İhraç kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13842 E. 2011/8718 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 408/2-b↗ ayni sermaye↗ ıskat↗ sermaye taahhüdü↗ esas sözleşme↗ şirket merkezi mahkemesi↗ emredici hüküm↗ muacceliyet↗ ifa↗ ihbar↗ ihtar↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının taahhüt ettiği sermaye borcunu verilen süreye rağmen ödememesi nedeniyle yönetim kurulu tarafından alınan ihraç kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının sermaye borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle verilen ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bîr pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir.
Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Esas sözleşme ile ifa için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK 128). Esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa, TTK'nın 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz. Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 8. Bası, S. 559 vd.).
Somut olayın incelenmesine gelince; şirket anasözleşmesinin 6. maddesinde sermaye borcunun 1/4'ünün tescilden itibaren 3 ay içinde, kalan miktarın ise 30.06.2006 tarihine kadar ödeneceği, tüm ortakların yazılı olurlarının alınmak suretiyle yönetim kurulunun alacağı kararlar doğrultusunda belirtilen tarihlerden önce de taahhüt edilen sermaye borcunun istenebileceği, bu husustaki ilanların anasözleşmenin ilan maddesindeki usulde yapılacağı düzenlenmiştir. Anasözleşmenin 13. maddesinde ise ilanların, TTK'nın 37. maddesinin 4. fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile en az 15 gün evvel yapılacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, bakiye sermaye borçlarının taahhütlü mektupla isteneceğine dair bir hüküm olmadığı gibi, aksine anasözleşmenin anılan maddelerinde ilandan söz edildiğine göre, şirket sözleşmesindeki bu düzenleme, TTK'nın 406. maddesine paralel bir düzenleme olarak yorumlanmalıdır.
Bu itibarla, şirket anasözleşmesinde apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm yoksa, apel çağrısının TTK'nın 406. maddesi uyarınca ortaklardan ilan suretiyle istenmesi gerekir. Ayrıca, aynı ilan ve taahhütlü mektup tebliği suretiyle hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408. maddesindeki ihtar yerine geçmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, ortak usulüne uygun temerrüde düşürülmeden TTK'nın 408. maddesinde öngörülen ıskat ihtarı çekilemez.
Somut olayda, davalı şirket tarafından TTK'nın 406-408. maddesindeki usul kuralları işletilmeden ve burada yazılı sürelere uyulmadan, doğrudan davacıya gönderilen ihtar ile sermaye borcunu ödemesi istenilmiş, yerine getirilmeyince de davacı yönetim kurulu kararı ile ihraç edilmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının sermaye borcunu ödemediği, bu nedenle ihracın doğru olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının sermaye borcunu ödemesi için gerekli usuli işlemler yerine getirilmeden ve bilirkişi raporuna göre de davacının 56.250,00 TL sermaye borcu olduğu halde gönderilen ihtarlarda 75.000,00 TL istenilmiş olması karşısında davacının gerçek borcunun üzerinde para istenilmiş olması nedeniyle davacının ihracı da geçersizdir. Bu itibarla, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14911 E. 2014/4093 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · muacceliyet · ifa
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Benzer bu karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · sermaye artırımı · pay defteri · hak düşürücü süre · kâr payı · e-defter
Benzer bu karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta «taahhüt» ettikleri sermaye borçlarını ödememek, «sermaye artırımına» katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarından» yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1824 E. 2012/5942 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · emredici hüküm · muacceliyet · ifa · ihbar · taahhütname
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Benzer bu karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · sermaye artırımı · kâr mahrumiyeti · anonim şirket · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAnılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, «anonim şirket» ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.
… oplantısında anasözleşme değişikliği ile şirket sermayesinin artırıldığı ve bu artırım sonucu TTK’nun 407. ve 408. maddeleri uyarınca davacının ortaklık haklarından «mahrum» edildiği ileri sürülmüş, mahkemece, davacının 1987 yılında ortak olduğu kabul edilerek 10,00 YTL değerindeki hisse bedelinin yeniden değerleme oranı uygulanmak sur …
Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en «son» sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.
-
Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10338 E. 2015/6915 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · muacceliyet · ihbar · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname
İncelediğiniz karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «taahhüt» ettiği sermaye borcunu verilen süreye rağmen ödememesi nedeniyle «yönetim kurulu» tarafından alınan ihraç kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · ortaklıktan çıkarılma · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti · mahsup · anonim şirket · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Temerrüte düşen ortağa, «yönetim kurulu» tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde «ilan» suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından «mahrum» edileceğinin ve «ortaklıktan çıkarılacağının» «ihtar» edilmesi gerekmektedir.
2-Dava, davacıların, davalı «anonim şirketin» ortaklığından «ıskat» edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa «pay sahiplerinden» «ilan» suretiyle istenir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9492 E. 2018/4038 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Ayrıca, aynı «ilan» ve «taahhütlü» mektup tebliği suretiyle hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408. maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün değildir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli «ihtarnamenin» iadeli «taahhütlü» mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde «sermaye artırımından» doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davalının «ıskatına» dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli «ticaret sicil» gazetesinde ıskatın «ilan» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · butlan · pay sahipliği · sermaye artırımı · kâr mahrumiyeti · ticaret sicili
Benzer bu kararda1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Ayrıca davacı tarafça «sermaye artırılmasına» ilişkin «genel kurul kararının butlanı» istemine ilişkin olarak dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi de talep edilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortaklarından olduğu, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği, davacıya noter marifetiyle gönderilen «ihtarnamelerin» TTK 408. maddesindeki şartları haiz olduğu, davacıya çıkarılan ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hakkında açılan «iflas» davasının reddine karar verilen davalı şirketin, «sermaye artırım» kararının davacıyı ızrar etmek kastı ile «kötüniyetle» aldığına dair bir kanaat oluşturacak inandırıcı delil «ibraz» edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli «ihtarnamenin» iadeli «taahhütlü» mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde «sermaye artırımından» doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davalının «ıskatına» dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli «ticaret sicil» gazetesinde ıskatın «ilan» edildiği anlaşılmaktadır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11154 E. 2012/16595 K.
Ortak:muacceliyet
İncelediğiniz karardaEsas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, 04.08.2001 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiği, TTK'nun 406. maddesi uyarınca, sermaye «koyma» borcunun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmemiş olması halinde yetkili organın apel işlemini yapması ile bu borcun «muaccel» olacağı, ancak borcun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmesi halinde ise borcun öngörülen tarihte muaccel hale geleceği, somut uyuşmazlıkta sermaye koyma borcunun muaccel olacağı tarihin genel kurul kararında açıkça belirlendiği ve şirket anasözleşmesinde de bu konuda değişiklik yapıldığı, bu durumda davalının sermaye koyma borcunun apel işleminin yapılması ile muaccel hale geleceği yönündeki savunmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · olağanüstü genel kurul · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, 04.08.2001 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiği, TTK'nun 406. maddesi uyarınca, sermaye «koyma» borcunun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmemiş olması halinde yetkili organın apel işlemini yapması ile bu borcun «muaccel» olacağı, ancak borcun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmesi halinde ise borcun öngörülen tarihte muaccel hale geleceği, somut uyuşmazlıkta sermaye koyma borcunun muaccel olacağı tarihin genel kurul kararında açıkça belirlendiği ve şirket anasözleşmesinde de bu konuda değişiklik yapıldığı, bu durumda davalının sermaye koyma borcunun apel işleminin yapılması ile muaccel hale geleceği yönündeki savunmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7091 E. 2013/11241 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «taahhüt» ettiği sermaye borcunu verilen süreye rağmen ödememesi nedeniyle «yönetim kurulu» tarafından alınan ihraç kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı şirket tarafından TTK'nın 406-408. maddesindeki usul kuralları işletilmeden ve burada yazılı sürelere uyulmadan, doğrudan davacıya gönderilen «ihtar» ile sermaye borcunu ödemesi istenilmiş, yerine getirilmeyince de davacı «yönetim kurulu» kararı ile ihraç edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yönetim kurulunun apel çağrısında bulunmaması neticesinde uğranılmış olan zararın ispatlanamadığı, bu nedenle «yönetim kurulu» ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 19.12.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13842 E., 2011/8718 K.
11. Hukuk Dairesi 2009/13842 E., 2011/8718 K.
ANONİM ORTAKLIKLARDA YÖNETİM KURULU
APEL ÇAĞRISI
ARAFINDAN VERİLEN İHRAÇ KARARLARININ İPTALİ
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 406 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 408 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Ankara Dokuzuncu Asliye Ticaret
Mahkemesi)'nce verilen 09.07.2009 tarih ve 2007/643-2009/378 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından İstenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin anasözleşme ile atanan yönetim kurulu üyesi iken usulsüz çağrı ile yapılan 10.04.2007 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, yeni seçilen yönetim kurulu tarafından sermaye borcunun ödenmediği gerekçesiyle ortaklıktan çıkarıldığını, oysa müvekkilinin sermaye borcunun bulunmadığını ileri sürerek, yönetim kurulu tarafından verilen ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının gönderilen ihtarlara rağmen sermaye borcunu ödememesi nedeniyle ihraç edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının taahhüt ettiği sermaye borcunu verilen süreye rağmen ödememesi nedeniyle yönetim kurulu tarafından alınan ihraç kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının sermaye borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle verilen ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bîr pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir.
Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Esas sözleşme ile ifa için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK 128). Esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa, TTK'nın 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz. Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 8. Bası, S. 559 vd.).
Somut olayın incelenmesine gelince; şirket anasözleşmesinin 6. maddesinde sermaye borcunun 1/4'ünün tescilden itibaren 3 ay içinde, kalan miktarın ise 30.06.2006 tarihine kadar ödeneceği, tüm ortakların yazılı olurlarının alınmak suretiyle yönetim kurulunun alacağı kararlar doğrultusunda belirtilen tarihlerden önce de taahhüt edilen sermaye borcunun istenebileceği, bu husustaki ilanların anasözleşmenin ilan maddesindeki usulde yapılacağı düzenlenmiştir. Anasözleşmenin 13. maddesinde ise ilanların, TTK'nın 37. maddesinin 4. fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile en az 15 gün evvel yapılacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, bakiye sermaye borçlarının taahhütlü mektupla isteneceğine dair bir hüküm olmadığı gibi, aksine anasözleşmenin anılan maddelerinde ilandan söz edildiğine göre, şirket sözleşmesindeki bu düzenleme, TTK'nın 406.
maddesine paralel bir düzenleme olarak yorumlanmalıdır.
Bu itibarla, şirket anasözleşmesinde apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm yoksa, apel çağrısının TTK'nın 406. maddesi uyarınca ortaklardan ilan suretiyle istenmesi gerekir. Ayrıca, aynı ilan ve taahhütlü mektup tebliği suretiyle hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408. maddesindeki ihtar yerine geçmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, ortak usulüne uygun temerrüde düşürülmeden TTK'nın 408. maddesinde öngörülen ıskat ihtarı çekilemez.
Somut olayda, davalı şirket tarafından TTK'nın 406-408. maddesindeki usul kuralları işletilmeden ve burada yazılı sürelere uyulmadan, doğrudan davacıya gönderilen ihtar ile sermaye borcunu ödemesi istenilmiş, yerine getirilmeyince de davacı yönetim kurulu kararı ile ihraç edilmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının sermaye borcunu ödemediği, bu nedenle ihracın doğru olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının sermaye borcunu ödemesi için gerekli usuli işlemler yerine getirilmeden ve bilirkişi raporuna göre de davacının 56.250,00 TL sermaye borcu olduğu halde gönderilen ihtarlarda 75.000,00 TL istenilmiş olması karşısında davacının gerçek borcunun üzerinde para istenilmiş olması nedeniyle davacının ihracı da geçersizdir.
Bu itibarla, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/17142400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz