Ayni sermaye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1824 E. 2012/5942 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni sermaye↗ ıskat↗ sermaye taahhüdü↗ hazirun cetveli↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ kâr mahrumiyeti↗ muacceliyet↗ ifa↗ anonim şirket↗ ihbar↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortakların taahhütlerinin artırılmasına ilişkin alınan kararların TTK’nın 388. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle davacının davalı şirketin ortağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun ve dava tarihi itibariyle hisse değerinin 130.327,38 TL olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafça, davacı vakfın davalı şirketin eski pay sahibi olduğu ve 17.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında anasözleşme değişikliği ile şirket sermayesinin artırıldığı ve bu artırım sonucu TTK’nun 407. ve 408. maddeleri uyarınca davacının ortaklık haklarından mahrum edildiği ileri sürülmüş, mahkemece, davacının 1987 yılında ortak olduğu kabul edilerek 10,00 YTL değerindeki hisse bedelinin yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı miktar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün sözkonusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu anasözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işlemini yapması gerekir.
Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Anasözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK.128). Anasözleşmede özel bir düzenleme yoksa, muacceliyet için TTK.nun 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.)
Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararları ve hazirun cetvelleri dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin temerrüdünün, dolayısı ile davacının haklarından mahrum kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en son sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13842 E. 2011/8718 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · emredici hüküm · muacceliyet · ifa · ihbar · taahhütname
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Benzer bu karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» İstenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK'nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine İhbar yapılması şart koşulmuşsa borç, «ihbar» ile «muaccel» olur (BK 128).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · ihtar · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · ilan
Benzer bu karardaAyrıca, aynı «ilan» ve «taahhütlü» mektup tebliği suretiyle hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408. maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün değildir.
Somut olayda, davalı şirket tarafından TTK'nın 406-408. maddesindeki usul kuralları işletilmeden ve burada yazılı sürelere uyulmadan, doğrudan davacıya gönderilen «ihtar» ile sermaye borcunu ödemesi istenilmiş, yerine getirilmeyince de davacı «yönetim kurulu» kararı ile ihraç edilmiştir.
… n sermaye borcunu ödemesi için gerekli usuli işlemler yerine getirilmeden ve bilirkişi raporuna göre de davacının 56.250,00 TL sermaye borcu olduğu halde gönderilen «ihtarlarda» 75.000,00 TL istenilmiş olması karşısında davacının gerçek borcunun üzerinde para istenilmiş olması nedeniyle davacının ihracı da «geçersizdir».
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «taahhüt» ettiği sermaye borcunu verilen süreye rağmen ödememesi nedeniyle «yönetim kurulu» tarafından alınan ihraç kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14911 E. 2014/4093 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · emredici hüküm · sermaye artırımı · muacceliyet · ifa · ihbar
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Benzer bu karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Esas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · pay defteri · hak düşürücü süre · ihtar · kâr payı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
Somut olayın incelenmesine gelince; şirket «esas sözleşmesinde» bakiye sermaye borcunun ödenmesi için özel bir düzenleme yapılmamış, sermaye konusunu düzenleyen 6 ncı maddede, sadece bakiye sermaye borçlarının «yönetim kurulu» tarafından isteneceği belirtilmiş ancak bunun usul ve yöntemleri düzenlenmemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta «taahhüt» ettikleri sermaye borçlarını ödememek, «sermaye artırımına» katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarından» yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10338 E. 2015/6915 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · kâr mahrumiyeti · muacceliyet · anonim şirket · ihbar · taahhütname
İncelediğiniz karardaBu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Anasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · ortaklıktan çıkarılma · pay sahipliği · mahsup · ihtar · yönetim kurulu kararı · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Temerrüte düşen ortağa, «yönetim kurulu» tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde «ilan» suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından «mahrum» edileceğinin ve «ortaklıktan çıkarılacağının» «ihtar» edilmesi gerekmektedir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9492 E. 2018/4038 K.
Ortak:ayni sermaye · ıskat · sermaye taahhüdü · sermaye artırımı · kâr mahrumiyeti · taahhütname · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz karardaAnılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · butlan · pay sahipliği · ihtar · ticaret sicili · iflas
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortaklarından olduğu, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği, davacıya noter marifetiyle gönderilen «ihtarnamelerin» TTK 408. maddesindeki şartları haiz olduğu, davacıya çıkarılan ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hakkında açılan «iflas» davasının reddine karar verilen davalı şirketin, «sermaye artırım» kararının davacıyı ızrar etmek kastı ile «kötüniyetle» aldığına dair bir kanaat oluşturacak inandırıcı delil «ibraz» edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca davacı tarafça «sermaye artırılmasına» ilişkin «genel kurul kararının butlanı» istemine ilişkin olarak dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi de talep edilmiştir.
1- Dava, davacı tarafın «sermaye artırımından» doğan ortaklık haklarından «mahrum» bırakılmasına («ıskat») ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa «pay sahiplerinden» «ilan» suretiyle istenir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11154 E. 2012/16595 K.
Ortak:muacceliyet
İncelediğiniz karardaAnasözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Anasözleşmede özel bir düzenleme yoksa, «muacceliyet» için TTK.nun 406. maddesi uygulanır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, 04.08.2001 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiği, TTK'nun 406. maddesi uyarınca, sermaye «koyma» borcunun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmemiş olması halinde yetkili organın apel işlemini yapması ile bu borcun «muaccel» olacağı, ancak borcun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmesi halinde ise borcun öngörülen tarihte muaccel hale geleceği, somut uyuşmazlıkta sermaye koyma borcunun muaccel olacağı tarihin genel kurul kararında açıkça belirlendiği ve şirket anasözleşmesinde de bu konuda değişiklik yapıldığı, bu durumda davalının sermaye koyma borcunun apel işleminin yapılması ile muaccel hale geleceği yönündeki savunmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · olağanüstü genel kurul · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, 04.08.2001 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiği, TTK'nun 406. maddesi uyarınca, sermaye «koyma» borcunun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmemiş olması halinde yetkili organın apel işlemini yapması ile bu borcun «muaccel» olacağı, ancak borcun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmesi halinde ise borcun öngörülen tarihte muaccel hale geleceği, somut uyuşmazlıkta sermaye koyma borcunun muaccel olacağı tarihin genel kurul kararında açıkça belirlendiği ve şirket anasözleşmesinde de bu konuda değişiklik yapıldığı, bu durumda davalının sermaye koyma borcunun apel işleminin yapılması ile muaccel hale geleceği yönündeki savunmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1258 E. 2014/12518 K.
Ortak:ıskat · emredici hüküm · kâr mahrumiyeti · temerrüt
İncelediğiniz karardaBu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin «ıskat» edebilmesi için öncelikle «temerrüde» düşürülmesi gerekir.
Anılan hüküm, «ifa» tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.) Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararları ve «hazirun cetvelleri» dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin «temerrüdünün», dolayısı ile davacının haklarından «mahrum» kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaOysa, apel borcunu ödemeyen ortak aynı yasanın 407/2 maddesi gereğince «ıskat» edilebileceği gibi haklarından «mahrum» edilebilir veya yerine başka ortak alınabilir ve kendisine verilmiş «hisse senedi» varsa bunlar iptal edilebilir.
A.. şirketlerde pay borcunun ödenmemesi nedeniyle «ıskata» ilişkin hükümler «emredici» niteliktedir.
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 408. maddesi gereğince «ıskat» edilen ortağın açtığı ıskat kararının yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şekle aykırılık · olağanüstü genel kurul · hisse senedi · tespit davası · yönetim kurulu kararı · ihtarname
Benzer bu kararda… hinde süresiz olarak 500.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, davacının 250.000,00 TL sermaye tutarı karşılığı %50 sermaye payına sahip olduğu ve davacının aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olduğu, 04/09/2009 tarihinde yapılmış bulunan «olağan genel kurul» kararı ile davalı şirketin 500.000,00 TL olan sermayesinin 250.000,00 TL artışla 750.000,00 TL'ye çıkarıldığı, sermaye arttırımı kararına davacının da katıldığı, d …
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 408. maddesi gereğince «ıskat» edilen ortağın açtığı ıskat kararının yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacıya 10.07.2011 tarihinde bakiye borcunu ödemesi için noterden «ihtarname» gönderilmiş ise de bu ihtarnamede TTK'nın 407. maddesine aykırı olarak 1 ay değil 30 gün süre verilmiştir.
Ayrıca yine «ihtarnamede» apel borcunun ödenmemesi halinde TTK 407-408. maddeleri uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiş ise de davacının «ıskat» edileceği belirtilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1824 E. , 2012/5942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2009 tarih ve 2007/186-2009/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 1987 yılında nama yazılı hisse senedi satın alarak davalı şirketin ortağı olduğunu, 2000 yılında şirketin sermaye artırım kararı aldığını, , sermaye artırımına uymayan ortakların şirket ile ilişiğinin kesildiğini ileri sürerek, davalı şirketin ortağı olduğunun tesbiti ile hisse değerinin tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortakların taahhütlerinin artırılmasına ilişkin alınan kararların TTK’nın 388. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle davacının davalı şirketin ortağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun ve dava tarihi itibariyle hisse değerinin 130.327,38 TL olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket ortaklığının ve hisse bedelinin tesbiti istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafça, davacı vakfın davalı şirketin eski pay sahibi olduğu ve 17.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında anasözleşme değişikliği ile şirket sermayesinin artırıldığı ve bu artırım sonucu TTK’nun 407. ve 408. maddeleri uyarınca davacının ortaklık haklarından mahrum edildiği ileri sürülmüş, mahkemece, davacının 1987 yılında ortak olduğu kabul edilerek 10,00 YTL değerindeki hisse bedelinin yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı miktar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, TTK’nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün sözkonusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu anasözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işlemini yapması gerekir.
Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın gözönünde bulundurulması gerekir. Anasözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK.128). Anasözleşmede özel bir düzenleme yoksa, muacceliyet için TTK.nun 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin anasözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.)
Bu durumda mahkemece, davalı şirket anasözleşmesi, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararları ve hazirun cetvelleri dosya içine getirtilerek, sermaye artırım kararlarının usulüne uygun alınıp alınmadığının ve buna bağlı olarak davacının apel borcuna ilişkin temerrüdünün, dolayısı ile davacının haklarından mahrum kalma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bununla birlikte kabule göre de, mahkemece, davacının 1987 yılında sahibi olduğu hissenin bedeli, maliye bakanlığının yayınladığı yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 2007 yılında ulaştığı değer esas alınarak belirleme yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli hatalı olup, davacının ortak olduğunun tesbiti halinde yapılması gereken, davacıya ait hisse bedelinin davalı şirketin en son sermaye miktarı göz önüne alınarak belirlenmesidir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056403500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz