Doğrudan zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9692 E. 2013/23240 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ haksız fiil↗ ek tasfiye↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte haksız fiil teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın doğrudan zararına sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken dolaylı zararlar olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının temsil yetkisinin sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, tasfiye memuru olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava diğer talepler ile birlikte mülga 6762 sayılı TTK'nın 161. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün idare hak ve vazifesinin nez'i talebine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, şirket tasfiye haline girmiş olsa da tüzel kişiliği ve bu bağlamda şirket müdürünün ana sözleşmeden kaynaklanan idare hak ve vazifesinin devam ettiği tabiidir. Bu nedenle, davalının müdürlükten azli şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu yöndeki talebin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11780 E. 2018/3731 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · azil · esas sözleşme · şirket müdürü · limited şirket · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve «şirket müdürünün azlinin» şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, davalı şirket müdürünün «esas sözleşmeyle» atandığı gözetilerek 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9480 E. 2016/6013 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · hükmün kesinleşmesi · muhtıra · ispat külfeti · şirket müdürü · kesin süre · dolandırıcılık · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6789 E. 2014/9693 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaK..'un 26/11/2010 tarihinde ödemesi gereken Ekim - 2010 dönemine ait KDV'yi ödemediği, 16/10/2010 tarihinde iş yerini «terk» ettiği ve o tarihten itibaren şirkete uğramadığı, şirkete ait ödeme makbuzlarını «ibraz» etmediği ve şirket adına açılmış davalara şirketi «temsilen» katılmadığı veya şirket adına vekalet vermediği, şirketle ilgili işlerle ilgilenmediği, şirketin sahipsiz bırakıldığı, TTK 161. maddesine göre şirket Müdürü M..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · müdürün azli · şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · limited şirket · terkin · ibraz
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, davada «husumetin» azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
K..'un 26/11/2010 tarihinde ödemesi gereken Ekim - 2010 dönemine ait KDV'yi ödemediği, 16/10/2010 tarihinde iş yerini «terk» ettiği ve o tarihten itibaren şirkete uğramadığı, şirkete ait ödeme makbuzlarını «ibraz» etmediği ve şirket adına açılmış davalara şirketi «temsilen» katılmadığı veya şirket adına vekalet vermediği, şirketle ilgili işlerle ilgilenmediği, şirketin sahipsiz bırakıldığı, TTK 161. maddesine göre şirket Müdürü M..
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «şirket müdürü» M..
K..'un «şirket müdürlüğünden» azline, davalı şirkete F.K.. kayyum olarak atanmasına karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Temsil yetkisinin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7401 E. 2012/10682 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte «haksız fiil» teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın «doğrudan zararına» sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken «dolaylı zararlar» olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının «temsil» «yetkisinin» sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, «tasfiye memuru» olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaTTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin kaldırılması · azil · şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ispat yükü · limited şirket
Benzer bu kararda… usu kararlarda imzaların vekaleten atıldığı yönünde bir ibare bulunmamaktadır.Bu durumda söz konusu kararların altındaki imzaların davacı izniyle atıldığı konusunda «ispat yükü» davalıya düşmektedir.Davalı tarafından anılan «ortaklar kurulu» kararları altındaki imzaların davacının izniyle atıldığı kanıtlanamazsa bu durum davalının TTK'nun 161.maddesi uyarınca «şirket müdürlüğünden» azli için haklı neden oluşturur.Mahkemece davalıya bu husustaki delilleri sorularak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme …
2-Dava davalı «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir.
TTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
TTK'nun 161.maddesi ise "İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise,onun idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.Ancak muhik sebepler mevcutsa,ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir.Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik,ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller,muhik sebep sayılır.".
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/9692 E. , 2013/23240 K.
LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN İDARE HAK VE VAZİFESİNİN NEZ`İ
TASFİYE HALİNDEKİ ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN İDARE HAK VE VAZİFESİNİN NEZ`İ
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 161
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 339
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Samsun 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/02/2013 tarih ve 2012/10-2013/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı S.. T.. Malzeme ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti'yi kurduklarını, yurt dışında olması ve tahsil hayatıyla ilgilenmesi nedeniyle müvekkilinin şirket işlerine karıştırılmadığını, şirketin kâr ve zararı ile ilgili bilgi verilmediğini, şirket müdürü olan davalının yetkilerini suistimal ettiğini, bu nedenle şirketin tasfiye sürecine girdiğini, davalının şirketi kanunsuz işlere alet etmesi nedeniyle müvekkilinin ağır ceza mahkemesinde yargılanmakta olduğunu, şirketin her yıl kâr etmesine rağmen davalının şirket kârını kendine alıkoyarak müvekkiline ödeme yapmadığını, davalının şirketin vergi borçlarını ve ticaret odası aidatlarını ödememesi nedeniyle bu borç ve cezaların müvekkiline tahakkuk ettirildiğini, davalının sebep olduğu zararlardan TTK'nın 339.
maddesi uyarınca şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalının kendi kusurları ile sebebiyet verdiği zararlarının tespitini, müvekkili aleyhine davalı lehine olan haksız mal iktibasının karşılığı olarak şimdilik 5.000 TL'nin istirdadını, şirketin vergi borçlarını ödenmediğinden müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı miktar için şimdilik 1.000 TL'nin ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, davalının idare hak ve vazifesinin tahdidini ya da nez'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddia edilen davranışların manevi tazminatı gerektirir nitelikte haksız fiil teşkil etmedikleri, davaya konu taleplerin ortağın doğrudan zararına sebep olan eylemler olmayıp şirkete ödenmesi gereken dolaylı zararlar olduğu, bu nedenle davacının talebe konu tazminatların bizzat kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, şirkete ödenmesinin istenmesinin gerektiği, davalının temsil yetkisinin sınırlanmasına yönelik talebin ise şirketin dava tarihinden önce tasfiyeye girmesi, tasfiye memuru olarak dava dışı bir kişinin atanması, davalının şirketi temsil etme hakkının kalmaması karşısında yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava diğer talepler ile birlikte mülga 6762 sayılı TTK'nın 161. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün idare hak ve vazifesinin nez'i talebine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, şirket tasfiye haline girmiş olsa da tüzel kişiliği ve bu bağlamda şirket müdürünün ana sözleşmeden kaynaklanan idare hak ve vazifesinin devam ettiği tabiidir. Bu nedenle, davalının müdürlükten azli şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu yöndeki talebin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102384900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz