Ttk 408/2-b
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9492 E. 2018/4038 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 408/2-b↗ ayni sermaye↗ ıskat↗ genel kurul kararının butlanı↗ yönetim kurulu kararının iptali↗ sermaye taahhüdü↗ el koyma↗ butlan↗ usulüne uygun tebliğ↗ pay sahipliği↗ sermaye artırımı↗ kâr mahrumiyeti↗ ihtar↗ ticaret sicili↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortaklarından olduğu, sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, davacıya noter marifetiyle gönderilen ihtarnamelerin TTK 408. maddesindeki şartları haiz olduğu, davacıya çıkarılan ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hakkında açılan iflas davasının reddine karar verilen davalı şirketin, sermaye artırım kararının davacıyı ızrar etmek kastı ile kötüniyetle aldığına dair bir kanaat oluşturacak inandırıcı delil ibraz edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafın sermaye artırımından doğan ortaklık haklarından mahrum bırakılmasına (ıskat) ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüde düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ihtar edilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının ıskatına dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli ticaret sicil gazetesinde ıskatın ilan edildiği anlaşılmaktadır. Ancak az önce de belirtildiği üzere, ıskat için öncelikle sermaye borcu bulunan ortağın temerrüte düşürülmesi gerekmedir. Temerrüt için ise yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında temerrüde ilişkin alınmış bir karar bulunmadığı gibi davalı şirketin anasözleşmesi de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davalı şirketin anasözleşmesi getirtilerek ıskata ilişkin düzenlemelerin bulup bulunmadığı, varsa yapılan işlemlerin anasözleşmeye uygun olup olmadığı, yine yetkili organ tarafından sermaye borcu nedeniyle davalı tarafın temerrüde düşürülüp düşürülmediği hususları incelenmemiştir.
Ayrıca davacı tarafça sermaye artırılmasına ilişkin genel kurul kararının butlanı istemine ilişkin olarak dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi de talep edilmiştir. Butlan davasının sonucunun işbu davayı etkileyeceği nazara alınarak butlan davasının sonucunun da beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10338 E. 2015/6915 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · yönetim kurulu kararının iptali · sermaye taahhüdü · el koyma · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti · ihtar
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · muacceliyet · mahsup · anonim şirket · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
2-Dava, davacıların, davalı «anonim şirketin» ortaklığından «ıskat» edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temerrüte düşen ortağa, «yönetim kurulu» tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde «ilan» suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından «mahrum» edileceğinin ve «ortaklıktan çıkarılacağının» «ihtar» edilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13842 E. 2011/8718 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli «ihtarnamenin» iadeli «taahhütlü» mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde «sermaye artırımından» doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davalının «ıskatına» dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli «ticaret sicil» gazetesinde ıskatın «ilan» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Benzer bu karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Ayrıca, aynı «ilan» ve «taahhütlü» mektup tebliği suretiyle hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408. maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · muacceliyet · ifa · ihbar · geçersizlik
Benzer bu karardaEsas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Anılan hüküm, «ifa» tarihinin «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Anasözleşmenin 13. maddesinde ise ilanların, TTK'nın 37. maddesinin 4. fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, «şirket merkezinin» bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile en az 15 gün evvel yapılacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1824 E. 2012/5942 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · sermaye artırımı · kâr mahrumiyeti · taahhütname · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · emredici hüküm · muacceliyet · ifa · anonim şirket · ihbar · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAnasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Anılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, «anonim şirket» ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14911 E. 2014/4093 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · sermaye artırımı · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ilan
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli «ihtarnamenin» iadeli «taahhütlü» mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde «sermaye artırımından» doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davalının «ıskatına» dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli «ticaret sicil» gazetesinde ıskatın «ilan» edildiği anlaşılmaktadır.
1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Benzer bu karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · muacceliyet · pay defteri · ifa · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Anılan hüküm, «ifa» tarihinin «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.).
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12486 E. 2013/10431 K.
Ortak:ıskat · sermaye taahhüdü · usulüne uygun tebliğ · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ilan
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli «ihtarnamenin» iadeli «taahhütlü» mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde «sermaye artırımından» doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davalının «ıskatına» dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli «ticaret sicil» gazetesinde ıskatın «ilan» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Temerrüde düşen ortağa, «yönetim kurulu» tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde «ilan» suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından «mahrum» edileceğinin «ihtar» edilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dava, «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle verilen «ıskat» işleminin iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · yönetim kurulu üyeliği · tebligat kanunu m.35 · hisse senedi · hamil · tebligat · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Tebliğ belgesinde «sermaye taahhüdüne» yönelik yazıyı elden aldığı yazılı olduğundan ve bu «tebligatın» «geçersiz» olduğuna dair iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından, «ihtar» «tebligatının usulsüz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9492 E. , 2018/4038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/04/2015 tarih ve 2012/190-2015/543 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 15 hissesine sahip olduğunu, davalı şirketin objektif iyiniyet kurallarına aykırı sermaye artırımı kararı alındığını, bu karar için müvekkilince dava açıldığını, bu defa da davalı şirketin yönetim kurulunca müvekkilinin sermaye artırımından doğan ortaklık haklarından mahrum bırakılmasına karar verildiğini, davalı tarafın müvekkiline karşı hiçbir iş ve eyleminde iyi niyetten eser olmadığını, usul ve yasaya aykırı olan ve dava konusu edilen sermaye artırım kararına dayanarak yeni bir usulsüz karara imza atıldığını ileri sürülerek yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 2006 yılında yapılan genel kurulda sermaye artırımına yönelik karar alındığını ve davacının sermaye artırımından kaynaklanan borçlarını ödemesi için 5-6 yıl beklendiğini, ... Noterliğinin 14.11.2011 tarihli ve 32818 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve sermaye artırımından kaynaklanan borçlarını faizi ile birlikte ödemesi hususunda davacıya süre tanındığını, davacının tanınan süre içerinde sermaye artırım borcunu ödememesi üzerine ortaklık haklarından mahrum bırakıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortaklarından olduğu, sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, davacıya noter marifetiyle gönderilen ihtarnamelerin TTK 408. maddesindeki şartları haiz olduğu, davacıya çıkarılan ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hakkında açılan iflas davasının reddine karar verilen davalı şirketin, sermaye artırım kararının davacıyı ızrar etmek kastı ile kötüniyetle aldığına dair bir kanaat oluşturacak inandırıcı delil ibraz edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafın sermaye artırımından doğan ortaklık haklarından mahrum bırakılmasına (ıskat) ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı).
Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüde düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ihtar edilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının ıskatına dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli ticaret sicil gazetesinde ıskatın ilan edildiği anlaşılmaktadır. Ancak az önce de belirtildiği üzere, ıskat için öncelikle sermaye borcu bulunan ortağın temerrüte düşürülmesi gerekmedir.
Temerrüt için ise yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında temerrüde ilişkin alınmış bir karar bulunmadığı gibi davalı şirketin anasözleşmesi de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davalı şirketin anasözleşmesi getirtilerek ıskata ilişkin düzenlemelerin bulup bulunmadığı, varsa yapılan işlemlerin anasözleşmeye uygun olup olmadığı, yine yetkili organ tarafından sermaye borcu nedeniyle davalı tarafın temerrüde düşürülüp düşürülmediği hususları incelenmemiştir.
Ayrıca davacı tarafça sermaye artırılmasına ilişkin genel kurul kararının butlanı istemine ilişkin olarak dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi de talep edilmiştir. Butlan davasının sonucunun işbu davayı etkileyeceği nazara alınarak butlan davasının sonucunun da beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/425431800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz