6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayni sermaye

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1824 E. 2012/5942 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni sermaye ıskat sermaye taahhüdü hazirun cetveli emredici hüküm sermaye artırımı kâr mahrumiyeti muacceliyet ifa anonim şirket ihbar taahhütname eksik inceleme temerrüt i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK · TTK — TTK 388TTK 406TTK 407

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortakların taahhütlerinin artırılmasına ilişkin alınan kararların TTK’nın 388. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle davacının davalı şirketin ortağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun ve dava tarihi itibariyle hisse değerinin 130.327,38 TL olduğunun tesbitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, anonim şirket ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacı tarafça, davacı vakfın davalı şirketin eski pay sahibi olduğu ve 17.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında anasözleşme değişikliği ile şirket sermayesinin artırıldığı ve bu artırım sonucu TTK’nun 407. ve 408. maddeleri uyarınca davacının ortaklık haklarından mahrum edildiği ileri sürülmüş, mahkemece, davacının 1987 yılında ortak olduğu kabul edilerek 10,00 YTL değerindeki hisse bedelinin yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı miktar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün sözkonusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu anasözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işlemini yapması gerekir.

Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Anasözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK.128). Anasözleşmede özel bir düzenleme yoksa, muacceliyet için TTK.nun 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.)

Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararları ve hazirun cetvelleri dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin temerrüdünün, dolayısı ile davacının haklarından mahrum kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en son sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhraç kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13842 E. 2011/8718 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ttk 408/2-b

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14911 E. 2014/4093 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10338 E. 2015/6915 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Ttk 408/2-b

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9492 E. 2018/4038 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11154 E. 2012/16595 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şekle aykırılık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1258 E. 2014/12518 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/1824 E.  ,  2012/5942 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2009 tarih ve 2007/186-2009/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, 1987 yılında nama yazılı hisse senedi satın alarak davalı şirketin ortağı olduğunu, 2000 yılında şirketin sermaye artırım kararı aldığını, , sermaye artırımına uymayan ortakların şirket ile ilişiğinin kesildiğini ileri sürerek, davalı şirketin ortağı olduğunun tesbiti ile hisse değerinin tesbitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortakların taahhütlerinin artırılmasına ilişkin alınan kararların TTK’nın 388. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle davacının davalı şirketin ortağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun ve dava tarihi itibariyle hisse değerinin 130.327,38 TL olduğunun tesbitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, anonim şirket ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacı tarafça, davacı vakfın davalı şirketin eski pay sahibi olduğu ve 17.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında anasözleşme değişikliği ile şirket sermayesinin artırıldığı ve bu artırım sonucu TTK’nun 407. ve 408. maddeleri uyarınca davacının ortaklık haklarından mahrum edildiği ileri sürülmüş, mahkemece, davacının 1987 yılında ortak olduğu kabul edilerek 10,00 YTL değerindeki hisse bedelinin yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı miktar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün sözkonusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu anasözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işlemini yapması gerekir.

Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Anasözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK.128). Anasözleşmede özel bir düzenleme yoksa, muacceliyet için TTK.nun 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.)

Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararları ve hazirun cetvelleri dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin temerrüdünün, dolayısı ile davacının haklarından mahrum kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en son sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056403500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.