Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8829 E. 2017/4095 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ ttk 408/2-b↗ fon kurulu kararı↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ delil niteliği↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ şirket zararı↗ ticari faiz↗ tazminat davası↗ anonim şirket↗ zamanaşımı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararının kesinleştiği, ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tüm delil, ifade, rapor ve kayıt ve belgeler, bu dosya içerisinde delil niteliğinde olmakla, ceza mahkemesi dosyasındaki tüm iddia savunma ve deliller ayrıntılı olarak incelenmekle, uzman bilirkişi kurul raporunun dosya muhteviyatına uygun olduğu anlaşıldığından davacı bankanın, dava konusu zararı ile ilgili açtığı davanın tüm dosya kapsamından ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 356.158,84 TL'nin talep gibi 17.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ...bank A.Ş'de şube müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan tarihler ve dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usuli bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Her ne kadar 5411 sayılı Kanun'un 133/2. maddesinde ''..dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer'' denilmekte ise de, bu hükmün ancak Fon tarafından açılacak davalarda uygulanacağı tabiidir.
Öte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15047 E. 2018/3281 K.
Ortak:sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · çek
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «haksız fiil» hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet «çek» nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5455 E. 2017/534 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, asıl davada davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir karar bulunmamakta, birleşen davalar açısından ise bu yönde bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · yönetim kurulu kararı · kötüniyet
Benzer bu kararda… urlu bulunduğuna ilişkin somut bir kayıt ve kanıtın sunulan deliller çerçevesinde tespit edilemediği, bu hali ile açılan davanın ispatlanamadığı, davalı ana dosyada «kötü niyet tazminatı» da istemiş ise de takibin haksız ve kötü niyetli olduğuna kanaat getirilemediği, davanın ispatlanamadığından reddi yoluna gidildiği gerekçesi ile davanın ve davalının «kötüniyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin «kötüniyet tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin «davaların birleştirilmesine» yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3371 E. 2016/1194 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, «icra inkar tazminatının» tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
2 benzer karar daha
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/560 E. 2015/13614 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı · tazminat davası · anonim şirket · zamanaşımı · ibraz · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı» süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, ...
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasında verilen «zamanaşımı» nedeniyle düşme kararının kesinleştiği, ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tüm delil, ifade, rapor ve kayıt ve belgeler, bu dosya içerisinde «delil niteliğinde» olmakla, ceza mahkemesi dosyasındaki tüm iddia savunma ve deliller ayrıntılı olarak incelenmekle, uzman bilirkişi kurul raporunun dosya muhteviyatına uygun olduğu anlaşıldığından davacı bankanın, dava konusu zararı ile ilgili açtığı davanın tüm dosya kapsamından ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 356.158,84 TL'nin talep gibi 17.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
Öte yandan, dava tarihi 18.02.2013 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
İşbu dava, yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
Davalı, davacı şirkette 2007 yılından 2011 yılına kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmıştır.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» üyesi hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/972 E. 2013/3713 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8829 E. , 2017/4095 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/05/2015 tarih ve 2014/704-2015/723 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.04.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan asil ... ile vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...bank A.Ş. tarafından ...
5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/867 esas sayılı dosyası ile menfi tespit, istirdat ve rehin blokaj tesisi davası ile ... tarafından ...bank A.Ş. aleyhine açılan ...
5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/552 esas sayılı itirazın iptali davasının birleştirildiğini, yapılan yargılama neticesinde davacı birleşen davanın davalısı ...bank A.Ş.'nin davasının reddine, davalı ve birleşen davanın davacısı ...'in itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edildiğini, Yargıtay tarafından kararın onanmasına karar verildiğini, karar düzeltme yoluna gidildiğini ve bunun da reddine karar verildiğini ...
1. İcra Müdürlüğü'nün 2000/1053-1054-1055 esas sayılı dosyalarına 17.10.2005 tarihinde 840.363,57 TL ödeme yapıldığını, eski şube müdürü ... ve ... ve ... hakkında banka tarafından kullandırılan kredinin teminatsız kalmasına sebep olmaları ve mevcut şartlarda tahsisi mümkün olmayan kredinin açılmasını temin etmiş olmaları nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından haklarında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kamu davası açıldığını, ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasından bankanın müdahilliğine karar verildiğini, ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas 15.06.2010 tarih 2010/348 karar sayılı kararı ile asli davanın zamanaşımları dolmuş olması nedeniyle düşme-ortadan kaldırılmasına hükmedildiğini, kararın temyiz edildiğini, kararda maddi hukuktan doğan şahsi haklar talep edilmiş olmasına rağmen hüküm altına alınmadığından işbu alacak davasının açılması zaruretinin doğduğunu, ... Şubesi kredili firmalarından ... Mal. Tic. ve San. A.Ş. firmasına kullandırılan teminat olarak alınan 134.138,00 TL tutarındaki senedin sahte isimlere düzenlenmiş olduğu ve şube yetkililerince bu durumun genel müdürlüğe bildirilmediğini, nakit karşılıklı kullandırılan 39.529,65 TL kredinin teminatına sahte imza ile düzenlenmiş rehin blokaj taahhütnamesinin olduğu mevduatın rehin alındığını, rehin blokaj taahhütnamesindeki imza için gerekli kontrolün yapılmadığını, ...
San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasına kullandırılan kredinin teminatına 62.555,50 TL'lik hatır çeki alınarak kredi onay şartlarına aykırı davranıldığını, genel müdürlüğe de gerçek müşteri çek senedi olarak bilgi verildiğini, tamamı karşılıksız kalarak arkası yazılan çeklerin yasal takip yapılması amacıyla banka avukatına verilmesine karşın 6 aylık zamanaşımı süresi dolduğundan herhangi bir işlem yapılamadığını, 47.135,47 TL kredinin teminatına sahte imza ile düzenlenmiş rehin blokaj taahhütnamesinin olduğu mevduatın rehin alındığı, kredilerin teminatında bulunan mevduatın ... hesabından ... hesabına aktarılmak suretiyle söz konusu mevduatın teminat özelliğinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, ...
San.ve Tic. Ltd. Şti. firmasının kredisinin teminatı olarak 25.000 DEM ve 60.000 USD ve 3.000,00 TL'lik hatır senedi alınarak kredi onay şartlarına aykırı davranıldığını, kredinin teminatına 15.115,97 TL eksik mevduat rehni alınarak kredinin bu kadar kısmının teminatsız bırakıldığı, ... Tic. Ltd. Şti. firmasına kullandırılan kredinin 70.000 USD'lik kısmının ... San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasına aktarılmak suretiyle usulsüz kredi kullandırıldığını, söz konusu kredinin tasfiyesi için herhangi bir çalışma yapmadıklarını, kredinin teminatına bilerek finansman çeki alınarak kredi onay şartlarına aykırı davranıldığını, kredinin teminatına 15.180,15 TL ekspertiz değerli gayrimenkulün ipotek alınması öngörülmesine rağmen 1.588,00 TL değer biçilen gayrimenkulün ipotek alındığını, ...bank A.Ş.
... Şubesi eski müdürü ...'ün bankacılık ilkelerine ve banka mevzuatına aykırı uygulamalarla bankaya risk altına sokması nedeniyle BK hükümleri çerçevesinde bankanın mali bakımdan zarara uğratmış olması nedeniyle alacak davası açılmasının zaruri olduğu, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ... Tic. ve San. A.Ş. yetkilisi ...'ın adı geçen firmaların kredilerinin teminatına alınan mevduat rehinlerinin ortadan kaldırmak amacıyla ...'e ait hesap üzerine tesis edilen nakit blokajla ilgili rehin blokaj taahhütnamesine sahte imza atarak parayı ... hesabına aktarmış olması ve bu sebeple ...
1. İcra Müdürlüğü'nün 2000/1053,1054,1055 esas sayılı dosyalarına 17.10.2005 tarihinde 840.363,57 TL ödeme yapıldığını ve bunun 356.158,84 TL'sinin banka kaynaklarından karşılanarak ödendiğini, kredilerin teminatına sahte isim ve imzalarla düzenlenmiş senetleri firma adına bankaya ciro ettiği nedenleriyle fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, öncelikle davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde ihtiyati tedbir konulmasını, şimdilik tespit olunan ve gerçekleşen 356.158,84 TL'sinin davalıların sorumluluk oranları dahilinde müştereken ve müteselsilen zararın oluştuğu tarihten 17.10.2005 tarihinden itibaren en yüksek banka kredi faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tazminini, dava sonucunda verilecek hükmün tatbik ve zararı istirdat imkanının yitirilmemesi yönünden davalıların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Öğüt, dava konusu olayın 1998 yılında gerçekleştiğini, davacı bankanın olay ilgili olarak tarafına ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2001/52 esas ile dava açtığını ve 25.11.2005 tarihinde maddi zararın hüküm altına alınması talebinde bulunulduğunu, aleyhine açılan işbu davanın karara çıktığını ve asli davanın zamanaşımı doğmuş olması nedeniyle düşme-ortadan kaldırılmasına hükmedildiğini, ikametgahının tebligatın yapılmış olduğu ... İli olduğundan genel yetki kuralı gereğince ilgili davanın görüleceği yerin ... mahkemeleri olacağını, dava konusu olayın ...bank A.Ş. .../... Şubesi'nde gerçekleştiğini, dava konusu ...bank A.Ş. tarafından 06.12.1999 tarihinde ...
5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 1999/867 esas sayılı dosya ile menfi tespit, istirdat ve rehin blokaj tesisi davası ve yine aynı mahkemede açılıp birleştirilen ...bank A.Ş. aleyhine ... tarafından 09.08.2000 tarihinde açılan 2000/552 esas sayılı itirazın iptali davası kapsamında olduğunu, ilgili davaların davacı banka aleyhine 20.08.1998 tarihli rehin blokaj sözleşmesinin hesap sahibi tarafından imzalanmadığı gerekçesi ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2004/1135 kararı ile onandığını, açılan davanın mesnetsiz olduğunu, ... Tic. ve San. A.Ş. firmasına banka tarafından teminat şartının bir kısmının senet çek, bir kısmının nakit karşılıklı (mevduat rehini) olmak üzere kredi kullandırıldığını, ...'in tasarrufunu vadeli olarak bankaya yatırdığını ve banka tarafından ...'e bu paranın ödendiğini, davacı bankanın burada zararının doğmadığını, kullandırılmış olan kredilerin usulüne uygun olmadığı, bankayı bilerek, isteyerek zarara uğratma, banka mevzuatlarına aykırı davranma ile ilgili dosyaya somut ifadeler ve deliller sunulmadığını savunarak ihtiyati haciz ve tedbir talebinin ve davanın reddine, öğrenildiği tarihten 2 yıl ve fiilin gerçekleştiği tarihten 10 yıl geçmesi nedeniyle davada zamanaşımının uygulanmasına, aksi halde ikametgahının ve fiilin gerçekleştiği yerin ...
olması nedeniyle ve fiilin gerçekleştiği yıllarda davacı banka ile hizmet akdi sözleşmesi kapsamında çalıştığından dolayı davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde/... İş Mahkemesi'nde görülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... yargılamaya katılmamış, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, ...
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararının kesinleştiği, ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tüm delil, ifade, rapor ve kayıt ve belgeler, bu dosya içerisinde delil niteliğinde olmakla, ceza mahkemesi dosyasındaki tüm iddia savunma ve deliller ayrıntılı olarak incelenmekle, uzman bilirkişi kurul raporunun dosya muhteviyatına uygun olduğu anlaşıldığından davacı bankanın, dava konusu zararı ile ilgili açtığı davanın tüm dosya kapsamından ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 356.158,84 TL'nin talep gibi 17.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ...bank A.Ş'de şube müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan tarihler ve dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usuli bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Her ne kadar 5411 sayılı Kanun'un 133/2. maddesinde ''..dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer'' denilmekte ise de, bu hükmün ancak Fon tarafından açılacak davalarda uygulanacağı tabiidir.
Öte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54.
maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/355735100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz