Kredi kullandırım komisyonu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10425 E. 2018/4812 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi kullandırım komisyonu↗ genel işlem koşulu denetimi↗ sözleşme özgürlüğü↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ kesin hükümsüzlük↗ genel işlem koşulları↗ emsal banka uygulaması↗ sözleşme serbestisi↗ genel işlem şartı↗ ticari kredi sözleşmesi↗ genel işlem koşulu↗ çerçeve sözleşme↗ ticari kredi↗ emredici hüküm↗ ba formu↗ hakkaniyet↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ tbk 99↗ komisyon↗ geçersizlik↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce kullanılan kredi kapsamında farklı tarihlerde davacıdan masraf komisyon dosya ücreti vb adlar altında kesintiler yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede müşteriden masraf ve komisyon alınacağına dair hüküm bulunduğu, ancak emsal banka uygulamalarına göre bankaların gerektiğinde masraf ve komisyon almama ve müşterinin durumuna göre ücret belirleyebilme yetkileri dikkate alınarak tahsil edilen bu bedelin hakkaniyet gereği %50'sinin davacıya iadesinin gerektiği, 2009 ve 2011 yılında çekilen kredilerden yapılan komisyon kesintilerinin yarısının iadesi gerektiği, 6098 TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra farklı tarihlerde davacıdan masraf komisyon dosya ücreti vb adlar altında kesintiler yapıldığı, yine sözleşmede masraf ve komisyon alınacağına dair hüküm bulunduğu, alınan ücret oranlarının tam olarak belirlendiği bir listenin bulunmadığı sözleşmenin tip sözleşme olduğu, masraf ve komisyonlara ilişkin hükümler açısından 6098 sayılı TBK'nın 20. maddesi gereğince genel işlem koşullarını taşıdığı ve 21. madde gereğince yazılmamış sayılması gerektiği, bu nedenle bu dönemde kullandırılan kredilerden yapılan komisyon kesintilerinin ve masrafları tamamının davacıya iadesinin gerektiği, bu şekilde davalı bankaca toplamda 2.810,00 TL tahsil edildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 2.100,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle kredi kullandırım komisyonu, istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafça tahsil edilen kesintilerin genel işlem şartına açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu edilen kredilerden bir kısmının 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen kredi sözleşmelerine sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu, MK 2 ve diğer ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, kredi kullandırım komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması, alınan masraflar konusunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak ve varsa davalı bankanın Merkez Bankasına yapmış olduğu bildirim de dikkate alınarak belirleme yapılması gerekirken dosya kapsamında bulunan emsal araştırması için bankalara yazılan müzekkere cevaplarına göre bir emsal kredi komisyonun tespit edilerek emsal oranı aşacak şekilde komisyon tahsil edilmiş ise aşan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Yargıtay incelemesine elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilmesi doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanan kredi sözleşmeleri yönünden ise; bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.
Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve eposta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir
Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1. uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.
Mahkemece, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra verilen kredi sözleşmelerinden önce her bir sözleşme yönünden ön bilgilendirme formu ile bilgilendirilip bilgilendirilmediği değerlendirilerek, yukarda açıklanan 6098 sayılı TBK'nın m. 20 vd.'daki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılması ile ortaya çıkacak boşluğun gerektiğinde miktar ve tahsis tarihi itibariyle emsal krediler için alınan masraf, komisyon ve ücretlerin diğer bankalardan sorularak davacıdan talep edilebilecek ortalama miktar bu hususta mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınarak, alınan masraflar konusunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle belirlenerek doldurulması, varsa davacıdan kesilen fazla masrafların iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız tahsil edilen ücretin iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13425 E. 2018/4484 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · ticari kredi · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «ticari kredi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı banka tarafından komisyon oranlarının TCMB'na bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında aktedilen Genel Kredi Sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde sonra 15.10.2012 tarihinde imzalanmış olup kredi sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi mahiyeti taşıması «genel işlem koşullarının» uygulanmasına engel değildir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının belirtildiği, komisyonlara ilişkin Merkez Bankasına bildirilen listede %3 fon kullandırım komisyonu alınacağının yazılı olduğu, bu «forma» göre davalının 18.000 TL komisyon alması gerekirken 6.300 TL tahsil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13461 E. 2018/4893 K.
Ortak:kredi kullandırım komisyonu · genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem şartı · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın kabulüyle 2.702,39 TL'nin 1.946,00 TL'sinin dava tarihi olan 14/04/2014 tarihinden, kalan kısmının «ıslah» tarihi olan 25/03/2015 tarihinde itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12618 E. 2018/4080 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13015 E. 2018/4858 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap işletim ücreti · hizmet bedeli · istirdat · yetkisizlik kararı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «tacir» olan bankanın yapmış olduğu iş ile vermiş olduğu hizmetler nedeniyle bir takım «masraflar» talep etme hak ve «yetkisinin» bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7, 11 ve 15. maddelerinde «hesap işletim ücreti», üye işyeri ücreti vb tutarlarının alınacağı ve bunun müşteriye ait olacağının düzenlendiği, ancak tutarların açıkça ve ayrıca yazılı olmadığı, bu durumda emsal bankaların bu yöndeki uygulamalarının esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.441,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında 20.07.2012 tarihinde imzalanan ticari müşteri sözleşmesi uyarınca davalı yanca kredi tahsis ve değerlendirme ücreti, işyeri «hizmet bedeli» ve sair adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda özetlendiği üzere davalı yanca “üye işyeri «hizmet bedeli»” ve “kredi tahsis ve değerlendirme ücreti” adı altında yapılan kesintiler bakımından davanın kısmen kabulüne sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2469 E. 2018/4896 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · dava şartı
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · tüketici kredisi · yasal faiz · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın banka tarafından alınan «komisyon» ve «masrafların» 6502 sayılı KHK'nun 5. maddesi uyarınca iadesi talebine ilişkin olduğu, davacıdan alınan masrafların, kredi kullanımı için zorunlu giderlerden olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, herhangi bir belgeye dayandırılmadığı, davacı tüketiciden dosya masrafına ilişkin alınan bedellerin «haksız şart» olduğu, bu şartın tüketiciyi bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle 2.471,00 TL masrafın 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı, davalı bankadan birden fazla «tüketici kredisi» kullandığını, bu sözleşmeler dolayısıyla yapılan haksız kesintilerin iadesinin gerektiğini ileri sürmüş olup, mahkemece, tahsil edilen «masrafların» zorunlu giderlerden olduğunun ispatlanamadığı, davacı tüketiciden tahsil edilen bedellerin «haksız şart» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinin» tamamı dosyaya getirtilmek suretiyle sözleşmelerin tarihleri göz önüne alınarak değerlendirme yapılmalı ve davacının tüketici olup olmadığı ile kullanılan kredilerin niteliği sözleşmelerin tamamı «ibraz» edildikten sonra belirlenmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11123 E. 2018/3743 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap işletim ücreti · haksız şart · erken kapama komisyonu · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… ankanın maliyetlerini artıracağı, yargı içtihatları ve diğer bankaların da taksitli ticari kredilerin erken kapatılması durumunda ana para üzerinden %4- %5 oranında «erken kapama komisyonu» tahsil ettikleri dikkate alındığında davalı banka tarafından %4 oranı üzerinden erken kapama komisyonu tahsil edilmiş olmasının uygun olduğu, «genel kredi sözleşmesinin» 2.09 maddesindeki düzenlemenin «haksız şart» olarak değerlendirilemeyeceği, davacının basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek öncelikle bir çok bankadan faiz oranı ve dosya «masrafı» gibi tüm masraflara ilişkin fiyat alıp sonra en avantajlı fiyatlama yapan bankadan kredi kullanmaya karar vereceğinin kabul edilmesi karşısında 7.000 TL dosya masr …
1- Dava, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davacıdan alınan erken ödeme ücreti, dosya «masrafı», «hesap işletim ücretinin» iadesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8789 E. 2017/7099 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · ticari kredi · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu», istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmeleri» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», «masraflar» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · bankacılık teamülleri · ödeme planı · teamül · ticari dava niteliği · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 20. maddesi uyarınca davalı bankanın muhatabından münasip bir ücret isteyebileceği, taraflar arasında akdedilen kredinin «ticari nitelikte» olduğu, basiretli bir «tacir» gibi davranmak durumunda olan davacının «ödeme planlarına» ve bu planlara uygun olarak yapılan tahsilatın «istirdadını» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… anmış sözleşmeler yönünden mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmeleri» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», «masraflar» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10425 E. , 2018/4812 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2016 tarih ve 2016/388-2016/433 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 2009 ile 2015 yılları arasında kullanmış olduğu kredilerden komisyon, masraf ve dosya ücreti adı altında haksız olarak ücret tahsil edildiğini ileri sürerek yapılan kesintilere istinaden şimdilik 10.00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Islah ile talebini 2.100,00 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, yapılan kesintilerin kredi sözleşmelerinde yer alan komisyon ve masrafa madde hükmü uyarınca yapıldığını, bu maddelerin de genel işlem koşulu olmadığını, ayrıca TTK uyarınca tacir olan müvekkilinin yaptığı iş ve işlemler için ücret alma hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce kullanılan kredi kapsamında farklı tarihlerde davacıdan masraf komisyon dosya ücreti vb adlar altında kesintiler yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede müşteriden masraf ve komisyon alınacağına dair hüküm bulunduğu, ancak emsal banka uygulamalarına göre bankaların gerektiğinde masraf ve komisyon almama ve müşterinin durumuna göre ücret belirleyebilme yetkileri dikkate alınarak tahsil edilen bu bedelin hakkaniyet gereği %50'sinin davacıya iadesinin gerektiği, 2009 ve 2011 yılında çekilen kredilerden yapılan komisyon kesintilerinin yarısının iadesi gerektiği, 6098 TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra farklı tarihlerde davacıdan masraf komisyon dosya ücreti vb adlar altında kesintiler yapıldığı, yine sözleşmede masraf ve komisyon alınacağına dair hüküm bulunduğu, alınan ücret oranlarının tam olarak belirlendiği bir listenin bulunmadığı sözleşmenin tip sözleşme olduğu, masraf ve komisyonlara ilişkin hükümler açısından 6098 sayılı TBK'nın 20.
maddesi gereğince genel işlem koşullarını taşıdığı ve 21. madde gereğince yazılmamış sayılması gerektiği, bu nedenle bu dönemde kullandırılan kredilerden yapılan komisyon kesintilerinin ve masrafları tamamının davacıya iadesinin gerektiği, bu şekilde davalı bankaca toplamda 2.810,00 TL tahsil edildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 2.100,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle kredi kullandırım komisyonu, istihbarat ücreti altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafça tahsil edilen kesintilerin genel işlem şartına açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu edilen kredilerden bir kısmının 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, bu dönemde akdedilen kredi sözleşmelerine sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu, MK 2 ve diğer ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, kredi kullandırım komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması, alınan masraflar konusunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144.
maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak ve varsa davalı bankanın Merkez Bankasına yapmış olduğu bildirim de dikkate alınarak belirleme yapılması gerekirken dosya kapsamında bulunan emsal araştırması için bankalara yazılan müzekkere cevaplarına göre bir emsal kredi komisyonun tespit edilerek emsal oranı aşacak şekilde komisyon tahsil edilmiş ise aşan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Yargıtay incelemesine elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilmesi doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanan kredi sözleşmeleri yönünden ise; bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir.
Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.
Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve eposta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir
Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m.
1. uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.
Mahkemece, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra verilen kredi sözleşmelerinden önce her bir sözleşme yönünden ön bilgilendirme formu ile bilgilendirilip bilgilendirilmediği değerlendirilerek, yukarda açıklanan 6098 sayılı TBK'nın m. 20 vd.'daki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılması ile ortaya çıkacak boşluğun gerektiğinde miktar ve tahsis tarihi itibariyle emsal krediler için alınan masraf, komisyon ve ücretlerin diğer bankalardan sorularak davacıdan talep edilebilecek ortalama miktar bu hususta mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınarak, alınan masraflar konusunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144.
maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle belirlenerek doldurulması, varsa davacıdan kesilen fazla masrafların iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/429931800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz