Ttk 408/2-b
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14911 E. 2014/4093 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 408/2-b↗ ayni sermaye↗ ıskat↗ sermaye taahhüdü↗ ortaklıktan çıkarılma↗ esas sözleşme↗ şirket merkezi mahkemesi↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ muacceliyet↗ pay defteri↗ ifa↗ hak düşürücü süre↗ ihbar↗ ihtar↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ilan↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta taahhüt ettikleri sermaye borçlarını ödememek, sermaye artırımına katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların ortaklıktan çıkarılmalarından yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, istek ve iradeleri dışında ortaklıktan çıkarılmalarının hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının pay defterine işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların payı hakkında davalı şirket yönetim kurulu tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan ıskat işlemidir. Uyuşmazlık, ıskat işleminin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifa’ya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün sözkonusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işlemini yapması gerekir.
Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Esas sözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK.128). Esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa, TTK'nın 406 ncı maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.).
Somut olayın incelenmesine gelince; şirket esas sözleşmesinde bakiye sermaye borcunun ödenmesi için özel bir düzenleme yapılmamış, sermaye konusunu düzenleyen 6 ncı maddede, sadece bakiye sermaye borçlarının yönetim kurulu tarafından isteneceği belirtilmiş ancak bunun usul ve yöntemleri düzenlenmemiştir. Esas sözleşmenin 13 ncü maddesinde ise ilanların, TTK'nın 37 nci maddesinin 4 ncü fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile en az 15 gün evvel yapılacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, bakiye sermaye borçlarının taahhütlü mektupla isteneceğine dair bir hüküm olmadığı gibi, aksine esas sözleşmenin anılan maddelerinde ilandan söz edildiğine göre, şirket sözleşmesindeki bu düzenleme, TTK'nın 406 ncı maddesine paralel bir düzenleme olarak yorumlanmalıdır.Bu düzenlemede de apel çağrısının ilanla yapılacağı benimsenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket esas sözleşmesinde apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan ilan suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki ihtar yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun temerrüde düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen ıskat ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13842 E. 2011/8718 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · muacceliyet · ifa
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Benzer bu karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçersizlik · eksik inceleme
Benzer bu kararda… n sermaye borcunu ödemesi için gerekli usuli işlemler yerine getirilmeden ve bilirkişi raporuna göre de davacının 56.250,00 TL sermaye borcu olduğu halde gönderilen «ihtarlarda» 75.000,00 TL istenilmiş olması karşısında davacının gerçek borcunun üzerinde para istenilmiş olması nedeniyle davacının ihracı da «geçersizdir».
Bu itibarla, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1824 E. 2012/5942 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · emredici hüküm · sermaye artırımı · muacceliyet · ifa · ihbar
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Benzer bu karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · kâr mahrumiyeti · anonim şirket · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAnılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, «anonim şirket» ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.
… oplantısında anasözleşme değişikliği ile şirket sermayesinin artırıldığı ve bu artırım sonucu TTK’nun 407. ve 408. maddeleri uyarınca davacının ortaklık haklarından «mahrum» edildiği ileri sürülmüş, mahkemece, davacının 1987 yılında ortak olduğu kabul edilerek 10,00 YTL değerindeki hisse bedelinin yeniden değerleme oranı uygulanmak sur …
Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en «son» sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.
-
Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10338 E. 2015/6915 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · ortaklıktan çıkarılma · muacceliyet · ihbar · ihtar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti · mahsup · anonim şirket · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
2-Dava, davacıların, davalı «anonim şirketin» ortaklığından «ıskat» edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa «pay sahiplerinden» «ilan» suretiyle istenir.
Temerrüte düşen ortağa, «yönetim kurulu» tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde «ilan» suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından «mahrum» edileceğinin ve «ortaklıktan çıkarılacağının» «ihtar» edilmesi gerekmektedir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9492 E. 2018/4038 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · sermaye artırımı · ihtar · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ilan
İncelediğiniz karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, 23/09/2011 tarihli «ihtarnamenin» iadeli «taahhütlü» mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün içinde «sermaye artırımından» doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 14/11/2011 tarihli ihtarnamenin iadeli taahhütlü mektupla davalı tarafa tebliğ edildiği, 30 gün içinde sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi, aksi takdirde ilk genel kurulda diğer ortaklara teklif edileceğinin bildirildiği, 23/12/2011 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davalının «ıskatına» dair karar alındığı, 06/01/2012 tarihli «ticaret sicil» gazetesinde ıskatın «ilan» edildiği anlaşılmaktadır.
1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · butlan · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti · ticaret sicili · iflas
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortaklarından olduğu, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği, davacıya noter marifetiyle gönderilen «ihtarnamelerin» TTK 408. maddesindeki şartları haiz olduğu, davacıya çıkarılan ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hakkında açılan «iflas» davasının reddine karar verilen davalı şirketin, «sermaye artırım» kararının davacıyı ızrar etmek kastı ile «kötüniyetle» aldığına dair bir kanaat oluşturacak inandırıcı delil «ibraz» edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Ayrıca davacı tarafça «sermaye artırılmasına» ilişkin «genel kurul kararının butlanı» istemine ilişkin olarak dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi de talep edilmiştir.
Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa «pay sahiplerinden» «ilan» suretiyle istenir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7091 E. 2013/11241 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Somut olayın incelenmesine gelince; şirket «esas sözleşmesinde» bakiye sermaye borcunun ödenmesi için özel bir düzenleme yapılmamış, sermaye konusunu düzenleyen 6 ncı maddede, sadece bakiye sermaye borçlarının «yönetim kurulu» tarafından isteneceği belirtilmiş ancak bunun usul ve yöntemleri düzenlenmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yönetim kurulunun apel çağrısında bulunmaması neticesinde uğranılmış olan zararın ispatlanamadığı, bu nedenle «yönetim kurulu» ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 19.12.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1258 E. 2014/12518 K.
Ortak:ıskat · emredici hüküm · yönetim kurulu kararı · temerrüt
İncelediğiniz karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin «ıskat» edebilmesi için öncelikle «temerrüde» düşürülmesi gerekir.
Benzer bu karardaA.. şirketlerde pay borcunun ödenmemesi nedeniyle «ıskata» ilişkin hükümler «emredici» niteliktedir.
… hinde süresiz olarak 500.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, davacının 250.000,00 TL sermaye tutarı karşılığı %50 sermaye payına sahip olduğu ve davacının aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olduğu, 04/09/2009 tarihinde yapılmış bulunan «olağan genel kurul» kararı ile davalı şirketin 500.000,00 TL olan sermayesinin 250.000,00 TL artışla 750.000,00 TL'ye çıkarıldığı, sermaye arttırımı kararına davacının da katıldığı, d …
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 408. maddesi gereğince «ıskat» edilen ortağın açtığı ıskat kararının yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şekle aykırılık · kâr mahrumiyeti · olağanüstü genel kurul · hisse senedi · tespit davası · ihtarname
Benzer bu karardaOysa, apel borcunu ödemeyen ortak aynı yasanın 407/2 maddesi gereğince «ıskat» edilebileceği gibi haklarından «mahrum» edilebilir veya yerine başka ortak alınabilir ve kendisine verilmiş «hisse senedi» varsa bunlar iptal edilebilir.
… hinde süresiz olarak 500.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, davacının 250.000,00 TL sermaye tutarı karşılığı %50 sermaye payına sahip olduğu ve davacının aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olduğu, 04/09/2009 tarihinde yapılmış bulunan «olağan genel kurul» kararı ile davalı şirketin 500.000,00 TL olan sermayesinin 250.000,00 TL artışla 750.000,00 TL'ye çıkarıldığı, sermaye arttırımı kararına davacının da katıldığı, d …
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 408. maddesi gereğince «ıskat» edilen ortağın açtığı ıskat kararının yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacıya 10.07.2011 tarihinde bakiye borcunu ödemesi için noterden «ihtarname» gönderilmiş ise de bu ihtarnamede TTK'nın 407. maddesine aykırı olarak 1 ay değil 30 gün süre verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12994 E. 2014/17356 K.
Ortak:ıskat · sermaye taahhüdü · ortaklıktan çıkarılma · sermaye artırımı · yönetim kurulu kararı · taahhütname · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta «taahhüt» ettikleri sermaye borçlarını ödememek, «sermaye artırımına» katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarından» yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… ayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı şirketin apel çağrısını 05/12/2000 tarihinde gerçekleştirdiği, 24/08/2002 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında sermaye arttırımına iştirak etmeyen ortakların TTK'nın 407 ve 408. maddeleri gereğince «ortaklıktan çıkarıldığı», işlemlerin usulüne uygun olduğu, «sermaye artırım» kararının gerekli toplantı ve karar «nisabına» uyulmak suretiyle usulüne uygun olarak alındığı, davalı şirketin apel çağrısını TTK'nın 406. maddesi doğrultusunda gerçekleştirdiği, davacının apel borcuna ilişkin olarak usulüne uygun şekilde «temerrüde» düşürüldüğü, davalı şirket «yönetim kurulu» faaliyet raporunda tamamlayıcı işlem olarak apel çağrısına uymayan üyenin ortaklıktan ilişiğinin kesildiğinin belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar veril …
Ancak, 17.06.2000 tarihli şirket «olağan genel kurul» toplantısında «sermaye artırımına» ilişkin olarak karar alınmış, 16.11.2000 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile artırılan yeni sermayeye tüm ortakların iştirak etmesi gerektiği aksi halde yeni pay bedellerinin 10.000.000 TL'ye çıkartılması sebebiyle eski pay bedelleri 1.000 TL'den ibaret bulunan ve yekün pay miktarı 10.000.000 TL'nin altında kalan ortakların ortaklıklarının doğal olarak sona ereceği ayrıca «sermaye taahhütlerini» yerine getirmediklerinden TTK'nın 407 maddesi gereğince şirketle ilişiklerinin kesileceği, tüm ortakların TTK'nın 408. maddesi uyarınca 1 ay zarfında ödemeye davet ve aksi halde tüm haklarından «mahrum» edileceği konusunun duyurulmasına karar verilmiştir.
Dava, «sermaye artırımına» tüm ortakların katılımını şart koşan genel kurul ve «yönetim kurulu» kararına uyulmaması sebebiyle ortakların şirketle ilişiğinin kesilmesine ilişkin karar ve işlemin yok hükmünde olduğunun ve şirket hissesinin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · karar nisabı · icazet · kâr mahrumiyeti · olağanüstü genel kurul · anonim şirket · yetki
Benzer bu karardaDavalı «anonim şirketin» 2000-2001 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunda, 2000 yılında yapılan «sermaye artırımına» ilişkin olarak artırıma iştirak etmeyen ve eski payları, yeni pay bedeli olan 10.000.000 TL'nin altında kalan bütün ortakların TTK'nın 407 ve 408. maddeleri gereğince şirketle ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş, söz konusu yönetim kurulu «faaliyet raporu» şirketin 24.08.2002 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında kabul edilmiştir.
… ayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı şirketin apel çağrısını 05/12/2000 tarihinde gerçekleştirdiği, 24/08/2002 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında sermaye arttırımına iştirak etmeyen ortakların TTK'nın 407 ve 408. maddeleri gereğince «ortaklıktan çıkarıldığı», işlemlerin usulüne uygun olduğu, «sermaye artırım» kararının gerekli toplantı ve karar «nisabına» uyulmak suretiyle usulüne uygun olarak alındığı, davalı şirketin apel çağrısını TTK'nın 406. maddesi doğrultusunda gerçekleştirdiği, davacının apel borcuna ilişkin olarak usulüne uygun şekilde «temerrüde» düşürüldüğü, davalı şirket «yönetim kurulu» faaliyet raporunda tamamlayıcı işlem olarak apel çağrısına uymayan üyenin ortaklıktan ilişiğinin kesildiğinin belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar veril …
Ancak, 17.06.2000 tarihli şirket «olağan genel kurul» toplantısında «sermaye artırımına» ilişkin olarak karar alınmış, 16.11.2000 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile artırılan yeni sermayeye tüm ortakların iştirak etmesi gerektiği aksi halde yeni pay bedellerinin 10.000.000 TL'ye çıkartılması sebebiyle eski pay bedelleri 1.000 TL'den ibaret bulunan ve yekün pay miktarı 10.000.000 TL'nin altında kalan ortakların ortaklıklarının doğal olarak sona ereceği ayrıca «sermaye taahhütlerini» yerine getirmediklerinden TTK'nın 407 maddesi gereğince şirketle ilişiklerinin kesileceği, tüm ortakların TTK'nın 408. maddesi uyarınca 1 ay zarfında ödemeye davet ve aksi halde tüm haklarından «mahrum» edileceği konusunun duyurulmasına karar verilmiştir.
Şirket yönetim kurulunun şirket ana sözleşmesinin ve genel kurulun vermiş olduğu «yetki» kapsamında iş ve işlemler yapacağı tabi olup, bu kapsamda «ıskata» dayanak yönetim kurulunca alınan bir nevi «sermaye artırımına» icbar niteliğindeki karar yok hükmündedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14911 E. , 2014/4093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/03/2012
NUMARASI 2008/577-2012/66
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/03/2012 tarih ve 2008/577-2012/66 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. S.. A.. ile davalılar vekili Av. Y.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin kurucu ortağı ve ilk yönetim kurulu üyelerinden olan davacıların, dava dışı kardeşleri N. Y. ile birlikte, davalı şirketin 1994- 1995- 1996- 1997- 1998- 1999- 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin tüm Olağan Genel Kurullarına katılıp hazirun cetvellerinde yer aldıklarını, 24/9/2003 tarihinde gerçekleştirilen 2002 yılı şirketin olağan genel kuruluna davet edilmemeleri üzerine Ticaret Sicil Memurluğunda yaptıkları araştırmalarında davacıların dava dışı kardeşleri N.Y. ile birlikte ortaklıktan çıkarıldıklarını ve hisselerinin diğer ortaklar arasında eşit olarak paylaştırıldığını öğrendiklerini ileri sürerek, istek ve iradeleri dışında ortaklıktan çıkarılmalarının hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespitine, her bir davacı için 760 adet ve 38.000 TL nominal değerli ortaklık paylarının pay defterine işlenmesine ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların ödeme yapmamaları üzerine ortaklıktan çıkarıldıklarını, sonradan bu davayı açmış olmalarının iyi niyetle bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta taahhüt ettikleri sermaye borçlarını ödememek, sermaye artırımına katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların ortaklıktan çıkarılmalarından yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, istek ve iradeleri dışında ortaklıktan çıkarılmalarının hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının pay defterine işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların payı hakkında davalı şirket yönetim kurulu tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan ıskat işlemidir. Uyuşmazlık, ıskat işleminin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifa’ya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün sözkonusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işlemini yapması gerekir.
Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Esas sözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK.128). Esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa, TTK'nın 406 ncı maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.).
Somut olayın incelenmesine gelince; şirket esas sözleşmesinde bakiye sermaye borcunun ödenmesi için özel bir düzenleme yapılmamış, sermaye konusunu düzenleyen 6 ncı maddede, sadece bakiye sermaye borçlarının yönetim kurulu tarafından isteneceği belirtilmiş ancak bunun usul ve yöntemleri düzenlenmemiştir. Esas sözleşmenin 13 ncü maddesinde ise ilanların, TTK'nın 37 nci maddesinin 4 ncü fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile en az 15 gün evvel yapılacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, bakiye sermaye borçlarının taahhütlü mektupla isteneceğine dair bir hüküm olmadığı gibi, aksine esas sözleşmenin anılan maddelerinde ilandan söz edildiğine göre, şirket sözleşmesindeki bu düzenleme, TTK'nın 406 ncı maddesine paralel bir düzenleme olarak yorumlanmalıdır.Bu düzenlemede de apel çağrısının ilanla yapılacağı benimsenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket esas sözleşmesinde apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan ilan suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki ihtar yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun temerrüde düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen ıskat ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101572500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz