Şirket müdürünün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11780 E. 2018/3731 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket müdürünün azli↗ azil↗ esas sözleşme↗ şirket müdürü↗ limited şirket↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yetkisizlik kararı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle şirket müdürünün azlinin şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük yetkisinin iptal edildiği gerekçesiyle şirket müdürün azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, esas sözleşme ile atanan limited şirket müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün azil şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük yetkisinin iptal edildiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı şirket müdürü, esas sözleşme ile on yıllığına şirket müdürü olarak görevlendirilmiş olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük yetkisinin iptal edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, yerinde olarak davalı şirket müdürünün azline yönelik şartların gerçekleştiği tespit edilmesine rağmen 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi gözetilmeden karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve şirket müdürünün azlinin şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, davalı şirket müdürünün esas sözleşmeyle atandığı gözetilerek 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Temsil yetkisinin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7401 E. 2012/10682 K.
Ortak:azil · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz kararda2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Benzer bu kararda2-Dava davalı «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir.
TTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
TTK'nun 161.maddesi ise "İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise,onun idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.Ancak muhik sebepler mevcutsa,ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir.Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik,ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller,muhik sebep sayılır.".
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ispat yükü · temsil
Benzer bu kararda… usu kararlarda imzaların vekaleten atıldığı yönünde bir ibare bulunmamaktadır.Bu durumda söz konusu kararların altındaki imzaların davacı izniyle atıldığı konusunda «ispat yükü» davalıya düşmektedir.Davalı tarafından anılan «ortaklar kurulu» kararları altındaki imzaların davacının izniyle atıldığı kanıtlanamazsa bu durum davalının TTK'nun 161.maddesi uyarınca «şirket müdürlüğünden» azli için haklı neden oluşturur.Mahkemece davalıya bu husustaki delilleri sorularak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme …
TTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6814 E. 2012/13657 K.
Ortak:azil · şirket müdürü · limited şirket · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · bayilik sözleşmesi · dava sebebi
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket «defterlerine» işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği, Opet firmasının «bayilik sözleşmesini» feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğ …
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9480 E. 2016/6013 K.
Ortak:şirket müdürü · yetkisizlik kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · hükmün kesinleşmesi · muhtıra · ispat külfeti · kesin süre · dolandırıcılık · dosya masrafı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Bilirkişi raporları arasında çelişki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8854 E. 2014/15962 K.
Ortak:azil · şirket müdürü · limited şirket
İncelediğiniz kararda2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Benzer bu kararda… göre, tarafların eşit hisseyle ortak olduğu 14/07/2011 tarihinde tescil edilen dava dışı şirketin ana sözleşmesine göre 10 yıl süreyle görev yapmak üzere davalının «şirket müdürü» olarak atandığı, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerini açık ocak işletmede kullanıldığı hissini vererek, boş araziye makineleri atar gibi açık …
6762 sayılı TTK'nın 161. maddesine göre, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
İkinci raporda, şirket sözleşmesiyle atanan müdürün görevden alınabileceği, bunun için «haklı sebep» bulunması gerektiği, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerinin açık ocak işletmede kullanıldığı hissini verdiği, boş araziye makineleri atar gibi açık ocakta gelişigüzel konumda bulundurduğu ve doğru makine seçimi ile daha fazla üretim yapmasının mümkün olabileceği tespit edilerek, ana sözleşmeyle «şirket müdürü» olan davalının bu nedenle müdürlükten azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · haklı sebep · şirket zararı · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden ve hangi nedenle benimsendiği konusunda yeterli bir açıklama yapılmaksızın «son» düzenlenen rapora göre hüküm kurulmuş olup, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen ve mahkemece «azil» için esas alınan sebep, esasen tek başına davalının müdürlük görevinin kaldırılması için yeterli bulunmadığı gözetilmeksizin «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olaya gelince, davacı dava dilekçesinde esasen davalının kötü yönetimi nedeniyle «şirketin zarara» uğradığını ileri sürmüş, davalı vekili davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunmuştur.
İkinci raporda, şirket sözleşmesiyle atanan müdürün görevden alınabileceği, bunun için «haklı sebep» bulunması gerektiği, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerinin açık ocak işletmede kullanıldığı hissini verdiği, boş araziye makineleri atar gibi açık ocakta gelişigüzel konumda bulundurduğu ve doğru makine seçimi ile daha fazla üretim yapmasının mümkün olabileceği tespit edilerek, ana sözleşmeyle «şirket müdürü» olan davalının bu nedenle müdürlükten azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği bildirilmiştir.
Bu durumda «bilirkişi raporları arasında çelişki» olduğu açıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10821 E. 2014/1745 K.
Ortak:azil · şirket müdürü · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaVazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.11.2011 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğünden azli kararın …
1) Dava, şirket ana sözleşmesi ile müdür olarak «görevlendirilen» ortağın, müdürlükten çıkma kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» ilişkindir.
B.. ile birlikte ana sözleşmeyle «şirkete müdür» olarak atanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdürlükten istifa · ikrah · hükümsüzlüğün tespiti · toplantı tutanağı · sahtelik · şirket müdürlüğü · ortaklık sözleşmesi · istifa
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.11.2011 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğünden azli kararın …
Ortaklar kurulu kararındaki davacının karara katılımı ve imzası, aynı zamanda «müdürlükten istifa» ettiği anlamına da gelir.
Davacının, «ortaklar kurulu» kararındaki imzasının «sahteliği» hususunda itirazı olmadığı gibi; hata, «hile», «ikrah» iddiası da yoktur.
1) Dava, şirket ana sözleşmesi ile müdür olarak «görevlendirilen» ortağın, müdürlükten çıkma kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9692 E. 2013/23240 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · dolaylı zarar · tasfiye memuru · tüzel kişilik · haksız fiil · ek tasfiye · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Ancak, şirket «tasfiye» haline girmiş olsa da «tüzel kişiliği» ve bu bağlamda şirket müdürünün ana sözleşmeden kaynaklanan idare hak ve vazifesinin devam ettiği tabiidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2187 E. 2012/129 K.
Ortak:azil · şirket müdürü · limited şirket
İncelediğiniz kararda2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Benzer bu kararda… uyarınca ancak haklı sebeplerin mevcut olması durumunda mahkeme kararı ile müdürlükten azlinin mümkün olduğu, ortaklar kurulunun ana sözleşme ile belirlenen müdürü «azil» yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, «ortaklar kurulu» kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile kararların iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket» ortaklar kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığı, TTK’nun 543 ve 161. maddeleri gereğince ancak haklı sebeplerin mevcut olması .../... -2- durumunda mahkeme kararı ile müdürlükten azlinin mümkün olduğu gerekçesiyle, 12.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda dava dışı ... ile Sinan...’in müdür olarak atanmasına ilişkin olarak alınan karar ile 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda davacının «şirket müdürlüğünden» azline ilişkin kararların yok hükmünde olduğunun kabulü ile kararların iptaline karar verilmiştir.
Oysa, «limited şirkete» ana sözleşme ile müdür atanabileceği gibi «ortaklar kurulu» kararıyla da her zaman yeniden müdür tayini mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili müdürlüğü · ticaret sicili
Benzer bu karardaOysa, davalı vekili cevabında, davacının 04.03.2005 tarihinde ana sözleşme ile 3 yıllığına müdür olarak atandığını, süre sonunda 07.04.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararıyla 10 yıllığına yeniden müdür olarak tayin edildiğini savunmuş, nitekim dava dilekçesinde de davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığı, görev süresinin 07.04.2018 tarihine kadar uzatıldığını belirtilmiş, yine «ticaret sicil müdürlüğünün» müzekkere cevabına ekli ticaret sicil gazetesine göre de 07.04.2008 tarihli ortaklar kurulunda davacı 10 yıllığına davalı «şirkete müdür» olarak atanmış olup, bu beyan ve kayıtlar nazara alınmadan hatalı gerekçeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
… uyarınca ancak haklı sebeplerin mevcut olması durumunda mahkeme kararı ile müdürlükten azlinin mümkün olduğu, ortaklar kurulunun ana sözleşme ile belirlenen müdürü «azil» yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, «ortaklar kurulu» kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile kararların iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket» ortaklar kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığı, TTK’nun 543 ve 161. maddeleri gereğince ancak haklı sebeplerin mevcut olması .../... -2- durumunda mahkeme kararı ile müdürlükten azlinin mümkün olduğu gerekçesiyle, 12.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda dava dışı ... ile Sinan...’in müdür olarak atanmasına ilişkin olarak alınan karar ile 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda davacının «şirket müdürlüğünden» azline ilişkin kararların yok hükmünde olduğunun kabulü ile kararların iptaline karar verilmiştir.
Oysa, «limited şirkete» ana sözleşme ile müdür atanabileceği gibi «ortaklar kurulu» kararıyla da her zaman yeniden müdür tayini mümkündür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11780 E. , 2018/3731 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/05/2016 tarih ve 2015/125-2016/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %16 pay sahibi olduğunu, şirketin ana sözleşmesinde yer alan amacına uygun bir şekilde işletilmediğini, ortaklar kurulunun yazılı talebe rağmen şirket müdürü olan diğer davalı tarafından toplantıya çağrılmadığını, ileri sürerek, davalı şirkete bir yönetim kayyımı atanmasını ve diğer davalı ortağın müdürlükten azlini, ortaklar kurulunun toplantıya çağrılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; yöneticinin azli şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle şirket müdürünün azlinin şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük yetkisinin iptal edildiği gerekçesiyle şirket müdürün azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, esas sözleşme ile atanan limited şirket müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün azil şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük yetkisinin iptal edildiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez olunabilir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı şirket müdürü, esas sözleşme ile on yıllığına şirket müdürü olarak görevlendirilmiş olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük yetkisinin iptal edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, yerinde olarak davalı şirket müdürünün azline yönelik şartların gerçekleştiği tespit edilmesine rağmen 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi gözetilmeden karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve şirket müdürünün azlinin şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, davalı şirket müdürünün esas sözleşmeyle atandığı gözetilerek 6762 sayılı TTK’nın 161.
maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/425272600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz