Ihtarat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9480 E. 2016/6013 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtarat↗ hükmün kesinleşmesi↗ muhtıra↗ ispat külfeti↗ şirket müdürü↗ kesin süre↗ dolandırıcılık↗ maddi ve manevi tazminat↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki hükmün kesinleştiği, davalı şirket müdürünün yetkisinin kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi masrafı için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline kesin süre ihtaratlı muhtıra tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından defter ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, ispat külfeti kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin ibrazına zorlanmasının mümkün olmadığı, defter
ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının temsil yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, mülga 6762 sayılı TTK'nın 161. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün idari hak ve vazifesinin nez'i talebine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile şirket müdürü olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki mülga 6762 sayılı TTK'nin 161. maddesi uyarınca muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile şirket müdürünün idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep sayılır. Bu durumda, mahkemece, ceza dosyaları getirtilip incelenerek, ceza dosyasındaki varsa tanık beyanları, bilirkişi raporları gibi deliller gözetilerek şirket müdürünün azlini haklı kılacak nedenler bulunup bulunmadığı değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacı ortak hakkında dava açılmasının davalı şirket müdürünün azlini istemeye engel olmayacağı da gözetilmeksizin yetersiz gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11780 E. 2018/3731 K.
Ortak:şirket müdürü · yetkisizlik kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · azil · esas sözleşme · limited şirket · karar verilmesine yer olmadığına · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve «şirket müdürünün azlinin» şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, davalı şirket müdürünün «esas sözleşmeyle» atandığı gözetilerek 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9692 E. 2013/23240 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · dolaylı zarar · tasfiye memuru · tüzel kişilik · haksız fiil · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Ancak, şirket «tasfiye» haline girmiş olsa da «tüzel kişiliği» ve bu bağlamda şirket müdürünün ana sözleşmeden kaynaklanan idare hak ve vazifesinin devam ettiği tabiidir.
-
Temsil yetkisinin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7401 E. 2012/10682 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin kaldırılması · azil · şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ispat yükü · limited şirket
Benzer bu kararda… usu kararlarda imzaların vekaleten atıldığı yönünde bir ibare bulunmamaktadır.Bu durumda söz konusu kararların altındaki imzaların davacı izniyle atıldığı konusunda «ispat yükü» davalıya düşmektedir.Davalı tarafından anılan «ortaklar kurulu» kararları altındaki imzaların davacının izniyle atıldığı kanıtlanamazsa bu durum davalının TTK'nun 161.maddesi uyarınca «şirket müdürlüğünden» azli için haklı neden oluşturur.Mahkemece davalıya bu husustaki delilleri sorularak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme …
2-Dava davalı «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir.
TTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
TTK'nun 161.maddesi ise "İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise,onun idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.Ancak muhik sebepler mevcutsa,ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir.Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik,ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller,muhik sebep sayılır.".
3 benzer karar daha
-
Bilirkişi raporları arasında çelişki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8854 E. 2014/15962 K.
Ortak:şirket müdürü
İncelediğiniz karardaAncak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… göre, tarafların eşit hisseyle ortak olduğu 14/07/2011 tarihinde tescil edilen dava dışı şirketin ana sözleşmesine göre 10 yıl süreyle görev yapmak üzere davalının «şirket müdürü» olarak atandığı, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerini açık ocak işletmede kullanıldığı hissini vererek, boş araziye makineleri atar gibi açık …
İkinci raporda, şirket sözleşmesiyle atanan müdürün görevden alınabileceği, bunun için «haklı sebep» bulunması gerektiği, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerinin açık ocak işletmede kullanıldığı hissini verdiği, boş araziye makineleri atar gibi açık ocakta gelişigüzel konumda bulundurduğu ve doğru makine seçimi ile daha fazla üretim yapmasının mümkün olabileceği tespit edilerek, ana sözleşmeyle «şirket müdürü» olan davalının bu nedenle müdürlükten azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · azil · haklı sebep · şirket zararı · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden ve hangi nedenle benimsendiği konusunda yeterli bir açıklama yapılmaksızın «son» düzenlenen rapora göre hüküm kurulmuş olup, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen ve mahkemece «azil» için esas alınan sebep, esasen tek başına davalının müdürlük görevinin kaldırılması için yeterli bulunmadığı gözetilmeksizin «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
6762 sayılı TTK'nın 161. maddesine göre, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Somut olaya gelince, davacı dava dilekçesinde esasen davalının kötü yönetimi nedeniyle «şirketin zarara» uğradığını ileri sürmüş, davalı vekili davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunmuştur.
İkinci raporda, şirket sözleşmesiyle atanan müdürün görevden alınabileceği, bunun için «haklı sebep» bulunması gerektiği, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerinin açık ocak işletmede kullanıldığı hissini verdiği, boş araziye makineleri atar gibi açık ocakta gelişigüzel konumda bulundurduğu ve doğru makine seçimi ile daha fazla üretim yapmasının mümkün olabileceği tespit edilerek, ana sözleşmeyle «şirket müdürü» olan davalının bu nedenle müdürlükten azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6814 E. 2012/13657 K.
Ortak:şirket müdürü · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket «defterlerine» işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği, Opet firmasının «bayilik sözleşmesini» feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğ …
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · azil · bayilik sözleşmesi · limited şirket · dava sebebi
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket «defterlerine» işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği, Opet firmasının «bayilik sözleşmesini» feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9480 E. , 2016/6013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ........ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/03/2015
NUMARASI 2014/370-2015/296
Taraflar arasında görülen davada ....... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25/03/2015 tarih ve 2014/370-2015/296 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ......... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı ...... ....... Malzeme ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti'yi kurduklarını, yurt dışında olması ve tahsil hayatıyla ilgilenmesi nedeniyle müvekkilinin şirket işlerine karıştırılmadığını, şirketin kâr ve zararı ile ilgili bilgi verilmediğini, şirket müdürü olan davalının yetkilerini suistimal ettiğini, bu nedenle şirketin tasfiye sürecine girdiğini, davalının şirketi kanunsuz işlere alet etmesi nedeniyle müvekkilinin ağır ceza mahkemesinde yargılanmakta olduğunu, şirketin her yıl kâr etmesine rağmen davalının şirket kârını kendine alıkoyarak müvekkiline ödeme yapmadığını, davalının şirketin vergi borçlarını ve ticaret odası aidatlarını ödememesi nedeniyle bu borç ve cezaların müvekkiline tahakkuk ettirildiğini, davalının sebep olduğu zararlardan TTK'nın 339.
maddesi uyarınca şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalının kendi kusurları ile sebebiyet verdiği zararlarının tespitini, müvekkili aleyhine davalı lehine olan haksız mal iktibasının karşılığı olarak şimdilik 5.000 TL'nin istirdadını, şirketin vergi borçlarını ödenmediğinden müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı miktar için şimdilik 1.000 TL'nin ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, davalının idare hak ve vazifesinin tahdidini ya da nez'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki hükmün kesinleştiği, davalı şirket müdürünün yetkisinin kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi masrafı için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline kesin süre ihtaratlı muhtıra tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından defter ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, ispat külfeti kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin ibrazına zorlanmasının mümkün olmadığı, defter
ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının temsil yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, mülga 6762 sayılı TTK'nın 161. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün idari hak ve vazifesinin nez'i talebine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile şirket müdürü olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki mülga 6762 sayılı TTK'nin 161. maddesi uyarınca muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile şirket müdürünün idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep sayılır. Bu durumda, mahkemece, ceza dosyaları getirtilip incelenerek, ceza dosyasındaki varsa tanık beyanları, bilirkişi raporları gibi deliller gözetilerek şirket müdürünün azlini haklı kılacak nedenler bulunup bulunmadığı değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacı ortak hakkında dava açılmasının davalı şirket müdürünün azlini istemeye engel olmayacağı da gözetilmeksizin yetersiz gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/219490600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz