Müdürlüğün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6814 E. 2012/13657 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü↗ azil↗ şirket müdürü↗ bayilik sözleşmesi↗ limited şirket↗ dava sebebi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürü olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep sayılır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket defterlerine işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği, Opet firmasının bayilik sözleşmesini feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğu petrol istasyonunda belirtilen standartlarda hizmet verilmediği ve eksikliklerin giderilmediğinden bahisle bayilik sözleşmesini 24.11.2008 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket defterlerine işlenmemiş olmasının azil sebebi olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporunun özetlenmesi suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11780 E. 2018/3731 K.
Ortak:azil · şirket müdürü · limited şirket · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 543. maddesi atfı ile 161. maddesi uyarınca, “idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · esas sözleşme · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davalı tarafından satışı yapılan şirkete ait bazı araçların bedelinin şirket defterlerine işlenmediği, bu nedenle «şirket müdürünün azlinin» şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında şirket tarafından davalı şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle «şirket müdürün» azline yönelik şartların gerçekleştiğinin tesbitine, ancak fiilen iş başında bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «esas sözleşme» ile atanan «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak, şirket müdürünün «azil» şartlarının gerçekleştiği, ancak yargılama sırasında şirket müdürünün müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller muhik sebep sayılır.” Davalı «şirket müdürü», «esas sözleşme» ile on yıllığına şirket müdürü olarak «görevlendirilmiş» olup, dava tarihi itibariyle müdürlüğünün hala devam ettiği, ancak 20.11.2013 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük «yetkisinin» iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarının sübut bulduğu ve «şirket müdürünün azlinin» şartlarının oluştuğu kabul edildiğine göre, davalı şirket müdürünün «esas sözleşmeyle» atandığı gözetilerek 6762 sayılı TTK’nın 161. maddesi karşısında davalı şirket müdürünün azline karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Temsil yetkisinin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7401 E. 2012/10682 K.
Ortak:azil · limited şirket
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Benzer bu kararda2-Dava davalı «limited şirket» müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir.
TTK'nun 161.maddesi ise "İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise,onun idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.Ancak muhik sebepler mevcutsa,ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir.Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik,ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller,muhik sebep sayılır.".
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ispat yükü · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaTTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır.
… usu kararlarda imzaların vekaleten atıldığı yönünde bir ibare bulunmamaktadır.Bu durumda söz konusu kararların altındaki imzaların davacı izniyle atıldığı konusunda «ispat yükü» davalıya düşmektedir.Davalı tarafından anılan «ortaklar kurulu» kararları altındaki imzaların davacının izniyle atıldığı kanıtlanamazsa bu durum davalının TTK'nun 161.maddesi uyarınca «şirket müdürlüğünden» azli için haklı neden oluşturur.Mahkemece davalıya bu husustaki delilleri sorularak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10821 E. 2014/1745 K.
Ortak:azil · şirket müdürü
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.11.2011 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğünden azli kararın …
B.. ile birlikte ana sözleşmeyle «şirkete müdür» olarak atanmıştır.
Mülga TTK'nın 543. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 161. maddesine göre “İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdürlükten istifa · ikrah · hükümsüzlüğün tespiti · toplantı tutanağı · sahtelik · şirket müdürlüğü · ortaklık sözleşmesi · istifa
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.11.2011 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğünden azli kararın …
Ortaklar kurulu kararındaki davacının karara katılımı ve imzası, aynı zamanda «müdürlükten istifa» ettiği anlamına da gelir.
Davacının, «ortaklar kurulu» kararındaki imzasının «sahteliği» hususunda itirazı olmadığı gibi; hata, «hile», «ikrah» iddiası da yoktur.
1) Dava, şirket ana sözleşmesi ile müdür olarak «görevlendirilen» ortağın, müdürlükten çıkma kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Bilirkişi raporları arasında çelişki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8854 E. 2014/15962 K.
Ortak:azil · şirket müdürü · limited şirket
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Benzer bu kararda… göre, tarafların eşit hisseyle ortak olduğu 14/07/2011 tarihinde tescil edilen dava dışı şirketin ana sözleşmesine göre 10 yıl süreyle görev yapmak üzere davalının «şirket müdürü» olarak atandığı, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerini açık ocak işletmede kullanıldığı hissini vererek, boş araziye makineleri atar gibi açık …
6762 sayılı TTK'nın 161. maddesine göre, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
İkinci raporda, şirket sözleşmesiyle atanan müdürün görevden alınabileceği, bunun için «haklı sebep» bulunması gerektiği, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerinin açık ocak işletmede kullanıldığı hissini verdiği, boş araziye makineleri atar gibi açık ocakta gelişigüzel konumda bulundurduğu ve doğru makine seçimi ile daha fazla üretim yapmasının mümkün olabileceği tespit edilerek, ana sözleşmeyle «şirket müdürü» olan davalının bu nedenle müdürlükten azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · haklı sebep · şirket zararı · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden ve hangi nedenle benimsendiği konusunda yeterli bir açıklama yapılmaksızın «son» düzenlenen rapora göre hüküm kurulmuş olup, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen ve mahkemece «azil» için esas alınan sebep, esasen tek başına davalının müdürlük görevinin kaldırılması için yeterli bulunmadığı gözetilmeksizin «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olaya gelince, davacı dava dilekçesinde esasen davalının kötü yönetimi nedeniyle «şirketin zarara» uğradığını ileri sürmüş, davalı vekili davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunmuştur.
İkinci raporda, şirket sözleşmesiyle atanan müdürün görevden alınabileceği, bunun için «haklı sebep» bulunması gerektiği, davalı müdürün özellikle kapalı mekan fabrika makinelerinin açık ocak işletmede kullanıldığı hissini verdiği, boş araziye makineleri atar gibi açık ocakta gelişigüzel konumda bulundurduğu ve doğru makine seçimi ile daha fazla üretim yapmasının mümkün olabileceği tespit edilerek, ana sözleşmeyle «şirket müdürü» olan davalının bu nedenle müdürlükten azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği bildirilmiştir.
Bu durumda «bilirkişi raporları arasında çelişki» olduğu açıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9480 E. 2016/6013 K.
Ortak:şirket müdürü · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket «defterlerine» işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği, Opet firmasının «bayilik sözleşmesini» feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğ …
… undaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket «defterlerine» işlenmemiş olmasının «azil» «sebebi» olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · hükmün kesinleşmesi · muhtıra · ispat külfeti · kesin süre · dolandırıcılık · dosya masrafı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin önceki «hükmün kesinleştiği», davalı şirket müdürünün «yetkisinin» kaldırılmasına ya da azline ilişkin talebin incelenmesinde ise, hem davacı hem de davalı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına «dolandırıcılık» suçundan kamu davası açıldığı, taraflara isnat edilen eylemin aynı nitelikte olması nedeniyle tek başına davacıyı haklı kılacak vicdani sonuç ve kanıya varılamadığı, bilirkişi «masrafı» için gerekli eksik avansın yatırılması için davacı vekiline «kesin süre» «ihtaratlı» «muhtıra» tebliğine rağmen eksik avansın karar duruşmasında dahi yatırılmadığından «defter» ve belgelerin incelemesinin mümkün olmadığı, «ispat külfeti» kendisinde bulunan davacının bu delil ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin azline veya istifasına ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre, yetkisi devam eden avukata yapılan muhtıra tebliğinin geçerli olduğu, davacı tarafından önceliklikle eksik avans tamamlanmadan, davalının şirket defterlerinin «ibrazına» zorlanmasının mümkün olmadığı, defter ibrazı açısından davalıya kesin süre henüz verilmediği, davacı tarafından eksik avans yatırıldıktan sonra bu husus açısından ayrıca inceleme yapılması gerekeceği böylelikle davalının «temsil» yetkisini kötüye kullandığı, hususundan azli ya da sınırlanmasını gerektirir hukuksal bir olgunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak şirket ortağı olan davacı ile «şirket müdürü» olan davalı hakkındaki kamu kurum ve kuruluşları zararına «dolandırıcılık» suçuna ilişkin dava dosyaları mahkemece irdelenip tartışılmamış, her iki taraf hakkında kamu davası bulunması ve isnat edilen eylemlerin aynı nitelikte olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2412 E. 2012/9108 K.
Ortak:limited şirket müdürü · şirket müdürü · limited şirket
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürü» olan davalının müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir.
TTK'nın 543. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketlerde ortaklara» ait idare ve «temsil yetkilerinin» kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162. maddeleri uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · temsil yetkisi · şirket müdürlüğü · kayyım · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, şirket ortağı ve «temsilcisi» de olan davacı ve davalının şirket yönetiminde birbirini suçlayıcı nitelikte iddiada bulundukları, her iki tarafın da kusurunun bulunduğu, bu nedenle tek bir tarafın yöneticilik «yetkisinin» kaldırılması, davacının tek başına veya dava dışı «kayyımlarla» birlikte şirkete temsilcisi tayin edilmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 543. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketlerde ortaklara» ait idare ve «temsil yetkilerinin» kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162. maddeleri uygulanır.
Somut olayda davacı vekilinin, anasözleşmeyle müdür olarak atanan davalının «şirketteki müdürlük» görevinden azlini talep ettiği, buna ilişkin delillerini de sunduğu halde mahkemece, davacı vekilinin iddiaları araştırılmaksızın, davalı müdürün bu görevinden azli şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin, hangi gerekçeyle davacının kusurunun bulunduğu dahi belirtilmeksizin «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/6814 E. , 2012/13657 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/02/2011 tarih ve 2008/787-2011/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava dışı Yıldırımoğulları Petrol Ürünleri İnş. Teks. Turz. Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve 31.07.2003 tarihinden bu yana müdürü olduğunu, 2007 yılı başlarında o zamanki şirket ortaklarının şirkete ait petrol istasyonunun ortaklardan biri tarafından kiralanmak suretiyle işletilmesi konusunda anlaştıklarını, ortaklar arasında yapılan ihaleyle petrol istasyonunun işleticiliğinin bir yıllığına ortaklardan Siraç Yıldırım'a verildiğini, bahsi geçen ortağın şirket hisselerini 14.03.2007 tarihinde davacıya devrettiğini, böylece davacının şirket ortaklığının yanı sıra petrol istasyonunun işletmeciliğini de devraldığını, ikinci yıl yapılan ihalenin ise ortaklardan dava dışı Selim Yıldırım üzerinde kaldığını, ancak bu ortağın bilahare ihaleden çekildiğini, davacının ihalede ikinci en yüksek teklifi veren olarak işletmenin kendisine kiralanması talebinin davalı tarafından kabul olunmayarak ihalenin iptal edildiğini, bununla birlikte istasyonun fiilen davacı tarafından işletilmeye devam ettiğini, aradan geçen sekiz aylık sürede davalının sorunun çözümü için çaba göstermediği gibi ihaleyi feshederek şirketin ve ortakların zarara uğramasına neden olduğunu, marka değeri ve saygınlığı yüksek olan petrol istasyonunun davalının eylemleri nedeniyle itibar kaybettiğini, ticari sirkülasyonun sekteye uğradığını, bayiliği yapılan Opet A.Ş firmasının kimi istekleri yerine getirilemediğinden şirketlerinin mahkemeye verilme sürecinin başlatıldığını, davalının basiretsiz tutum ve davranışları ile şirket ve ortaklara zarar verdiği gibi, şirketi idarede ağır kusurlu da olduğunu ileri sürerek, davalının şirket müdürlüğünden azlini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürü olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep sayılır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket defterlerine işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği, Opet firmasının bayilik sözleşmesini feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğu petrol istasyonunda belirtilen standartlarda hizmet verilmediği ve eksikliklerin giderilmediğinden bahisle bayilik sözleşmesini 24.11.2008 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket defterlerine işlenmemiş olmasının azil sebebi olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporunun özetlenmesi suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062497100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz