İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3371 E. 2016/1194 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ ttk 408/2-b↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ tazminat davası↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf, davalının eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket yönetim kurulu başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15047 E. 2018/3281 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · çek
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «haksız fiil» hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet «çek» nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5455 E. 2017/534 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu kararda… urlu bulunduğuna ilişkin somut bir kayıt ve kanıtın sunulan deliller çerçevesinde tespit edilemediği, bu hali ile açılan davanın ispatlanamadığı, davalı ana dosyada «kötü niyet tazminatı» da istemiş ise de takibin haksız ve kötü niyetli olduğuna kanaat getirilemediği, davanın ispatlanamadığından reddi yoluna gidildiği gerekçesi ile davanın ve davalının «kötüniyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin «kötüniyet tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin «davaların birleştirilmesine» yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/560 E. 2015/13614 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
Öte yandan, dava tarihi 18.02.2013 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
İşbu dava, yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · şirket zararı · zamanaşımı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
3 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12185 E. 2017/6141 K.
Ortak:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · anonim şirket · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, «icra inkar tazminatının» tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında «internet bankacılığı» yoluyla şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; bu ödemeler karşılığında şirket için yapılan harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının «şirket müdürlüğü» yaptığı dönemde şirket hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece «şirketi zarara» uğrattığı, takipten önce «temerrüt ihtarı» bulunmadığından «işlemiş faiz» talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL «asıl alacak» ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere «yasal faizi», icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mülga 6762 Sayılı TTK'nin 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükmünün uygulanması gerekir.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nin 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 618/3-c maddesi ve 644. maddesi yollamasıyla 553. madde ve 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenlemeler karşısında «limited şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul yetkisi · temerrüt ihtarı · şirket müdürlüğü · icazet · internet bankacılığı · ortaklar kurulu kararı · şirket zararı · icra takibine itiraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında «internet bankacılığı» yoluyla şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; bu ödemeler karşılığında şirket için yapılan harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının «şirket müdürlüğü» yaptığı dönemde şirket hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece «şirketi zarara» uğrattığı, takipten önce «temerrüt ihtarı» bulunmadığından «işlemiş faiz» talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL «asıl alacak» ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere «yasal faizi», icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı «limited şirketin» eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, HMK’nin 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekild …
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nin m.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/972 E. 2013/3713 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz kararda1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8829 E. 2017/4095 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · şirket zararı · ticari faiz · zamanaşımı
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasında verilen «zamanaşımı» nedeniyle düşme kararının kesinleştiği, ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tüm delil, ifade, rapor ve kayıt ve belgeler, bu dosya içerisinde «delil niteliğinde» olmakla, ceza mahkemesi dosyasındaki tüm iddia savunma ve deliller ayrıntılı olarak incelenmekle, uzman bilirkişi kurul raporunun dosya muhteviyatına uygun olduğu anlaşıldığından davacı bankanın, dava konusu zararı ile ilgili açtığı davanın tüm dosya kapsamından ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 356.158,84 TL'nin talep gibi 17.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı» süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, ...
1- Dava, ...bank A.Ş'de şube müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3371 E. , 2016/1194 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
.
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.06.2014 tarih ve 2012/257-2014/123 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.02.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının şirketin eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından yaptığını, icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin harcamaları yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ve görev icabı yaptığını, şirkete borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf, davalının eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket yönetim kurulu başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215473900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz