Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10338 E. 2015/6915 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 408/2-b↗ ayni sermaye↗ ıskat↗ yönetim kurulu kararının iptali↗ sermaye taahhüdü↗ el koyma↗ ortaklıktan çıkarılma↗ pay sahipliği↗ kâr mahrumiyeti↗ muacceliyet↗ mahsup↗ anonim şirket↗ ihbar↗ ihtar↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ ilan↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye koyma borcunun muaccel hale gelmesi için ihbarda bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda ıskat hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli ihtarnamelerde, sermaye taahhütünün ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat ihtarının, temerrüdü gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacıların, davalı anonim şirketin ortaklığından ıskat edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir.(Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı) Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüte düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ve ortaklıktan çıkarılacağının ihtar edilmesi gerekmektedir.
Somut olayın incelenmesine gelince; Şirket anasözleşmesinin 6. maddesinde sermaye borcunun 1/4’ünün tescilden itibaren 3 ay içinde, kalan miktarın ise 3 yıl içinde ödeneceği düzenlenmiştir. Şirket, 21.04.2009 tarihinde tescil edilmiş olup anasözleşmede öngörülen 3 yıllık süre 21.04.2012 tarihinde dolmaktadır. Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli ihtarnamede, 12.03.2012 tarihli yönetim kurulu gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle sermaye taahhüdünün 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde temerrüte düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan ıskat edileceği ihtar edilmiştir. 12.03.2012 tarihli yönetim kurulu kararı, 16.04.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde de ilan edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine gönderilen 31.01.2013 tarihli ihtarnamenin içeriği de ilk ihtarname ile aynı niteliktedir. Her ne kadar mahkemece, ıskat ihtarının da bulunması nedeniyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede ilan edilmekle davacıların temerrüte düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihinden sonra gönderilen 31.03.2013 tarihli ihtarnameler ile de TTK'nun 408.(6102 sayılı Kanun'un 483. maddesi) maddesinde düzenlenen ikinci sürenin de verildiği, verilen ikinci süre ilan edilmemiş olmakla birlikte yukarıda belirtildiği gibi ihtarname ile davacılara tebliğ edildiği gözetildiğinde ıskat için gerekli prosedür yerine getirilmiş olup aksi yöndeki mahkeme gerekçesi doğru olmamıştır. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafça kendilerinin şirketten alacaklı oldukları ve sermaye borcunun bu alacaktan mahsup edilebileceği ileri sürülmüş ise de mahkemece bu iddiaya ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, davacılar tarafından da bu karar gerekçe yönünden temyiz edilmediğinden mahkemece, davalı şirketin ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9492 E. 2018/4038 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · yönetim kurulu kararının iptali · sermaye taahhüdü · el koyma · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti · ihtar
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Benzer bu kararda1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · butlan · sermaye artırımı · iflas · kötüniyet · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortaklarından olduğu, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği, davacıya noter marifetiyle gönderilen «ihtarnamelerin» TTK 408. maddesindeki şartları haiz olduğu, davacıya çıkarılan ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hakkında açılan «iflas» davasının reddine karar verilen davalı şirketin, «sermaye artırım» kararının davacıyı ızrar etmek kastı ile «kötüniyetle» aldığına dair bir kanaat oluşturacak inandırıcı delil «ibraz» edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca davacı tarafça «sermaye artırılmasına» ilişkin «genel kurul kararının butlanı» istemine ilişkin olarak dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi de talep edilmiştir.
Butlan davasının sonucunun işbu davayı etkileyeceği nazara alınarak «butlan» davasının sonucunun da beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13842 E. 2011/8718 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · muacceliyet · ihbar · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
Benzer bu karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «taahhüt» ettiği sermaye borcunu verilen süreye rağmen ödememesi nedeniyle «yönetim kurulu» tarafından alınan ihraç kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · ifa · geçersizlik · eksik inceleme
Benzer bu karardaAnılan hüküm, «ifa» tarihinin «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Anasözleşmenin 13. maddesinde ise ilanların, TTK'nın 37. maddesinin 4. fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, «şirket merkezinin» bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile en az 15 gün evvel yapılacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1824 E. 2012/5942 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · kâr mahrumiyeti · muacceliyet · anonim şirket · ihbar · taahhütname
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Benzer bu karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · emredici hüküm · sermaye artırımı · ifa · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAnılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en «son» sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14911 E. 2014/4093 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · ortaklıktan çıkarılma · muacceliyet · ihbar · ihtar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
Benzer bu karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · sermaye artırımı · pay defteri · ifa · hak düşürücü süre · kâr payı
Benzer bu karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Anılan hüküm, «ifa» tarihinin «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.).
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta «taahhüt» ettikleri sermaye borçlarını ödememek, «sermaye artırımına» katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarından» yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10338 E. , 2015/6915 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/02/2014
NUMARASI 2013/91-2014/11
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2014 tarih ve 2013/91-2014/11 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/05/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. D. T. ile davalı vekili Av. İ.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davalının müvekkillerine gönderdiği ihtarname ile sermaye taahhüdünün faizi ile birlikte ödenmesini istediğini aksi halde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiğini, müvekkillerinin, şirketten alacaklı olduklarından, sermaye borcunun bu alacaktan tahsil edilebileceğinden, bu işleme muvafakat ettiklerinden, bu tarihe kadar apel çağrısı yapılmadığından faiz istenilemeyeceğinden ve şirketin kötü yönetildiğinden bahisle bu ihtarnameye cevap verdiklerini, davalı şirketin aynı mahiyette gönderdiği diğer bir ihtarnameden sonra müvekkillerini 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla şirket ortaklığından ıskat ettiğini ileri sürerek bu kararın yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların kendilerine yapılan ihtarlara rağmen sermaye borçlarını ödemediklerini, müvekkili şirket tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye koyma borcunun muaccel hale gelmesi için ihbarda bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda ıskat hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli ihtarnamelerde, sermaye taahhütünün ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat ihtarının, temerrüdü gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacıların, davalı anonim şirketin ortaklığından ıskat edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir.(Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı) Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir.
Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüte düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ve ortaklıktan çıkarılacağının ihtar edilmesi gerekmektedir.
Somut olayın incelenmesine gelince; Şirket anasözleşmesinin 6. maddesinde sermaye borcunun 1/4’ünün tescilden itibaren 3 ay içinde, kalan miktarın ise 3 yıl içinde ödeneceği düzenlenmiştir. Şirket, 21.04.2009 tarihinde tescil edilmiş olup anasözleşmede öngörülen 3 yıllık süre 21.04.2012 tarihinde dolmaktadır. Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli ihtarnamede, 12.03.2012 tarihli yönetim kurulu gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle sermaye taahhüdünün 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde temerrüte düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan ıskat edileceği ihtar edilmiştir.
12. 03.2012 tarihli yönetim kurulu kararı, 16.04.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde de ilan edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine gönderilen 31.01.2013 tarihli ihtarnamenin içeriği de ilk ihtarname ile aynı niteliktedir. Her ne kadar mahkemece, ıskat ihtarının da bulunması nedeniyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede ilan edilmekle davacıların temerrüte düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihinden sonra gönderilen 31.03.2013 tarihli ihtarnameler ile de TTK'nun 408.(6102 sayılı Kanun'un 483.
maddesi) maddesinde düzenlenen ikinci sürenin de verildiği, verilen ikinci süre ilan edilmemiş olmakla birlikte yukarıda belirtildiği gibi ihtarname ile davacılara tebliğ edildiği gözetildiğinde ıskat için gerekli prosedür yerine getirilmiş olup aksi yöndeki mahkeme gerekçesi doğru olmamıştır. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafça kendilerinin şirketten alacaklı oldukları ve sermaye borcunun bu alacaktan mahsup edilebileceği ileri sürülmüş ise de mahkemece bu iddiaya ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, davacılar tarafından da bu karar gerekçe yönünden temyiz edilmediğinden mahkemece, davalı şirketin ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137581300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz