Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/15047 E. 2018/3281 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ ttk 408/2-b↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ tazminat davası↗ anonim şirket↗ haksız fiil↗ çek↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın haksız fiil hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet çek nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı bankanın şube müdürü olarak görev yapan davalının, bankayı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nin 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usuli bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5455 E. 2017/534 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, asıl davada davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir karar bulunmamakta, birleşen davalar açısından ise bu yönde bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · yönetim kurulu kararı · kötüniyet
Benzer bu kararda… urlu bulunduğuna ilişkin somut bir kayıt ve kanıtın sunulan deliller çerçevesinde tespit edilemediği, bu hali ile açılan davanın ispatlanamadığı, davalı ana dosyada «kötü niyet tazminatı» da istemiş ise de takibin haksız ve kötü niyetli olduğuna kanaat getirilemediği, davanın ispatlanamadığından reddi yoluna gidildiği gerekçesi ile davanın ve davalının «kötüniyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin «kötüniyet tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin «davaların birleştirilmesine» yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8829 E. 2017/4095 K.
Ortak:sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · şirket zararı · ticari faiz · zamanaşımı
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasında verilen «zamanaşımı» nedeniyle düşme kararının kesinleştiği, ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tüm delil, ifade, rapor ve kayıt ve belgeler, bu dosya içerisinde «delil niteliğinde» olmakla, ceza mahkemesi dosyasındaki tüm iddia savunma ve deliller ayrıntılı olarak incelenmekle, uzman bilirkişi kurul raporunun dosya muhteviyatına uygun olduğu anlaşıldığından davacı bankanın, dava konusu zararı ile ilgili açtığı davanın tüm dosya kapsamından ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 356.158,84 TL'nin talep gibi 17.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı» süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, ...
1- Dava, ...bank A.Ş'de şube müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3371 E. 2016/1194 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, «icra inkar tazminatının» tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
4 benzer karar daha
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/560 E. 2015/13614 K.
Ortak:sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihi 18.02.2013 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
İşbu dava, yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
Davalı, davacı şirkette 2007 yılından 2011 yılına kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmıştır.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» üyesi hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/972 E. 2013/3713 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1271 E. 2016/8111 K.
Ortak:sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2008-2009 yıllarında «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı dönemde stok ve satıştan sorumlu olduğuna ilişkin dosyaya yönetim kurulu veya genel kurul kararı «ibraz» edilmediği, aynı dönem dava dışı ...'nun da şirketi her konuda «temsil» ilzama yetkili olduğu, 14/10/2010 tarihinde yapılan fiili stok sayımında «ticari defter kayıtlarında» görünen miktar ile fiili sayım arasında 42.162,09 kg iplik farkı bulunduğu fakat davalı tarafın yönetim kurulu üyesi olduğunda fiili stok sayımı yapıldığına ilişkin dosyaya belge ibraz edilmediği gibi davalının «münhasıran» stok ve satış işleminden sorumlu olmadığı, şirket stoklarında bulunan malların da sayımı yapılarak kendisine «teslim» edilmediği, davalının yönetim kurulunda bulunduğu dönemde şirket ticari defterlerindeki stok ile fiili stok arasındaki farkın davalının yaptığı ve şirket kayıtları …
1-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · ticari defter kayıtları · münhasırlık · şirket zararı · ticari defter · yönetim kurulu kararı · temsil · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2008-2009 yıllarında «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı dönemde stok ve satıştan sorumlu olduğuna ilişkin dosyaya yönetim kurulu veya genel kurul kararı «ibraz» edilmediği, aynı dönem dava dışı ...'nun da şirketi her konuda «temsil» ilzama yetkili olduğu, 14/10/2010 tarihinde yapılan fiili stok sayımında «ticari defter kayıtlarında» görünen miktar ile fiili sayım arasında 42.162,09 kg iplik farkı bulunduğu fakat davalı tarafın yönetim kurulu üyesi olduğunda fiili stok sayımı yapıldığına ilişkin dosyaya belge ibraz edilmediği gibi davalının «münhasıran» stok ve satış işleminden sorumlu olmadığı, şirket stoklarında bulunan malların da sayımı yapılarak kendisine «teslim» edilmediği, davalının yönetim kurulunda bulunduğu dönemde şirket ticari defterlerindeki stok ile fiili stok arasındaki farkın davalının yaptığı ve şirket kayıtları …
1-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan tarihler ve dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» üyesi hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Somut olayda dava, şirket yöneticisi ... tarafından şirketi «temsilen» verilen vekaletname ile açılmış olup davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4755 E. 2019/5675 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Dava, «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkindir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «sorumluluk davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · ıslah · yasal faiz
Benzer bu kararda… apsamına göre; aracın 21/08/2014 tarihi ile yakalandığı tarih arasında davalının sebepsiz ve haksız olarak uhdesinde bulunduğu, aracın kullanımından kaynaklı davacı «şirket zararının» tazmini gerektiği, dava tarihi 14/05/2015 tarihi olup, dava tarihine kadar hesaplamanın yapılması gerektiği, araç kirası olarak 2014 yılında 21/08/2014 tarihinden o yıl sonuna kadar 4.000,00 TL 2015 yılı için aylık 1.200,00 TL rayiç belirlendiği, 14/05/2015 dava tarihi nazara alındığında 2015 yılı için 4 ay 13 gün için aylık 1.200,00 TL'den 4 ay için 4x1.200,00=4.800,00 TL, 13 gün için 1.200,00/30x13=520,00 TL olmak üzere dava tarihine kadar toplam 4.000,00+4.800,00+520,00=9.320,00 TL aracın günlük rayiç kullanımından kaynaklı miktarın talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.320,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 1.500,00 TL'sine 14/05/2015 dava, kalanına 02/03/2018 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/15047 E. , 2018/3281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2015 tarih ve 2013/149-2015/520 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın .... Şubesinde müdür olarak görev yaptığı dönem ile ilgili Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından işten çıkarma cezası ve kredi işlemleri nedeniyle sorumluluğunun bulunmasına karar verildiğini, söz konusu kararın müvekkil banka yönetim kurulunca 20.11.2008 tarihinde onaylandığını, soruşturma raporuna konu borçlulardan .... aleyhine yapılan takiplerin tahsil edilememesi üzerine İcra Müdürlüğünün 2010/10290-10296- 10297- 10298- 10299-10301 esas sayılı dosyalarından aciz vesikası alındığını, söz konusu aciz vesikaları ile müvekkili bankanın zararının kesinleştiğini, söz konusu icra takiplerinin bankanın sorumlu olduğu çek yaprakları bedeline ilişkin olduğunu iddia ederek 7.925,98 TL 'nin aciz vesikalarının alındığı 30.03.2012 tarihinden kredilere uygulanan cari faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ....'e kullandırılan kredi için ....'in kefalet imzasının alındığı, kefillerin de ödeme güçlerinin var olduğunu, müvekkilinden zararını tahsil edebilmesi için kefillerin de aciz vesikasına bağlanmış olması gerekeceğini, müvekkilinin tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın haksız fiil hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet çek nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı bankanın şube müdürü olarak görev yapan davalının, bankayı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nin 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usuli bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54.
maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423772400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz