden tam olarak haberdar olmadığı veya söz konusu genel işlem koşullarını tam olarak anlayıp, olası sonuçları ile birlikte değerlendirebilecek donanımda bulunmadığı, pazarlık gücüne sahip olmadığından zorunlu olarak kabul ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin de işbu standart sözleşmeler olarak kabul görüp, sözleşmede davacı aleyhine konulan muhtelif «masraf», «erken kapama komisyonu» ve peşin komisyon ücretinin yazılmamış sayılması gerektiğinden bu kalemlerin tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkca aykırı kabul edilerek iadesi gerekeceği, davacının "08/11/2013 tarihinde aldığım sözleşmeyi okudum, anlamadığım hükümler hakkında... ile görüşerek bilgi sah …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13799 E. 2018/4505 K.
Ortak:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen «kredi sözleşmelerine» sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması alınan mas …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/09/2010-30/09/2015 tarihleri arasında «kredi sözleşmeleri» imzalandığı ve toplamda 728.596,52 TL «cari hesap» «rotatif kredi» ve 540.000,00 TL taksitli ticari krediler kullandırıldığı, bu kredilere istinaden davalı banka tarafından toplamda 15.250.00 TL kredi tahsis ve istihbarat ücreti, 6.950,00 TL kredi açılış ücreti ile bu kesintilerin toplamı olan 22.200,00TL'nin % 5'ine tekabül eden 1.110.00 TL banka sigorta muameleleri vergisi tahsil edildiği, davacıya kullandırılan taksitli ticari kredilerin ödeme planlarında 6.950,00TL kredi açılış «masraf» kesintisine ilişkin bir ibare yer almadığı, bu masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin «ibraz» edilemediği, ancak davalı bankaca yapılan bu tahsilatın diğer banka uygulamaları ile paralellik gösterdiği ve kullandırım esnasında müşterinin bilgilendirildiği ve müşteri ile anlaşmaya varıldıktan sonra kredi kullandırımı ile birlikte masrafların da tahsil edildiği, fakat davaya konu edilen kredi tahsis ve istihbarat ücreti ile bu ücretlere uygulanan BSMV adı altında tahsil edilen toplam 17.850,00 TL masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin ibraz edilemediği, dolayısıyla söz konusu masrafın davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 17.850,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava konusu «ticari kredi sözleşmelerinin» 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu dönemde imzalandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «kredi sözleşmelerinin» 2007, 2008 ve 2010 tarihli olduğu, 6098 sayılı TBK’nın yürürlük tarihi dikkate alındığında bu sözleşmelere genel işlem koşulunun uygulanmasının mümkün olmadığı, sözleşme kapsamında alınan «masrafların» iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan değişik tarihlerde kullandığı ticari krediler sebebiyle kredi istihbarat ücreti, kredi tahsis ve değerleme ücreti, kredi açılış «masrafı» ve «erken kapama komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · erken kapama komisyonu · istirdat
Benzer bu karardaDava, davacının davalı bankadan değişik tarihlerde kullandığı ticari krediler sebebiyle kredi istihbarat ücreti, kredi tahsis ve değerleme ücreti, kredi açılış «masrafı» ve «erken kapama komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
… nip dava konusu meblağın hangi kalemlerden oluştuğu dikkate alınarak, sözleşmede belirlenmiş bir ücretin olması durumunda belirlenen ücretin, olmaması durumunda ise «emsal banka uygulamaları» araştırılıp, diğer bankalarca hangi oranda ücret tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulunun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının 2006/1 sayılı Tebliği'nin 4. maddesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10425 E. 2018/4812 K.
Ortak:kredi kullandırım komisyonu · genel işlem koşulu denetimi · genel işlem koşulları · genel işlem şartı · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · ticari kredi · emredici hüküm
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Şaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan «kredi sözleşmeleri» yönünden ise, sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulları» olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması, sözleşme hükmü olan, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılması amaçlanan hükümlerin «genel işlem koşulu» olarak nitelendirilebilmesi için kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir.
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · emsal banka uygulaması · sözleşme serbestisi · çerçeve sözleşme · hakkaniyet · olumsuz oy · geçersizlik · tacir
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce kullanılan kredi kapsamında farklı tarihlerde davacıdan «masraf» «komisyon» dosya ücreti vb adlar altında kesintiler yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede müşteriden masraf ve komisyon alınacağına dair hüküm bulunduğu, ancak «emsal banka uygulamalarına» göre bankaların gerektiğinde masraf ve komisyon almama ve müşterinin durumuna göre ücret belirleyebilme yetkileri dikkate alınarak tahsil edilen bu bedelin «hakkaniyet» gereği %50'sinin davacıya iadesinin gerektiği, 2009 ve 2011 yılında çekilen kredilerden yapılan komisyon kesintilerinin yarısının iadesi gerektiği, 6098 TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra farklı tarihlerde davacıdan masraf komisyon dosya ücreti vb adlar altında kesintiler yapıldığı, yine sözleşmede masraf ve komisyon alınacağına dair hüküm bulunduğu, alınan ücret oranlarının tam olarak belirlendiği bir listenin bulunmadığı sözleşmenin tip sözleşme olduğu, masraf ve komisyonlara ilişkin hükümler açısından 6098 sayılı TBK'nın 20. maddesi gereğince «genel işlem koşullarını» taşıdığı ve 21. madde gereğince yazılmamış sayılması gerektiği, bu nedenle bu dönemde kullandırılan kredilerden yapılan komisyon kesintilerinin ve masrafları tamam …
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13461 E. 2018/4893 K.
Ortak:kredi kullandırım komisyonu · genel işlem koşulu denetimi · genel işlem koşulları · genel işlem şartı · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon
İncelediğiniz karardaŞaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen «kredi sözleşmelerine» sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması alınan mas …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen «kredi sözleşmelerine» sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu, MK 2 ve diğer ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması, alınan ma …
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · sözleşme serbestisi · çerçeve sözleşme · olumsuz oy · geçersizlik · ıslah · tacir · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın kabulüyle 2.702,39 TL'nin 1.946,00 TL'sinin dava tarihi olan 14/04/2014 tarihinden, kalan kısmının «ıslah» tarihi olan 25/03/2015 tarihinde itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12436 E. 2018/4133 K.
Ortak:genel işlem şartı · ticari kredi · kredi sözleşmesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/09/2010-30/09/2015 tarihleri arasında «kredi sözleşmeleri» imzalandığı ve toplamda 728.596,52 TL «cari hesap» «rotatif kredi» ve 540.000,00 TL taksitli ticari krediler kullandırıldığı, bu kredilere istinaden davalı banka tarafından toplamda 15.250.00 TL kredi tahsis ve istihbarat ücreti, 6.950,00 TL kredi açılış ücreti ile bu kesintilerin toplamı olan 22.200,00TL'nin % 5'ine tekabül eden 1.110.00 TL banka sigorta muameleleri vergisi tahsil edildiği, davacıya kullandırılan taksitli ticari kredilerin ödeme planlarında 6.950,00TL kredi açılış «masraf» kesintisine ilişkin bir ibare yer almadığı, bu masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin «ibraz» edilemediği, ancak davalı bankaca yapılan bu tahsilatın diğer banka uygulamaları ile paralellik gösterdiği ve kullandırım esnasında müşterinin bilgilendirildiği ve müşteri ile anlaşmaya varıldıktan sonra kredi kullandırımı ile birlikte masrafların da tahsil edildiği, fakat davaya konu edilen kredi tahsis ve istihbarat ücreti ile bu ücretlere uygulanan BSMV adı altında tahsil edilen toplam 17.850,00 TL masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin ibraz edilemediği, dolayısıyla söz konusu masrafın davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 17.850,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı tarafça tahsil edilen kesintilerin «genel işlem şartına» açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu kredilerin «ticari kredi» olması nedeniyle, davacının tüketici olarak kabul edilemeyeceği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin, ve yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 vd. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarının» somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı bankanın; taraflar arasında düzenlenen genel nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmeleri» gereğince davacıdan kredi istihbarat bedeli tahsil ettiği ve tahsil edilen miktarın her bir kredi açısından haklı ve makul olduğu gerekçesiyle davanın reddine kara …
… rden oluştuğu belirlenip davalı tarafından belgelendirildikten sonra, sözleşmede belirlenmiş bir ücretin olması durumunda belirlenen ücretin, olmaması durumunda ise «emsal banka uygulamaları» araştırılıp, diğer bankalarca hangi oranda ücret tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulunun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının 2006/1 sayılı Tebliği' nin 4. maddesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · gayri nakdi kredi · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu kredilerin «ticari kredi» olması nedeniyle, davacının tüketici olarak kabul edilemeyeceği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin, ve yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 vd. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarının» somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı bankanın; taraflar arasında düzenlenen genel nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmeleri» gereğince davacıdan kredi istihbarat bedeli tahsil ettiği ve tahsil edilen miktarın her bir kredi açısından haklı ve makul olduğu gerekçesiyle davanın reddine kara …
Dava, davacının davalı bankadan değişik tarihlerde kullandığı ticari krediler sebebiyle kredi istihbarat ücreti adı altında yapılan haksız kesintilerin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
… rden oluştuğu belirlenip davalı tarafından belgelendirildikten sonra, sözleşmede belirlenmiş bir ücretin olması durumunda belirlenen ücretin, olmaması durumunda ise «emsal banka uygulamaları» araştırılıp, diğer bankalarca hangi oranda ücret tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulunun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının 2006/1 sayılı Tebliği' nin 4. maddesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2469 E. 2018/4896 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen «kredi sözleşmelerine» sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması alınan mas …
Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan «kredi sözleşmeleri» yönünden ise, sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulları» olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması, sözleşme hükmü olan, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılması amaçlanan hükümlerin «genel işlem koşulu» olarak nitelendirilebilmesi için kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir.
Şaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın banka tarafından alınan «komisyon» ve «masrafların» 6502 sayılı KHK'nun 5. maddesi uyarınca iadesi talebine ilişkin olduğu, davacıdan alınan masrafların, kredi kullanımı için zorunlu giderlerden olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, herhangi bir belgeye dayandırılmadığı, davacı tüketiciden dosya masrafına ilişkin alınan bedellerin «haksız şart» olduğu, bu şartın tüketiciyi bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle 2.471,00 TL masrafın 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan krediler nedeniyle «komisyon» ve «masraf» adı altında tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkindir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · haksız şart · sözleşme serbestisi · tüketici kredisi · çerçeve sözleşme · olumsuz oy · geçersizlik · tacir
Benzer bu karardaDavacı, davalı bankadan birden fazla «tüketici kredisi» kullandığını, bu sözleşmeler dolayısıyla yapılan haksız kesintilerin iadesinin gerektiğini ileri sürmüş olup, mahkemece, tahsil edilen «masrafların» zorunlu giderlerden olduğunun ispatlanamadığı, davacı tüketiciden tahsil edilen bedellerin «haksız şart» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın banka tarafından alınan «komisyon» ve «masrafların» 6502 sayılı KHK'nun 5. maddesi uyarınca iadesi talebine ilişkin olduğu, davacıdan alınan masrafların, kredi kullanımı için zorunlu giderlerden olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, herhangi bir belgeye dayandırılmadığı, davacı tüketiciden dosya masrafına ilişkin alınan bedellerin «haksız şart» olduğu, bu şartın tüketiciyi bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle 2.471,00 TL masrafın 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7629 E. 2018/1541 K.
Ortak:genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon · kredi sözleşmesi · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen «kredi sözleşmelerine» sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması alınan mas …
Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan «kredi sözleşmeleri» yönünden ise, sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulları» olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması, sözleşme hükmü olan, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılması amaçlanan hükümlerin «genel işlem koşulu» olarak nitelendirilebilmesi için kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir.
Şaşırtıcı «genel işlem koşulları» ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma «yasağı» denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan «genel işlem koşullarının», sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle «emredici» ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirm …
Benzer bu kararda2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «erken kapama komisyonunun», kredi tahsis ve fazladan tahsil edilen «temerrüt» faizinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
O halde davacı Sutaş A.Ş. ile davalı arasında imzalanan 16.08.2012 tarihli «kredi sözleşmesi» dosyaya getirilerek, «genel işlem koşulu» taşıdığının kabulü halinde «genel işlem koşulları» bakımından yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabi tutulması gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis komisyonu · genel işlem şartları · kesin hükümsüzlük · erken kapama komisyonu · virman · sözleşmeye aykırılık · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın uyguladığı «temerrüt faizi» oranlarının ödeme planında imzalanan «sözleşmelere aykırılık» teşkil etmediği, davalı bankaca davacıdan Kredi Açılışı ve Tahsis Komisyonu adı altında tahsil edilen toplam 31.983,50 TL’nin iadesinin gerektiği, bankacılık uygulamasında kredinin «vadesi» uzatılmak istendiğinde yeni bir kredi açılıp, eski krediye «virman» yapılabildiği, bu durumda da eski kredi kapanmış gözükse de aslında yapılanın kapama işlemi değil sadece vade uzatımı ya da krediyi yeniden yapılandırma adı altında muhasebesel bir işlem olduğu, dava konusu olayın erken kapama olarak değerlendirilmediği, taraflar arasındaki bu ilişkinin «erken kapama komisyonu» gerektirecek mahiyette ve davalı bankaya ciddi bir külfet oluşturmadığı, davacıdan kredi erken kapama cezası adı altında tahsil edilen ve kredi açılış ve tahsis komisyonu olarak toplam 112.283,50 TL’nin dava tarihine kadar «işlemiş faizi» olan 30.709,32 TL olmak üzere toplam 142.992,82 TL'nin davalıdan «istirdatına», asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda TCMB «avans faizinin» uygulanmasına, diğer davacıların davasının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «temerrüt faizi» oranlarının imzalanan «sözleşmelere aykırılık» teşkil etmediği, «kredi tahsis komisyonu» yönünden sözleşmede açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle «genel işlem şartları» uyarınca geri alınabileceği, kredi «erken kapama komisyonu» bakımından da yapılan işlemin erken kapama işlemi değil yeniden yapılandırma niteliğinde olması nedeniyle iade edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «erken kapama komisyonunun», kredi tahsis ve fazladan tahsil edilen «temerrüt» faizinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Ayrıca bilirkişi raporunda «kredi sözleşmelerinin» yeniden yapılandırılması için davacılardan Sutaş A.Ş. ile 16.08.2012 tarihli yeni bir sözleşmenin imzalandığı ve kredi «erken kapama komisyonu» ile «kredi tahsis komisyonunun» bu davacının kredi hesabından tahsil edildiği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11653 E. , 2018/4811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2016 tarih ve 2015/644-2016/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ticari müşterisi olduğunu, davalı bankadan 24/09/2010 tarihi ile 30/09/2015 tarihleri arasında hiçbir kredi kullanmadığı halde davalı bankaca haksız ve hukuka aykırı olarak kredi tahsis, istihbarat ücreti, kredi tahsis ve istihbarat ücreti adı altında mevduat hesabından kesintiler yapıldığını, kredi kullanılsa dahi yapılan kesintilerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bu kesintilerin toplamı 17.850,00 TL'nin tahsiline karar verilemesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kredi kullandığını, yapılan kesintilerin kredi sözleşmesi hükümlerine ve emsal bankacılık uygulamalarına uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/09/2010-30/09/2015 tarihleri arasında kredi sözleşmeleri imzalandığı ve toplamda 728.596,52 TL cari hesap rotatif kredi ve 540.000,00 TL taksitli ticari krediler kullandırıldığı, bu kredilere istinaden davalı banka tarafından toplamda 15.250.00 TL kredi tahsis ve istihbarat ücreti, 6.950,00 TL kredi açılış ücreti ile bu kesintilerin toplamı olan 22.200,00TL'nin % 5'ine tekabül eden 1.110.00 TL banka sigorta muameleleri vergisi tahsil edildiği, davacıya kullandırılan taksitli ticari kredilerin ödeme planlarında 6.950,00TL kredi açılış masraf kesintisine ilişkin bir ibare yer almadığı, bu masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin ibraz edilemediği, ancak davalı bankaca yapılan bu tahsilatın diğer banka uygulamaları ile paralellik gösterdiği ve kullandırım esnasında müşterinin bilgilendirildiği ve müşteri ile anlaşmaya varıldıktan sonra kredi kullandırımı ile birlikte masrafların da tahsil edildiği, fakat davaya konu edilen kredi tahsis ve istihbarat ücreti ile bu ücretlere uygulanan BSMV adı altında tahsil edilen toplam 17.850,00 TL masrafın yapıldığına ilişkin bir belgenin ibraz edilemediği, dolayısıyla söz konusu masrafın davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının genel işlem şartına açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 17.850,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle kredi kullandırım komisyonu, istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafça tahsil edilen kesintilerin genel işlem şartına açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu edilen kredilerden bir kısmının 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen kredi sözleşmelerine sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, kredi kullandırım komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması alınan masraflar konusunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144.
maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak ve varsa davalı bankanın Merkez Bankasına yapmış olduğu bildirim de dikkate alınarak belirleme yapılması gerekirken bilirkişi tarafından dayanak belge dahi gösterilmeksizin raporda belirtilen oranların emsal kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan kredi sözleşmeleri yönünden ise, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulları olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması, sözleşme hükmü olan, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılması amaçlanan hükümlerin genel işlem koşulu olarak nitelendirilebilmesi için kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir. Ancak bu dört unsurun tamamını taşıyan sözleşme hükümleri genel işlem koşulu olarak nitelendirilir. Bu unsurlardan birinin dahi eksik olması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesine engel olur.
Genel işlem koşulu olarak nitelendirilemeyen sözleşme hükümlerine genel işlem koşulları için getirilen düzenlemeler uygulanmaz. Bundandır ki sözleşme hükümlerinin öncelikle genel işlem koşulu olup olmadığı denetlenmelidir. Ayrıca, genel işlem koşulları genel nitelikte hükümlerdir. Genel nitelikteki hükümler içinde bulundukları kanunun tümüne veya aynı nitelikteki ilişkilere uygulanabilir. Türk Borçlar Kanunundaki genel işlem koşulları ile ilgili hükümler genel işlem koşulları içeren bütün sözleşmeleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca genel işlem koşullarını düzenleyen maddeler emredici hükümlerdir.
Genel işlem koşulları, taraflar arasında bozulan menfaat dengesini tekrar kurmayı ve sözleşme adaletini sağlamayı, denetim yolu ile gerçekleştirir. Bu denetimler, kapsam denetimi (TBK. m. 21/1), şaşırtıcı genel işlem koşulu denetimi (TBK. m. 21/2), yorum denetimi (TBK. m.
23) , değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetimi (TBK. m.
24) ile içerik denetimi (TBK. m.
25) diye sıralanabilir.
Genel işlem koşulları içinde öngörülmüş bu denetimler farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Kapsam, şaşırtıcı genel işlem koşulları ve değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminin yaptırımı yazılmamış sayılma, yorum denetiminin mueyyidesi aleyhe yorum, içerik denetiminin yaptırımı ise kısmi hükümsüzlüktür.
Kapsam denetiminden (BK. m. 21/1), şaşırtıcı genel işlem koşulları denetiminden, (BK m. 21/2), değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminden (BK. m.
24) geçen genel işlem koşulları bu denetimleri geçemeyen genel işlem koşullarının aksine sözleşmede geçerli bir şekilde kalmaya devam eder.
Ayrıca bir sözleşme düzenlemesi genel işlem koşulu olarak nitelendikten sonra, kapsam denetimi yönünden, müzakere yapıldığını ispat yükü genel işlem koşuluna dayanan tarafa geçer. Bu ispat yükü ancak sözleşme metni dışındaki unsurlarla yerine getirilebilir. Şaşırtıcı genel işlem koşulları ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma yasağı denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan genel işlem koşullarının, sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle emredici ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirmesi ile doldurulması gerekir.
Böylelikle genel işlem koşulları ile taraflar arasında bozulmuş olan hak ve borçların adil dağılım dengesi yanı menfaatler dengesi sağlanmış olur.
Kapsam (Yürürlük), şaşırtıcı genel işlem koşulu, değiştirme ve yeniden düzenleme yasağı denetimini geçen ve yazılmamış sayılma müeyyidesi ile karşılaşmayan genel işlem koşulların son olarak içerik denetimine (TBK.m.25) tabi tutulurlar.
Yukarıda da açıklandığı üzere, TBK'nın 20-25. maddelerinde de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurullarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Yine kredi sözleşmesinin akdedilmesinden önce imzalatılan ön bilgi formu, bilgilendirme formlarının varlığının aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği denetlenerek, yerine getirilmiş ise kapsam denetiminin sonucu olarak yazılmamış sayılmayı ortadan kaldırıp kaldıramayacağı tartışılarak sonucuna göre yazılmamış sayılması durumunda, boşluk olduğunun kabulü ile içerik denetimi yapılarak taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb. adlarla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, davalı banka ile diğer bankaların uygulaması araştırılarak bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb.
ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, davacıdan talep edilebilecek ortalama miktar konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınarak, alınan masraflar konusunda 5411 Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/430049100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz